şükela:  tümü | bugün
55 entry daha
  • kediler milyonlarca yıl önce çöl -evet bildiğimiz- şartlarında evrimleşmeye başlamışlardır. onları diğer memelilerden ayıran özellikleri de bu yaşama adapte olduklarından ileri gelmektedir. özellikle gözleri çukurda olan ve kafaları küçük olan kediler kum fırtınalarından kurtulmak ve kumdaki her titreşimi algılamak için evrimleşmiştir.

    gel gelelim bundan 10-15 bin yıl öncesinde köpekleri olduğu gibi kedileri de evcilleştirmişiz. doğada bulunan kediler az yaşarken kendimiz baktığımız kediler daha çok yaşamış ve gen aktarımının büyük bölümü de doğal olarak bu evcil kedilerden sağlanmıştır. evcilleştirmemiz bencillik miydi bak onu tartışırım ama şuan bir kediyi evde beslemek bencilce değil tam tersine ‘kedice’ bir davranıştır çünkü sokaktaki kedi şanslıysa 5 yıl yaşarken arkadaşımın kedisi 12.yaşına geldi, benimki de 3 yaşında.

    sunulan tezde en dikkat çeken nokta bence özgürlük olgusu. mesela benim kediyi dışarı çıkardığım an kuyruğunu öyle bir saklıyor öyle küçülüyor ki eminim yarım saat salsam arabanın altında ezilir ve ölür. dışarda cirit atan bir kedi daha mı özgür geliyor size bilmiyorum ama yiyecek veya su bulamasaydınız siz de öyle dolaşır ve “özgür” görünürdünüz. bizim bahçede mesela üç tane kedi var çok uzaklaşmıyorlar çünkü arada mama alıp ağaçların altına bırakıyorum. o zaman onları da belli küçük bir alana sıkıştırmış oldum çünkü uzaklara gidip mama bulamama olasılığıyla karşı karşıya kalacaklarına küçük bir sokakta belki ben tekrar mama veririm diye takılıyorlar.

    şunu unutmamak lazım canlıların ilk amacı da araçları da hayatta kalmaktır. bunun için
    yemek ve su bulmalılar ve sonra da çoğalıp ölmeliler. engellediğimiz şeyler belki vardır ama evde kedi besleyen kişi, bil ki olması gerekeni yapıyorsun. gurur duy. ve bir sürü sorumluluk alıp hatta belki başına dert açıp hala bencilce hareket ediyorsun diyene de itibar etmeyiniz.
  • işte bunu söyleyebilen bir tip hayvan sevmek nedir bilmiyordur asla da bilemeyecektir. yolda bir kedi görse geçtim aç mıdır su içmiş midir demeyi; kediyi yolda görmüyordur bile. asfalt gibi, çöp kutusu gibi bir varlıktır onun için kedi.

    bu zihniyetteki insanları ben almıyorum hayatıma. şunu yazabilen bir insanda hayvan sevgisi namına hiçbir şey yoktur, var diyorsa da bu başlıktaki tespiti gibi leştir.

    bir kedi, bir canlı bakmak, başka bir canlıya duyulan saygıdan öte bir şey değildir. kendin için bile yapmayacağın zahmet gördüğün onca şeyi sırf ona zarar gelmesin diye, o an canın istemese bile, yapmasan kimse bilemeyecek olsa bile, deliler gibi yorgun olsan bile her defasında yaparsın. niye? çünkü o’nu sevdiğin kadar aslında ona bu anlamda hizmet etmekte ve onu düşünerek yaşamaktasındır. icabında her gün sıçtığı boku temizlersin, kumundaki pislikleri bir gün bekletsen içine sıkıntı düşer, yeri gelir çok istesen bile çay demleyemezsin evde koştururken olur da çarpar diye... bir nevi evladın olmuştur her gün seversin o da seni sever. bir gün sevmeyi atlasan kapris yapar sana. bu hayvan mı vahşi şimdi? sana şurda daha bin tane şey sayarım evine kedi alan kişi ile kedi arasındaki ilişkinin bencillikle yakından uzaktan ilgisi olmadığına dair de sen ne anlarsın lan başka bir canlıya saygı duymaktan, onu önemsemekten.
  • kendi soyunu devam ettirebilmek için üremek kadar bencilce olmayan aktivitedir.