şükela:  tümü | bugün
  • boşanmadan ve üstünden biraz zaman geçmeden kimseye anlatmaya gücümün yetmediği olaydı. yaşanılabileceğine bile inanamayacağım bir olayken gerçeğim olmuş bir olaydı bu.

    eşimle 3 sene önce tanıştık. saçma sapan bir tanışmaydı. her zaman takıldığım bardan çıkarken çarptı bana. ayakkabısının teki yoktu. topuklu idi tek ayakkabısı. çorabı kaçmıştı. ağlıyordu ve rimeli akmıştı. çarpınca bir an göz göze geldik. nasıl bir şeydiyse o bakışma, hayat boyu ayrılmayacağımızı o an hissetmiştim. garip bir bakıştı ondaki. hani bir kadını anlarsın da, sırf anladığın için bile minnet duyar ya. öyle bir bakıştı. ve o minnet için her şeye değerdi. ölmeye, öldürmeye, çok uzaklarda olsa bile o bakışları görmek için defalarca gitmeye. gelmelerin acısına yeni bir gidiş için katlanmaya değer bakışlardı.

    ona yardım etmek istedim. etmemi istemedi, gitmeme de izin vermedi. kollarıma girdi. yürüdük yol boyunca. ağladı. yolun sonundaysa başını dayadı. sanki yol boyunca ağlayarak bir şeyler anlatmış da, telepatik olarak ben de onla iletişim kurmuşum ve birbirimizi anlamışız da, onu anlamamın ona verdiği güvenle omuzuma yavaşça dokunan bir yaslanıştı.

    o gece bende kaldı. pek konuşmadık birkaç hafta. pek konuşası yoktu. hep derin ve boş bakıyordu. aklında hep bir şeyler var gibiydi. ağır bir travmadaydı. ne ben sordum ne de o anlattı. ama birlikte yaşamaya alıştık konuşmadan. evin anahtarını ilk gün onun montuna koydum. sanki söylemişim gibi akşam evdeydi. ara ara cebine para koydum o uyurken. sanki ihtiyacı o kadarmış gibi daha fazlasını istemedi ya da bunlar nerden çıktı demedi. verdiğim paralarla kendi ihtiyaçlarını görmek yerine ev için gerekli şeyler aldı hep. bir şekilde kendiliğinden bir denge kurduk.

    bu sessizlik aylarca devam etti. artık o dalgın bakışlar gitmişti. ara ara baş gösteriyordu o kadar. sessiz bir film gibiydi hayatımız. birbirimizi konuşmadan anlamayı seviyor gibiydik. bir gün bir kırılma noktası daha oldu. bir arkadaşımın evlilik davetiyesini almıştım. eve geldiğimde ayakkabılarımı çıkarırken anahtarlığın oraya bıraktım davetiyeyi. iç çekmiştim. beni gördü. yanıma geldi. davetiyeye baktı. gülümsedi. bir öpücük konurdu yanağıma. çok sıcaktı. ertesi gün erkenden dikildi başıma. koluma girdi. beni çeke çeke götürdü. daireye gelene kadar anlamamıştım nereye götürdüğünü. cüzdanımı aldı usulca. kimliklerimizi uzattı. evlilik günümüzü almıştık. garip bir mutluluk vardı.

    kimseye haber vermeden evlendik. ordan iki şahit bulmuştuk. ilk defa evlendiğimiz gece seviştik. sadece beni mutlu etmeye programlanmış gibiydi.

    evlendikten sonra da çoğunlukla bakışlarla anlaşıyorduk. çok konuşgan bir iletişim halinde değildik ama şikayetçi de değildik bu durumdan. 6 ay evvel kapı çaldı. açtığımda 2 adam vardı. sorgusuz içeri girdiler. eşim onları görünce ağlamaya başladı. yüzünü sadece tanıştığımız gece öyle görmüştüm. o geceyle ilgisi vardı bu adamların. hemen anladım. tuttum adamları. "seni de kandırmıştır o..pu, çekil sen" diye ittiler beni. birbirimize girdik. üçümüz de ağız burun dağılınca yorgunluktan çöktük. eşim ağlıyordu. panik atak geçiriyordu sanki. daha genç olan adam zor nefes alarak "bu o..pu benim karımla yattı" dedi. gözleri kan çanağı gibi kızardı bunu söylerken. "bizi aleme rezil etti" dedi. kim olduğunu sorduğumda "ağabeyiyim" dedi. kanım donmuştu. aklıma oturmuyordu bu resim. eşimin yüzüne baktığımda kafamı kurcalayan şey eşimin suratında utançtan farklı bir şey vardı. utanmıyordu. sanki çok normal bir şey yapmış da suçsuz yere hapse atılmış ve derdini anlatsa anlaşılmayacağından emin gibi içine içine ağlıyordu. o an benle sevişirken neden sadece benim zevk almamı düşündüğünü anladım. bana minnetini bu şekilde ödüyordu. o an kızmalı mıydım utanmalı mı bilemedim.

    artık benimle evli olduğunu, eski yaşadıklarından pişman olduğunu, yeni bir hayata başladığımızı söyledim. eşime zarar vermelerini engelledim. ne istiyorlarsa maddi manevi yanlarında duracağımı söyledim. bağırdılar çağırdılar, ama bir şekilde yumuşatıp eşimi onlardan kurtarmak için bir miktar para da vererek uzaklaştırdım evden.
    sonra eşime baktım. yüzüme bakamıyordu. benim de anlamayacağımı düşünerek.

