şükela:  tümü | bugün
  • birlikte uyanıp, birlikte uyumaktır.
    en şiddetli kavgalardan sonra bile aynı evin içinde olduğunu bilmek, bu yüzden de güvende hissetmektir.
    hastaneye kaldırıldığında; bi süre sonra herkesin gitmesi, başında bekleyen bi tek o'nun kalmasıdır.
    sırf uyandığında gözlerin kuruyor diye; sabaha karşı uyanıp, odanın nemini artırıp tekrar yatan birilerinin olmasıdır.
    grip olduğunda, sen ona geçmesin diye maskeyle dolaşırken, onun gelip seni zorla dudaklarından öpmesidir.
    sonra onun hasta olması, senin inatla onu öpüp, hasta olmandır.
    kış boyu beraber hasta olmak; ekinezya çayı yapmaktır, uykudan uyanıp.
    en güzeli; öldüğünde geriye iz bırakmaktır.
    iki kişilik bir yatağın sağ tarafında.
  • edit: evlenmeden önce okunması gerektiğini düşünüyorum.okumaya sabrınız varsa yaşamaya başlayabilirsiniz.

    flört döneminden itibaren olaylar aşağı - yukarı şöyle gelişiyor:
    -evlenmeye karar vermek
    -ailelere durrumu açmak
    -evlenme teklifi etmek
    -kabul etmek
    -yüzük beğenmek-almak
    -cümbür cemaat kız evine gitmek
    -eldeki çiçek ve çikolatayı vermek
    -herkese tek tek nasılsınızı efendim-iyiyiz siz-biz de iyiyiz...şeklinde hal hatır sorulması
    -bu seneki havaların durumu
    -sebeb-i ziyaretimizle başlayan isteme faslı
    -usulen evin kızına sormalar
    -sen bilirsin babacığı-dedeciğimler
    -el öpme faslı
    -yüzük takma faslı
    -herkesle tek tek fotoğraf çekilmek
    -pasta kesmek
    -nişan tarihini belirlemek
    -nişan yerinin belirlemek
    -yeni yüzük bakmak-almak
    -nişan için abiye kıyafet beğenmek
    -abiyeyle aynı renkte kravat bulmak
    -araba ayarlamak(genellikle arabanın beyaz-süslemelerinin kırmızı olması istenir)
    -müzisyen ayarlamak
    -kuaför ayarlamak
    -nişanın başlaması
    -yalandan dans etmek
    -yüzüklerin takılması
    -takı töreni(genellikle kız tarafının hasılatı bu esnada toplanır)
    -pasta yenmesi
    -oynamak
    -düğün zamanını belirlemek (nişanın atılmadığını varsayıyoyrum)
    -düğün yerini belirlemek
    -nikah günü almak
    -ev bulmak
    -eşya seçmek-almak(bu başlık başlıbaşına incelenmelidir)
    -gelinlik beğenmek
    -damatlık almak
    -nikah şekeri beğenmek
    -davetiye beğenmek
    -davetiye dağıtmak
    -fotoğrafçı ayarlamak
    -müzisyen ayarlamak
    -kuaför ayarlamak
    -araba ayarlamak(genellikle siyah araba ya da eski amerikan arabaları ya da limuzin(evet millet hayatında limuzin binebileceği yer olduğu için çok tercih ediyor) istenir)
    -konvoy yapılacak arabaların aynasına bağlamak için beyaz havlu ayarlamak (bu ne lan)
    -gelin arabasının camından atmak için zarf içinde 1$'lar ayarlamak
    -balayı için yer ayarlamak (bence tek gerekli kısım bu)
    -düğün sonrasında arkadaşlarla eğlenecek yer ayarlamak-bu kişiye göre değişiri (belki bu da biraz gerekli)
    -takı almak(bu aşamada ileride ne kadar takılmayacak-takılamayacak modeller varsa onlar tercih edilmelidir)
    -kına gecesi için yer ayarlamak
    -kına gecesi için elbise ayarlamak
    -kına gecesi için kına-örtü-mum vs ayarlamak
    -kına gecesi için bindallı ayarlamak
