şükela:  tümü | bugün
  • evlenirken 50-60 bin liralık masraf yaparsın. her şey o birkaç gün içindir. "hayatımda bir kere evleniyorum" diyen kızlar, bu birkaç günlük süreçte paranın a. k. (adını koyan) kişilerin en sevdiği tiplerdir zaten. halbuki evlilik masraflarını 10 bin lira da tut geri kalan 40-50 bin lira ile aylarca dünyayı dolaş. ne o öyle birkaç gün için o kadar masraf yapılır mı.
  • (bkz: borçlanmak)

    paran varsa istediğin gibi saçmala ama paran yoksa şapkanı önüne koy iyice düşün. yoksa bize ne amk istediğiniz gibi saçmalayın.

    benim param olmadığı için. bir çift 2 şahit gittik nikahımızı kıydık. ben kendime 50 liraya beyaz bir keten elbise aldım, kuaföre gittim 15 liraya fön çektirip saçımı at kuyruğu şeklinde bağlattım, eşim dolaptaki kumaş takımlarından birini giydi. gelin çiçeğimi de nikah şahidim aldı getirdi (canım benim ya kıyamam).

    nikahtan sonra da dört kişi gidip kokoreç yedik, bira içtik. gayet de güldük, eğlendik, mutlu olduk. belki ileride bir gün paramız olduğunda tüm arkadaşlarımızı davet edip yine bir eğlence yaparız diye düşündük. hiç o kadar paramız olmadı henüz ama bu fikir hala bir yerlerde saklı. ne var yani? düğünü hemen nikahtan sonra yapıcaksın diye bir şart mı var? istersem 5 sene sonra yaparım keyif benim değil mi? kaldı ki adını sanını bilmediğim insanları eğlendirmek için ben niye kredi falan çekiyorum ki?

    aklınızı başınıza alın gençler. ailemiz istiyor diye borca girilmez, o aile ödemeyecek o borcu. ha ama benim ailem ya da eşimin ailesi olmaz biz yapıcaz düğün deselerdi gider görevimi yerine getirir o düğünde rolümü oynardım. cebimden bir kuruş çıkarıp vermezdim ama.

    ikimiz de bekar yaşayan insanlar olduğumuz için iki evin eşyasını bir araya getirdik, hangimizin neyi daha iyi durumdaysa onu alıkoyduk, kalanı ya sattık ya attık ya da arkadaşlarımıza verdik.

    sonuç: toplam evlilik masrafı 300 lira. (işte nikah başvuru işlemleri, defter parası, taksi parası, benim elbise, kokoreç, bira vs).

    edit: biz düğünü 4. evllik yıl dönümümüzde yaptık. şahane oldu. sevdiklerimizi çağırdık bir tek. muhteşem bir gelinlik giydim. deniz kenarında bir otel ayarladık. herkes çok eğlendi gece saat 4’e kadar eğlendik. yedik sınırsız içtik. gece otelde kaldık sabah da hep birlikte kahvaltı edip denize girdik. bana göre dünyanın en güzel düğünüydü. 35 kişilik harika bir ekipti.
  • sadece nikah kiyip gerisini yapmayanlarin, yurtdisinda yaparim olur biter diyenlerin aile, akraba vs dirdirindan nasil kurtulduklarini merak ettigim hede. bilen yesillendirsin.
  • bembeyaz koltuklar ve shaggy halı almak.
  • ben ekmeğini evlenen insanlardan kazanan biri olarak en saçma olanının abartılan düğün törenleri olduğuna kanaat getirdim...
    şimdi bir örnek ile size anlatayım:

