şükela:  tümü | bugün
  • hangi tarafın daha çok suçlu olduğunu incelemenin kimseye fayda getirmeyeceği olay. bunun iki etabı var öncelikle; birincisi adamın evli olduğunu bilmeden başlayan ilişki, ikincisi adamın evli olduğunu bile bile başlayan ilişki.

    bunun ilkine lafımız yok. en azından başlığın konusu olan kadın açısından. bu herkesin başına gelebilecek bir durum. zira poligami ve yalanının alıp başını gittiği bir çağda yaşıyoruz.

    olay ikinci durumda zaten. şimdi, kendimden örnek vermek gerekirse yaklaşık 2-2,5 yıldır sohbetinden, kültüründen, anlayışından etkilenerek yazıştığım bir adam vardı ve türkiye dışındaydı. en başından itibaren evli olduğunu biliyordum. kaldı ki yazışmalarımız hiçbir zaman sınırını aşmadı. görüşmelerimizden de onun yurtdışında olduğunu bilmemden dolayı hiç rahatsızlık duymadım. zira fiili bir şey yaşanması imkansızdı. kaldı ki her bu sınır aşılmaya meyil edildiği anda karşısına evli olduğunu kapı gibi çıkardım. ama yine de aramızda az önce bahsettiğim durumlardan kaynaklı bir bağ oluştu. bazen bu sohbetlere uzun aralar versek de yine de hiç kopmadık. velhasıl, yaklaşık bir yıl kadar önce daha türkiye'ye kesin dönüş yapmaya karar verdikleri günlerde bana bunu söyledi. o günden beri içimde bir huzursuzluk olduğunu hatırlıyorum. aramızda çok güzel bir uyum ve anlayış birliğinin olmasının yanı sıra, adam her anlamda bir kadının sahip olmayı isteyeceği türden biri; zeki, esprili, çekici, oldukça iyi bir işi ve kariyeri var falan... o zamanlar geldiğinde görüşmek istediğinin sinyallerini verdi ve ben bunun olmasını istemediğim için türkiye'ye geldiği andan itibaren uzak durdum ondan. yazışmadık, görüşmedik. ve fakat son iki haftadır, sürekli olarak görüşelim diye tutturmakta.

    tam bu noktada içimin vicdanen çok rahat olduğunu söyleyebilirim. çünkü her defasında karısı ile birbirlerini sevdiklerini ve güvendiklerini söyleyen bu adama oldukça açık bir şekilde durum böyleyse bu yaptığının aç gözlülük olduğunu söyledim. klasik olarak öyle olmadığını karısı ile sorunları olduğunu fakat kendisine henüz itiraf edemediğini söyledi. inanmış gibi yaptım ve sustum.

    bir kadın olarak tüm bu yaşadıklarımdan çıkarımlarımı şöyle özetleyebilirim; bu kadar diğer kadınlar tarafından da istenebilecek bir erkek tarafından merak ediliyor ve değer veriliyor olmak öncelikle güzel, karısı olan bir erkek tarafından arzu ediliyor olmak gurur okşayıcı ve ego tatmin edici, karısının yanındayken bile sana vakit ayırması ve seninle ilgilenmesi, bir nevi en azından o anlık seni tercih etmesi güç verici. fakat tüm bunun yanında böyle bir adamın sadece hayatını biraz renklendirmek adına sana yaklaşıyor olduğunu bilmek fena can sıkıcı, hiçbir zaman karısından ayrılmayacağını ayrılsa bile tekrar uzun soluklu bir ilişki veya evlilik istemeyeceğini bilmek fena sinir bozucu, seni sadece bedenen merak edip, bedeninle alakalı hayaller kurduğunu bilmek ve her ne olursa olsun onun bir karısı olduğunu, bir ailesi ve "gerçek" bir hayatı olacağını bilmek fena can acıtıcı. ve sonuncusu hepsinin toplamı ki kalıplaşmış bir tabir olarak "ikinci kadın", "metres" gibi sıfatların ötesine asla geçemeyeceğini bilmek ise katlanılamaz, açıklanamaz bir şey.