    -yüksekyüksektepelere.mp3 ayarlamak
    -kına gecesine başlanması
    -müzik-dans bilmemne faslı
    -bayanların senin ve yanındaki duvaklı gelinin etrafında ellerinde mumlarla o malum şarkıyı söyleyerek dolanması
    -gelinin ağlaması
    -gelinin kına için elini açmaması
    -kaynananın çeyrek altın koyması
    -kına yakılması
    -tekrar oynamak....vs
    -düğün gününe gelmek
    -sabah kalkmak
    -gelini almak-kuaföre bırakmak
    -arabayı yıkatmak-süsletmek
    -gelen misafirlerle uğraşmak
    -damatlığı giymek-damat traşı
    -gelini almak- eve bırakmak
    -gelin alma faslı
    -fotoğraf çektirmek
    -konvoy yapmak
    -salona gitmek
    -gelin odasında (niye sadece gelin odası-gelin arabasıysa bunların adı) beklemek
    -sisler ve kıvılcımlar arasında sahneye doğru yürüyüp dans etmek
    -diğer çiftlerin sahneye gelip dans etmesi
    -onlarla gözgöze gelip o gürültüde konuşmaya çalışmak
    -nikah kıyılması
    -dans etmek
    -takı faslı
    -dans etmek
    -pasta molası
    -dans etmek
    -masa masa dolaşıp hoşgeldiniz deyip fotoğraf çektirmek
    -dans etmek
    -dans etmek( yoğun olarak romen havası ve halay figürleri içerir)
    -düğünün bitmesi
    -arkadaşlarla eğlenceye gitmek
    -eve- otele gitmek
    -gelin başını açmaya çalışmak(100 adet toka çıkarmıştım)
    -gerdek gecesi("gerdek" kadar çirkin bir kelime de duymadım)
    -gelinin sistit olması
    -sabah doktora gitmek
    -korkulacak bişey olmadığını öğrenmek
    -balayı tatiline gitmek
    -otelde odaya çiçek-meyve-içki yollanması
    -garsonların bahşiş beklemesi (burada şu ifadeyi gözlerinde görmek mümkün)
    -eve dönmek
    -eve misafir kabul etmek- ev hediyelerini almak- düğün albümlerine bakmaka
    -anne-babalarla defalarca izlenen düğün videoları
    -rutin hayata geçiş
    -arkadaşla 2 haftada bir buluşmalar
    -azalan halısaha maçları
    -seyrekleşen pes akşamları
    -hayattan soğumak
    -karınla-kocanla zaman geçirmekten hoşlanmaya başlamak
    -insanlarda çift olarak görüşmeye başlamak
    -muhabbetlerin "sizin doğalgaz ne kadar geliyor" ya da "senin araba ne kadar yakıyor"a gelmesi
    -eş dostla sidik yarıştırmak.
    -ev almaya çalışmak
    -araba almaya çalışmak
    -çocuk yapmaya karar vermek
    -bazen yıllarca süren bir süreç sonunda çocuk sahibi olmak/olamamak
    -çocuğun geceler boyu ağlaması
    -onun 24 saatte atacağı 2 sn'lik bir gülüş ile günü güzel geçirme
    -eşin lohusa sendromuna girmesi
    -kişisel uğraşlarını, hobilerini ve aktivitelerini öteleyip tamamen eve odaklanmak
    -sorumluluk duygusunun omuz kemiklerini çatırdattığını hissetmeye başlamak
    -depresyona girme lüksün olmadığı için onu da ertelemek
    -her şeye rağmen aile olmanın sıcaklığını hissetmek
    -çocuğun yürümesini dert edinmek
    -çocuğu sürekli doktor kontrolüne götürmek
    -çocuğun konuşması için türlü maymunluklar yapmak
    -çocuğun bezini bırakmayı dert edinmek

    <<"çocuğun" diye başlayan bir düzine madde daha>>

    -terk etmiş olduğun kişisel uğraş, hobi ve aktivitelerine yavaş yavaş geri dönmek
    -ikinci cocuğu yapma fikrinin beyninde filizlenmesi

