şükela:  tümü | bugün
  • aramaya inandım ama bulamadım. böyle bir eşik olduğuna yürekten inanıyorum.

    kedi sevmeyen insanlar bile bir yerden sonra "kedi alırım can yoldaşı olur" diyebiliyor. akrabalarımda iki örneği var eşleri öldükten sonra kedi sahiplendiler. biri yolda görse kediden korkan teyzem, şimdi onunla uyuyor. bir de yalnız yaşayan kadınlara "kesin evde kedisi de vardır bunun" bakışı var. erkeklerde de yalnız yaşayıp kedi besleyen var. kadınlarda bu durumun daha çok görülmesini östrojen ve prolaktine bağlıyorum. hatta kedi beslemenin annelik provası olduğunu iddia eden arkadaşlarım var.

    bahsettiğim normal bir şekilde kedi besleme ya da hayvanseverlik değil. yalnız kalmaya bağlı kedi sahiplenenler de hayvansever elbette ama farklı bir şey var işte. ve durup dururken birden kedi sahiplenelim demeleri tuhaf geliyor. zaten kedi beslemeye başlayınca kedisiz yapamama durumu ve kedilerin gariplikleri ile mutlu olma da beraberinde geliyor.

    sanki bir eşik var ve oradan geçince kedi besleme isteği geliyor. belki de evde hayvan besleme eşiğidir, apartmanda köpek beslemenin zor olması yüzünden kedi algısı oluşmuştur. kim bilir?
  • son zamanlarda tam da o esikte oldugumu hissediyorum, bu yuzden yorum yapabilirim saniyorum.

    her turlu hayvani cok seviyorum. boyle elime alip mincirasim geliyor. kopekler daha samimi gelse ev ortamina ‘benim temizlik kriterlerime’ uygun degil. ( bak mesaj atmayin. kendi temizlik kriterim dedim. herkesinki kendine) bu sebeple kedi.

    evde bir canli olsun, minnos minnos dolansin, kucagima alip seveyim, kizlarimla oynasin, hem bir cana sahip cikayim sokaklarda surunmesin yavrucak filan gibi hislerle istiyorum ama kendime henuz guvenemiyorum. iki kucuk kizin arkasini toplamak bile cok zorken kedi almak buyuk sorumluluk gibi geliyor. cesaret edemiyorum. o esige geldim aslinda ama bir turlu ayak basamiyorum.
  • çok istediğim fakat şu an yaşadığım yer dolayısı ile geçemeyeceğim eşik
  • doğarken geçtiğim eşik. minik bir bebeyken pisi kovalardım, ilkokuldayken ilk kedimi, ortaokuldayken ikincisini sahiplendim. işe başladığım yıl ise şimdi evimi paylaştığım pisi canlısı geldi.

    evde kedi iyidir.
  • eve asla kedi almam diyen anne ve babam için olay şöyle gelişti:
    sbs'ye üçüncü kez gireceğim seneydi ve malum çok stresliydim annem de kafam dağılsın diye arka komşumuzun sokakta baktığı kedilerden birini sahiplendik babamın haberi olmadan. plan da yaz dönüşü, kediyi yazlıkta yani sokakta bırakmak. yazlıkta da eve almıyoruz, balkonda kalıyor, zaten hava da sıcak ama eve dönülünce böyle bir imkan yok annem hayatta onu eve alamazmış.

    babam öğrenince çok kızdı, hiç istemedi ama sınav meselesi yüzünden ses çıkarmadı.
    sadece sürekli söylenip evin kapısını, camını açıp çocuk kaçsın diye çaba harcadı. kedi eve geldiği sıralar babam bir gün yatak döşek hasta oldu. hiçbirimize günlerce yüz vermeyen hayvan gitti ilk kez babama yanaştı. uyurken üstüne yatmış gırlaya gırlaya uyudu.

    kedim şimdi 9 yaşında, geceleri sırf annemle babamın ayağının dibinde uyuyabilmek için yatak odasında pusu kuruyor.
  • ilk kelimeleri baba, anne, kedi olan kızımızın geçtiği eşik. biz de geçmiş sayıldık.
  • tüyleri etrafa saçılmasa hooop diye aşacağım eşik.

    hayvanları sevmem adeta bayılırım ama bu tüylü afacanlarla her temasımdan sonra bi top tüy yutmuşum hissi ve onun geçmeyişi...

    hâl böyleyken sokak kedilerini beslemeye devam...
  • üzerinde dört adet köpeğimin boylu boyunca yattığı eşik. bazı köpekler kedilere karşı daha insaflı davranabiliyor ama bilhassa aralarından biri "pisi pisi" kelimesini duyduğu anda kulakları dikip aranmaya başlıyor. yoksa kedi, köpek, rakun, geyik falan hepsiyle yaşamak isterim.
    geçin gidin o eşiği. bir patili ile birlikte yaşama mutluluğu tadılmalı muhakkak. layığıyla bakmak ve sahip çıkmak şartıyla tabi.
  • 1 az 2 çok fazla şeklinde sınır belirttiğim eşiktir.
  • 2 tane chincilla besliyorum evde. sıkıntı yok.