• insani içgüdülerden kaynaklanan, sık rastlanan durum. o yüzden ağır küfürler etmeden bir durup soluklanmak lazım. belki annenize babanıza, yaşınız yeterince ileriyse çocuğunuza küfrediyorsunuzdur.
  • orospuluktan daha aşağılık bir durumdur. zira insanın vücudunu satması için bile geçerli sebepler olabilecekken, evli bir erkekle ilişki yaşayan kişinin herhangi bir sebebi olamaz herhalde. aynı şeyler erkek için de geçerlidir tabi. tek taraflı bir suçlama yapmıyorum.
  • bunu yapanlar kadın değil kız çocuğudur. başkasının oyuncağı kendi oyuncağından daha tatlı geldiği için, küçük dünyasına anlam katmak için kaç insanı mutsuz ettiği onun için önemli değildir, oyuncak onun olmalıdır.
  • aldatma olayına genel olarak karşı olmakla birlikte, 'adamın karısını düşünmeli o da kadın' denmesi bence mantıklı değil.
    kadını kadın anlayacak diye bişiy yok.
    ki her insan doğruları bilse de kendi mutluluğunu ön plana alarak yaşar. normal olan budur.
    üstelik eşinin bile düşünmediği kadını ikinci kadının düşünmesi anlamsız. bunun vicdani yükünü taşıması gereken erkek.

    erkeğe gelirsek,
    anlamıyorum.
    aslında tamamen fizyolojik olan bi mekanizmayı nasıl bu kadar basit yaşayabildiklerini anlamıyorum.
    çok eşlilik tüm insanlarda var olan bi yönelim aslında, hangimiz birine sırılsıklam aşıkken bile başka hiç kimseden etkilenmedik?
    birini severken başkasından hoşlanan, birinden nasıl hoşlandığını arkadaşlarına henüz anlatmışken başka başka bi adamın gülümsemesinden istemdışı bi anlığına etkilenmek çok mu imkansız?
    ama işte burada insan olmayı anlamlandıran şeyler ortaya çıkar,
    düşünebilme. empati kurabilme. ve bunların doğrultusunda tercihte bulunabilme.
    bi seçim yapmışsın.
    evlenmişsin, veya aşık olmuşsun,
    duygular veya ilişkiler bitebilir, evlilikler de öyle.
    zaten aldatmaktansa, bitmesi iyidir.
    aradaki iyi olarak yaşanmış ne varsa, onları ortadan kaldırıp bi köşeye koymak daha mantıklıdır.
    en azından kendine saygını yitirmezsin,
    suçlu hissetmezsin.

    mantık yanımı bi kenara bırakıp tamamen duygusal yanımla olaya bakmamı sağlayan şey, kırklarında bi adamın en güzel yaşlarını ona adamış kadını genç bi kızla aldatması olayı.
    yaşı kaç olursa olsun herkes heyecan ister,
    kalbim hızlanmasın, aşkın mutluluğunu tatmayayım, uzak dursun diyebilecek tek bi insan yok.
    ama anlık heyecanlar, yıllarca yaşanmış mutlulukları yok ediyor. yanında oturduğun ve sıradanlaşan, yıllar önce severek aldığın bi eşyaymışçasına sahiplendiğin ama yıllar önce ona nasıl aşık olduğunu unuttuğun kadını mutsuz ettiğinin farkında bileolmadan mutlu olmak istiyorsun.
    geleceğe dair umudumu en çok bu yok ediyor.

    belki ilişkiye ben bu adamla/kadınla evlenicem diye başlamayız ama kimse bi evlilik kararı aldığında bitecek diye düşünmez.
    bilmiyorum.
    kırklarında, babam yaşında adamlarla benim yaşımdaki kadınları görünce üzülüyorum. en kötü yanı bu sanırım.
    kendimi adamın ya da karısının ya da diğer kadının yerine koymadan önce adamın çocuğu olma ihtimalinde oyalanıyorum.
    babanın anneni artık sevmemesi ihtimali.
    en sevdiğin adamın en çok en sevdiğin kadını sevmemesi ihtimali..
    canımı acıtıyor.

    aldatan kadın,
    karısını aldatan adam, hiç düşünmez babasının annesini aldattığını.
    belki düşünseydi yapamayacak kadar nefret ederdi kendinden.

    ikinci kadına gelelim tekrar.
    ne de olsa esas kız o.
    filmin izlenmesini sağlayan, heyecan veren, güzel olan o.
    aşk bazen kim olduğunu bile bilmediği birine hissedilen bişiy.
    evli bi adama aşık olabilir bi kadın.
    en kötü yanı, o adamın da ona aşık olması olsa gerek.

    yoksa unutulmayacak bi aşk yok.

    aşık olduğu adamın kadınını düşünmesi gereken en son kişidir aslında ama, en çok düşünen kişidir aslında.
    o kadının kaderini paylaşmaktan korkar.
    bi gün vazgeçilmekten..
    ne olursa olsun, adamın kendine asla ait olmadığını bilir.
    özgürce ilişki yaşamanın nasıl güzel olduğunu anlatmaya çalışmışlar bu ilişki için,
    bu aşık olduğu adamın aidiyetine asla sahip olamayacak olmasının mutsuzluğuna makyaj yapmasından başka birşey değil.

