şükela:  tümü | bugün
106 entry daha
  • hepimize çok önemli ve ortak bir görev düşüyor bugünlerde: evden dışarı adım atmamak.

    işte bu kadar kolay aslında: dışarı çıkmamak. ne bizi yorabilecek, ne de herhangi bir çaba gerektirecek bir şey.

    lütfen arkadaşlar, lütfen abilerim ve ablalarım, lütfen çocuklar; işimiz olmadığı sürece dışarı çıkmayalım. büyüklerimizi, yaşlılarımızı, annelerimizi, babalarımızı, ninelerimizi, dedelerimizi koruyalım. gereksiz yere dışarıda dolaşarak onları ölüme mahkum etmeyelim.

    bu kez durum çok farklı. akpli-chpli, mhpli-hdpli aynı bilinçle davranmalı; galatasaraylı da evde kalmalı, fenerbahçeli de. birbirimizi siyasi konularda da, sportif konularda da bu beladan kurtulduktan sonra yemeye devam edebiliriz ama şimdi birlikte olup bu görevimizi yerine getirmeliyiz.

    mümkün olduğunca evden dışarı çıkmayalım. hani önemli bir yolculuğumuzla çakışan seçim günleri için kendimizi avutmak adına “aman ben oy kullanmasam ne olacak, bir oyla mı değişecek her şey” deriz ya; işte seçimlerde gerçekten pek bir etkisi olmasa da burada bir insanla dahi çok şey değişecek, çok.

    genciz, virüs bizi bulsa da yatağa düşürmez, öldürmez diye düşünmeyelim. boş yere, işimiz yokken dışarıya çıkmayalım.

    mesela sen yalnız başına yaşıyorsun kardeşim ve bugün dışarıda hiç bir işin yok. “yalnızım zaten, evde akşam geldiğimde temas edebileceğim biri de yok, sabah çıkıp biraz hava alayım, kimselere dokunmadan evime dönerim” diye de düşünme. belki çalışmak zorunda olduğu için senden bir saat önce dışarı çıkmış bir işçinin dokunduğu yere dokunacaksın, sonra oradaki virüsü ayakkabınla taşıyarak başka bir nedenle evinden çıkması gerekmiş birinin geçeceği yere aktaracaksın, o da sen evinde kalsaydın belki de hiç denk gelmeyeceği virüsü senin yüzünden gidip evindeki yaşlı babasına geçirecek. lütfen işin yoksa çıkma dışarıya. virüsün, salgının, hastalığın zincirlerinden biri olma.

    ben bir kamu görevlisiyim. son genelgelerle birlikte nöbet usulüne geçmiş bulunuyoruz. nöbet günüm belli ve o güne kadar herhangi bir şekilde bir adım dahi atmayacağım kapıdan. o gün geldiğinde de evden mecburen çıkacağım, işlerimi mecburen yapacağım, gereken mesafeyi korumaya çalışıp işim bittiğinde hemen evime döneceğim. sokağa çıkma yasağı gelse bence de çok güzel olur sözlükteki çok sayıdaki arkadaşın düşündüğü gibi. ancak bu yasağın gelmesi veya gelmemesi ilk etapta biz vatandaşların sorunu olamaz. biz elimizden gelen neyse ona bakmak zorundayız. sokağa çıkma yasağı yoksa, kendimiz sokağa çıkma zorunda değilsek çıkmayalım. dışarıda çalışmıyorsak, işlerimizi evde yapıyorsak ya da işimiz hiç yoksa, öğrenciysek, sporcuysak ne olur çıkmayalım dışarıya.

