şükela:  tümü | bugün
  • bir kadın için bir erkekten çok daha fazla olan nedenlerin bütünüdür. erkekler belli bir taraftan bakıyor meseleye. başka kadınla beraber olamayacak olma derdi mesela. sonra kadın dirdiri cekilmez. ailesiyle de ulasacaksin. arkadaşlarınla gorusemeyeceksin eskisi gibi. sonra evlenince kadın kendini saliyor. bu nedenler gerçekten çok ama çok önemli. peki bir kadın neden evlensin. sabahtan aksama kadar çalışan sonra eve gelince ne yiyecegini düşünmek zorunda olan. dolapta yağ bitmiş evde şeker kalmamış farkına varan. kirli sepeti dolmuş makineye atsın yikansın kurusun katlasin ütüsunu yapsin. temizlikmis misafirmis kek yapsin hazırlık yapsin. sonra o muhteşem kocasının ailesini arasin sorsun. haftada bir ziyaret etsin yemeğe çağırıp evinde agirlasin. bütün bu kosusturmacanin içinde kendine baksin formunu korusun asıl ve zarif olsun. kası çıkmasın kili tüyü olmasın saçının dibi gelmesin ojeleri hiç bozulmasın. tüm bunların yanında 9 ay karnında taşıdığı canlı için herseye ayrı bir dikkat etsin. bir tek tüyü yerinden cektiginde ne kadar acidi diye cemkirdiginiz o kadın üstüne üstlük doğum sancıları ceksin. sizin o sarkmasin dediginiz gogusleriye katlandği acılara rağmen yavrusunu beslesin. gece uykularindan feragat edip karnini doyursun mamasini hazirlasin. sizin o parkta gezdirince kollarinizi koptugu çocuğun üşümesin hasta olmasın diye zor bela giydirsin . ıttirmeye usendiginiz bebek arabasina neler koyulacak düşünsün hazırlasin. tüm bunların yanında yatakta sizi mutlu etsin. hiç yorgun olmasın hic başı agrimasin. bir kadın niye evlensin ki. çalışıp kendine yetebiliyorsa bir aksam yaptığı yemekle üç aksam karnini doyurabilecekken. neyi nereye koyduğunu bilip de corabini çıkardığı yeri unutacak kadar dikkatsiz bir adamın yükünü sırtına niye alsin ki sahiden. sonuç olarak evlenmemek için sebep çoktur. kadının ki biraz daha fazladır. ınsan olarak bakıldığında ise götü yememek ya da kişinin karakterinin evliliğe uygun olmaması en önemli nedenledir.
  • birini hayatına ortak edecek kadar benimsememek.
  • geçen arkadaşım aradı, kocasının telefonunda tinder ı görmüş. kocası benim için maymuna benziyor, öyle çirkin bir şey, arkadaşım esmer güzeli adamın yanında bebek gibi ama adamın gözü dışarda.. üç çocuğu var boşanamıyor, ailesinin maddi durumu yok, kendi mesleği yok, genç yaşta evlenmiş. şimdi adama dese ki tinder' ı sil, silmez ''işine gelirse , kapı orda '' der. arkadaşım bu aldatmalarda iki kez evi terk etti, kocası çok yalvarınca döndü zaten mecburdu. ama adam değişmedi. değişse zaten şaşarım.

    hani aşkın metafiziği nde '' erkeğin aşkı, tatmin olduğu andan itibaren gözle görülür bir şekilde azalma eğilimine girer; neredeyse bütün kadınlar, ona, zaten sahip olduğu kadından daha çekici gelecektir, değişikliğe özlem duymaktadır. '' diyor ya o kadar doğru ki...

    ne kadar güzel, akıllı,sevecen, şefkatli , seven kadın olursan ol, erkek sana sahip olduğunu düşündüğü anda ,caziben kalmıyor. dışardaki sidikli şaziye bile senden daha çekici..neden çünkü değişik biri..elde edilmemiş..

    işte benim için evliliğin en korkutucu tarafı bu; kaybetme korkusunun yok olması. ilişkide ister çok güzel ol, ister mesleğin olsun, ister sana kapısını açacak ailen olsun, sen adama bağımlı olmusan, adam bunu sonuna kadar sömürüyor. bazı bağımlılıklar maddiyatla olur, bazısı maneviyatla. maalesef ki bunu kullanmayacak karakterde insanla karşılaşmak çok zor.

    bence evlenmemek için en geçerli neden bu, elinin altında olduğun için kaybetme korkusunun bitmesi. peşi sıra gelen rahatlık, umursamazlık, yok saymalar, dinlememeler.. insanı manen çökertir. yaşayan anladı bile.

