şükela:  tümü | bugün
  • zaman zaman herkesin farkında olmadan yaptığı.

    (bkz: koynunda yılan beslemek)
  • (bkz: reserved)

    başlık yeterince olgunlaştığında hala penis esprisi yapılmamışsa yapmak adına yapıyorum bu rezerveyi
  • an itibariyle, bizzat kendi ellerimle yakaladığım minik yalanımızla başladığımız maceradır. simdilik pet şişe menşeili çakma vivaryum ile takılıyoruz. kısa bir süre içinde doğal ortamına en yakın (yakaladığım yer belli sonuçta) vivaryum düzenini kurup, erişkin bir yılan olana değin bakmak niyetimiz var.
    oğlum (ki 7 yaşında bir velettir kendisi) yılanımıza feridun ismini koydu. "feridun diye yılan mı olur?!" diyemeden alıştık ismine. hatta bugün "feriduncuğum" şeklinde hitap ederek iyice evimizin bir ferdi yaptı kendisini.

    "yılandan korkmuyor musunuz?" sorularına hayır diyor ve nasılsa bir kaç entari sonra yapılacak olan penis esprisini de peşin peşin yaparak "yılandan korksak pantolonumuzda beslemezdik" diye iğrençliğin dibine vurarak korkma konusunu kapatıyorum.

    yem için canlı böcük saglayacak yazarlar var ise kurban bağışlarınızı kabul edebiliriz. bakım önerisi olan yazarlar her daim yeşillendirebilir. ben de bilahare tecrübelerimi buradan paylaşarak kutsal bilgi kaynağının bu yetersiz başlığını şenlendirecegim.
  • twitter kaynaklı muhtemelen ağır degman olan yine de serin bir hikayeyle konuya müdahil olayım.

    ablamız gece kulüplerinde yılanla şov yapan prezantabl bir şahıs. beraber şov yaptığı yılan şahsına ait ve haliyle evinde besliyor hayvanı. aşağı yukarı iki metrelik bir pitondan bahsediyoruz bu arada. yılanlar allahı bir yaratık yani.

    derken aniden görünürde hiçbir net sebep olmadan pitonumuz yemeden içmeden kesiliyor. bir hafta, iki hafta derken ablamız ekmek teknesi için endişelendiğinden hayvanı veterinere götürmeye karar veriyor. neyse efendim, veteriner hayvanı eviriyor çeviriyor, en sonunda görünürde bir şey olmadığını, ancak mevsim geçişlerinde bu tarz şeyler olabilecegini, hayvanların da insanlar gibi iştahsızlıktan muzdarip olabileceğini söylüyor. öte yandan, diyor baska kuşkulu bir hareketini gözlemlerseniz saat kaç olursa olun beni lütfen arayın. hatun kişi, veteriner buna yazıyor mu acaba gibi düşüncelere kapılıyor ama yok lan böyle yazmaz herhalde diye düşünüp bu konuşmayı aklının bir kösesine yazıyor.

    veteriner ziyaretinden üç gün sonra gece rüyasında üstüne bir agırlık çöküyor kadının. lan karabasan mı noluyoruz falan derken uyanıyor bir de ne görsün? yılanlar tellahı üzerinde kıvranıyor, deri değiştirmeye çalışır gibi bir dalgalanmalar gerilmeler...

    doktorun dediğini hatırlıyor o anda, telefona uzanıp veterineri arıyor: beyefendi, geçen uğramıştım hatırlarsınız, benim pitonu gece tepemde buldum gerine gerine bir hal oldu hayvan bir derdi var sanırım cümlesini bitirir bitirmez veteriner bağırmaya başlar:

    hanımefendi hemen hayvanı bir odaya kilitleyip evden çıkın!

    -hö? neden yahu?
    -hemen çıkın ve beni arayın.

    kadın arar tabi dediğini yapıp. veteriner de durumu izah eder.

    - hanımefendi bu hayvan sizi yemeyi kafaya koymuş. yemek yememesinin sebebi size midede yer açmak belli ki. gece uyandığınızda da tepenizde gerinmesinin sebebi bütün yutabilmek için boyunu mümkün olduğunca uzatabilmekti. arayın polisi itfaiyeyi gelsinler alsınlar.

    bu gece cumartesi nasıl olsa uyumazsınız diye anlattım.

    sevgi ve esenlikle kalın. bi de imam hatipler kapatılsın.
  • eğer eve kız atacaksanız, evde yılan beslediğinizi söylemeyin.
  • eve atacağınız karının haberi olmaması gerekir.

    aksi halde kadın ayrı yöne ondan irkilen yılan ayrı yöne doğru yol alıyor.
  • "zülfü günerhanal" isimli youtube kanalında örneği var bunun. kendisi evinde birçok yılanın yanı sıra; gelincik ve fare gibi hayvaları da besliyor.

    videolarında teknik olarak yılan bakımı ile ilgili bilgiler de veriyor aynı zamanda. ekipman olarak yetersiz olsa da kaliteli ve iyi işler yapmaya çalışıyor.

    iyi yerlere gelecektir kanaatindeyim.

    kanal linki