    (bkz: böyle gider bu)
  • büyüdüğüm küçük ilçeyi etkisi altına alıp geride yaşayan tek bir bekar bırakmayan ölümcül virüs. kimi görsem evlenmiş, kimi görsem çocuğu olmuş. lise arkadaşlarım, ilkokuldan hatırladıklarım, yaşıtım olan komşular dahil olmak üzere kimse geceleri kafasını yastığa tek koymuyor. gecenin bir köründe çocuk ciyaklamasıyla uyandıklarından olsa gerek, 3 tanesinin gözlerinin altında yorgunluk izleri vardı. birisinin daha 26'sında saçlarına ak düşmüştü. 2 tanesi "asla genç evlenme" diye nasihat bile verdi. lan ne aceleniz var çüklüler? günler çuvala mı girdi, beşik sallamak için yaş limiti mi getirdi belediyeler?

    bir yerde küçük bir seçim yapmışım, bu kelebek etkisini başlatmış. şimdi, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı birlikte geçirdiğim adamlarla aynı gezegende yaşadığıma hayret ediyorum. hepsi tükenmiş gibi, hepsi kendinden vazgeçip tüm benliğini çocuğa kurban etmiş gibi. baba olmuş lan adamlar? lisede çıktığım güzel bir kızı, çocuğuyla bile gördüm. koca diye bulduğu adam oldukça çirkin olmalı, o çocuğun başka açıklaması olamaz. lise veda partisinde deniz kıyısında dans ettiğim lacivert elbiseli kız başka birine dönüşmüşken, benim 10 sene öncesinden tek farkım kilolarım.

    -abi duyanda, 160 kilosun; gideceğin yere yuvarlanarak gidiyorsun zannedecek. kemiklerin kalın olmasın?
    -bin yılın geyiğine vur estebanım, sana bir daha viski yok.

    tatilin son çeyreğine girerken evde oturmamın sebebi ise, araba sürecek tüm bireylerin düğünde olması. biraderin arkadaşı mı ne evleniyormuş bu seferde; bana da ısrar ettiler. olası adaylar varmış da, sorup dururlarmış da...

    "tüyler ürpertici ve onulmaz biçimde canavarca" - the new york times -

    hasta taklidine yatıp çocukluğumdan beri en büyük buhranlarıma sebebiyet veren düğün salonlarına gitmekten kurtuldum. arabanın anahtarı askıda, ikinci vitesi bir türlü denk getiremediğimden, hareket etmeyi başarsam bile babam yürüyerek bulur. "gazdan yavaş çek, debriyaja hafiften bas" diye çıldırtıcı taktiklerini verir yine. arabayı kaçırmak ilk seferde işe yarar bir seçenek değil, kumsalda içmek ise soğuk havadan dolayı çok akıllıca değil.

    milyonlarca insanın evlenmek için delirdiği bir kainatta, araba süremeyip gizlice viski aşırmak ve tuhaf düşünceleri internettoya yollamak da başka bir eşik olsa gerek. bir gün yazarken ışıklı bir kapı açılacak. stargate zannedip içine gireceğim, sırlar kapısı ve nasihat veren yaşlı amca çıkacak ondan korkuyorum. hacı yağından molotof kokteyl yapar ortalığı birbirine katarım.

    evlenmek virüsünün son kurbanlarından birisi de kardeşim. 23 yaşında olup 5 senedir aynı kızla çıkmak gibi tek erkeklerde dünya rekoru sahibi bu manyak da "bu yaz söz yapacağım" diye tutturdu. söz yapmak ne lan, en son veriliyordu bu? beş bin senedir çıkan sevimsiz çiftler olur ya hani: üniversitenin ilk haftasında başlayıp sonsuza kadar çıkarlar, baktıkça tiksinirsin, bunlar da öyleydi. tüm gün görüştükleri yetmiyormuş gibi akşamları da telefonda konuşurlardı.

    "cep telefonu dalgaları beyine zarar veriyore"

    dağ gibi adam seneye evlenecek şimdi. vazgeçirmeye çalıştıkça daha da kenetlendiler birbirlerine. kanımca, daha fazla insan tanımalı ve karşılaştırma yapacak kadar çok parametre toplamalıydı. ben yıllardır parametre topluyorum mesela; hayalimdeki kızı 28 farklı denekten aldığım parçalarla ancak yapabiliyor olmak moralimi bozsa da, belki bir yerlerde vardır bu kombinasyon diye dolaşıyorum yeryüzünde.

