• evin içi sıcak oluyor diye arkada serin odaya koyduğunuz iki muhabbet kuşunuzu sabah ölü bulmaktır. beklenmedik bir anda olduğu için insanı derinden üzer, bir şey daha gitti diye düşündürür.
  • çok zor birşeymiş, ben bugün bunu gördüm...on küsür senedir aynı odayı paylaşırsınız, sizin için bir kuştan öte ailenizin bir ferdi gibi olur artık. arkadaşlarınızla sohbet ederken birden aklınıza düşer, yemi var mı acaba diye evi ararsınız. sabahları kabına koyduğunuz biraz peynir, biraz yumurtayla sizinle birlikte kahvaltı yapar çoğu zaman. önünüzdeki her yemeğe ortak çıkmaya çalışır. çoğu sabah ilk gördüğünüz, bazen sizi uyandırandır. evden çıkarken hoşçakal dediğinizdir çoğu zaman yada odada tek başına kalmasın diye anne, babanızın yanına bıraktığınız. geceleri yanınızda bi nefesdir. yalnızlığınizi paylaşır. kimse görmesin diye sessizce ağladığınızda, o anınızı sizinle paylaşandır. dünyanın en değersiz varlığı gibi hissedersiniz bazen, o ise benim herşeyimsin dercesine bakar sizin yüzünüze...son nefesini bile sizin yanınızda verir...bir boşluk bırakır yerinde. önceden çektiğiniz videosuna, iki üç resmine bakakalırsınız. öldü diye söylediğiniz arkadaşlarınız bile '' ne o yoksa ağlıyor musun '' diye tepki verdiğinin ilk dakikasında özlenendir, yalnızlığınızı paylaşması için. evin altındaki ağacın dibine gömülür. uzağa götürmeye kıyamazsınız...
  • yan komşumuzun köpeği öldü. bahçeye anıt mezar tarzı bir şey yaptılar. ertesi gün kadıncağız kocasına yalvardı. orası iyi olmadı çıkarıp başka köşeye gömelim diye. kocası hemen anladı kadıncağızın derdini; köpeği çıkarıp sevmek istiyormuş son kez.

    neyse, 7. gün oldu kapı çalındı. komşumuz geldi elinde bi tabak helva, gözlerinde nem. buyrun dedi, bizimkinin helvası. öncesinde biraz şaşırdık tabi. sonrasında ise büyük sabır dileklerimizle kabul ettik helvayı.

    hayvanın ölümünü izleyen 6 ay boyunca mezarı başında mum yandı. mevsim kışa dönünce de güneş enerjili bahçe lambası koydular.

    böyle birşey heralde evcil hayvanın ölümü.

    bir malamut var bende de, adı rex. ölünce böyle olmayım diye arayı şimdiden soğutmaya başladım.
  • bu ölüme üzülmek insanın zaafıdır. hiç kimse kızmasın alınmasın. bütün insanlar alışkanlık yaratmış bir şeyi kaybettiklerinde üzülürler. kimisinde ağlama olarak tezahür eder. işin mantık yanı bu. benim için oyuncak bebeğinin kolu koptuğu için ağlayan küçük kız çocuğu da aynı kılıcı kırıldığı için ağlayan erkek çocuğu da. hatta köpeği öldüğü için ağlayan ev arkadaşım da. bir nesneyle duygusal bağ kurduğunuzda bir şekilde onu kaybedince elinizde olmadan üzülürsünüz. ama yine insan olduğumuzdan onun yerini başka bir şeyle doldurmaktan geç kalmayız. tabi bunu yapmayan istisnalar da var ama genelimiz böyle değil miyiz? evlenip boşanıp tekrar bir başkasıyla evlenmek, çıkıp ayrılıp bir başkasıyla terkar çıkmak... hepimiz aynıyız.

    bir arkadaşım cocker almıştı. köpek iki haftada öldü. dalga geçtim garantisi vardır faturayla gidin yenisini versinler diye. onlar ağlıyordu. manyak mısınız hayvan lan bu dedim. onları güldürmek için ne şebeklikler yaptım. çünkü köpeğin öldüğünü ben fark ettim ve ilk ben gördüm. iyi ki onlar görmemiş. neyse. sonra bir husky aldılar şimdi o köpeği annem diye çağırıyorlar. kızım diyolar falan.

    ben işin mantık tarafından bakmayı tercih edenlerdenim. ben öldüğümde kimsenin arkamdan ağlamasını istemem. hatta bir amerikan askerinin yaptığı gibi iki samimi arkadaştan hangisi önce ölürse diğeri onun mezarına mini etekle gelicek diye iddaya bile gererim. oha lan nerden nereye geldik. neyse sonuç olarak alışkanlıkları terkedebiliyor insan oğlu. evcil hayvanın ölmesi de bir diğer evcil hayvanın alınmasına kadar olan duyulan üzüntüye tekabül eder diyerek gidiyorum.
  • akla geldiği her an insanı ağlatabilcek güçtedir.
    daha çocukken sahip olunup, birlikte büyümüşsen.. daha da büyür bu acı, ne yalan söyliyim.

    "zaman şarap gibi akıverirken
    çocuğunmuş gibi oluyor sevdiğin..
    ve ayrılık vakti gelince,
    daha da çok koyar adama, derim."

    fazla bağlanmamak gerek.

    (bkz: şu an ağlıyorum ve entry giriyorum biliyor musun) *
  • muhabbet kuşunu 6 sene boyunca besle büyüt. seni eşi sansın. 24 saat açık olan kafesi yerine daha çok senin üzerinde gezsin. çağırdığın anda gelsin, çerez kabına girsin, akvaryumda yıkansın... eve gelen kızları kıskansın, saldırsın. sonra 2 gün içinde hastalanıp ölsün. hay sikeyim arkadaş ya. eşşek kadar adam muhabbet kuşu için ağlar mı ya?
  • ölüm şekli ile daha çok üzer. kendiliğinden ölüverse bir nebze kabullenebilirdim ama bir cinayete kurban gitmesini kabullenemedim.

    murphy yasaları çocuk yaştakilere işler mi? diye bir soru varsa işte yanıtı:
    birisi hediye olarak bir yavru tavşan getirir, bir çocuğun sahip olacağı muhteşem bir hediye. akşam vakti gelene dek oynadım kendisiyle. evde saklayamayacağımız için bahçede bir çeşit kümes yapıp kapısını hiçbir zevatın giremeyeceği şekilde kapattık sözde. o vakitler gelincik dadanmış ortalığa. tek korkumuz gelinciğin tavşanı yemesi...
    ertesi sabah korkulan başa gelir, gelincik denilen kan emici yaratık tavşanın boynunu koparıp oracıkta tavşanı hiç eder. yese, ortada bir şey bırakmasa hiç görmeyeceğim o sahneyi. ama nasıl bir hayvansa o mahluk, tavşanın kafasını ibretlik için kesip ortalığa bırakıyor bir de! resmen katletti hayvanceğizimi.

    en az 17 yıl öncesi, sabah bir hevesle kapıyı açıp kafası kopmuş bir günlük bile benim olamayan tavşanımı görmemle murhy yasaları ile tanışmış olmam aynı güne denk gelir. çok erken lan!

    ortalıkta, ice age' teki gelincik çok tatlı diye dolanmayın. alırım ayağımın altına. hiçbir şey bana gelincik sid' i şirin gösteremez şu halde.