şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • yaklaşık 1 yıl önce eşimle birlikte gerçekleştirdiğimiz eylem. hayatımızın en doğru ve en güzel kararı. biyolojik çocuğumuz olmayacağını öğrendiğimiz gün- daha hala durum kesinleşmemişken ve tedavilerden önce- evlat edinme kararını ilk konuşmada kolayca aldık. tedavilere başlamadan sosyal hizmetler'e başvurumuzu yaptık, olur da biyolojik çocuğumuz olursa başvurumuzu dondururuz veya sistemden çıkarız diye düşündük. nitekim, sadece bir tedavi sürecinin sonunda, ihtimal %1'in bile altında verildi ve biz gönül rahatlığı ile başvurumuzu devam ettirdik ve yaklaşık 7 aylık bekleme sürecinin sonunda hiçbir kriter öne sürmeden (sadece engelli bir çocuğa bakamayız, tecrübeli anne babalar değiliz dedik),o zaman 3 aylık olan oğlumuza kavuştuk. şimdi 1,5 yaşında olan oğlumuz gözümüzün nuru, dünyamızın ışığı, canımızın içi. pek tabi ki kafamızda sorular, endişelerimiz vardı ama böyle bir yola çıkarken tüm cesaretimizi topladık ve her şeyin insanlar için olduğunu unutmadan zorluklara göğüs germeye hazır çıktık yola. o kadar doğal bir süreç oldu ki bu bizim için, ben bazen hangi hastanede doğum yapmıştım diye düşünürken buluyorum kendimi, sonra gülüyorum kendi kendime.
  • " bazı çocuklar annelerinin karnında büyür, bazıları yüreğinde"

    (copyright: hürriyet gazetesi haberi, bir annenin evlatlık kızına söyledikleri )
  • bir insanın geleceğini güvence altına almaktır.sorumluluk ve özveri gerektirir.ana olmaktır.baba olmaktır.

    şu günlerde medeni kanundan kaynaklanan bir sorun var.maddeleri yazıp sizi yormak istemem.medeni kanun, çocuğa isim koyma hakkını ana-babaya vermiştir.değiştirebilir de...karı-koca (kanuni deyimdir bu),bir çocuğu evlat edindiklerinde ismini koyup,değiştirme hakkına sahiptirler.çocuk ana-babası belirsiz ise(sokağa terkedilmiş vs.) çocuğun ana ve baba adı nüfusa evlat edinenlerin adı olarak geçer.buraya kadar herşey iyi..(bir yanılgı ya da unutma olsa gerek) bir kadın veya erkek evlatlık edinirse ve bu çocuk sokağa terkedilmiş, anası babası bilinmeyen bir çocuk ise ,bu çocuğa ana olan (veya baba olan) kendi adını çocuğun ana adı veya baba adı olarak nüfusa kaydettirememektedir.
    basit örnek :polis, terkedilmiş bir bebek bulur.anası-babası ortaya çıkmaz ,karakolda polisler kendilerince çocuğa bir isim takarlar.ana adını da onlar koyarlar.evli çift bu çocuğu evlat edinirse,adını değiştirebilir ve ana adını da kendileri koyabilirler.(tabii baba adını da).ama bu çocuğu bir kadın veya bir erkek evlat edinirse,adını değiştirebilir.kendi adını çocuğa ana adı (veya baba adı) olarak veremez.nüfus idaresi kabul etmez.
    gördüğünüz gibi,bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. (ilgilenenler için bkz.mk 314 ve 307 maddeleri)
  • şu ana kadar tanıdığım en iyi annelerden birisi olan neşe akkerman'ın evlat edinmeyi düşünen aileleri cesaretlendirmek için yıllar öncesinden yazıp paylaştığı evlat edinme öyküsü:

    sevgili dostlarım,

    adım neşe akkerman, 37 yaşındayım ve 5 yıldır sevgili eşim bedri ile evliyim. evliligimizin ilk aylarında başlayan bir çocuk özlemiyle hamile kalmam için çabalarken, bir gün bacaklarıma vuran dayanılmaz bir ağrı ile doktoruma gittim. doktorum daha önce hiç duymadığım “ ‘ectopic’ gebelik olmuş” dedi. apar topar ultrason çekildi ve evet hamileydim ama bebeğim tüpte sıkışıp kalmıştı ve acil olarak ameliyat ile tüpüm alınmalıydı. tam anlamı ile yıkıldım. 20’li yaşlarımın başından beri çocuk sevgisi ile bir gün çok kalabalık bir ailem olması için yanıp tutuşan ben, şimdi böyle bir şanssızlıkla karşı karşıyaydım. doktorum 25 yaşında olduğum apandisit ve miyom ameliyatında yapılan tahribat nedeni ile tüplerimde zedelenme olmuş olabilecegini söyledi. ve bundan sonraki hamileliklerimin ilk iki ayı çok yakından izlenmesi gerektiğini ekledi.

