şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ben reddettikten sonra başıma gelen, geçimimi sağlayabilmek için tüm üniversite hayatım boyunca bin bir türlü işte çalışmama neden olan (bunların içinde devlet memurluğu da dahil, cinayet ve cinsel suçlar kısmında çalıştım amk, neyse ki üniversite bitmeye yakın istifa ettim ) olaydır. çalışmaktan ebem sikildiğinde bazen aklıma küfür etsem de, pişman değilim şimdi olsa yine yaparım
    (bkz: pişkinlik)
  • hayatımın son 5 yılı bütün varımı yoğumu hibe ettiklerimden geldi bu bana.

    insan öyle yalnız öyle yalnız işte...

    ama akşam işten geldiğinde, üç yumurta, yarım ekmek ile de karın doyuyor ya, ne kimsenin esiriyiz, ne de kimsenin kimsesi.

    öyle yalnınız ama öle yazmadık daha...
  • okuduğum okulu bir sene daha uzattım diye başıma gelen vak'a.

    o günden beri düşünürüm. cinayet işleyip uyuşturucu satsam, ne bileyim insan ticaretine girsem falan ne ceza verirdi acaba.
  • ilkini skype'tan ikincisini de sms üzerinden haber aldığım bir acayip trip. ergenliğine kurban.
  • evlatlarımız bizi reddedebilir belki fakat biz anne- baba olarak onları reddedemeyiz, hiç bir suçu günahı olmayan çocuklar kendileri mi istedi doğmayı...
  • 1.5 aydır içinde bulunduğum durumdur, halen haber alamadım
    gerçi uzun zamandır beni aileden atsada huzur bulsam dediğim olaydır
  • defalarca eşiğine gelip sonunda alttan almak zorunda kalarak kurtulduğum olay.

    bu gece yine eşiğindeyim fakat yarın alttan almayacağım. artık hayatta ilk kez onlar bana "bir büyüklük etmek" zorundalar, etmezlerse ne bok yiyeceğim ben de bilmiyorum ama bu sefer işi sonuna kadar götürmekte kararlıyım.

    internetten bir aratıp baktım hakikatten evlatlıktan reddedilenler ne bok yemişler sonrasında diye de okuduğum tüm hikayelerin kahramanı kadınlardı. her hikaye de şimdi evliyim, çocuklarım var, asla onlara bana yapılan hataları yapmayacağım diye gidiyor. eh, kadınsanız eğer, aile denklemden çekildiğinde kıçınızı dayayabileceğiniz bir alternatifiniz oluyor genelde. erkekseniz bir başınıza kalıveriyorsunuz.

    quora'da okuduğum onlarca yorum arasında sadece iki erkeğin yorumuna denk geldim. birisi zaten bebekken evlat edinilmiş. yıllar sonra biyolojik ailesiyle ilk kez tanıştığında da onu evlerinde istememişler. o da bunu evlatlıktan reddedilme adı altında anlatmış yani hikaye bu. ikincisi de koreli bir adam. annesi onu evden kovmuş. bir ay iş arkadaşlarının evinde yatmış, sonra da kendisi haklı olmasına rağmen annesinden özür dilemiş de başını sokacak bir evi olmuş. adam annesini aramasa annesinin arayacağı yok falan.

    ya anne sevgisi anne şudur budur eli öpülür garip anam yiğit anam falan bu kadar konuşuluyor, hani haklarını yemeyelim gerçekten bazı anneler var ki ayaklarının altına cennet serilse az. ne var ki kafadan rahat bir çoğunluğu ciğeri beş para etmez yaratıklar. hadi eğri oturup doğru konuşalım: sırf evliliğini garantilemek ve işe gitmemek için çocuk yapan, sonra çocuğu kendi annesine kitleyip okul çağına gelene dek yüzüne bakmayan, en sonunda da çocuğum zengin bir adamla evlensin/ceplerini dolduracak bir işe girsin de parasını yiyeyim diye dualar eden, gelini az gözü açık olup da paralarını yedirtmeyince de hayırsız gelin diye ağlaklık eden tipler. benimki de bunlardan birisi olacakken babam büyük resmi görüp daha ben karnındayken postayı koymuş, sonra da sikeyim böyle insanlığı diyip uzak diyarlarda tek başında yaşamaya başlamış.

    işin aslı şu ki ailemden nefret ediyorum. annemden, dayımdan, anneannemden, dedemden, bir kez görüştüğüm amcam, yengem ve abimden; her birinden. bir tek babamdan nefret etmiyorum ama onunla da daha tanışmak kısmet olmadı, tanısam ondan da nefret ederim büyük ihtimalle. tanıdıklarım ve yanlarında vakit geçirdiklerime gelince; yüzlerini gördüğümde midem bulanıyor. yanlarında durdukça insanlığa inancımı yitiriyorum. çocukluğumdan beri de böyle bu.

    çok küçük bir çocukken bu insanları seviyormuş gibi davranırsam bana fazla zarar vermezler diye düşünmüş ve onlara yakınlık gösterme stratejisi izlemeye karar vermiştim. kısmen işe de yaradı. şimdi ergenlik bitti ama hala aynı stratejiyi izlemek zorundayım, bu da koyuyor artık.

    komik olan şu ki bunlar ciddi anlamda güce tapan insanlar ve iyi paralar kazandığım, kaderimin bana güldüğü zamanlarda bana çok iyi davranıyorlar. ağzımın içine bakıyorlar. benim de vicdanım tutuyor ve "ya belki de düzeliyorlardır" tribine giriyorum. fakat ne zaman talihsizliğe uğrasam, parasız kalsam, bunlar da beni ezmek için kolları sıvıyorlar. o zaman da kendi kıçıma tekmeyi bastırmamak için uğraşmak zorunda kalıyorum.

    bakalım, bu sefer kıçıma tekmeyi bastırırsam uzun ve heyecanlı bir yolculuk bekliyor beni. yazmaya fırsatım olursa sözlük semalarında da bir eğlence çıkar okuyacak olanlara.