şükela:  tümü | bugün
  • evlenirken 50-60 bin liralık masraf yaparsın. her şey o birkaç gün içindir. "hayatımda bir kere evleniyorum" diyen kızlar, bu birkaç günlük süreçte paranın a. k. (adını koyan) kişilerin en sevdiği tiplerdir zaten. halbuki evlilik masraflarını 10 bin lira da tut geri kalan 40-50 bin lira ile aylarca dünyayı dolaş. ne o öyle birkaç gün için o kadar masraf yapılır mı.
  • asker ve üniversite arkadaşlarımı düğüne çağırmak.

    lan o kadar yol geldi çocuklar 7-8 saat geliş, bir o kadar gidiş. 2 saat oturup mal mal bakındılar. niye çağırdımsa eziyet oldu resmen adamlara. hatırladıkça içim acıyor.

    bir tanesi düğüne gelmemişti. üniversiteden çok yakın arkadaşımdı. en akıllı işi o yapmış. bende onun düğününe gitmedim sonra. iyi bir şekilde ödeştik.

    zaten olayın mallığının farkına vardığım için artık şehir dışı düğüne filan gitmiyorum. sonra o şehre işim düştüğünde yahu düğüne gelemedik, kusura bakmayın, eve geldik diyerek bir ziyaretle işi kotarabilirsiniz.

    not: boşandık bir de amk. :) elemanlara boşandığımı vicdan azabı duyarak söyledim. herifler bişiy demedi tabi, ama ben olsam söverdim. bu evlilikte hakkım çok jzff, boşanırken bize de bir soraydın demelerinden korktum. iyi ki de demediler. ne yüce insanlarmış.
  • sadece nikah kiyip gerisini yapmayanlarin, yurtdisinda yaparim olur biter diyenlerin aile, akraba vs dirdirindan nasil kurtulduklarini merak ettigim hede. bilen yesillendirsin.
  • düğün, nişan, kına, söz. hayatım boyunca görmediğim 4. göbek akrabaları binler harcayarak eğlendirmeye çalışmak. yakında evleniyorum ve yaptığım tek şey nikah kıymak olacak, sonrada yakın akrabalardan oluşan 20 kişilik bir yemek yeter de artar bile. kuzum siz ne yapıyorsunuz allah aşkına? bir kere evlenilir ayağına kredi çekip 60-70 bin lira para harcıyorsunuz, yazık ya. daha evliliğin başında bu kadar borç falan? ben erkek olsam şu " omo aşkitom bi kere evleniyoruz11!1!1!" diyen sevgiliye kapıyı gösteririm. damada da yazık diye düşünen yok tabi. varsa yoksa kendi isteklerimiz.

    azizim para kolay kazanılan bir şey değil. ben kuaföre bile öylesine girip bir fön çektiriyim diye düşünüyorum gelin başına (bence gelin siz değilmiş gibi yaparsanız şu kafanızın üstünde ikinci bir kafa gibi duran topuzdan da, o topuza verilen 500 liradan da kurtulabilirsiniz ki bence çok iyi) minimum 500-600 lira vermekten kaçayım diye düşünüyorum. zaten makyaj allaha emanet. damat, gelini tanıyamıyor yahu abartıdan.
    kısacası her şeyin olduğu gibi o özel günün de abartıdan uzak, sade olanı makbuldur der ve susarım.
  • bembeyaz koltuklar ve shaggy halı almak.
  • evlenmek.
  • tekerlek parası nedir arkadaş? trakya da var olup yer tutmuş gelenek neymiş gençlere en az 1000 liralık içki alınacakmış,eğlenilecekmiş.kız başıma söylüyorum verin bana 1000 lirayı gideyim evime çamaşır makinası alayım daha fazla işe yarar,hayrını görürüm.damat tarafı bana ve sülaleme sövmez.
  • ben ekmeğini evlenen insanlardan kazanan biri olarak en saçma olanının abartılan düğün törenleri olduğuna kanaat getirdim...
    şimdi bir örnek ile size anlatayım:

    çok yakın bir dostum ve müstakbel eşi düğün için mekan vs. araştırmalara başladılar. çocuğun durumu gayet iyi (senede 150 öğrenci falan okutuyor %40 ı üniversite öğrencisi) swiss otel mi olsun four seasons mı muhabbetleri havada uçuşurken bana dönüp " kanka be yıllardır düğün piyasasındasın sen olsan nerde yapardın" dedi ve hayatları boyunca akıllarından silinmeyecek olan düğün organizasyonunun temellerini atmaya başladık... bakın düğünün demiyorum "düğün organizasyonu"...dedim ki bunlara evlenirken yanımda olmazsa olmaz diyeceğiniz kaç kişi var?!?!?!...
    bizim oğlan şöyle bi doğruldu " oğlum ben bu bakışı,bu ses tonunu biliyorum çılgın bir fikir geliyor di mi" dedi...
    neyse uzatmayayım... bunlar toplamda çekirdek aileleri dahil 43 kişilik,içinde benimde olduğum bir liste çıkartıp önüme koydular...