    şimdiye kadar on binlerce insan öldü. italya, ispanya ve iran örnekleri ortada. sonumuzun onlar gibi olmaması için sadece devlete, bakanlığa bazı işler düşmüyor. biz de elimizden geleni yapalım. daha fazla vatandaşımızın hayatını kaybetmesine istemeden neden olmayalım.

    bunu hiç söylemek istemem ama böyle gerçekten: sırf dışarı çıkmak için, sırf hava almak için, sırf hava güzel diye, sırf trafik çok rahat diye bugünlerde dışarıya çıkan insanlar ölen her insanın ölümünden bir nebze sorumludurlar. bu bilinçle hareket edelim. gereksiz yere gezip tozduktan sonra akşam eve geldiğimizde yeni vaka ve ölüm sayılarını görünce kendimizi bu kötü sonucun nedenlerinden biri olarak görelim.

    lütfen evimizde kalalım. bu işin şakası yok.
  • bu hashtagi kullanıp fotoğraf vs paylaşan ünlüleri gördükçe , özellikle muhalif kısımı , aklıma hep şöyle bir diyalog geliyor;

    siyasi kişisi : - sayın muhalif sanatçı, ne olur evdekal hashtagi kullanıp halkla paylaşır mısınız?
    muhalif sanatçı: - doğru söyleyin , ülke çok boktan bir durumda değil mi ekonomik olarak? yoksa bana gelmezdiniz.
    s.k : - aramızda kalsın lütfen, evet, biz hep yidik.
    m.s : - aq sizin. 2-3 gün bari yasak çıkarsanız. o kadar da mı gücümüz yok?
    s.k: - utandırmayın bizi. rica ediyoruz.
  • çocuklarımızdan bir çağrıdır.

    https://www.youtube.com/watch?v=tnpon0da9es
  • okulların kapalı olduğu ilk haftayı evde geçiren öğrencilerin kendilerini dünyayı kurtarıyoruz tribine sokarak eğlendiği bir hashtag'dir, ne eksik ne fazla.

    bir kısım insan corona yüzünden işinden oldu.

    iş arayan bir sürü insanın iş bulma umudu salgınla son buldu.

    işe gidenler hala işe gidiyor, türkiye'de öyle kayda değer bir iş gücü home office sistemine geçmedi.

    kimse ne istediğini bilmiyor, herkes birilerine bir şeyler yapmasını söylüyor.

    bence susalım artık. insanlar çalışmak zorunda, insanlar ev geçindirmek zorunda, insanlar işini kaybediyor, insanlar iş bulamıyor, devlet önlem almıyor, ama sen bana evdekal diyorsun.

    tanım: kiramı ödemeyen hashtag'dir.
  • ünlülerin bununla ilgili her videosunu gördüğümde sinirlerimi zıplatan çağrı. bir grup da çıkıp karşılık veremiyor "çalışmak zorunda olan insanlar var, dip dibe yemek yiyen çalışanlar var." diye. insanların birçoğu evde kalması gerektiğinin farkında zaten. samimiyetsizliğiniz batsın.
  • yaşlı adama hava atarak üzen embesilden midir bilmiyorum ama bana son derece itici gelen kampanyamsı laf. kullananların hepsi malum kesimdenmiş gibi geliyor.
  • bu hashtag, herkesin dilinde olmasından kaynaklı olsa gerek, çok itici bir hâl almaya başladı; doğrudur. ancak bu toplumda yaşayan bireyler olarak hem kendimizi, hem sevdiklerimizi, hem de çevremizi korumanın yolu bu hashtag'ten geçiyor; bunu hiçbirimiz inkar edemeyiz. ne maske, ne eldiven, ne de başka bir şey... hiçbir şey evde kalmaktan, sosyal izolasyondan daha koruyucu değil maalesef.

    elbette evden çıkmamız gereken durumlar olabilir, bu durumlarda da kendimizi nasıl korumamız gerektiğini burada belirtmeyeceğim; zaten hepimiz son iki haftadır yeterince uzman olduk bu konuda. "evde kalmak" kalıbının özellikle kadınlara yapılan imalarını bir kenara bırakırsak, gerçek anlamını özümseyip önem verirsek ve hayata geçirirsek bir şeylerin değişebileceği ortada.