    fakat annemin gelin adaylarından birisinin ilk öpüştüğüm kız olması? ingilizce dersi verdiğim kızın hırs yapıp ingilizce öğretmeni olması? anneme beni sorması?

    bugünün bombası buydu. tek maçtan yatmış gibi baktım, diyebileceğim bir şey yoktu. ilk öpücüğümü gülümseyerek hatırlamıyorsam, ilk gençlik yıllarımının ilk günahını (her anısını sik varmış gibi sözlüğe yazan birisi olarak) yazmamışsam bir yere, aklıma bile getirmiyorsam bunun sebebi ne yazık ki odur. o değildir de diş telleridir. o metalik tat sayesinde, bir beş sene hiçbir şey öpmedim abi. öpüşmek fobi olmuştu, ikinci öpücüğü yıllar sonra barda çalışırken zilzurna şekilde gerçekleştirdim. iskoç bir melekti, öpülesi dudaklarına daha fazla hayır demedim. gerçi o kafayla patronu bile öpebilirdim ama o gün gelmedi işe diye hatırlıyorum. ince dudaklı ve diş telleri olan bir kızı neden öptüm bilmiyorum ama öpmediğim takdirde ingilizce çalışmaya devam edecektik. tüm tenseler şahidim olsun ki, birisine bir şey öğretmek konusunda dünyanın en rezalet insanıyım. bir kere anlatırken bile sabrımın ağzımın kenarlarından taştığını söyleyebilirim.

    gelin adayları ve evlilik konusundaki düşüncelerimi sadeleştirip anneme anlattığımda, düğüne gelmem konusunda tek bir ısrar dahi etmedi. benden umudu kestiler sanki; oysa ben de evlenmek ve evimin kadını olmak istiyorum. her genç kız gibi gelinlik giymek ve kara kuşak takmak istiyorum. gelinlikle karate turnuvalarına katılıp şampiyonluklar kazanmak istiyorum; ama zamanı gelince. şimdi insanı insanda tanımalıyım.

    evlenmek ise küçük ilçelerin organik insanlarını yok edip yoluna devam etsin.
  • 34.560tl tutuyor. net
  • gerçekleştirmeden önce kesinlikle birlikte yaşanması gereken eylem.

    bırakın cinsellik ya da duygusal birliktelik yaşayacağınız birini, hemcins arkadaşınızla bile ev arkadaşı olduğunuz zaman kanlı bıçaklı bir hale gelebiliyorsunuz. çünkü insanların en doğal hali aynı evin içinde yaşadıkları zamanki halleridir.

    birisi titiz, diğeri pasaklı olur anlaşamazlar; birisi diş macununu ortasından sıkar diğeri gıcık olur anlaşamazlar; birisi çorbayı şöpürdeterek içer diğerinin beynine çivi çakılıyormuş gibi hisseder anlaşamazlar; birisi kuruyemiş cips vs. sever etrafa saça saça yer diğeri uyuz olur anlaşamazlar derken bu liste uzar gider.

    bunların hiçbirinde takdir edersiniz ki cinsellik ya da duygusal bir unsur yoktur yani aynı sorunları bir ev arkadaşıyla da yaşayabilirsiniz ve ev arkadaşınızdan kurtulmanız kolaydır ama eşinizden öyle kolay kolay kurtulamazsınız ve daha kötü tarafı artık 25 ve üzeri yaşa gelmiş insanlar bu tip konulardan rahatsızlığınızı dile getirdiğinizde genelde pek değişmezler.

    evliliklerin çoğundaki gerilime baktığınızda ise genelde üç tip sorundan noktalandığını görürsünüz.

    1) kişilerin yaşam alışkanlıklarının uyumsuzluğu
    2) tatmin etmeyen cinsel hayat
    3) çiftlerin aileleri arasındaki sosyoekonomik farklılıklar

    birinci maddeyi zaten yukarıda anlatmaya çalıştım. açıkçası yaşam alışkanlıkları çok farklı bir şekilde gelişiyor, evet ailenin verdiği/verebildiği alışkanlıklarla ilgili ama ailenin muhafazakar ya da seküler olmasıyla hiçbir alakası yok, temizlik değişik bir kültür.

    cinsellikse zaten apayrı bir saatli bomba oluyor, ki günümüzde en azından bu kısım ciddi ölçüde yıkıldı. evlenmeden önce genellikle gizli bir şekilde de olsa herkes kendi meşrebince bir şeyler yaşıyor ki yaşamalı da zaten. elini bile tutmadığın biriyle evlenmek için kafayı yemiş olmak lazım, zorla evlendirilenleri ayrı tutuyorum.

