şükela   tümü | bugün
  • son bölümünde öğretmen hanım kızımızın sadece evini yenilemekle kalmamışlar; nikah masraflarını da üstlenmeyi kabul etmişlerdir.
    ben belki de hayatımda ilk defa bu tarz bir programın hakikaten hayırlı bir iş yaptığı kanısındayım şu an.

    ciciş: nikah değil, nişanmış o*en di ozkır goz tu: bavyerali
  • son birkaç programdır konseptinde değişikliğe gitmiş, evini yenilemeye durumu olmayan ailelere yönelerek aslında yapılan işin şimdi hakkını vermeye başlamış olan program. ben zaten durumu çok iyi olup, sırf keyfinden, kocasına inadından, annesinin tarzından sıkıldığından evini yenilemeye giden insanların başvurularına neden öncelik verildiğini bir türlü anlayamıyordum. bana şımarıklıktan başka birşey gibi gözükmüyor.

    programcılar başta yapması gerekeni ortalarda yapmaya başladı. programı insanların aklında daha iyi tutundurmaya da neden oluyor bu haliyle. ama son çalışmalara bakarak hakikaten bir tebriği de hak ediyorlar. özellikle o ustaların samimi çalışmaları, mimar selim yuhay 'ın mütevazi halleri programı daha da sıcak yapıyor.
  • iki gündür izleyip takdir ettiğim program. dün köyde öğretmen lojmanını, bugün çatalca`da bir köy evini yenilediler. gerçekten helal olsun öyle bir odasını da değil bahçesinden çelik kapısına kadar.

    edit: yuh dış cepheyi bile boyadılar 30.000 masraf yaptılar. kadın hala bura niye çamur diyo. gören de der ki nişantaşından bugün dönmüş.
  • bugünkü bölümde eve 30 bin lira harcadılar ki genelde en fazla 15 bin falan harcıyorlar. evi çiçek gibi yaptılar. ev sahibi kadın bahçedeki çamura laf ediyor. yüzünde de memnuniyetsiz bir ifade. izlerken ben utandım. mimar da bir heves evi göstermeye çalışıyor. ayıptır ya adamlar neler yaptılar sanki mecbur.
  • insanoğlu doyumsuzdur örneği. çamur batıyor gözüne. olacak şey değil.
    küçük kızı desen, elindekilerle zaten mutlu olan bir birey. fazlası da haliyle mutlu ediyor. bu yüzdendir ki gelecekte kendisine ailesinin sunduklarından iyi koşullar sunacaktır.
  • geçende bir öğretmenin lojmanını yenilediler. birincisi, lojman ücra bir köyde değil, istanbulun bir köyünde. bu kadar bakımsız olması rezillik. içerde çalışmalar yapılırken bir ara belediye başkanı gelip ekibe teşekkür etti, kadraja girip reklamını yapıp çekti gitti. ben de bir şeylere destek olacak zannettim. sonradan sadece bahçe için bitki gönderdi. siyasetçi olmak böyle bir şey işte demek ki...
    öğretmeni de yadırgadım. yavrucum , baktın lojman döküntü, ne diye kalıyorsun. köyde bir kiralık ev bul. o rutubetin içinde yaşanır mı, çürüyeceksin genç yaşında. gören de o evde kalmasını mecbur tuttular zannedecek.
    ayrıca eve yapılanlar çirkin bir kızın makyaj yapması gibi. o rutubeti engellemediğin sürece, en fazla üç ay içersinde duvarlar yeşermeye başlar yeniden. 48 bin tl'ye sıfırdan , tek katlı, betonarme bir ev inşa edebilirlerdi. hayırlısı...
  • bu gece kalbimi çelmiş program.

    gündüzleri evde olmadığımdan izleyemiyorum, gece de tekrar yayınına denk gelirsem gürültü olsun diye açık oluyor.
    az önce dikkatimi çekti, yaşlı bir teyzeyi gösteriyorlar fakat giyim mağazasında.

    anladığım kadarıyla bu teyze ve eşinin pek durumu yokmuş, buna rağmen iki torunlarına bakıyorlarmış.
    teyze hayatı boyunca hiç bir mağazadan giysi almamış kendine, zaten ayağındada basma şalvar var.

    bu program, bu teyzeyi giysi almak için mağazaya götürmüş. hem teyzeye hem torunlarına.

    çok güzel değil mi? yani belki bu şekilde gösterilmesi hoş değil ama işleri bu sonuçta. kadın nasıl mutlu oldu? o mutlu oldukça ben de oldum burada.

    helal olsun be.
  • (bkz: fuşya)
    (bkz: niş)
    (bkz: kontrast)
    ve pek tabi hep aynı tonda seçilen sudan etkilenmeyen parke.
  • benim için tek bir kelimeden ibaret program: niş. bunu yapmadıkları ev yok gibi. artık ne yapacaklarını ev sahibi onlardan önce söyleyebilir duruma geldi:

    - veee buraya ne yapıyoruz?
    + ben biliyorum nişşş!!! (iç ses: allahım benim de bir nişim olacak!!)

    yalnız an itibariyle izlemekte olduğum programdaki kızın kafasını nişe çarpmak istiyorum. bu kadar mı yapmacık bir ses tonu, bu kadar mı yapay bir konuşma stili olur. midem kötü zaten gidip kusacağım birazdan.

    edit: bir de bu programda insanların rol yapma çabası içindeki çırpınışları fevkalade. bir bölüm aklından zoru olduğunu düşündüğüm bir kadın fuşya bir şeyleri görünce düşüp bayıldı rolü yapmıştı. neymiş şaka yapıyorlarmış mimara. allahım bu kadar mı rezil rol yapılır ya. psikolojimde derin bir yara açtığını düşünüyorum o performansın. lütfen rol yapma işini profesyonellere bırakalım.