    çünkü, maalesef ki, hâlâ birçok insan bu durumun ciddiyetinin farkında değil. "türk'üm ben, türk'e hiçbir şey olmaz"cılar, "allah'ın takdiri... allah yazdıysa kapacağız bu virüsü yapacak bir şey yok"cular, "ben ölsem ne olur, ölmesem ne olur... bir virüsten mi öleceğim sanki?!"ciler ve daha niceleri... bu kafadan çıkmanız ve bize yardımcı olmanız gerekiyor, anlatabiliyor muyum?

    insan, sosyal bir varlık ve bu sosyal varlığa sosyal izolasyon uygulamak elbette can sıkıcı; ancak bu durumu daha çekilebilir kılmak bizim elimizde. evdeki dördüncü günümde neler yapabileceğimle alakalı bir liste hazırladım, çünkü belli ki evde kısa bir süre durmayacaktım. listedekileri denemeye çalıştım, bu zaten birkaç günümü aldı. daha sonra neleri yapmaktan hoşlandığımı, neleri yapabildiğimi kavrayıp ona göre şekillendirmeye başladım günlerimi ve bu bana sahiden çok iyi geldi. kendime vakit ayırmak, sürekli ertelediğim şeylere bir şans vermek, evdekiler haricindeki insanlardan biraz olsun uzak kalmak beni çok iyi hissettirdi.

    bu süreçte beş senedir yüzünü bile görmediğim, evin bir köşesinde tozlanmaya ve unutulmaya yüz tutmuş gitarımı buldum çıkardım. onunla ilgileniyorum, bu sıralar dinlemekten keyif aldığım akustik parçaları çalmaya çalışıyorum.
    kardeşimin kullanmadığı sulu boyasını ele geçirdim. sevdiğim çizgi film karakterlerini önce çiziyorum, sonra boyuyorum. odamın boş duvarına onları asmak, bu konudaki yeteneğimi fark etmek beni iyi hissettiriyor.
    yogaya başladım. meditasyonla da aramız fena değildi zaten, ikisini koordineli bir şekilde götürmeye çalışıyorum.
    kitaplıkta okunmayı bekleyen, 'okunacak kitaplar listesi'nden ismini bir türlü sildirememiş kitaplarıma şans tanıyorum. başlayıp başlayıp bir türlü sonunu getiremediğim dizilerim, bir türlü izleyemediğim kült filmlerim vardı; vakit buldukça onlarla beraberim.
    yeni müzikler keşfediyorum, yeni ilgi alanları ve merak duyduğum konuların arayışındayım.
    bazen de, birkaç arkadaşımla toplanıp online oyuna giriyoruz saatlerce.

    siz de, yoğun hayatınızdan yapmaya fırsat bulamadığınız şeyleri bir listeye dökün ve onları sırayla hayatlarınıza alın. depresyona girmek yerine kendinize vakit ayırın, evde olmanın tadını çıkarın. bir tavsiyeydi sadece.

    ve lütfen, evde kalın. lütfen... lütfen!
  • maaşımı ve işimi garantiye al.

    ancak o vaziyette evde kalırım.
  • kalamıyorlar sevgili kardeşim çünkü hayattaki tek aktiviteleri aylaklık olanlar var. bugün bir iş için maskeyle çarşıya çıktım bakıyorum 5-6'lı arkadaş gruplari sigara içerek laklak ederek yürüyor.

    bizler gibi kendilerini geliştirmiş, bir seylerin peşinde koşan insan sayısı az. okuyan, bir şeyler izleyen, yeni şeyler keşfetmeye çalışan, kendi kendine bir şeyler üretmeyi deneyenler o kadar az ki.

    bizim için evde kalma kuralı izlemeye fırsat bulamadığımız onca dizi filmi izleme, onca kitabı okuma ve ekmek vb temel ihtiyaçları sağlık amaçlı evde üretmeyi deneyerek hem üretmek hem de öğrenmek anlamına geliyor.

    ama ülkenin çoğu için öyle değil işte.

    tek sosyal aktivitesi kafelerde kız kesmek, çay ocaklarında boş boş oturup dedikodu yapmak olan büyük bir kesim var ve evde kalmak onları delirtiyor.

    yalnız kalamayan, hiçbir kültürel aktivitesi olmayan, ailesiyle ilişkisi sosyal olarak çok güçlü olmayan (başbaşa evde kalınca anlaşmazlıkların fazlalaşması gibi) insanlar evde kalabilir mi sizce?

    kalmıyorlar da zaten. ülkenin korona virüsle mücadelesinde en çok zorlanacağı husus bu muhtemelen.
31 entry daha