    üçüncü madde ise en belalılardan biridir. öyle ki benim sırf evlilik öncesi birlikte yaşanmalı demem bile bazılarını çileden çıkarıyordur eminim. özellikle türkiye gibi gelir dağılımının darmadağın olduğu ülkelerde, bu kadar farklılık kültürel birikimleri ve değerleri de farklılaştırır.

    mesela damla ile mahmut'un evliliğinde mahmut'un annesi hayriye damla'dan kendisine hizmet etmesini beklerse daha çok bekler hatta aynı hizmeti mahmut beklerse muhtemelen o da çok bekler. bu da yeni gerilimler oluşturur. evlilik sürer sürmez bilinmez ama ortada huzur kalmayacağı kesindir.

    peki bu noktalarda evlenmeden önce birlikte yaşamanın avantajı nedir?

    1) en temel avantajı zaman kazanmaktır.

    gerzek türk adetleri yüzünden evlenmek öncesinde 6 ay/1 senelik flört dönemi, 6 ay/1 senelik nişan düğün bok püsür dönemi gerektirir. bu da ortalamada 1.5-2 sene süren saçma sapan bir ilişki getirir.

    boşanmak da çok kolay bir iş değildir. bir dolu prosedüre sahiptir. hukuki olarak konunun uzmanı olmasam da boşanmak da en az 6 ay/1 sene sürer. zaten adli tatile denk gelirseniz süre kendiliğinden uzar.

    karşındaki kişiyle 2-3 yıl evli kaldıktan sonra yürümediğini anlasan bunun saçma sapan evlilik merasimleri ve boşanma prosedürü nedeniyle bir o kadar daha zaman alıcı işlemleri olacak ve toplam zaman kaybı 5-6 yılı bulacaktır. halbuki 2 yıl beraber yaşadıktan sonra anlaşamadığınızı anlayıp ayrılmanız durumunda toplam zaman kaybınızın 3 yıl bile etmeyeceğini düşünüyorum.

    2) zamanın yanında para da kazanmaktır.

    bu kısım genelde erkeği düşündürür ama evlilik öncesinde saçma salak şeylere harcanan paralar evlilik sonrasında çiftin yaşam standardını birlikte düşürür. ailelerin salak istekleri yüzünden çekilen krediler vs. derken bugün bir evlilik en az 100 bin liraya mal olmaktadır üst limit ise belirsizdir.

    bunun yanında 14 yaşında zorla evlendirilen kızları korumak için getirilen medeni kanunun beyaz yakalı erkekleri inek gibi sağması yüzünden boşanmanın maliyeti bazı durumlarda erkek için çok daha ağır olabilmektedir. erkek için daha bariz olsa da birlikte yaşarken ayrılmaya karar vermenin maliyeti boşanmanın maliyetinden çok daha düşüktür, ki daha mahkeme masrafları, avukat paraları vs hiç hesaba katmadım.

    3) aileler burnunu sokmadan duramadığı için ilişkinin bu nedenle bitme ihtimali yoktur.

    birlikte yaşama durumu, kadın tarafının iş/okul gibi nedenlerle ayrı şehirde yaşaması nedeniyle kadının ailesinden saklaması durumunu kolaylaştırır. zaten türkiye'de de çok küçük bir azınlık hariç bir kadının sevgilisiyle birlikte yaşadığını ailesine söylemesi pek mümkün olmaz.

    etik açıdan çok doğru bir durum olmamakla beraber en azından ilişkinin ailelerin burnunu sokması nedeniyle bitmeyeceği kesinlik kazanır. ayrıca ilişki gelecekte evliliğe dönecekse de, çiftlerin önceki yaşanmışlıkları nedeniyle ailelerin uyumsuzluğuna karşı direnç kazanmasını sağlar.

