şükela:  tümü | bugün
  • bunun bir de kendi evini kuramadığı için e hadi bari evlenelim hiç değilse evimiz olur tipi vardır.
    bu tribe her iki taraf veya taraflardan birisi girebilir. türkiye'deki evliliklerin büyük bölümünün bu gruba
    girdiğini düşünüyorum. kendi evlerine çıkıp sevgili hayatı yaşayabilseler evlenmezlerdi. hayatında hiç kendi evi
    olmamış, kirasını ödememiş, hiç tek başına ailesinden destek almadan, ona buna yaslanmadan ev kurmamış, hayatını
    bu şekilde sürdürme becersini göstermemiş bir insan eksiktir. karakteri oturmamıştır. siz şimdi bu insanı evlendirin,
    bir ev kurmasını isteyin, bir evlilik yürütmesini vs vs... işte yürümeyen evliliğin durumu budur.
  • bir türk geleneği.

    30 yaş civarındaki erkek kişisi ile 25-30 yaş bandındaki kadının "lan biz fena anlaşmıyoruz; bari evlenelim de eşyalar yeni olsun, hem her gün sevişiriz." düşüncesiyle sıkça gerçekleştirlir. ben küçük bi ilçede büyüdüm, üniversiteyi bitirip memlekete dönen 10 kişi civarındaki lise arkadaşlarımdan oluşan grup rastgele şekilde birbiri ile nişanlandı/evlendi. inanılmaz alakasız insanlar sosyaleşme, eğlenme imkanlarının akşam ev oturmaları ile sınırlı olduğu minnoş ilçemizde kendilerine macera diye bunu buldular.

    üniversiteden bir arkadaşımın 4 yıllık sevgilisi vardı. çocuk biz birlikteyken "kontrol" amaçlı bizle beraber selfie yollamasını isterdi. bu kadar sağlam güven temellerine oturmuş olan bi ilişkiydi, düşünün. evlendiler. kız hamile şimdi.

    başka bir arkadaşım var, dünyanın en odun adamıyla nişanlı. kız iş yerinde çok büyük problemler yaşadığı, her gün eve gidip ağladığı için nişanlılık gibi sürekli paraya ihtiyaç duyulan bir dönemde işten ona sormadan ayrıldığı için kıza ağır laflar etti, ama "daha iyisini" bulamayacağını düşünen, evde babasının baskılarından da sıkılmış arkadaşım her şeyi yedi yuttu, yaza evleniyorlar.

    yakın zamanda yine ahlak duvarlarının yıkıldığı bir nişan hadisesine şahit oldum. 5(?) yıldır çıkan bir çift var yakınen tanıdığım. erkek tarafın kızı bir kişiyle aldattığına ben şahit oldum. eminim ondan önce de defalarca aynısını yapmıştır. ben birini biliyorum sadece. bundan 3 ay öncesine kadar erkek olan kişinin " yeaağ bizim ilişkimiz fiilen bitti aslında sadece adı konmadı" diye etrafa mavi boncuklar dağıtıp başka birisiyle görüştüğünü biliyorum. şimdi dünyanın en mükemmel, en aşk dolu, en dürüst ilişkisi yaşıyorlarmış, sanki cedric'le chen'miş gibi büyük coşkuyla nişanlanmışlar.

    "nişanımıza hoşgeldiniz:))))))))" buzdolabı magnetleri, kendi ailelerini kandrırı yüzleri, göstermelik yapılan tüm hareketleri o kadar korkunç ki aklım cıkacak.

    yeni birini tanıma "riski"ni göze alamayıp "çarşıya pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım:(((" tribinden muzdarip türk gençliği üzerimize çılgınlar gibi nişan kurdelası atıyor. vallahi sağı solu göremez olduk.

    küçükken yetişkin insanların tamamının uygun ve doğru biçimde davrandığına olan inancımın tuzla buz oluşu yetmezmiş gibi şimdi de herkesin hayatının aşkıyla evlendiği düşüncem yerle bir oldu. esra erol'u 8 sezon baştan sona izlesem aşka inancım belki geri gelir.