    çok yakın bir dostum ve müstakbel eşi düğün için mekan vs. araştırmalara başladılar. çocuğun durumu gayet iyi (senede 150 öğrenci falan okutuyor %40 ı üniversite öğrencisi) swiss otel mi olsun four seasons mı muhabbetleri havada uçuşurken bana dönüp " kanka be yıllardır düğün piyasasındasın sen olsan nerde yapardın" dedi ve hayatları boyunca akıllarından silinmeyecek olan düğün organizasyonunun temellerini atmaya başladık... bakın düğünün demiyorum "düğün organizasyonu"...dedim ki bunlara evlenirken yanımda olmazsa olmaz diyeceğiniz kaç kişi var?!?!?!...
    bizim oğlan şöyle bi doğruldu " oğlum ben bu bakışı,bu ses tonunu biliyorum çılgın bir fikir geliyor di mi" dedi...
    neyse uzatmayayım... bunlar toplamda çekirdek aileleri dahil 43 kişilik,içinde benimde olduğum bir liste çıkartıp önüme koydular...

    cuma gecesinden nikah töreni ardından şık bir yemekle başlayıp pazar gecesine kadar süren adrenalin dolu,katılan herkesin mutlaka hayatlarında ilk defa yaptığı bir etkinliğin olduğu, 3 gün 3 gece boyunca kimsenin sıkılmaya fırsat bulamadığı rüya niteliğinde bir organizasyon gerçekleştirdik...

    eğer bu şekilde yapmasaydık en az 550-600 kişilik ultra lüks bir düğün için çok ciddi paralar harcanacak ve gelenlerin %80 i bişeylere kulp takacaktı ve bu harcanacak olan para hepi-topu 6 saat için harcanacaktı...

    demem o ki düğün yapacam diye ota boka para vereceğinize yanınızda olduğunda sizi gerçekten mutlu eden insanlarla kaliteli vakit geçirebileceğiniz bir organizasyon emin olun sizi çok daha fazla mutlu edecek...

    not: 3 gün boyunca kapadokya'da yapılabilecek ne varsa yaptık...

    not2: katılan davetliler 500 kişilik davette takılacak takıdan daha değerli (maddi olarak) hediyeler verdi.

    not3: düğünde yapılacak masrafın 1/4 i kadar masraf yapıldı (davetlilerden hiçbirine para harcatılmadı)

    not4: bizim oğlanın eli açıktır düğün için kafasında belirlediği bütçenin çeyreğini harcayınca balayı dönüşü tüm çalışanlarına ikişer maaş ikramiye dağıttı.

    not5: burayı okursa bunları yazdığım için ağzıma sıçar.

    büdüt: okumuş ağzıma sıçtı.
  • evlenmek.
  • ben şimdi burada sizi çok seven bir ablanız, bir kardeşiniz olarak seslenmek istiyorum. ne olur, ne olur ama ne olur o dış mekan çekimi denilen saçmalığa para vermeyin.

    yani istiyorsanız da verin, bana ne. sadece bir konuda evlilik aşamasındaki arkadaşlarımızı uyarmak istedim. bu evlilik meselesi tam bir hengame. karga tulumba paketlenip normalde hayır diyeceğin her şeyin çok mantıklı geldiği bir süreç. 2016 yılında hala set takmak diye bir şey var mı mesela? yok. ama yine de alınıyor değil mi. neden? çünkü o an çok mantıklı geliyor. düğün bitince elindeki sete bakakalıyorsun ben şimdi bunu ne yapacağım diyerek...

    işte gaza gelme halinin çılgın attığı noktalardan biri de fotoğraf meselesi. çünkü bir argüman var, "her şey bitince elinizde o fotoğraflar kalıyor." doğrudur, katılıyorum evet. ama arkadaş siz evlilik teklifinin, sözün, nişanın, kınanın, her şeyin binlerce fotoğrafını çektiniz/çektirdiniz zaten. dahası düğün esnasında bir fotoğrafçınız var ve o da fotoğraf çekiyor. e daha ne bok yemeye dağda bayırda ve en çok da bilmem ne konağında ve odtü çimlerinde gelinin etek yaydığı, balonlar tutarak havaya baktığı, damadın kravatını çektiği fotoğraflar çektiriyorsunuz? beren saat misiniz siz? elçin sangu musunuz da "dış mekan çekimi"niz var allaşkına ya? benim bildiğim mankenlerin, oyuncuların dış mekan çekimi olur. elbise, ayakkabı falan tanıtırlar. bu özenti niye? ne gerek var? bu dış mekan çekimi dediğin 500 liradan başlıyor, bir de albümle malbümle bir şeyler yaptırırsan binlerce lira tutuyor. sakın ha sakın gaza gelip yaptırayım, herkes yaptırıyor çünkü diye düşünmeyin. saçmalığın ve gereksizliğin daniskası.

