*

şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gözlemlediğim kadarıyla evde kalmış kadınların en büyük özelliği kimseyi beğenmemeleri. ikinci sırada ise ekonomik bağımsızlıkları
  • evde kalmış demek çok yakışıksız. herhangi bir gerekçe ile evlenmemeyi tercih etmiş bir insana evde kalmış denir mi? kaçıncı yüzyılda yaşıyorsun.

    not: evli ve 2 çocuklu.
  • fazla makyaj, aşırı parfüm.
  • özgürlüğüne düşkündür.
  • "evde kalmış" yanlış bir tanımlama. ama diğer taraftan orta ve üzeri yaşına rağmen evlenmemiş kadınların en birinci genel özelliği kibirli, kendini beğenmiş olmaları.
  • perdeler de genelde kapalı ise d vitamini eksikliği, raşitizm ve osteoporoz.
  • yeterli erkek görmemek.
    yani evde duran kız kimi görecek allasen?
    hayır millette birbirine kefil olmuyor herkes kendi menfaatine. az okumuş eli ekmek tutan erkeği kendi ailesinden birine münasip görüyor.

    ayrıca bir şey daha var çalışma hayatına dahil olmaları.
    çalışma hayatı da sanki kışlada geçiyor. kadının çalışma hayatında yine kadınlar oluyor.

    yoksa evde kalmış dedikleriniz de pekala fit vücutlu, ahlaki değerleri yüksek kızlar.

    bir de evliliğe evlilik gözüyle bakarsanız olmaz. evlilik sevgiyle yapılır.erkek görme görme sonra ilk gördüğünü sev(!) de evlen. fazla loto , ganyan oynuyorsunuz ondan hep bunlar.
  • evde kalmis tabiri, ev hanimi olmak disinda bir hedefi olmayan kadinlar icin kullanilir. gunumuzde 35 yas ustu bir kadin evlenmeyi tercih etmemisse evde kalmis oldugu icin degil, aksine evde kalmadiklari icindir.
  • illa evde kalmış diyeceğiz madem, öncelikle şunu kabul edelim ki çirkin olmak evde kalmak için yeterli bir gerekçe değil. ne çirkinler kimlerle evleniyor sonuçta.

    peki napar da evde kalır bu evde kalmışlar?

    beğenmemek, her canım balım diyene güvenmemek, şüpheci olmak, o kadar şüpheci olmak ki karşındaki insana illallah ettirmek, onu küstürmek. herkese bu değil diyip, kulp takıp doğru insanı beklemek. öncelikleri ilişkilerden başka şeylere odaklamak bir neden.

    bir diğeri aşırı romantik olmak. etrafında görüp mutlular sandığı ilişkilere öykünmek, sürekli böyle ilişkiler, beyaz atlı prensler beklemek, kıyaslamak, adamı bunun için boğmak.

    evde kalma korkusu yaşamak. evleneyim bari şununla diye olmayacak adamlar için kişiliğinden, özgürlüğünden, kimliğinden, arkadaşlarından ödün vermek, en sonunda bambaşka bir insan olmak ve terk edilmek.

    başkaları ekseninde yaşamak. başkalarının da yakışıklı veya zengin veya güçlü bulabileceği, düşman çatlatabileceği bir adam aramak, daha daha istemek, doyumsuz olmak.

    birileriyle tanışabileceği yeterli çevreye sahip olmamak.

    şans.

    ve belki de zaten evlenmek istememek.

    aslına bakarsanız ruh eşini, senin için gerçekten uygun olanı, ömür boyu sevebileceğin, hem eğlenip hem de evlenebileceğin birini bulmak esas zor olan. bu kadar insanın ha diyince birini bulup evlenmelerini ben çılgınca ve akıl almaz buluyorum. müthiş bir risk.

    evde kalmış kardeşiniz atina'dan bildirdi.
  • zor beğenmeleri. çekiciliklerini büyük ölçüde kaybettikleri halde hala karşı cinsten uçuk beklentileri olur.