    sabahattin ali bu mevzudan kuyucaklı yusuf'un başlarında söz ediyordu.
    "bizim küçük anadolu şehirlerimizde bu müzmin evlenme hastalığı daima hüküm sürmektedir. en kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu amansız mikroptan yakalarını kurtaramazlar ve kör gibi, önlerine ilk çıkanla evleniverirler. tabii bu evlenmede herhangi bir müşterek hayattan ziyade erkek için evde bir kadın bulunması; kız için de "münasipçe bir kısmet" varken kaçırılmaması düşünülmüştür. bu izdivaç mikrobu evlendikten sonra faaliyetine başlar: evvelce birtakım emelleri olan, yükselmek, kendini göstermek, eser vermek isteyen adamlara bir kalenderlik, bir lakaytlık gelir. evde meram anlatmaya asla imkân olmayan, seviyesi, ahlak telakkisi, dünyayı görüşü ve itiyatları büsbütün ayrı bir mahlukla daima bir beraberlik insanı dış hayatta da bedbin yapar ve bütün insanlardan şüpheye düşürür. evlendikten sonra bir adamın bütün gayesi ve istikbal düşüncesi, bir kere içine girmiş bulunduğu ve şimdi mukadder telakki ettiği bu belayı ses çıkarmadan ve dosta düşmana pek belli etmeden sürükleyip götürmek, onda herkes tarafından söylenen, fakat kimse tarafından bulunamayan meziyetler ve saadetler araştırmaktır."

    1937'de bahsi geçen bu mikrop görünen o ki o günden beri "küçük anadolu şehileri"nden tüm yurda yayılmış.
    karışık harfle gülerek kınadığım bu durumların benim ya da sevdiklerimin başına gelmemesi için şu andan itibaren 5 vakit namaza başlıyorum.

    bu durumlara bi şekilde bulaşmış arkadaşlarıma da şu şarkı eşliğinde iyi dileklerimi yolluyorum.
  • nasıl yapıyorlar bir türlü anlamadığım olay. yaş 30, evlenme teklifleri alıyorum, doktorundan mühendisine tanıştırılmadığım hayırlı kısmet kalmadı ama reddettim çünkü için ısınmadı, kalbim çarpmadı.

    ulan gariplik bende mi ?? zaten bir arkadaşım öyle diyor, "sana gelen kısmetlerden biri başka bir kıza gitse kız sevinçten çıldırır, sen niye böylesin, keşke kapaklasaydın o doktoru" diye eleştiriyor beni.
  • arkadaşları evlendiği için evlenmek, ablası/kardeşi evlendiği için evlenmek, evlenmemiş olmak başarısızlık olacağı için, zor olduğu için evlenmek gibi kadınsal alt kategorileri vardır. görüldüğü üzere hepsinde ele geçen şey evlenmektir.
  • türkiye'de çok yaygın olduğunu düşündüğüm olay. belli bir yaşa gelince insanların herhangi bir gelecek planı, maddi hesap yapmadan ve hatta gerçekten bir aşk hissetmeden yaptıkları evlilik. ancak burada bizim kültürün ve toplum yapısının etkisinin olduğunu düşünüyorum. ülkemizde belli bir yaşa gelip bekar olmak ayıp bir şeymiş gibi karşılanıyor. hatta bekarsanız kiracı olarak ev bile bulmak zor. bir de kariyerinizde ne kadar iyi olursanız olun evlenmemek bir başarısızlık gibi gösteriliyor. o kadar çalıştın kazandın ama evlenmezsen insanların gözünde bir itibarın olmuyor. bir de bunun bir üst versiyonu var. evlenip çocuk yapmamak... ona hiç girmiyorum.

    bir diğer başlık da (bkz: seks için evlenmek)
  • hayatın farkında olmayan, akışa kapılmış kişilerin gözü kapalı hımıldanışlarından biridir.
    sonrasında gelsin perdeler, bazalar, pikeler, komodinler, ve bir çocuk ağlar babaaa babaaa atlılar geliyor alın o çocuğu oradan!
  • intihar etmenin bir diğer versiyonudur.

    “senin de yuvan olsun”
    “artık birini bul da evlen..”
    “yalnızlık allah’a mahsustur..”
    (...)

    uzar da gider bu liste..
    kimse de sormuyor ki arkadaş senin evlilikten beklentin nedir, nasıl geçineceksin.
    olay armutun sapı üzümün çöpü meselesi değil. şöyle çevreme bir bakıyorum, tam anlamı ile örnek teşkil eden bir çift çevremde göremiyorum. bilmiyorum, belki de benim de kendimi sorgulamam gerekli bazı hususlarda.
    ancak evlilik kurumunu yürütmek kolay bir şey değil. hele ki bu zamanda. sırf evlilik için evlenmek ne kadar boş. bu kavram altında yuva kurmaya kalktığınızda soluğunuzu yakın zamanda mahkemede alırsınız.
  • zaten evlenmek için evlenilir.evlenmek nedir onun tanımını idrak etmek,kavramak gerekir.