1. iki gündür izleyip takdir ettiğim program. dün köyde öğretmen lojmanını, bugün çatalca`da bir köy evini yenilediler. gerçekten helal olsun öyle bir odasını da değil bahçesinden çelik kapısına kadar.

    edit: yuh dış cepheyi bile boyadılar 30.000 masraf yaptılar. kadın hala bura niye çamur diyo. gören de der ki nişantaşından bugün dönmüş.
  2. bugünkü bölümde eve 30 bin lira harcadılar ki genelde en fazla 15 bin falan harcıyorlar. evi çiçek gibi yaptılar. ev sahibi kadın bahçedeki çamura laf ediyor. yüzünde de memnuniyetsiz bir ifade. izlerken ben utandım. mimar da bir heves evi göstermeye çalışıyor. ayıptır ya adamlar neler yaptılar sanki mecbur.
  3. insanoğlu doyumsuzdur örneği. çamur batıyor gözüne. olacak şey değil.
    küçük kızı desen, elindekilerle zaten mutlu olan bir birey. fazlası da haliyle mutlu ediyor. bu yüzdendir ki gelecekte kendisine ailesinin sunduklarından iyi koşullar sunacaktır.
  4. geçende bir öğretmenin lojmanını yenilediler. birincisi, lojman ücra bir köyde değil, istanbulun bir köyünde. bu kadar bakımsız olması rezillik. içerde çalışmalar yapılırken bir ara belediye başkanı gelip ekibe teşekkür etti, kadraja girip reklamını yapıp çekti gitti. ben de bir şeylere destek olacak zannettim. sonradan sadece bahçe için bitki gönderdi. siyasetçi olmak böyle bir şey işte demek ki...
    öğretmeni de yadırgadım. yavrucum , baktın lojman döküntü, ne diye kalıyorsun. köyde bir kiralık ev bul. o rutubetin içinde yaşanır mı, çürüyeceksin genç yaşında. gören de o evde kalmasını mecbur tuttular zannedecek.
    ayrıca eve yapılanlar çirkin bir kızın makyaj yapması gibi. o rutubeti engellemediğin sürece, en fazla üç ay içersinde duvarlar yeşermeye başlar yeniden. 48 bin tl'ye sıfırdan , tek katlı, betonarme bir ev inşa edebilirlerdi. hayırlısı...
  5. bu gece kalbimi çelmiş program.

    gündüzleri evde olmadığımdan izleyemiyorum, gece de tekrar yayınına denk gelirsem gürültü olsun diye açık oluyor.
    az önce dikkatimi çekti, yaşlı bir teyzeyi gösteriyorlar fakat giyim mağazasında.

    anladığım kadarıyla bu teyze ve eşinin pek durumu yokmuş, buna rağmen iki torunlarına bakıyorlarmış.
    teyze hayatı boyunca hiç bir mağazadan giysi almamış kendine, zaten ayağındada basma şalvar var.

    bu program, bu teyzeyi giysi almak için mağazaya götürmüş. hem teyzeye hem torunlarına.

    çok güzel değil mi? yani belki bu şekilde gösterilmesi hoş değil ama işleri bu sonuçta. kadın nasıl mutlu oldu? o mutlu oldukça ben de oldum burada.

    helal olsun be.
  6. benim için tek bir kelimeden ibaret program: niş. bunu yapmadıkları ev yok gibi. artık ne yapacaklarını ev sahibi onlardan önce söyleyebilir duruma geldi:

    - veee buraya ne yapıyoruz?
    + ben biliyorum nişşş!!! (iç ses: allahım benim de bir nişim olacak!!)

    yalnız an itibariyle izlemekte olduğum programdaki kızın kafasını nişe çarpmak istiyorum. bu kadar mı yapmacık bir ses tonu, bu kadar mı yapay bir konuşma stili olur. midem kötü zaten gidip kusacağım birazdan.

    edit: bir de bu programda insanların rol yapma çabası içindeki çırpınışları fevkalade. bir bölüm aklından zoru olduğunu düşündüğüm bir kadın fuşya bir şeyleri görünce düşüp bayıldı rolü yapmıştı. neymiş şaka yapıyorlarmış mimara. allahım bu kadar mı rezil rol yapılır ya. psikolojimde derin bir yara açtığını düşünüyorum o performansın. lütfen rol yapma işini profesyonellere bırakalım.
  7. ilköğretimde okuyan kızlarının üstün başarısı sayesinde evleri yenilenen bir ailenin gösterildiği program.

    geçim sıkıntısı yaşadığı belli olan ailenin köy evi gerçekten çiçek gibi yapıldı. tertemiz pırıl pırıl bir ev teslim ettiler insanlara.

    evin mezbelelik, çöplük halinde olan sözüm ona bahçesi, çatalca belediyesinin gönderdiği işçiler ve harcadığı para sayesinde derlendi toplandı. çitler yapıldı, bahçe temizlendi, gömme doğal taşlarla bir yol yapıldı belediyenin peyzaj mimarı gözetiminde.

    evin annesinin tepkisi: ama bu ne böyle, bu çamur ne böyle?

    yemin ediyorum ben selim yuhay olsam programı orada keser herşeyi geri söktürürdüm. adam, peygamber gibi adammış.

    ablacım senin evinin önü daha önce bildiğin çöplüktü. tertemiz bahçe teslim ediliyor sana. çok biliyorduysan bahçeni kendin düzeltseydin. bahçe düzeltmek para isteyen bir iş değil. alıp elinize bir çapa temizleseydiniz!

    yazık selim bey de "ee tabii titiz hanım, haklı" filan diye durumu toplamaya çalıştı.

    yemin ediyorum nankör insanlar. 2 de oğlu varmış. bu hanımın nasıl bir kayınvalide olacağını düşünmek bile istemiyorum. kendisine teslim edilen saray gibi eve bile daha girdiği ilk dakikada bok attı. yeminle çok gıcık oldum. ne insanlar var yaa!
  8. bugünkü bölümünde ev sahibine şaka yapmak için eve kocaman bir koyun getirilen program. 6-7 usta davul zurna eşliğinde koyunun gözleri ve ayakları bağladı, ev sahibi kapıdan içeri girdiğinde ise lütfen ayaklarını tutun, koyunu keseceğiz dediler ve hayvancağızın boğazına bıçak dayadılar. neyse ki sonra ev sahibi bayılma kıvamına gelince şaka olduğu açıklandı. bu şaka kimin aklına geldiyse, onun ben amına koyayım. bazen gerçekten iğreniyorum yaşadığım ülkeden.