    aradan iki yıl geçti ve ben yine hamile kaldım ve kan testleri ile hcg izlenmeye başlandı. doktorum bize çok sevindirici müjdeyi verdi hamileydim ve ikiz bekliyordum. ultrasonda ektopic gebelik görülmüyordu ve hcg sonuçları çok iyi çıkıyordu. dünyalar bizim olmuştu. bedri bana “çocuğunuzu beklerken sizi neler bekler” diye bir kitap hediye etti ve her gün onu okumaya başlamıştım. doktorum kanser tedavisi olmak için yurt dışına gitti ve ben mutlu mesut onun ekibine devredildim.

    kısa bir süre sonra, bir sabah kanama başladı ve hemen doktorları aradım, yat dediler yattım ama ertesi gün hala sürünce hastaneye gittim. kusura bakmayın düşük olmuş dediler ve kalan tüpte ektopic gebelik var dediler. dünya yarıldı ve ben sanki öldüm o anda. bu sefer ameliyat yoktu bir ilaç ile o hücreyi kurutup attırdılar. doktorum “tekrar hamile kalmayı dene, hiç belli olmaz sağlıklı olabilir” dedi ve 1 sene kadar hamile kalamayınca depresyona girmeye başlamıştım ve tüp bebek için araştırmalara başlamaya karar verdik. araştırmalarımızı yaptığımız sıralarda 17 ağustos depremi oldu ve bir çok çocuk annesiz kaldı. televizyonda onları izlerken bedri bundan etkilenip sosyal hizmetler il müdürlüğünü arayıp evlat edinme ile ilgili bilgi almış. bana görüşmesini aktardı ve çok hoşuma gitti bu fikir ama kendime ilk başta güvenemedim.

    tam karar verebilmek için o sıralar bakıcı arayan yakın bir arkadaşıma benim çocuğuna bakmak istediğimi söyledim. böylece başka birinin çocuğuna sabırlı ve sevgi dolu bir şekilde katlanabilirmiyim görecektim. bir yıl boyunca sabahları 6’da kalkıp arkadaşımın evine gittim. o yıl sonunda kesin kararımla sosyal hizmetlere başvurumuzu yaptık. çok düşündükten sonra iki kardeş istemeye karar verdik. bunun nedeni de her ikimizin kardeşlerinden kuzen olmayacakdı ve bize birşey olduğu takdirde iki kardeş birbirlerine daha iyi destek olabilirlerdi. hem iki kardeş daha güzel oynar ve birbirlerine arkadaş olurlardı.

    tüm formalitelerden sonra 3 yıl bekleme listesi olduğunu söylediler ve biz beklemeye başladık. ilk müracaattan itibaren ben odalarında yapmak istediğim hazırlıkların listesini yaptım ve o eylül ayından itibaren odalarını hazırlamaya başladım. çevremizdeki yakınlarımız çok erken olduğunu ve acele etmemem gerektiğini söyleyip durdular ama ben kulak asmadım hiç birine. zevkle, becerilerimi kullanarak odalarını hazırladım ve her yaptığım yenilikten sonra sosyal hizmetler danışmanımı arayıp haber verdim. danışmanım çok yardımcı oldu ve her aradığımda sıkılmak yerine bana moral verdi önerilerde bulundu. mesela oturduğumuz ev çok küçük bir teras dairesiydi ve çocuklarımın odasını iyi değerlendirmem için ranza tavsiye etti. ben öyle güzel bir oda hazırladım ki merak edip geldi ve “bu odada üç çocuk bile bakabilirsin sen” dedi. “o kadar çok alamayız bize iki yeter” dedik.

    yılbaşı geldi geçti ve şubat’ta daha 5 ay olmuştu başvurumuzu yapalı, doğum günümde danışmanımla konuştum ve bana “ neşe üç kardeş var ve tam size uygun kardeşler lütfen düşünün ve onları görmenizi isterim” dedi. heyecandan elim ayağım tir tir titredi. o akşam yemeye çıktık ve hayatımızın en güzel ve en anlamlı kararını verdik. evet onları görmek istiyorduk ve alacaktık. ilk müracaat ettiğimizde bize 3 kere çocuk görme hakkına sahip olduğumuzu söylemişlerdi ve biz baştan ilk gördüğümüz çocukları alacağımıza karar vermiştik zaten, olay yalnızca 2 yerine 3 için gerekli hazırlıkları yapmaya kalmıştı. bize verilen bilgide 4 yaşında ve 2.5 yaşında iki kız ve 5 aylık bir oğlan dendi. hemen bebek için yatak ayarladık ve gerekli eksikleri tamamlamaya çalıştık. çocukların gerekli kağıt işlemlerinin bitmesini sabırsızlıkla ve heyecanla bekledik ve 12 mart günü danışmanımız ertesi gün onları görmeye gittikten sonra kabul edersek alabileceğimizi söyledi. o gece kaç dakika uyuduğumuzu hiç hatırlamıyorum.