    bu nedenlerden dolayı bence evlenmeden önce birlikte yaşamak elzemdir. zaten evlilik özünde hukuki bir sözleşmedir ve bu sözleşmenin koşulları her iki taraf için de yeteri kadar ağırdır. birlikte yaşamadan bir insanı tanımak ise, en azından bence, imkansızdır. tanımadığın bir insanla bu kadar ağır koşulları olan bir sözleşme imzalamak ise pek akıl karı bir iş değildir. bunun mantıklı olmadığı gerçeği sizin inançlarınıza, yaşam tarzınıza göre de değişmez. zaten değişseydi boşanma oranları her yıl artmazdı.

    kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanması boşanma oranlarının artmasına bir açıklama olarak kullanılırken, bu ekonomik özgürlüğün istediğiyle birlikte yaşama özgürlüğüne henüz evrilememiş olması ise kadının ekonomik özgürlüğünün bireysel özgürlüğe dönmediğini gösterir.

    muhtemelen evlenme oranları düştüğü zaman kadının ekonomik özgürlüğün yanında sosyal ve bireysel olarak da özgürleştiğini göreceğiz, en azından bu mantığa göre çıkan sonuç bu.
  • en güzel yorumu melih cevdet yapmıştır konuyla ilgili.

    "eskiden, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. o yüzden buna "evlenmek" denirdi.

    şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik katlanmaktır."
  • arkadaş ortamınıza bakın. en asi, en aykırı, ben çok farklıyım ya, fuck the system abi yaaa, bağlanamıyorum ben, yaşanmışlıklarım müsade etmiyor diye bıdı bıdı yapan tipi tespit edin. hah ilk ona takacaksınız çeyreği. ilk o gerçekleştirecek bu eylemi.
  • pekiiii..

    (bkz: gel kucağıma otur bebeğim anlatacağım çok şey var)

    evlilik; asla yalnız kalmayacağını ve yanında o olmadan ölmeyeceğini bilmektir.

    evlilik; aile olmaktır. önceki "ailem" dediklerin, annen, baban kardeşindir artık. unut onları. sen aile olmuşsundur -çocuk şart değil-

    evlilik; zor günde yaslandığın omuzdur. umutsuz anlarında umut.

    evlilik; çamaşırını, bulaşığını yıkamak değil; çamaşırları ve bulaşıkları yıkamaktır. zoruna gitmesin. donlar, atletler sentetikte ve birlikte 60 derecede, renkliler 30'da bilesin.

    evlilik; zorda kalınca kaçmamaktır. zengini, sağlıklıyı herkes ister de herkes olan bekarlardır. cesaretin yoksa evet deme. diyorsan da, lafını yeme, sözünün eri ol.

    evlilik; aynı evi paylaşmaktır. ben sıkıldım, anamın evine gidiyorum diyorsan, git bir daha gelme.

    evlilik; yüzünü yıkayan eşinin aynaya su sıçratmasına katlanmaktır ve terlikleri ters bırakıp* tuvaletten ayrılmasına.

    evlilik; parmaktaki yüzüğün anlamı değil, ona anlam katmaktır.

    evlilik; evlilik teklif ederken bir erkek ve kabul ederken bir kadın, o anın heyecanını bir ömre yaymaktır.

    evlilik; yanlış yapmana engel olan en büyük frendir. okul müdürüdür, dekandır, rektördür, babadır. her an hesap vereceğini bilmektir.

    evlilik; kadınların kira, elektrik, su derdine düştüğü, erkeklerin de bedava seks olarak baktıkları bir müessese değildir.

    evlilik; kadınların huzurlu bir yuva istediği, erkeklerin kadınını mutlu ettiğine emin olduğu bir müessesedir.

    evlilik; insanın doğasının tam da merkezindedir. bu yüzden herkes bunun peşinde koşmaktadır.

    ve evlilik; bir sözdür.