    cuma gecesinden nikah töreni ardından şık bir yemekle başlayıp pazar gecesine kadar süren adrenalin dolu,katılan herkesin mutlaka hayatlarında ilk defa yaptığı bir etkinliğin olduğu, 3 gün 3 gece boyunca kimsenin sıkılmaya fırsat bulamadığı rüya niteliğinde bir organizasyon gerçekleştirdik...

    eğer bu şekilde yapmasaydık en az 550-600 kişilik ultra lüks bir düğün için çok ciddi paralar harcanacak ve gelenlerin %80 i bişeylere kulp takacaktı ve bu harcanacak olan para hepi-topu 6 saat için harcanacaktı...

    demem o ki düğün yapacam diye ota boka para vereceğinize yanınızda olduğunda sizi gerçekten mutlu eden insanlarla kaliteli vakit geçirebileceğiniz bir organizasyon emin olun sizi çok daha fazla mutlu edecek...

    not: 3 gün boyunca kapadokya'da yapılabilecek ne varsa yaptık...

    not2: katılan davetliler 500 kişilik davette takılacak takıdan daha değerli (maddi olarak) hediyeler verdi.

    not3: düğünde yapılacak masrafın 1/4 i kadar masraf yapıldı (davetlilerden hiçbirine para harcatılmadı)

    not4: bizim oğlanın eli açıktır düğün için kafasında belirlediği bütçenin çeyreğini harcayınca balayı dönüşü tüm çalışanlarına ikişer maaş ikramiye dağıttı.

    not5: burayı okursa bunları yazdığım için ağzıma sıçar.

    büdüt: okumuş ağzıma sıçtı.
  • ben şimdi burada sizi çok seven bir ablanız, bir kardeşiniz olarak seslenmek istiyorum. ne olur, ne olur ama ne olur o dış mekan çekimi denilen saçmalığa para vermeyin.

    yani istiyorsanız da verin, bana ne. sadece bir konuda evlilik aşamasındaki arkadaşlarımızı uyarmak istedim. bu evlilik meselesi tam bir hengame. karga tulumba paketlenip normalde hayır diyeceğin her şeyin çok mantıklı geldiği bir süreç. 2016 yılında hala set takmak diye bir şey var mı mesela? yok. ama yine de alınıyor değil mi. neden? çünkü o an çok mantıklı geliyor. düğün bitince elindeki sete bakakalıyorsun ben şimdi bunu ne yapacağım diyerek...

    işte gaza gelme halinin çılgın attığı noktalardan biri de fotoğraf meselesi. çünkü bir argüman var, "her şey bitince elinizde o fotoğraflar kalıyor." doğrudur, katılıyorum evet. ama arkadaş siz evlilik teklifinin, sözün, nişanın, kınanın, her şeyin binlerce fotoğrafını çektiniz/çektirdiniz zaten. dahası düğün esnasında bir fotoğrafçınız var ve o da fotoğraf çekiyor. e daha ne bok yemeye dağda bayırda ve en çok da bilmem ne konağında ve odtü çimlerinde gelinin etek yaydığı, balonlar tutarak havaya baktığı, damadın kravatını çektiği fotoğraflar çektiriyorsunuz? beren saat misiniz siz? elçin sangu musunuz da "dış mekan çekimi"niz var allaşkına ya? benim bildiğim mankenlerin, oyuncuların dış mekan çekimi olur. elbise, ayakkabı falan tanıtırlar. bu özenti niye? ne gerek var? bu dış mekan çekimi dediğin 500 liradan başlıyor, bir de albümle malbümle bir şeyler yaptırırsan binlerce lira tutuyor. sakın ha sakın gaza gelip yaptırayım, herkes yaptırıyor çünkü diye düşünmeyin. saçmalığın ve gereksizliğin daniskası.

    ha ben niye bu kadar canhıraş bir şekilde yapmayın diyorum. çünkü az daha gaza gelip o parayı fotoğrafçının avuçlarına bırakıyordum. kararlıydım yani. buna mani olan tek şey düğün telaşesinde buna zaman bulamamam ve "amaaaan nası olsa gelinlik bizde, fotoğrafı düğünden sonra çektiririz." demem oldu. düğün bitince gerçek dünyaya döndüm ve ne malca bir şeyi yapmaya hazırlandığımı anladım.

    ben çok şükür direkten döndüm. siz de beni dinleyin kardeşlerim.