şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: çarli)

    vereceğiniz eğitime göre, kolaylaşması mümkün eylemdir. kafeste beslemek için büyükçe bir kafese ihtiyaç vardır. birde düzenli temizlik şarttır. fena kokar meretin boku.

    ukteyi veren: rwn (27.12.2007 18:12)
  • kedi köpek kuş trio'suna alışmış bir toplum olarak hamster'ı dahi fare diye sevemezken haliyle yeğlenmeyen bir durumdur.

    benimse çocukluk hayalim..

    eşi, gemici olduğundan onunla dünyayı gezebilen yan komşumuz, şu an hatırlamadığım yabancı bi memleketten yavru bir maymunla döner günlerden bir gün. bizim mahellenin de şenliği böylece başlar.

    gözleri bir börülceyi andıran (evet, o kadarcıktı sadece) bu hayvanatcağız, epi topu avuç içi büyüklüğünde olmasına rağmen eşek kadar bir kuyruğa sahiptir (cinsini bilmiyorum). minyatür elleriyle kendisine verilen sebze/meyve/çerezi kıtır kıtır götürürken biz karşısında çeşitli şebekliklerle şekilden şekle girmekteyizdir şaşkınlık ve mutluluktan. zira, hayvanat bahçesindekinden gayrı kanlı canlı bir maymun görmemişizdir o güne dek..

    komşumuz, yaz olması nedeniyle her gün maymunu balkon demirine bağlar ve işe gider. ziyaretçi akınları olur çevre mahallelerden (abartmıyorum lan?!). popüleritede tavan yaparız filan.

    sonra ne oldu bilmiyorum ama ortadan kayboldu bir gün sevgili eğlencemiz. gerçi babaaneme göre, hamile olan sahibi maymuna bakıp maymun gibi bir çocuk doğuracağından birilerine bağışlanmıştı kesin ama ben yine de o kadar emin değildim.

    onu takip eden günler, annemle babamın başının etini yediğim zamanlara denk gelir. bana maymun alııığğnhüeeee, şeklinde. onu neyle besleyeceğimi hayal ederdim; pastalar yapardım kafamdan, muzlu çilekli pastalar.. sonra altını bağlardım muşambayla (e her tarafa sıçarsa annem de ağzıma sıçar haliyle).. kafamda minik tişörtler, tulumlar dikerdim, kış gelince giydiririm diye..

    cuma pazarından alınan iki uyuşuk civcivle kandırılırdık hep, o ayrı..
  • bir zaman iyi bakacağımdan emin olan bir petshop tarafından bana (asıl ısmarlayan kişi vazgeçtiğinden başka alıcı da bulunamadığı için) bedelsiz önerilmişti. bir süre araştırdıktan sonra kesinlikle vazgeçtim. dört önemli sebebi var:
    1) maymun, genetik olarak insana o denli yakın ki insanla ortak pek çok hastalık taşıyabiliyor. bunların arasında hepatit ve aids gibi çok tehlikeli olanları da var.
    2) zekası o denli yüksek ki ergenliğe girer girmez delirmesi kaçınılmaz oluyormuş. şöyle düşünün: zeka geriliği olan bir kızınız var ve kafeste tutuyorsunuz. her ne kadar sosyalleştirmeye çalışsanız bile kendi doğal sosyal ortamından çok uzakta tutuyorsunuz. bu tutsaklık içinde ergenliğe ulaşıyor ama doğal olarak derin ve sarsıcı psikolojik sorunlar yaşaması kaçınılmaz oluyor.
    3) ne kadar sosyalleşse bile vahşi bir hayvan olan maymunun doğasında ve yaşamında cinayete varan şiddet var ve yetişkin bir maymunun kendini ifade şekillerinden biri bu.
    4) ancak hepsinden çok daha önemlisi bir maymun almakla doğadaki maymunlara yapacağınız kötülük. çünkü bu şekilde maymun ticaretine ön ayak oluyorsunuz.
  • sahiplerimin, bana günlük muz ve yatacak sıcak bir yer vermesi şeklinde gerçekleştirdiği aktivite. karşılığında bende türlü maymunluklar yaparak kendilerini eğlendiriyorum. evde herkes mutlu.
  • genelde üniversite çağlarında gerçekleştirilen eylem. üniversite çağı boyunca en az bir kere başa gelir bu durum. maymun yine iyidir bir derece; bunun öküzü var, ayısı var, var oğlu var. tek teselliniz kiranın yarısını ödemesi olur.
    (bkz: ev arkadaşı)
  • eğer bu eylemi gerçekleştiren insanın gerekçesi ' abi evrime çok inanıyorum ben, sırf belki bir gün evrim geçirir de sikerim diye eve dişi maymun aldım ' ise, yapılmaması gerekendir. ben uyardım valla!
  • (bkz: marcel)
  • kendi beslediğim canım yavrum örümcek maymunu “vervet monkey” canım çakimden “çaki ismi” edindiğim tecrübeler doğrultusunda maymun beslemenin diğer hayvanlara kıyasla çok farklı olduğunu söyleyebileceğim gerçeğini değiştirebilecek şeyler yoktur.
    (bkz: beyin error)
    efenim bu zibidi kesinlikle bir hayvan gözünden değil bir çocuk gözünden olaylara bakmakta. o bir hayvan gibi değil çocuk gibi düşünülmeli. hiç bir zaman köpek gibi sevgi gösterisi yapmayacaktır. sahibini çok sevecektir ama tıpkı bir çocuk gibi başkası şeker verdiğinde ona gidecektir, ipi salındığında kaçma eyiliminde bulunmayacaktır ama etrafta gördüğü ilginç ağaç, çiçek böcek gibi ilgi çekebilecek şeylerle oynarken kaybolabilir. (bkz: salak şey) sinirlendiğinde bi hayvan gibi hareketler sergilemez, kızdıranın gözlerinin içine bakar daha çok sinirlenirse kaşlarını kaldırır, daha çok sinirlenirse bu ikisini yaparken aynı zamanda ağzını açar, dahada sinirlendirilirse eliyle vurur ve en son ısırır. onun karakteri ve cinslerinden ayırt edilebilicek derecede bir tipi, surat şekli vardır. 3 çeşit yazarak tarif edilmesi zor sesi vardır ve bu sesleri farklı istek ve duygusal hallerinde kullanır, başına buyruktur liderliğin her an hissettirilmesi gerekmektedir. ama ona onun gibi kızılmalı yani gözlerinin içine bakılıp kaşlar kaldırmalıdır, o gözünü kaçıracaktır. tebrikler savaşı kazandınız artık lider sizsiniz. (bkz: çocukla çocuk olmak) (bkz: maymun olmak)
    muzu çok sever bu zibidiler efenim. ama hergünde aynı yemeği yemezler bi gün muz elma çekirdekse ertesi gün armut çilek havuç sonraki gün yumurta fındık portakal. böyle gider. bez derdi var bide zor iş. dışkısı buram buram kokar. türkiye şartlarında evde yaşar kışın dışarıda kalırsa ölür.

    (bkz: primat)
  • maymunun yaşam alanı, yeri belli onları zevkleriniz, hevesleriniz, özenmeniz sebebiyle kullanmayınız.
    bilmem nerenin ormanlarından şişelere koyulup havasızlıktan ölmesine ramak kala yurda giriş yapan maymunlar, siz satın aldığınız için bu eziyeti çektiler! birisi eğer mymun besliyorsa, bu eziyeti çeken tüm maymunlarda parmağı vardır günahı boldur.