şükela:  tümü | bugün
  • söz, nişan, düğün,balayı ve kocişle(hanımla) kahve fotograflarını sosyal alemde paylaşmak için evlenilirse beklenen sonuctur (bkz: nazar var)
  • herkes için geçerli olmayan durum.
    biz evlendikten sonra öyle mesajlaşmalarımız "eve gelirken yoğurt al" minvaline dönmediğinden bundan sıkılmamıştım ben.

    tam tersi sürekli; "bana neden daha çok yazmıyorsun? seni az evvel aradım neden açmadın? bana şu mesajında neden aşkım demedin? toplantın daha bitmedi mi? bu saate kadar bu iş nasıl uzar? işe gitmek için erken değil mi? nerdesin aşkım? beni sevmiyor musun? beni özlemedin mi? kartları yatırdın mı? garantiyi ne yaptın? akşam anneme gidelim mi? kaçta gelirsin? işin ne zaman biter? toplantıda mısın? çıktın mı? girdin mi? benimle neden ilgilenmiyosun? neden erken yatıyosun? neden saz çalıyosun? neden tv izliyosun? neden rakı içiyosun? neden kitap okuyosun? neden oturuyosun? neden dışarı çıkıyosun? o arkadaşın kim? kadın da var mı orda? spora gitcen mi? kaçta çıkarsın? ben güzel miyim? bu elbise nasıl?... sorular sorular sorular. gel de sıkılma yav.
    inanın ki arada cevap verecek kadar vakit kalsa, yemin ediyorum hepsine cevap vereceğim. ama bir de bu soruların hepsini kendisi cevaplıyor.
    "beni seviyor musun? bence sevmiyorsun"
    "kaçta gelirsin? bence geç gelirsin"

    gerçekten delirmemek işten değil. bırak sıkılmayı..

    ekleme: ay valla böyle başlıklar görünce içim şişiyor, şimdi buraya dökülcem ya;

    şu sorulan soruya kendisinin cevap vermesi durumu kadar lanet bir şey ben ömrümde görmedim arkadaş. ya karşındakine bir soru sorarsın, sonra cevap beklersin. bize böyle öğrettiler yani.

    -bu elbise güzel mi?
    -neyse sen beğenmedin galiba.

    bir de bunun bir üst versiyonu var; cevabı verdikten sonra yine kendi bildiğini yapmak. şöyle ki;

    -bu elbise güzel mi ya?
    +çok güzel.
    -yok ya bence güzel değil. çıkarıyorum.
    +tamam sen bilirsin.
    -dedim ben işte güzel değil. sen de beğenmedin.
    +olur mu ya çok güzel ama sen beğenmediysen değiştir.
    -yok yok sen beğenmedin.
    +tamam beğenmedim başka giyin.
    -neyse bunu giyeyim tamam.

    hatta daha üst versiyonu da sizin sorduğunuz sorulara cevap vermemesidir.

    +bu takım güzel mi?
    -sen bilirsin hayatım.
    +yani yakıştı mı?
    -bilmem ki sen beğendiysen sorun yok.

    +bak şu şarkıyı nasıl çaldım?
    -bilmem ki.
    +ya nasıl bilmem, bildiğin şarkı işte.
    -ne bileyim ben hiç anlamam gitardan.

    sonra sıkılıyorsun...
    ulan bi dur nefes alalım, sonra sıkılırız. sıkılmaya bile vakit bırakmadın be. bir insan günde 38 kere neden telefon açar ki ya? 3 kere ararsın 5 kere ararsın eyvallah. 38 nedir yani. evet evet saydım ben. 38 iyimser rakamlardandır.

    söyleyince de kötü olursun. bilemiyorum.. her şey karışık.
  • elindekinin kıymetini bilmemektir. her daim yapışık ikiz gibi olacağınıza arkadaşlarınızla da vakit geçirin. ne olacak yani eşinizde birlikte sıkılın bu da bir aktivite. sıkılmak da bir duygu.
  • kuvvetle muhtemeldir. insan, kendine bile tahammul edemeyen bir canli iken, bir omur baskasina katlanmak gercekten zor.

    hayirlisi olsun; ama evlenmeyin.
  • valla nefret bile edersin.
  • tam tamına 36 yaşında ve 21 yıllık evli biri olarak dönem dönem yaşayabilen bir durum.
  • elbet bir gün vuku bulacak durumdur.

    başka türlüsü de olamaz zaten. lakin sıkılmak demek, boşanma sebebi de değildir, dünyanın sonu da. evinden de sıkılır insan. bazen işinden de sıkılır. en sevdiği yemeği her gün yiyen sıkılır. eşinden neden sıkılmasın ki adam/kadın?!

    neyse ki çaresi vardır...