1. engelli çocuk sahibi ailelerin yaşamayı dilemek zorunda kaldıkları acı
  2. anneannem anlatmıştır zamanında her şeyi. 60 yıl önce ilk oğlu dünyaya gelmiş fakat o günkü şartlardan ve bakımsızlıktan dolayı zatürre olmuş henüz bir yaşında iken hayata veda etmiş.
    "o zaman" diyor anneannem "yanağını öptüğümde dudağımda hissettiğim soğukluğu hala hissediyorum"
  3. "yokluğunun ateşi çok yakıyor bizi..."

    iki sene önce evladını kaybetmiş bir annenin, canım arkadaşım mehmet'in annesinin dudaklarından dökülüyor bugün bu cümle.. 12 eylül, mehmet'in doğumgünü.. yaşasaydı bugün kutlamak için o'nu aramış, sesini duymuş olacaktım.. olmadı.. şimdi tek temennimiz, o'na sesimizi değil dualarımızı duyurmak..

    üniversitenin son sınıfındayken, doğumgünüm olan güne iki vizem denk gelmişti.. neden yaptım bilmiyorum ama o sene bana yollanan tüm kutlama mesajlarını yazmışım bir deftere.. iyi ki de yazmışım diyorum şimdi çünkü memo'nun mesajı da var aralarında.. ancak onunki klasik kutlama mesajları arasında, tam da yarama tuz basar cinsten..

    "ne kötü! ben hiçbir doğumgünümde ders çalışmak zorunda kalmamıştım! :) kalbimdeki o şirin ses, iyi ki varsın!"

    kalbimdeki puslu ses, iyi ki vardın ve hep varsın..

    "yokluğunun ateşi çok yakıyor bizi..."
  4. iki selebritinin sözlerini sıralamak gerekir bu konuda, ki özellikle ikinci söz, burada ve her yerde, sözü söyleyen kişiyi tanısın tanımasın geniş kitlelerce kullanılagelmiştir.

    napolyon bonapart: "insanların çocuk sahibi olmadan göçüp gittiklerini görmek ne acı."
    antik yunan düşünürü öyripides: "insanoğlu için kendi çocuğunu kaybetmekten daha büyük bir acı olabilir mi yahu"

    buradan çıkarılacak sonuç:

    münferit örnekleri dışarıda tutarsak, ölümün yaratabileceği etkiyi en derin ve yalın şekliyle gözlemleyebilmek için, çocuk sahibi olmak ve evlat acısı çekmek gerekirmiş.

    aman diyeyim, uzak olsun!
  5. doğmak sırayla,keşke ölmek de sırayla olsa.
    8 yaşımdayken yeni taşındığımız binadaki karşı komşumuz yaşamız bu ızdırabı.binadakilerle tanışıp kaynaşma faslında adımı söylediğimde ağlamaya başladı komşu teyze.meğer bebekken ölmüş kızı kanserden.adı da benimle aynı.fiziksel olarak da benzerlik olunca hayli sıkıntı çektik beraberce.5 yaşındaki küçük oğlu beni ne zaman göre başlardı ağlamaya "anne o benim kardeşim,topraktan almışlar büyütmüşler alalım getirelim evimize."diye.bi süre sonra duruma alıştık ama biliyo insan sen hep acısını hatırlatıyosun karşındakilere.tabi bi yandan da torpilin oluyo nazın çekiliyo.neyse efendim yıllar geçti ben onların evinin de kızı oldum,sevdim sevildim.onlar binadan taşındılar.bugün uzun zaman sonra komşu teyze bize geldi.okul ders bilmem ne derken görmeyeli uzun zaman olmuştu.kapıdan girip boynuma sarılınca ağlamaya başladı."bizim oğlan derdi o benim kardeşim,ah yavrum nasıl da büyümüşsün.kurumuş kalmış bu kız vs.." insan üzülüyo ya ne bileyim çok acı.kadın milleti hepimiz aynı zaten,bi süre koridorda ağladık hep beraber.allah evladını kaybeden herkese sabır versin.
  6. insanın dünya üzerinde en çok sevdiğini, gözünden sakındığını kaybetmesinin acısı. bir insanı bundan daha fazla yıkan, kahreden bir acı olamaz bence. 18 yaşındaki kuzenimi kaybettiğim zaman annesinin yani halamın içine düştüğü acı. o tarih bir milattı ve halam asla eskisi gibi olmadı. yaşadıkları, hali anlatılamaz. o yüzden her şehit haberinde ben kuzenimi yeni kaybetmiş gibi olurum. hepsinin anasının halam gibi dağıldığını, parçalandığını bilirim. ve o insanların bu acıyı nasıl taşıdıklarını tasavvur edemem. allah kimseye göstermese keşke.
  7. rahmetli çocuğunun akranlarının neşeli geçen cemiyetlerinde gözyaşı döktürendir.
    hatıraları canlandırıp can yakan acıymış.
  8. "saçların bir gecede beyazlaması" fenomeninin gerçekleşmesine neden olan olay.

evlat acısı hakkında bilgi verin