1. sonuna denk gelirsem, değişimi görmek için bekleyip izliyorum. ama oturup başında sonuna izlenmesi imkansız bir program bana göre. gerçi türk tv'lerindeki bu tarz programların ortak sorunu bu: çok çok uzun sürüyorlar. aşırı derecede uzun. neredeyse, an be an gösterecek gibi. tekrarlar, özetler, bitmek bilmeyen ne yaptık ne ettikler. insanı çok sıkıyor.
  2. mimar selim'in son dokunuşları yaparken, sürekli bir boya işiyle uğraşıp, canım gömlekleri boya lekesi yaptığı program.. yazık o boyayla uğraşırken ben burdan acıyorum o gömleklere.. zor bişey değil, üstüne boyayla uğraşırken başka bişey giy..
  3. sözde yaptığı evleri daha beter hale getiren programdır.

    (bkz: evim şahane'deki kel adam)

    bir de ustaların nerden geldim ben buraya tribi var ki candır, adam belli boya badana işlerine bakan klasik amele-usta, gelmiş boya badana yapacak amk işte kel adam geliyor bak şimdi ahmet usta ne yapacaz biliyon mu diye lafa giriyor,

    - hie, nabacaz?
    - al bunu (bildiğin naylon poşet amk)
    - aldım
    - bu senin fırçan
    - bu? fırça? [alt dudak sarkıtmalı allah allah bu nasıl fırçaymış 40 yıllık boya badanacıyım böyle fırça görmedim hareketi]
    - şimdi bunla son dokunuşları yapacaz
    - hie, son dokunuş? bunla? tavana? tamam?
    - ver ordan boyayı

    abi sıçtın bırak ya da diyemiyor garip öyle gidiyor eheh
  4. mart ya da şubatta izlediğim bir bölümdü, baba ölmüş anne üç kızıyla kalmıştı. kapıcı dairesinde oturuyorlardı orayı yenilediler. gayet güzel, bunlarda sorun yok zaten. maddi durumlarını göz önüne getirip kadının plazma tv için yaptığı pazarlıkta, bir küçük boyunu alacağı zaman bile bunu yoksulluğuna bağladılar -ki evet öyledir, o kadın bu yüzden her şeyi tartarak harcıyor, gereksiz masraftan kaçınıyordu ama kötü dile getirdiler- ve en sonunda çocuklara giysi alışverişi yaptılar. ya madem yapıyorsunuz, ekrana "giyecek bir şeyler de aldık" demek istiyorsunuz, gidin alın çocuklarla ve sadece paketleri gösterin en kötü. o çocuklar giydiğinde arkadaşları "aaa bunu da kanal d aldı" diyecek, çok mu hoş bir durum ilkokul çağındaki çocuk için bu, acımasız olurlar, eleştirel yaklaşırlar her şeye, engellilerle yoksullarla bunca dalga geçmeleri bundandır. neyse sonuç olarak iyi işler çıkarıyorlardır elbet ama böyle gösteriş yaparak olmuyor bu işler. izlediğim ilk ve son bölümü oldu zaten.
  5. ilginc bir bolume imza atiyorlar.

    mutfagi icin basvuran bir koy ogretmeninin yasadigi lojmanin tumunu elden gecirmeye karar verdi selim bey.
    lojmanin hali facia. banyo, mutfak neredeyse ic ice.
    akrepler dolasiyor evin icerisinde.
    devletin memuruna reva gordugu eve bak yahu.

    ha bu arada. normalde maksimun 15 bin tl olan butce, genc ogretmen icin 48 bin tl olarak belirlendi.

    edit: catalca belediye baskani da onarilan eve "goley gessin usdalar" diye girerek kendini sooyle bir gosterip cikti.
    hic rahatsiz olmadi demek lojmanin o halinden.
  6. gereksiz çok fazla eleştiriye maruz kalan, dekorasyon ve restorasyon konusunda yapılmış başarılı bir tv programıdır. ilgi alanına girenler keyifle izleyebilir.
  7. bugünkü bölümde öğretmenin lojmanının yenilenmesi güzel fikir. lakin 15 sene lojmanda oturmuş biri olarak, lojmana pek bir şey yaptıramazdık biz. yasaktı. düzeltmek için olsa bile yaptıramazdık, duvar rengini değiştirmiştik bir kere de ne büyük olay olmuştu. çok güzel bir iş yapıyorlar da umarım öğretmenine o lojmanı reva gören devlet, evi yenilediler diye insanların başını yakmaz.
  8. son bölümünde öğretmen hanım kızımızın sadece evini yenilemekle kalmamışlar; nikah masraflarını da üstlenmeyi kabul etmişlerdir.
    ben belki de hayatımda ilk defa bu tarz bir programın hakikaten hayırlı bir iş yaptığı kanısındayım şu an.

    ciciş: nikah değil, nişanmış o*en di ozkır goz tu: bavyerali
  9. son birkaç programdır konseptinde değişikliğe gitmiş, evini yenilemeye durumu olmayan ailelere yönelerek aslında yapılan işin şimdi hakkını vermeye başlamış olan program. ben zaten durumu çok iyi olup, sırf keyfinden, kocasına inadından, annesinin tarzından sıkıldığından evini yenilemeye giden insanların başvurularına neden öncelik verildiğini bir türlü anlayamıyordum. bana şımarıklıktan başka birşey gibi gözükmüyor.

    programcılar başta yapması gerekeni ortalarda yapmaya başladı. programı insanların aklında daha iyi tutundurmaya da neden oluyor bu haliyle. ama son çalışmalara bakarak hakikaten bir tebriği de hak ediyorlar. özellikle o ustaların samimi çalışmaları, mimar selim yuhay 'ın mütevazi halleri programı daha da sıcak yapıyor.
  10. iki gündür izleyip takdir ettiğim program. dün köyde öğretmen lojmanını, bugün çatalca`da bir köy evini yenilediler. gerçekten helal olsun öyle bir odasını da değil bahçesinden çelik kapısına kadar.

    edit: yuh dış cepheyi bile boyadılar 30.000 masraf yaptılar. kadın hala bura niye çamur diyo. gören de der ki nişantaşından bugün dönmüş.

evim şahane hakkında bilgi verin