    önemli olan da söz vermek değil, o sözü bir ömür tutmaktır.
  • çok güzel bir atraksyondur. iki defa yaptım üçüncüsünü yapmak için bir deli tarafından sikilmeyi bekliyorum.
  • nasıl bir bağımlılıksa bilmiyorum, tüm insanların belli yaştan sonraki tek ortak arzusu evlenmek oluyor. bu, içgüdüyse bende niye yok? ben insan değilsem neden okula gönderdiler?

    soru işaretleri, genç adamın kafasına saplanıyor ve açılan kesiklerden cevaplar yüzüne doğru akıyordu. tüm cevaplar kafasının içindeydi, aynı insanı her gün görmek ve aynı yatakta uyuma tutsaklığıydı onu ürküten. bir daha yalnız kalamamak korkusu ve alıp başını bir yerlere gidememe endişesiydi. ilkokuldan lisenin bitimine kadar beraber okuduğu arkadaşının evlenmesine günler kala, düğüne gitmemeye karar verdi. geline burma yerine hurma, çeyrek altın yerine çeyrek kokoreç takmak istemiyordu. yeni açılımlara ihtiyaç vardı floresanlı ve bayat pastalı düğün salonlarında, soru işaretlerinden bir çelenk yapıp göndermeye karar verdi.

    uzun zamandır kavgalı olduğu noktalama işaretlerinden faydalanabilirdi. başkaları takım elbiseleri ve gece kıyafetlerinin içinde yapış yapış olurken, o en genişinden bir parantezi yan yatırabilir ve hamak niyetine sallanabilirdi. insanlar, parantezi sadece iki boyutlu algılıyordu; oysa parantezin üçüncü boyutu örgülerden oluşuyordu ve tek yapmak gereken yan yatırıp iki ağaç arasına germekti. üst üste iki nokta ve yanına bir parantez ile gülümsedi, ecnebinin smiley dediği şey de tam olarak buydu.

    kuzeninin düğününe giden ailesi, kendi düğününe çağıran arkadaşı, nişanlanmaya çalışan bedenler arasında daralıp internette gezinmeye karar verdi. dünyanın en uzun insanı olan 2.47'lik bir adamın röportajı ilgisini çekti. nasıl bir şeydi acaba dünyanın en uzun insanı olmak, zıplamadan smaç basabilmek?

    dünyanın en uzunu ya da en kısası olmak, insanın içinde yuvalanan evlenmek isteğini değiştirmiyordu. "ancak her şeyden çok evlenmek istediğini belirten", "şimdi ünlüyüm. bir sürü kızla tanışabileceğim. evlenmek istiyorum" gibi cümleleri görünce yazıyı yarıda bırakıp artan iç sıkıntısıyla başka bir site daha açtı. dünyadaki tüm siteler birbirine benziyordu artık, harfler ve resimler değişse de mantık hepsinde aynıydı. tüm insanlarda da mantık aynıydı, tüm kainatta da. mantıksız bir insan olduğuna kanaat getirip hayırlı bir kısmet dilemek için yıldız kaymasını bekledi. ortalık oldukça güneşliydi, yıldız kaysa bile göremezdi. yıldızların sadece gece çıkan organizmalar olmadığını, gündüzleri de aynı yerde olduğunu lakin çok fazla ışık olduğu için görülemediğini öğrendiğinde 26 yaşındaydı. liseden başka bir arkadaşı oğlunu okula bile yazdırmışken; son mohikan, yıldızların gündüzleri boşa yandığını birisiyle tartışmak istiyordu. tüm arkadaşları evlenmek kuyusuna tepetaklak düşmüştü, gerçek dünyaya dair tek bildikleri kuyunun ağzı kadardı.

    bir kere daha özgür olduğuna sevindi, motosikletle çıkacağı için yol için sırt çantasını hazırlamaya koyuldu. dolapta hamak buldu, parantezi yatırmak zorunda kalmayacaktı. hayatın her günü balayı olabilirdi, bunu gerçekleştirmenin yoluna baktı. mikrofona "eveet" diye bağıran talihsiz arkadaşları için birkaç saniyeliğine yas tuttu.

    (bu entryi feysbuk'ta paylaşan debildir, paylaşımın kölesi olmuş talihsiz bir forumcudur. parazitin önde gideni, forwardçının geriden gelenidir)

    -madem şu siki opsiyonel yapmıyorsunuz, entrylerim feysbuk'ta paylaşılmasın'ı ayarlara entegre edemiyorsunuz, ben de elimden geldiğince hakaret edeceğim. gerçi en son "sikerim dondurmasını" dediğim için entrym silinmişti, şimdi de açıkça debil, gerizekalı ve forumcu diyorum. du bakali neler olacak-