şükela:  tümü | bugün
  • evlenmek fiilinin islam dininin bir farzı/zorunluluğu/emri olduğu göz önüne alındığında, "iki insanın birlikte aynı çatı altında yaşaması" hakkında düşünürken sadece bacak arası nöronlarını çalıştırabilen garipleri gün yüzüne çıkaran karşılaştırma.

    edit: başlık başa.
  • evlenmek belediyeden izin ister, tek fark bu!
  • algılanan hayatın sadece sevişmek yemek içmek film izlemek faturaları ödemek vs gibi günlük hayattan ibaret olduğu bunlara da geleneksel mecburiyetleri sokup huzur kaçırmama özgürlüğü tabi ki mükemmel bir şey.
    ancak geleneksel dinsel saçmalıkları bir yana bırakın hatta bu nedenle evlenmeyin lütfen.
    her şeyden önce nikah hukuki bir işlem. evliliğin birlikte yaşamaktan tek farkı da hukuki bir anlaşmaya imza atıyor olmanız ve bu anlaşmayla birlikte uyuduğunuz kişiyi evinize arabanıza işinize ortak ediyor hatta bilinciniz yerinde olmadığı anlarda yerinize karar verebilme yetkisi veriyor olmanız. birisine gerçekten güveniyorsanız alınabilen bir karar evlilik. yoksa zaten içinizdeki anarşist akraba dayatmalarını püskürtmenin yolunu bulur.
  • saçma sapan karşılaştırma. çünkü sonuç açık arayla bellidir. elbette evlenmek. tabi insanlar yaşadığı dünyanın kendi kafalarındaki dünya olmadığının farkındalarsa. herkes kendi için en iyi çıkarı neyse artık ne uyarsa onu yaşamak ister tabi bu evlilik karşıtı takılmaya çalışan yetersiz erkekler. bir de bunu çok temelden yüzyıllar yüzyıllardır evliliğin en önemli ve yapıtaşı olan topraklarda. artık din temelli mi bakarsın toplumsal mı bakarsın her nereden bakıyorsan bakarsan bu kadar kökleşmiş bir olayı ucuz ucuz belediye onayı devlet izni vs. diye bakmaktalar.

    bir de insanlara öneri gibi sunarken dayatmaya çalışmaları bunu da, kendi gibi düşünmeyenleri de bir küçük görme havası taktiğini izleyerek, modern değil, hayatı yaşamayı bilmiyor, anca devletten izinle birlikte olursunuz gibi tükürükten ibaret savunmalarla. çünkü kendileri daha nerede yaşadıklarının farkında bile değilken "ben kız arkaşomla aynı evde yaşıyoruz çok motluyozz bizz" şımarıklığında. sen veya ötekiler saf kadın bulmuşken elbette faydalanmak isterler kaldı ki bu kadınlarla bire bir seans yapsak röportaj yapsak hatta ayak üstü konuşsak, evlilik teklifi edecek bana diye hevesle bekliyoruz diye ağzından kaçırmaları da kesin an meselesidir. ne yazık ki sorun, bu çıkarcı, kadınlardan nasıl en iyi faydalanırız tiplerindeki adamların gerçek yüzlerini görmemeleri ya da görselerde belki bir gün evlenir umuduyla elden kaçırmamak için nikahsız aynı evde yaşamayı istiyormuş gibi gözükmek denebilir.

    bir hayal dünyasında yaşayıp giderken hem insanların hayatlarını istedikleri gibi yaşamaları taraftartayız diye her yerde diklenirlerken başta kendileri acaba karşı tarafa nasıl bakıyorlar dar olduğu için anca kendi tarafından bakarlar tabi.

    neyse olay şu aptal saptal haklı çıkacağım diye çetrefilli cümleler kuramam uğraşamam,

    kadın için evlilik bir garantidir herşeyden önce iki başınıza ormanda medeniyetten uzakta yaşamıyorsanız. önce kendi için garanti, sonra komşusu akrabası artık neyi içinse kendini savunacağı bir olması için. doğuracağı çocuğun baba olayı için. ömür boyu kıstasını en azından bir nevi garanti altına alacağı için. evet toplum aynı evde nikahsız yaşamaya kötü bakıyor ve bu durumda kötü adam kim oluyor?! elbette kadın oluyor, herkes bildi beş üzerinden beş puan. erkek keyfine bakmayı sürdürürken toplum,
    mahalle baskına , aile baskısına yine kadın maruz kalıyor, bu da gerek psikolojilerinin bozulmasına, gerekse yalnızlaşmaya, gerekse kendi namusunda artık her neyse farklı bakmaya başlıyor ve ilişkilerini gönül rahatlığıyla yaşayamamalarına sebep oluyor, bir tedirginlikle insan kaç gün yaşayabilir.

    olayın bu derin mi derin manevi boyutunu geçersek, bir kere kadın şunu bilmeli adam bir imzaya bile cesaret edemiyor, o kadar korkak, o kadar kendine ve ilişkine güvensiz.

