şükela:  tümü | bugün
  • caizdir.
  • sünnet sayılır mı acaba diye merak ettirendir.

    yine de belirtmekte fayda var ki islam hukuku'nda evlatlık kavramı bulunmamaktadır. evlatlık kurumu, aynı roma gibi, islam öncesi arap toplumunda yaygın olarak uygulanmış ama islam'la birlikte geçerliliğini yitirmiştir. yani islam hukuku açısından bu durum, evlatlık müessesesi tanınmadığından, "arkadaşın eski karısıyla evlenmek" eyleminden farklı değildir.

    edit: @honorius'un #66842900 numaralı giride belirttiği gibi tmk'de de kabul görmediği belirtilmektedir. yalnız ilgili maddede beni rahatsız eden bir unsur var. kanun'un eş olarak tanıdığı birey, resmi nikahlı kişidir. aynı maddenin ikinci fıkrasında "kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile" şeklinde ifade edilen yasak söz konusu evlatlık olduğunda kullanılmamıştır. fakültede okuduğum zamandan bu yana, kafamı kurcalayan soru; kanun koyucunun bu maddeler üzerinde çalışılırken kayın hısımlığında kullandığı bu ifadeyi evlatlık söz konusu olduğu zaman kullanmamasının bilinçli bir tercih olup olmadığı yönündedir ki bu konuyla ilgili bir yargıtay kararına da hala rastlamadım.

    birinci ihtimal ilgili maddede (tmk md. 129/3) kullanılan "eş" kavramının, "eski eş" kavramını karşılaması zira yasal olarak sadece bekar bireylerin evlenebileceği; bu sebeple evlatlık ilişkisinin taraflarından herhangi birinin, diğerinin eski eşiyle de evlenememesi oluyor haliyle. ancak bu haliyle bana kanun metni başarısız ve muhatabını niyet okumaya mecbur bırakan bir görünüm sergiliyor. yani yasal olarak zaten bir başkasının eşiyle evlenmek mümkün değildir. evlilik ancak bekar bireyler arasında gerçekleşebilir. o halde kanun koyucu ya bu maddede tekrar malumun ilamını yaptı (ki kabul ediyorum saçma) ya da evlatlık ilişkisinin taraflarının birbirlerinin eski eşiyle de evlenmenin yasaklı olduğunu belirtti.

    ama benim görüşüm, henüz ikinci fıkrada "hısımlığı meydana getiren evlilik sonlanmış olsa bile" ifadesini kullanan kanun koyucunun aslında 3. fıkrada kullandığı ifadeler ile evlatlığın eski eşiyle evlenmeyi yasaklayamadığı şeklinde. tmk'de bilindiği üzere eski medeni kanun'da olmayan bazı yenilikler getirildi, bunlardan birisi de eşlerin beraber evlat edinmesi şeklinde. artık beraber evlat edinme imkanı bulunuyorsa, eş tek başına evlat edinemiyor ve soy bağı eşlerle, evlat edinenler arasında kuruluyor. burada bir problem yok, zaten evlat edinen ile evlat edinilen arasında açık bir evlenme yasağı var. peki bir kişi, bir diğer kişiyi tek başına evlat edindi ve sonra da bir başkasıyla evlendi; bu durum karşısında evlat edinenin eşi ile evlat edinilen arasında bir bağ da bulunmamakta. bana kalırsa işte kanun koyucu biraz bu durum karşısında, kendisini evlat edinen karı - koca'dan birinin ölmesini takip eden süreçte üvey ebeveynle evlenmesinin yolunu tamamen tıkamak istemiş. bunun sebebinin de daha çok miras haklarıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. çünkü bu durumda evlatlık edinilen kişi hem muristen, her çocuk kadar pay alabilecekken hem de evlilik yoluyla murisin hayatta olan eşiyle evlenerek kalan 1/4 oranında yasal miras payının da normal şartlarda ortağı olamayacak olmasına karşın olabilir hale geliyor. işler çirkinleşiyor, garabet bir durum ortaya çıkıyor.