    kısaca, ben bu adama aşık olabilirdim ki çok potansiyeli var gösterdiği ilgiden, kadın ruhundan anlayışına kadar ama tüm yukarıda saydığım şeyler akabinde bunun sadece ve sadece bana zarar vereceğini anladım. zira toplumsal görüş mü kadınların affedici yanı mı bilemiyorum, erkek böyle bir ilişkinin içinden çoğu kez çok az yara bere ile çıkarken kadın enkaza dönüyor. ben kendimi evli bir adam uğruna harcayacak, enkaza döndürecek bir kadın değilim. bazı şeyler var ki bahsettiğim aşk, engel olunamıyor evet ama bu biraz da bizim tercihlerimizin neticesi ile şekilleniyor. ben ki bir balık burcu kadını olarak aşksız yaşayamam, hayatta ondan daha fazla değer verdiğim şey yok diyebilirim, ki çok da meşhur sıfatımız var "duygusal" şeklinde, buna rağmen kendimi frenleyebiliyorsam bunu herkes yapabilir. sadece olaya mantık çerçevesini kaldırmadan bakmak gerekiyor. böyle olduğunda her şey çok daha net gözüküyor çünkü.
  • bana "bu hayatta yapılabilecek en büyük hata nedir?" diye sorsalar, vereceğim 2. cevaptır.

    1. cevabım ise, tabi ki sigaraya başlamak.
  • sevgili kadinlar, eger ki evli bir adam tarafindan bile risklere girilerek arzulaniyor isteniyorsaniz demek ki guzel, hos sohbet yahut yatakta iyisiniz, kendinize bu kotulugu yapmayin, cikin kendisini size adayabilecek dogru adamlari arayip bulun. duygusal olarak bir paspasa donmeden kacin gidin boyle adamlarin yanindan.
  • daha önce de kısaca "orospuluk" demiştim ben buna zaten de; bunu yapıp bir de mutlu yuva ve çocuk hayali kurmak "orospu"luğun bambaşka bir boyutu olsa gerek.
  • evli olduğunu bile bile evli erkekle ilişki yaşayan kadın su katılmamış orospudur. erkek de zaten zibididir gözümde. bunun aslanlıkla kaplanlıkla alakası yok. tutamayacağın sözleri vermeyeceksin kimseye, ne erkek ne kadın. bu durumda evlilik kurumuna saygı duymuyorsan en başında "bir ömür seveceğim" lafıyla o yüzüğü takmayacaksın. o yüzden ne kadını ne erkeği iki türlü de masum görülcek bir yanı yoktur bu hareketin. daha birbirinize bağlılığı öğrenemediyseniz zaten cacık olmaz o evlilikten. tez zamanda boşanın kendi yolunuza gidin denir evli olduğu halde bu haltı yiyene. ha yuva zaten dağılmıştır, evler ayrılmıştır, boşanma sürecinde tanışılmıştır o zaman bu ilişkinin taraflarına lafım olmaz. tercihtir der geçerim. kiminin eski ilişkisine/evliliğine olan saygısı 3 gündür, kimisinin 3 aydır, kiminin de 3 yıldır değişir kişiye göre.

    edit: imla
  • (bkz: asrın hatası).

    geleceği olmayan, sonu başı belli olmayan deli dolu maceradır belki kadın için ama erkek için elinin kiri ne de olsa.
  • evsiz erkeklerle otel odalarında, efenime söyleyim parkta- bahçede bafileneceğine, evli erkekle ilişki yaşasın daha iyi denebilecek durum.

    (bkz: anlam illüzyonu)
  • bunu yapanlar kadın değil kız çocuğudur. başkasının oyuncağı kendi oyuncağından daha tatlı geldiği için, küçük dünyasına anlam katmak için kaç insanı mutsuz ettiği onun için önemli değildir, oyuncak onun olmalıdır.
  • aldatma olayına genel olarak karşı olmakla birlikte, 'adamın karısını düşünmeli o da kadın' denmesi bence mantıklı değil.
    kadını kadın anlayacak diye bişiy yok.
    ki her insan doğruları bilse de kendi mutluluğunu ön plana alarak yaşar. normal olan budur.
    üstelik eşinin bile düşünmediği kadını ikinci kadının düşünmesi anlamsız. bunun vicdani yükünü taşıması gereken erkek.