    ve asıl nokta;

    seni evleneceği kadın, hayatının kadını, çocuklarının annesi olarak görmediğinden "ben evliliği düşünmüyorum ben çok özgürüm çok karşıyım çok bilmemne" havalarında. gerçekler acı ne yazık ki ama bu tür cümlelerin arkasına sığınan çakal görünmeye çalışanlarsa bir o kadar fazla.

    uzunca yıllar seninle olacağım ve bunu da topluma gösterecek cesaretim yok diyor. yani kadın, o senin için doğru adam değil bunu zaten zaman la göreceksin. oh ne güzel hayat adam için, aynı evde yaşıyor bulaşık, çamaşır, özgürlük anlayışı aynı evde yaşasanda "bekar adamım" ben özgürlük anlayışı bunun sonucunda sorumsuzluk, aldatma yüzdesi, seni bırakıp gitme kolaylığı vs. yani sonuç evlilik bağlayıcı karşılıklı anlaşma bir nevi. özellikle de son zamanlarda çiftlerin evlilik sözleşmesi imzalamaları müthiş, kadınların hak elde etmeleri bunu resmi kanallardan yapılması, çocuğun kimde kalacağı yani bu tür önemli noktalar evlilik çatısı altında. bu ülke yaşamlar koşullar bunu dayatıyorsa evet elbette kadın da kendi için en iyisi olan evliliği isteyecektir.
  • psikolojik olarak ikisi arasındaki farkı hiçbir zaman anlayamadığım karşılaştırma.
    misal kız arkadaşıyla 2 yıl aynı evde yaşadı bi' arkadaş. evlendiler, 1 yıl sonra "şiddetli geçimsizlik" adı altında boşandılar.
    (bkz: bu neydi şimdi)
  • aynı evde yaşamanin getirdiği sorumluluğu bilmeyip kolayca ceketin alınıp çıktığını zannedenler için evlilik ile arasında büyük farklar var zannediliyor, yok öyle bir şey .

    aynı evde yasadigin insanı istediğin zaman öyle pat diye bırakıp gitmek asıl firmalaşmanin ta kendisi olmuş oluyor, uzgunum. abi madem illa gideceksin git tamam da seninle toplum baskısının en büyük kısmını sırtında almış kadını bir anda bırakıp gitme.

    ondan sonra bu kızlar çok rerero. ee tabi olur.
  • ekşi sözlük demografisinin ne kadar değiştiğini gösteren kıyaslama.

    dayatma diyen olmuş. anadolu'da pek çok yerde ev sahipleri öğrenciye -özellikle de kızlara- "eve karşı cins giremez" kuralı getirir, geçtim birlikte yaşamayı. evli bir çift kiracı olacağı zaman "böyle şey olur mu, boşanın öyle gelin" dendiğini sanmıyorum.

    bir de gözlemlediğim birkaç fark şöyle:

    birlikte yaşayan çiftler bayram, izin gibi dönemlerde kendi ailelerinin yanına gidebilirler.
    evli çiftlerde bu bayram senin annenler öteki bayram benim annemler hesabı olur.

    birlikte yaşayan çiftlerin sosyal hayatında bekarlar da evliler de yer alır.
    bekar arkadaşlar evli çiftlerin sosyal hayatlarında daha az yer edinir.

    birlikte yaşayan çiftler ailelerden dolayı pek sorun yaşamazlar. (karşı taraf geline/damata müdahaleci davranamaz)
    evli çiftlerde aileler genelde soruna neden olur.

    birlikte yaşayan çiftlerin ayrı ayrı sosyal hayatları olabilir.
    evli çiftlerin genelde sınırlı olur.
  • evlilik mal idaresini duzenleyen bir kurumdur. islamiyet ile alakasi yoktur - musluman olmayan milyarlarca insan da evli olduguna gore bu isi dine dayandirmak biraz zorlama bir dusunce tarzi. yuzmilyarlarca galaksiyi, yildizlari, kara delikleri yaratan tanrinin cok da umurunda "evli" olup olmadiginiz. ama ortak yasamin geregi edindiginiz menkul ve gayrimenkuller uzerinde nasil bir hak sahibi oldugunuzun belirlenmesi gunesimizin birkac milyar yil sonra kirmizi dev ve supernova olup fosillerinize kadar atomalti parcaciklarina ayirmasindan daha onemli bir gerceklik. o yuzden gunumuzde bu isi kimseden kimseye hak gecmesin diye yasalarla duzenliyoruz. hatta bu yuzden artik escinsel birlikteliklerin de, hatta poligamik ve poliandrik birlikteliklerin de yasalarla duzenlenmesi sart olmus.
  • konudan bihaber arkadaşın, kişinin haklarının korunması için yasal bir destek olduğunun farkında olmadığı ve konuyu amaçsız bir şekilde islam bıt bıt filan diye 3 kuruşluk aklıyla heyecanlı demeçler vermesine yol açtığı karşılaştırma şeyisi.

    birlikte yaşarken doğan çocuğu (piçini) da alıp gidip başkasıyla evlenince o zaman islam çok re re rö muhabbetini. ha bunu evliyken de yapabilir ama o zaman hakkını arayacağın bir temel olur.

    ha ben zaten gevşeğim sorun olmaz diyorsan onun zaten dinle filan bir alakası yok.