    ha ben niye bu kadar canhıraş bir şekilde yapmayın diyorum. çünkü az daha gaza gelip o parayı fotoğrafçının avuçlarına bırakıyordum. kararlıydım yani. buna mani olan tek şey düğün telaşesinde buna zaman bulamamam ve "amaaaan nası olsa gelinlik bizde, fotoğrafı düğünden sonra çektiririz." demem oldu. düğün bitince gerçek dünyaya döndüm ve ne malca bir şeyi yapmaya hazırlandığımı anladım.

    ben çok şükür direkten döndüm. siz de beni dinleyin kardeşlerim.
  • olay başlı başına saçmalık, ne yaparsanız saçma olacaktır zaten.
  • resmen uktemi dürtmüş olan başlık.

    bu saçmalıklar yüzünden sürekli ertelemek durumunda kalıyoruz. neden ? çünkü ailelerin yapmak istedikleri şeyler varmış. bir toparlansınlarmış. çocukları bir kere evleniyormuş.

    hmm.

    yav bırakın da evlenelim arkadaş.

    ne düğünü, ne balayı. neden bu kadar anlam yükleniyor şu ülkede bu tarz saçmalıklara. hayır kadınlarımız da her zaman eşitlikten yana olup nedendir bilmem belasını kökleme peşinde adamların bu evrede. 15 tane bilezik istiyormuş. oha. ve de çüşş. neden yav. neden. zorla mı evlendiriyorlar seni bu adamla. hayır bana da soran oluyor "kaç tane isteyeceksin" diye. çok utanıyorum.

    birisi başlatmış işte zamanında kınasıydı, sözüydü, düğünüydü diye almış başını gitmiş, adet olmuş çıkmış. he ilk başta bunun yerine evlenilirken sadece çorba içilmeye gidilseydi herkes öyle yapacaktı. iyi de olmaz mıydı yalnız, sıcak sıcak. ohh. o yüzden düğün ritüelini adet haline getirmekte emeği olan herkes umarım hayatları boyunca tam dışarı çıkacaklarken çorapla ıslak zemine basarlar.

    neymiş balayına maldivlere gidiyorlarmış, karayiplerde salınacaklarmış, siz nereye gidiyormuşmuşsunuz. valla bize kalsa evin zilini söküp, 1 hafta evden çıkmayız balayı yerine.

    bakın gençler, bu saçmalıklara dünya kadar para ve zaman harcanıyor. ve nedense gereksiz bir stres oluyor bu süreçte. işte tam da bu yüzden daha evliliğe adım atmadan çiftler sinirden, stresten tahammül dirençlerini kaybetmeye başlıyorlar. ailelerin ömür boyu dırdır edecekleri kozları oluyor. borç ile başlıyorsunuz hayata.

    neden?

    "aaa düğünü olmamış demesinler" diye. senin mutluluğunu paylaşmaya değil de " bakalım kim ne giymiş. " diye gelenlere. "ay onlara bize geldi, ayıp olmasın takımızı takar, gideriz" diyenlere. milletin karnını doyurmaya, eğlendirmeye. oynatmaya. yav ben evleniyorum mutluyum o yüzden, oynarım da zıplarım da. ama 10 sene önce gördüğüm babamın halasının kızıyla eşi neden oynuyor ya. size nolii ?

    ulan çok doluyum ya.