şükela:  tümü | bugün
  • gerçek bir saygı, sevgi, bağlılık göstergesi. yüzde yüz itikat.
  • yolda, parkta, okulda iken saygı duruşuna durmakla farkı olmamalı.

    yok eğer ki, "ahaha bu eylem ne kadar da saçma ya, düşünsene, evde tek başına duruyor adam ve saygı duruşuna geçiyor ihihi" diyorsanız, ortada bir gösteriş budalalığı var.

    şahsen, birilerine saygımı birkaç dakika hareketsiz durarak ifade etmek istemem. ama eğer ki istersem, zamanında okul bahçesinde yüzüme kondurduğum ciddiyet, evde olsam da aynen bulunmalıdır. yoksa, yalancının, çevreye rol yapanın önde gideniyimdir. ya da kendimi daha rahat hissedeceğim bir saygı ifadesi bulurum, o kısım ayrı bir konu şimdi.
  • samimi bir eylemdir. tek başına rakı içip ağlamaya benzer.
  • saygı duruşu'nun toplu halde yapılması makbul bir eylem olarak düşünmüşümdür hep. saygı duymak zaten içsel bir eğlemdir bunun için ayrıca bir fiziksel karşılık aramaya gerek yok. ancak aynı duyguyu paylaşan insanlar bir araya gelir ve bunu paylaşmak isterlerse bunu sözle veya hareketlerle birbirlerine iletmek zorundadırlar. başkalarının da senin gibi hissettiğini görerek veya duyarak idrak etmek kendi hislerini pekiştireceği ve arrtıracağı için tercih edilir. hoşa gider.

    saygı duruşu da bu anlamda bir iletişim biçimidir. amaç bir kişiye, kavrama veya olaya saygı duyduğunu göstermek ve aynı hareketi yapan insanların da senin duygularını paylaştığını algılamaktır. evde kendi başına saygı duruşunda durmanın kendi kendine konuşmaktan pek bir farkı yoktur aslında.
  • saygı duruşu saygının ifade şekillerinden biridir. bir şeyleri ifade etme gerekliliği başkaları olduğu zaman ortaya çıkar. kişi kendine bir şeyler ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bunu zaten bilir.

    iyi niyetli bir yaklaşımla, alışkanlık sonucu gerçekleştirilebilir bir eylemdir, ancak farkındalığı yüksek bünyenin bu eyleme girişmemesi de oldukça normaldir.
  • tek başına namaz kılmaya benzer, ama karşıda mesajı alacak bir "tanrı" olmadığı, ölü bir insan olduğu için gereksiz bir aktivite olarak görülebilir.
    ama namaz'ın amacı, allah'tan korkmayı ve / ya da ona saygı duyup düzgün bir insana dönüşmeyi içeriyorsa, bu eylemi yapmak da insanın kendisine ve ata'sına saygısını ve savunduğu konuya olan bağlılığını pekiştirebilir.

    ben ise kendisine hali hazırda saygı duyan ve "gelse de iki tek atsak, memleket meselelerini konuşsak" modundaki bir kişi olarak gereksiz buluyorum. bu konuda motive olmaya ihtiyacım yok çünkü.

    ama toplum içinde olsaydım bugün, gidip ayakta da durur, saygı duruşumu da yapardım. çünkü halkın bugün motivasyona ihtiyacı olduğuna inanıyorum.

    eğer bir gün ülke olarak pozitif bir noktaya gelirsek, o gün saygı duruşu yapma ihtiyacı bile hissetmeyeceğiz ve hayat normal bir şekilde akıp gidecek. sanki hiçbir şey olmamışçasına... tabii ki unutmuş olmayacağız ama, ama daha çok var sanki o güzel günlere...
  • kafa güzelse yapılma olasılığı yüksektir.
  • ezan okunurken bacak bacak üstüne atmamak gibi ya da radyoyu kapatmak... ne kadar anlamlıysa bu işte.
  • necip fazıl, bir yazısında buna benzer bir olay anlatır. tek cümleyle özetleyecek olursam: boş bir sokakta bekçinin biri istiklal marşı'nı duyar ve hazırola geçip marş bitene kadar kımıldamaz. çerçeve 1 veya çerçeve 2* kitabından okunabilir yazının tamamı.

    bekçinin yaptığı samimiyet noktasında necip fazıl'ın çok hoşuna gitse de benimsemediğim manevi değerlere ait bir ritüel olması sebebiyle bana anlamsız gelmiştir.
  • genel anlamda saygı duruşunu çok anlamlı bulmayan birinin yapmayacağı eylemdir.

    saygı duruşu sadece bir ritüelden ve törensel bir gösteriden ibaret olup, önemli olan ismi anılınca saygı duruşuna geçtiğiniz kişinin görüşlerini, ideallerini, düşüncelerini o kişinin yokluğunda hayata yansıtabilen, saydığımız kişinin size bıraktıklarına, anılarına, düşüncelerine sahip çıkabilen saygılı bir duruş sergileyebilmektir.

    anısına saygı duruşuna geçtiğimiz kişilerin bize bıraktıklarını doyasıya yok sayar, harcarken, yılda 1 dakika hareketsiz durmak, sadece öyle durmaktır.