    erkeğe gelirsek,
    anlamıyorum.
    aslında tamamen fizyolojik olan bi mekanizmayı nasıl bu kadar basit yaşayabildiklerini anlamıyorum.
    çok eşlilik tüm insanlarda var olan bi yönelim aslında, hangimiz birine sırılsıklam aşıkken bile başka hiç kimseden etkilenmedik?
    birini severken başkasından hoşlanan, birinden nasıl hoşlandığını arkadaşlarına henüz anlatmışken başka başka bi adamın gülümsemesinden istemdışı bi anlığına etkilenmek çok mu imkansız?
    ama işte burada insan olmayı anlamlandıran şeyler ortaya çıkar,
    düşünebilme. empati kurabilme. ve bunların doğrultusunda tercihte bulunabilme.
    bi seçim yapmışsın.
    evlenmişsin, veya aşık olmuşsun,
    duygular veya ilişkiler bitebilir, evlilikler de öyle.
    zaten aldatmaktansa, bitmesi iyidir.
    aradaki iyi olarak yaşanmış ne varsa, onları ortadan kaldırıp bi köşeye koymak daha mantıklıdır.
    en azından kendine saygını yitirmezsin,
    suçlu hissetmezsin.

    mantık yanımı bi kenara bırakıp tamamen duygusal yanımla olaya bakmamı sağlayan şey, kırklarında bi adamın en güzel yaşlarını ona adamış kadını genç bi kızla aldatması olayı.
    yaşı kaç olursa olsun herkes heyecan ister,
    kalbim hızlanmasın, aşkın mutluluğunu tatmayayım, uzak dursun diyebilecek tek bi insan yok.
    ama anlık heyecanlar, yıllarca yaşanmış mutlulukları yok ediyor. yanında oturduğun ve sıradanlaşan, yıllar önce severek aldığın bi eşyaymışçasına sahiplendiğin ama yıllar önce ona nasıl aşık olduğunu unuttuğun kadını mutsuz ettiğinin farkında bileolmadan mutlu olmak istiyorsun.
    geleceğe dair umudumu en çok bu yok ediyor.

    belki ilişkiye ben bu adamla/kadınla evlenicem diye başlamayız ama kimse bi evlilik kararı aldığında bitecek diye düşünmez.
    bilmiyorum.
    kırklarında, babam yaşında adamlarla benim yaşımdaki kadınları görünce üzülüyorum. en kötü yanı bu sanırım.
    kendimi adamın ya da karısının ya da diğer kadının yerine koymadan önce adamın çocuğu olma ihtimalinde oyalanıyorum.
    babanın anneni artık sevmemesi ihtimali.
    en sevdiğin adamın en çok en sevdiğin kadını sevmemesi ihtimali..
    canımı acıtıyor.

    aldatan kadın,
    karısını aldatan adam, hiç düşünmez babasının annesini aldattığını.
    belki düşünseydi yapamayacak kadar nefret ederdi kendinden.

    ikinci kadına gelelim tekrar.
    ne de olsa esas kız o.
    filmin izlenmesini sağlayan, heyecan veren, güzel olan o.
    aşk bazen kim olduğunu bile bilmediği birine hissedilen bişiy.
    evli bi adama aşık olabilir bi kadın.
    en kötü yanı, o adamın da ona aşık olması olsa gerek.

    yoksa unutulmayacak bi aşk yok.

    aşık olduğu adamın kadınını düşünmesi gereken en son kişidir aslında ama, en çok düşünen kişidir aslında.
    o kadının kaderini paylaşmaktan korkar.
    bi gün vazgeçilmekten..
    ne olursa olsun, adamın kendine asla ait olmadığını bilir.
    özgürce ilişki yaşamanın nasıl güzel olduğunu anlatmaya çalışmışlar bu ilişki için,
    bu aşık olduğu adamın aidiyetine asla sahip olamayacak olmasının mutsuzluğuna makyaj yapmasından başka birşey değil.

    beni tercih ediyor cümlesinin altında her seferinde evine dönen adamın kimi tercih ettiğini bildiği zamandan kalma gözyaşı vardır.
    kıskanılmak ister. ama kıskanır daha çok.
    kadını kıskanır,
    o adamla çok mutlu olmuş, evlenecek denli aşık olmuş, kendine aşık etmiş kadını.
    hala vazgeçilemeyen kadını.
    yanında uyuyamadığı adamı, insanlara kendi iyelik ekleriyle diye tanıştıramadığı adamı, hayatının sonuna dek soyadını alamayacağını hissettiği adamı kıskanır.

    oysa o kadın, o adam evli olmasa kendi soyadımı kullanıcam kavgası bile ederdi. ama ulaşamadığımız bağımlılıklar özgürlükten güzel.

    sonuç mu,
    aslında sonuç yok.
    varsa bile mutlu bi son yok.
    karısına karşı asla eskisi olamayacak adam. kocasına asla güvenemeyecek kadın. ve çok ağlayacak ve evlendiğinde kocasının onu aldatması korkusuyla yaşayacak kadın...