şükela:  tümü | bugün
  • iki yıla yakın bir zamandır kendi biramı evde kendim yapıyorum. bu amaçla mutfakta şişelerimi yıkıyorum. bu esnada dışarıdan bi gürültüler, bi anonslar, bi müzikler, bi siren sesleri filan geliyor, aldırmıyorum zira seçim zamanı; partiler, liderlerinin koca koca kafalarıyla giydirdikleri midibüslerle sokak sokak gezip oy istiyorlar. bana ne! ben işime gücüme bakarım. o esnada kapı çalıyor, otomata basıp bekliyorum, telsiz seslerini andıran bir takım konuşmaların ardından bir örnek takım elbiseli, uzun boylu ve silahlı iki adam merdivenlerden çıkıp önüme dikiliyorlar, “çekil eve bakıcaz” diyor bi tanesi. öylece siyah parlak ayakkabılarıyla içeri dalıyorlar ve hızlıca odalara göz atıyorlar sonra üçümüz birden kapının önüne çıkıyoruz, adamlardan biri bileğini ağzına doğru tutup “temiz” diyor.

    “temiz tabii ne sandın yarram, daha dün süpürdük sildik” demekli olsam da susuyorum. aynı adam, “cumhurbaşkanımızın rastgele ev ziyaretleri programı kapsamında kendileri şu an size konuk olacaklar” diye kısa bir açıklama yapıyor. o esnada asansörün kapısı açılıyor. inenlerden ilki tayyip erdoğan diğeri ise bekir bozdağ.

    tayip erdoğan “hayırlı günler” diyor, ardından bekir bozdağ da aynısını söylüyor ve ayakkabılarını çıkarıp içeri hamle ediyorlar. panik halde terlik çıkarıyorum, "hoş geldiniz efendim" derken bir yandan terlikleri önlerine koyuyorum "yerler beton çekmesin şimdi" gibi saçma salak bir şeyler de söylüyorum. oysa korumalar ayakkabılarıyla girmişlerdi, ama o an bunu kafama takmıyorum.

    kendilerini salona buyur ediyorum; allahtan salon temiz, derli toplu, televizyonda da lig tv açık. "tekrar hoşgeldiniz" deyip tayyip erdoğan'ın elini öpmeye davranıyorum, "çok yaşa" diyor ama öptürmüyor;, bu sefer bekir bozdağ'a elimi uzatıp tokalaşmaya niyetleniyorum, elimi ters yüz edip öpme konumuna getiriyor, toka edip çekiyorum, bu sefer ben öpmüyorum!

    tayyip erdoğan tam tv'nin karşısında üçlü koltuğun başında, bekir bozdağ ise yanındaki ikili koltuğun ortasında oturuyor, korumalar kapıyı kapattılar, sanırım dışarıda bekliyorlar, ben ise tam karşılarındaki tekli koltuktayım. ortalama bir ev sahibi edasıyla "efendim size ne ikram edeyim?" diye soruyorum. reis "sen ne içiyorsan bize de ondan ver" diyor. afallıyorum, henüz 3. birasını içmiş ve 4.'yü yeni doldurmuş bir adamın şapşal ama coşkulu afallaması bu.

    "efendim söylemesi günah, ben bira içiyordum ama" diyorum, bir yandan da "söylemesi ayıp mı deseydim acaba" diye düşünüyorum. reis'in yüzü buruşuyor,
    bekir bozdağ'ın ise yüzü morarıyor ama reis daha fazla bozuntuya vermeden "sen bize sütlü neskafe yap, şekersiz olsun" diyor.

    terliklerimi giyip mutfağa gidiyorum, allahım evde devlet büyüğü var ben niye bu terliklere taktım acaba, ketıla damacanadan su doldurup düğmesine basıyorum. suyun kaynamasını beklerken bekir bozdağ mutfağa geliyor.

    "oo bu şişeler ne maşallah" diyor. sararıp soluyorum, bozarıp kızarıyorum, morarıp domalıyorum, yok domalmıyorum da "reise ispiyonlamasa bari, gerekirse domalırım" diye düşünüyorum.

    -"efendim üstünüze afiyet evde kendi biramızı yapıyoruz da" diyorum, üstünüze afiyet ne lan! olm ben bunları niye yerli yerinde kullanamıyorum! bekir bozdağ salona doğru sesleniyor "başkanım gelin gelin maden bulduk" diyor, cıvık ağızlı bekir! diyesim geliyor, ellerim telaşla namazdaki gibi* önümde bağlanıyor, kafam eğik kaderimi bekliyorum.

    reis mutfağa teşrif ediyor, bekir cıvığı boş bira şişelerini gösteriyor, reis yüzüme bakıyor "ayran iç" diyor. "emir anlaşıldı sayın cumhurreisim" diyorum. ama bekir durmuyor, açıklama yapıyor, "bu zat evde bira yapıyormuş" diye ispik ediyor.

    reis "alla alla bu yasak değil mi?" diye soruyor. "efendim bddk kanunu gereğince yılda 350 litreyi aşmamak üzere fermente sonuçta" diye birşeyler söylüyorum. bekir gülüyor, "bunu bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu mu serbest bırakmış? " diyor, tekrar gülüyor.

    reis kaşlarını çatıyor, "allah bilir sen sigara da içiyorsundur" diyor, konunun değişmesinden aldığım gazla "yok efendim elektronik sigara kullanıyorum" diyorum. bekir bu kez kahkaha atıyor "kardeşim o zaten hepten yasak" diyor. son bir gayretle "ama ben kendi likitimi de kendim yapıyorum" diyorum, çok kısa bir sessizlikten sonra anlıyorum ki iyice boka bulaştım, devletin başına bir tek "balkonda esrar yetiştiriyorum, yatak odasında da sex yapıyorum" demediğim kaldı.

    reis "bunları ayarlayın, vergi kaybı olmasın" diyor, bekir ispikçisi derhal not alıyor, "hadi bakalım oylarını bekleriz" deyip terliklerini çıkartaraktan kapıya yöneliyorlar, "efendim neskafe hazırdı" diyorum. reis "bi daha ki sefere genco" diyor, bekir bozdağ "bddk ha" deyip yine kıs kıs gülüyor ve keratayla ayakkabısını giyiyor, "allaha emanet ol" deyip gidiyorlar.

    arkalarından rabia işareti yaparak bağırıyorum: "tapdk, tapdk kanunu olucaktı!" reis duymuyor, bekir bozdağ kafasını kaldırıp yine gülüyor, "geçti artık" diyor. kapımı kapatıp eve giriyorum, terlikleri kaldırıp arya'ya fırlatıyorum "getir kızım" diyorum, "iyiki evde köpek beslediğimi söylemedim, halbusü her şeyim faul" diye düşünüyorum ve hınzırca gülümsüyorum ayrıca "bekir bozdağ seni hiç sevmiyorum" diyorum!.

    kapı zili çalıyor, uyanıyorum, muhtar: "trafik ve hgs ihlal cezalarınızı getirdim" diyor, gülümsüyor; terliklerimi giyip sövüyorum.