şükela:  tümü | bugün
  • özellikle anneler gününde rastladığım, benim de kedim, köpeğim var ben de anneyim, ben kedi annesiyim, köpek annesiyim replikleriyle dışa vurulan sanrı.
    cinsiyete özel olmadığını düşünüyorum.
    maması, aşısından, kısırlaştırmasından başka derdi olmayan bir hayvanla doğduğu anda 10.000 tl masrafı, hastalığı, okulu, eğitimi, sosyalleşmesi sorun olan insan yavrusunu kıyaslıyorlar.
    freud olsa anneliğe babalığa özeniyorlar ama yapacak kadar sıkıya gelemiyorlar derdi ama o daha ziyade seni kullanamadıklarında değiştiğini söylerler falan diyor.

    edit: muhabbet kuşu babası
  • kızımız bu başlığı hiç sevmedi.
  • sanmıyoruz, öyleyiz.
  • ebeveynliği sevgiye değil, maddi karşılığa endeksleyen görüştür.

    evet, anne olmak kendi genlerinizi taşıyan bir canlıyı bedeninizin içinde büyütmek demek. ve evet, hiçbirimiz kedi-köpek-kuş dünyaya getirmiyoruz. işin biyolojik kısmı burada bitiyor.

    peki evlat edindiğimizde ne oluyor? kendi genlerimizi taşımayan, başka birinin dünyaya getirdiği bir çocuğu sevemiyor muyuz? onun kaybından üzüntü duymuyor muyuz? olay sadece genlerde mi bitiyor?

    hayır, kendi çocuğumuzu sevmemizi sağlayan da, herhangi bir başka çocuğu veya hayvanı sevmemizi, hatta aşık olmamızı sağlayan da beynimizdeki oksitosin hormonu. yani bizim genlerimizi taşıması, bizim soyumuzu sürdürmesi veya bedenimizden çıkması gibi bir önkoşul yok. sadece annelik durumunda bu hormon önceden programlanmış ve dozu yüksek, o yüzden bağlanma - istisnalar olsa da - genellikle otomatik ve güçlü biçimde gerçekleşiyor. küçük bir çocuğa bakmanın ne kadar büyük bir fedakarlık gerektirdiği göz önüne alındığında, canlıların soyunun tükenmemesi için bu bağ elzem. üstelik yalnız insanlara özgü de değil.

    öte yandan, gerçekten potansiyeliniz varsa bu bağı kendi genlerinizi taşımayan bir çocukla, hatta kendi türünüzden olmayan bir hayvanla da kurabilirsiniz. beyninizdeki kimyasal süreç ve katılan hormonlar aynıdır. küçücük bir yavru hayvan için gece uykusuz kalabilir, ölümünden evlat acısına yakın bir acı duyabilirsiniz. ama toplum bunu onaylamaz, çünkü hala doğan çocuğun kendi genlerimizi taşıdığından emin olmak için kan dökebilecek ilkellikteyiz.

    eğer duyulan sevgiyi yapılan masrafa endeksleyecek düzeye indiysek, o zaman ben de geçen ay boyunca hasta kedim için toplamda altı bin lira harcadım. yeni doğan çocuğa yaklaşmış mıyım? ne kadar sevgi satın alma hakkım var böylece?

    bazı insanların kendi çocuğunu bile yeterince sevmeyip zarar verdiği bir toplumda kendi genlerini taşımayan, hatta kendi türünden olmayan bir canlıyı sevmek mangal gibi yürek ve olgun bir ruh ister. bunu yermek değil, kutlamak gerekir.