    burda kadın tarafından ele aldım ama elbette kocası onu boşayamaz diye istediği gibi davranan, despotluk yapan kadınlar da vardır. ama işin özündeki sorun aynı.
  • en geçerli neden evlenecek birini bulamamış olmaktır. daha geçerli bir neden düşünemiyorum.

    ayrıca bir gün hasta oldum amerika'da bok gibi kaldım anan, baban, eşin, çocuğun bakar bakarsa başkada kimse yüzüne bakmaz elden ayaktan düşünce ona göre gençler fahişe fiyatları ucuz diyen insanları da gördüm, hasta olunca çağrırsın fahişeyi tavuk suyu çorba yapar sana merak etme sen
  • mezopotamya’da evliliğin tarihi m.ö. 2350’ye kadar gider. temel amacı, çocukların kimin olduğunu saptayabilmektir. evlilik sayesinde kadın bir erkeğin malı olur ve adama çocuk doğurma görevini ifa eder.

    antik yunan’da evliliğe bakış ise şu şekildedir: “we [athenian men] keep hetaerae [courtesans] for pleasure, concubines for the daily care of our body, and wives for the bearing of legitimate children and to keep watch over our house.”* nesebin ispatı ve mirasın aktarılması için gereklidir evlilik.

    feodal düzende, evliliğin amacı bir aile – in-laws – edinmek ve bu yolla mevcut aileyi genişleterek işgücünü arttırmaktır.

    yani, her ne kadar feodalizmin yerini demokrasinin almasının da etkisiyle üzerine romans sosu dökülmüş olsa da, evliliğin duygusal değil, aksine, tamamen materyalist bir kökeni vardır. bir anlaşma, bir müessesedir evlilik.

    sözlüklerde “evlilik” ya da “evlenmek” sözcüklerini aratacak olursanız karşısında “sözleşme”, “yasal”, “resmi” gibi terimler içeren bir tanım bulursunuz. hiçbir yerinde “bağlılık”, “aşk”, “hayat arkadaşlığı” falan yazmaz bu tanımların.

    hal böyle olunca, evlenmemek için en geçerli neden aşktır. kişinin aşık olduğuyla değil hayatını birlikte geçirmeye kani olduğuyla evlenmesi gerekir. ben size evlenmeyin demiyorum, çok lazımsa evlenin. ama önce aşkınızı yaşayın sevgili sözlükçüler. sırf aşık oldunuz diye koşa koşa nikah masasına oturmayın. hatta tam da bu yüzden evlenmeyin. kendinize bu mucizevi olduğu kadar uçucu duyguyu doyasıya yaşamak için zaman verin. emin olun geçecek. geçtikten sonra hala istiyorsanız bakarsınız duruma. belediyeler kaçmıyor…

    not: 2 kez evlendim 1 kez boşandım.*
  • çocuk sahibi olmak dışında evlenmek için bir sebep yoktur
  • evlenmek için sebep bulamamak.

    "yalnız olursan, yaşlılıkta hastalıkta bakanın olmaz" fikrini de, başka birini aşk sevgi ayağına sosyal sigorta modunda kullanmak, karşılıklı korkaklık sözleşmesi yapmak gibi görüyorum. ki "görüyorum" ne, zaten direk öyle yazmışlar. bedeli ne peki, aynı kişiyle 40 yıl x 365 gün x 24 saat takılmak.. başkasını arzulamıyo gibi yapmak, karşılıklı birbirinden baydığı halde alternatif bir yaşam (mesela yaşını başını almış 30 40 olmuş insanın yalnız yaşaması) "fail"* olarak görülür diye evliliğin sürmesi. allah kolaylık versin herkese...
  • evliliği, nişanı falan da geçtim. çok iyi tanıdığımı sandığım 2 üniversite diploması olan bir kadınla sadece topu topu 3 ay süren bir sözlü olma süresinde tanık olduğum "kadının yüzüğü taktıktan sonra erkeğe duygusal ve psikolojik manipülasyon ile kontrol uygulamaya çalışması" evliliğin ne kadar sığ ve kapalı bir hayat tarzı gerektirdiği gerçeğini derinlemesine değerlendirmeme sebep oldu. sevgi başka, ama gelenek ve ananeleri bahane gösterip sağa sola "bak ne kadar mutluyuz" imajı vermek için bir kadının erkeğe olmadık yaptırımlarla gelmesi, "sözsüz" tripvai(bkz: trip) tehditler ile kontrol etmeye çalışması sadece benim yaşadığım değil, benim aksime evli olan tüm dostlarımda da gözlediğim bir durum. böyle olacak olması bir erkek olarak beni evlilikten muazzam derecede soğutuyor, hayalini bile kurmuyorum.
  • erkegin siddete meyli tek basina nedendir.
  • çocuk yapma isteğinin olmaması.