    evlat edinilenin eski eşiyle, evlat edinenin evlenmesinin ise ne bu şekilde miras konusunda bir probleme, ne de biyolojik olarak herhangi bir probleme yol açmayacağı açık. ben kanunun lafzının şu anda eski eşle evlenilmesini yasaklayabildiğini düşünmüyorum. çünkü bir hukukçu olarak benim "eş" lafzından anladığım, resmi nikahlı olarak hayatını devam ettiren kişi. eş kelimesinin önüne bir eski sıfatı gelmedikçe, bana kalırsa evlenme yasağından bahsedilemez şeklinde yorumluyorum. biraz zorlama geldiğinin de farkındayım ancak konuyla ilgili bir uygulamaya da şahit olmadığımdan hala fikrim bu yönde.
  • şimdi ben birini evlat edinicem.
    sonra onu büyüyünce evlendiricem.
    sonra onun boşanması üzerine boşadığı gelinimle evlenicem öyle mi?

    benim ahlak anlayışıma uygun değil. ama kimsenin özel hayatına karışma gibi bir niyetimde yok.

    ama o kişi kalkıp bana bunu normal bir şeymiş gibi anlatamaz.

    sonra aslında evlatlık olan ama sayılmayan kişi kalkıp anne gördüğü kadını boşandığında nikahına almaya kalkarsa bu işin sonu bombok bir yere çıkar. üstüne birde kız çocuğu alınıp yaşı geldiğinde evlenmek gibi bir durumda ortaya çıkabilir.

    evlatlık müessesesi yoksa bu anasız babasız çocuklar nasıl büyüyecek?
  • ahlaki değildir. caizdir

    o zaman; ahlak>caiz
  • sünni islamda mümkün değildir. sünni islamda evlatlık diye bir kurum yoktur. evlat edinemezsiniz. himayenize aldığınız bir çocuğa bakmanızda bir sakınca olmasa da bu kişi evladınız sayılamaz.
  • bugün bunu yapan insan yarın gidip 9 yaşında çocukla da evlenir, neyse ki kimse o kadar sapık olamaz.
  • müridine emret boşansın, sonra evlen olayına girmeyeceğim. ama şunu söyleyeyim islami kaynaklara göre araları zaten bozuktu, zaten boşanacaklardı falan filan ama olay bu değil.

    kuran toplumda olabilecek her duruma bu şekilde örneklerle yol gösteriyor aslında siz farkında olmasanız da. çevremizde olan şeyler bunlar. ama müslüman yapınca tu kaka, rammstein ın gitaristi richard kruspe, yine rammstein ın solisti till lindemann ın karısıyla evlenince çağdaşlık. tamam richard till in evlatlığı değildi ama sonuçta iki yakın arkadaş.

    ha şu da var. bu bir islami emir değildir. yani illla yapacaksın diye bir şey yok. islama göre hırsızlık yapmayacaksın. bunu da anlatır kuran ama cezası da vardır. fakat evlatlığın kzııyla evlen diye bir emir yok. toplumda olabilecek şeylere karşı bir yol göstermedir aslında.

    ha şu da var; ben yaparmıyım böyle birşey. asla. tanıdıklarım yapar mı? asla. ama dediğim gibi olayı bizim gibiler üzerinden değilde bunların olabileceği ya da olduğu coğrafyalar üzerinden değerlendirmek lazım. sonuçta peygamber de bir araptı ve onların kültürüne göre yetişmişti.
  • 2017 senesinde tartışılan konudur.
  • 1400 küsür yıl önce başka bir medeniyet içinde yaşanan olayları, içinde yetiştiği küçük çevrenin ahlak anlayışıyla irdeleyip kınamak, tam da ahlak denilen kavramın zamanla değiştiği gerçeğini göz ardı edebilen gerizekalıların yapacağı bir iş olurdu.

    tanım: kanunen ve mantıken herhangi bir soruna sebep olmayacak eylemdir.

    edit: her ne kadar mantığıma uymasa da aşağılarda yazana göre hukuki olarak mümkün değilmiş.