    13 mart sabahı doğum yapmaya hastaneye gidiyormuşum gibi heyecanlı ve anlatamayacağım kadar mutluluk doluydum. çocuk esirgeme’de bizi müdürün odasına aldılar ve çocuklarım içeriye yanımıza alındığı an gözlerim doldu ve nefesim kesildi. tanrı bana 3 tane birbirinden güzel çocuk hediye yollamıştı.

    sevgili dostlarım, onlarla geçirdiğimiz her gün için tanrıya şükrediyoruz ve çok mutlu bir aile olduk. tabi ki zor yanları var ama onlar her ailenin atlattığı zorluklar. her tür duygumu ve deneyimimi sizlerle paylaşmak beni mutlu eder ve evlat edinme yolu ile anne, baba olmuş, evlat edinmek isteyen kişilerle paylaşmak isterim.

    sevgilerimle,

    neşe akkerman
  • çocuğu olmayan kuzenimin yaptığı muhteşem olay. tatlı mı tatlı, beyaz tenli, çekik gözlü bir bebecikle geldiler evlerine yaklaşık bir on gün önce. zavallıcık öyle bir haldeydi ki, anne sıcaklığı nedir bilmiyor, her tarafı yara bere içinde hiç bakamamışlar, ağlamaktan göbeği çatlamış resmen. kendini insanların kucağına atıp, milletin göğsüne kafasını yaslayıp duruyor. bu durumda o kadar çok bebek varmış ki, çoğunun annesi daha lise öğrencisi. bizim bebişimizin ise annesi babası hiç yokmuş ortalıkta, bırakıp kaçmışlar. henüz 5 aylıkken sıcak bir yuvaya geldi neyse ki. keşke bakabilecek durumda olan herkes evlat edinse, en azından bir kaç bebeğin daha hayatı kurtulsa.
  • 8 yaşındaki bir çocuğun şu sözleri söyleyebilmesine vesile olduğunu düşün:

    "bu sene çok mutluyum, bir ailem oldu. annem, babam, abim oldu. babaannem, dedem bile oldu. ailem oldu benim de."

    (bkz: evlatlık olmak/#20954484)

    şu rezil dünyada bulunmayı en anlamlı kılacak şeylerden biridir.
  • birkaç yıl içerisinde maddi durumumu biraz daha düzelttikten sonra düşündüğüm durum. tek başına çocuk yetiştiren bekar bir erkek olmak nasıl olacak onu bilmiyorum. iyi bir baba olacağıma ise eminim.

    edit: kedi evlat edindim. evet iyi bir babayım...
  • yüzyıllarca önce uygur türklerinin evrak üzerinde yaptıkları işlem ki bu onu çağdaşlarından ayırır.
    "ben toynak şılavanti, oğlu sombodu ile aynı haklara sahip olarak oğulluk aldım... ben toynak şılavanti, isterim yemeklerimden, elbiselerimden mülkiyetimdeki mallardan oğlum sombodu bölüşerek alsınlar..."
    kaynak:
    izgi, özkan; "uygurlar'ın siyasî ve kültürel tarihi (hukuk vesikalarına göre)", ankara, 1987.
  • cocugu kendi genlerinden mutesekkil oldugu icin degil, gercekten sevmenin sonucu yapilacak eylem. genlerim de genlerim, ilelebet benim varislerim diye tutturmayan insanlarin eylemi.
  • 5 yildir gelecegim icin planladigim, imkanim oldugu ilk anda gerceklestirecegim, turkiye'de arkadas cevrem ve bir iki aile uyesi disinda kimsenin tasvip ettigini daha duymadigim, ah cocugumuz olmuyor vah her yolu denedik diyen itiraf.com ziriltilarinin bir de gercekten anne baba olmanin ne oldugunu ne zaman anlayip da gerceklestireceklerini merak ettigim, bu dunyanin bu nufusla yokolacagini goremeyen her insanin yapmasi gerektigine inandigim, amerikalilarin yasadigim tek mukemmeligi, bu topraklarin eksiklerinden biri. yetim yasamak buyumeden yaslanmaktir.