    "keşke baştan söyleseydin" dedim. eğer söyleseydi benimle evlenmek, benimle sevişmek zorunda kalmayacağını söyledim. tüm bunları benim için yapmasa da benimle yaşayabileceğini söyledim. ama şimdi incindiğimi anlattım. şimdi onu sevdiğimi ve bu durumu kaldıramayacağımı söyledim. onu bir daha görmek istemediğimi söyledim. bir şey söylemedi.

    evden çıkmadan önce "bu seni son görüşüm, evi sana bırakıyorum, ne kadar nafaka istersen öderim, bir daha karşıma çıkma, yüreğim kanamasın" dedim. usulca geldi. yan duruyordum ona. boynumdan o sıcak öpücüğünden kondurdu. mahkemede nafaka istemedi avukatı. evi de istemedi ama zorla verdim. bir arkadaşımı aracı koyup iş bulmasına da yardımcı oldum.

    bu hayatını siktiğim hayatta en garip şeyleri yaşadım sanırken en acı şeyleri sonradan fark etmek ne sikik bir yüzüymüş madalyonumun. avukatımdan kararı bir mektup içinde almak için gittim yanına. hayırlı olsun dedi. ilgili belgeyi verdi bana. aracıma bindiğimde mektubu açınca eşimin çıplak fotolarını gördüm. mahkemeye dair hiçbir şey yoktu. fotoların yanında negatifleri de vardı. beynimden vurulmuşa döndüm. sevgilimin yanındaki adamların yüzleri bellisizdi. ama birinin elindeki o büyük ben, sözde ağabeyi olduğunu söyleyen adamın elindeki bendi. sinirden titriyordum. donakalmıştım. hışımla avukata gittim. mektubu ve fotoları sordum. toparlayamadı. çeviremedi lafı. doğru mektubu verdi. boşanmıştık. bu fotolar ise eşim içinmiş. bu adamlar ağabeyi değilmiş. anlaşma yapmışlar. eşim boşanırsa fotoları negatifleri ile vereceklermiş. bundan çıkarları ne olabilir diye sorduğumda "eşiniz sizi incitmemek için her şeyi yapar" dedi avukat. içim parça parça olmuştu.

    belki de sırf bu fotoları bana göstermesinler diye eşim beni üzmemek için, benden boşanıyordu. peki eşimi neye zorlayacaklardı? fuhuşa mı? başka bir şeye mi? aklımda türlü soru vardı. araca atladığım gibi eşimin yanına gittim. iş yerinde yoktu. evde yoktu. telefonu kapalı idi. o gün ulaşamadım. içim içimi yedi.

    2 gün aklımdan çıkmadı.2 gün sonra eve gittim. evi ona vermiştim ama yedek anahtar hala bendeydi. içeri girdiğimde çığlıklar geliyordu. ne olduğunu tam anlamadım. yatak odasına fırladım. eşim ve bir başka kadın fantezi kıyafetleri giymişlerdi. eşimin elinde kamçı, diğer kadını kamçılıyordu. benimle sevişirken yüzünde asla öyle bir şehvet görmemiştim. onca saçmalığın içinde buna burkulmuştum biraz. neye inanacağımı bilemiyordum.beynim dağılmıştı.

    o sırada banyodan bir adam çıktı çırılçıplak. sözde ağabeyi olan adamdı. bunu görünce daldım direk. ağzını yüzünü kırdım. sonra eşimi aldım. üstüne bir pike doladım. içeriye götürdüm. anlat her şeyi diye haykırdım. ağlıyordum istemsiz. öylece dizlerine çöktüm. sarıldı bana. "bu hayatta sen hariç herkesle sevişmek istedim. sadece sen bana insan tarafımı hatırlattın. sadece senin yanında normal olabildim. ama ben buyum. sandığın gibi değilim. özür dilerim" dedi.

    acıma, tiksinme, burkulma, nefret, hayalkırıklığı, aşk acısı, öfke gibi her duyguyu doruklarında yaşadım. yer yarılsa da içine girsem diye düşündüm. sanki bir mucize olsa, herkes bir anda gülse, şakaaa dese, inanmaya öyle hazırdım ki. bu yükü kaldırmaktansa inanmak daha kolaydı diye düşündüm. ama kimse şaka olduğunu söylemedi. usulca çıktım evden. ne hissedeceğimi bilemiyorum.
  • (bkz: ross geller)
  • takdir ettim güzel kurgu.
  • (bkz: ev arkadasinin uyutarak sevgiliye tecavuz etmesi) kurgusunun daha inandırıcı geldiği yazarın okuduğum ikinci kurgusudur.ilkinde gerçekten nerdeyse inanıyordum ama bu pek olmamı.yine de sonuna kadar okudum ama.
  • fotoğraf ve negatiflerin avukatında olması tam olmamış orayı biraz daha çalış. kurgu da bi sıkıntı var sanırım.
  • arkadaşımızın özelliği yazmak. iyi de yazıyor ben de iki entryyi de sonuna kadar okudum.
  • henüz çocuk sahibi olmamışsanız başka kadınla aldatılmak daha iyidir bence, zira bu başına gelen adına yapabileceğim bir şey yoktu diyerek teselli olunabilir. yani insan kendi yetersizliğini sorgulamaz. (bkz: feast of love)

    ancak anne baba olunduktan sonra yaşandığı takdirde daha kötü olan bir durumdur. çünkü bu yük çocuğunuzun üstüne binecek ve ömür boyu da o kadınla olan bağınızını %100 koparamayacaksınızdır.

hesabın var mı? giriş yap