    beni tercih ediyor cümlesinin altında her seferinde evine dönen adamın kimi tercih ettiğini bildiği zamandan kalma gözyaşı vardır.
    kıskanılmak ister. ama kıskanır daha çok.
    kadını kıskanır,
    o adamla çok mutlu olmuş, evlenecek denli aşık olmuş, kendine aşık etmiş kadını.
    hala vazgeçilemeyen kadını.
    yanında uyuyamadığı adamı, insanlara kendi iyelik ekleriyle diye tanıştıramadığı adamı, hayatının sonuna dek soyadını alamayacağını hissettiği adamı kıskanır.

    oysa o kadın, o adam evli olmasa kendi soyadımı kullanıcam kavgası bile ederdi. ama ulaşamadığımız bağımlılıklar özgürlükten güzel.

    sonuç mu,
    aslında sonuç yok.
    varsa bile mutlu bi son yok.
    karısına karşı asla eskisi olamayacak adam. kocasına asla güvenemeyecek kadın. ve çok ağlayacak ve evlendiğinde kocasının onu aldatması korkusuyla yaşayacak kadın...
  • evli erkekle ilişki yaşamak konusuna birçok farklı açıdan bakmak lazım. birincisi ilişki yaşayan kadın yönünden, diğeri erkek yönünden, ayrıca evli kadın yönünden ve bir de olaya tamamen dışarıdan bakan üçüncü kişilerin (toplum) gözünden.

    ilişki yaşayan kadın için bu, kendi seçimidir. evli bir erkekle olan ilişkisinin sonuçları hakkında yeterli düşünceye sahip olmalıdır. bu adamın eşine ve ailesine karşı yasal ve etik sorumlulukları var, kadının kendisine ihtiyacı olan her an onunla olamayacak, adamın varlığında herhangi bir kanuni (zorlayıcı) hakkı olmayacak, adamın keyfine göre ilişkinin sona ermesi halinde zarar görnesi durumunda buna karşı adama herhangi bir yaptırımı yok. ama adamı seviyorsa ve tüm bunlara rağmen adamla ilşiki yaşamaya devam ediyorsa ben o kadına helal olsun derim, çünkü tüm toplumsal ayıplanmalara, tüm medeni zorluklara, olumsuzluk ve imkansızlıklara rağmen ve üstelik sonunda eline yaşamış olduğu süreçte edindiği mutluluk hariç "hiçbir şey" geçmeyeceğini bildiği halde mutluluğun peşinden gitmiştir. şapka çıkartırım. unutmamak gerekir ki bu kadının, adamın karısına ya da ailesine karşı hiçbir sorumluluk, yükümlülük ve bağlılık unsurları bulunmuyor. adamın karısını düşünmek zorunda değil, çocuklarının tepkisini umursaması gerekmez. bu hususlar adamın sorumluluğunda ve üstelik kadının, adamın bu hususta sorumlulukları olduğunu hatırlatmasına bile gerek yok. herif salak değil herhalde.

    öte yandan adam için de benzer durumlar söz konusu ama derin ayrımlar var. bir defa bu işin yasal karşılılklarını biliyor ise bunun tüm sonuçlarına katlanmayı da göze alması lazım. eşini artık sevmiyor falan olabilir, o kısım için birşey diyemem. kimse kimseyle ömrünün sonuna kadar mutsuz olarak yaşamak zorunda değil. boşanma kurumu bunun için var. ama bu adam boşanmamış, sadece bir nevi terapi görüyor gibi düşünülebilir. bunun sonuçları ilişki yaşadığı kadına ait. ama kimse mutlu olduğu bir yeri bırakıp da başka bir yere gitmez, nitekim genetiğimize işlenmiş olduğu üzere bizler için en huzurlu ve güvenli olan ortamda bulunmaya devam etme eğilimimiz vardır. bir şekilde adamın kimyası bu yönden bozulmuş olabillir. neticede ikinci kadınlar her zaman birincilerin hataları nedeniyle vardır, şu ya da bu şekilde. ayrıca tekrar ediyorum, bunları eşi ile olan ilişkisi yönünden söylüyorum. aile sorumluluğu bambaşka. mesela çocukları varsa ve onları gözardı ediyorsa tüküreyim onun suratına.

    üçüncü yön, erkeğin karısı açısından bakıştır. burada iki ihtimal var, ya kadın bir şekilde hatalıdır ya da bir şekilde eksiktir. bunları çok geniş anlamda kullanıyorum, hani güzelliğini yitirmek de dahil eksikliğe mesela. ya da hataya adamın bir talebini sürekli olarak reddetmesi (mesela çocuğa çok bağırması ya da temizlik yapma takıntısından vazgeçmesi) hata olarak örneklenebilir. geniş bakıyorum. şimdi bu kadın hata/eksiklerinin farkında olabilir ya da olmayabilir. farkındaysa, eksik/hata olarak tanımladığımız unsurları düzeltmediği için sorumluluğu vardır. farkında değilse, aynı oranda adamın sorumluluğu vardır (ama bu kimseyi haklı ya da haksız kılmaz, sadece tespit yapıyorum). bunlar yoksa, adam sadece duygusal olarak başkasına gönlünü kaptırmıştır. gönüldür, olabilir. sonuçlarına katlanmak ve olumsuz sonuçları en aza indirgemek etik olarak bu durumda adamın görevidir.

    son olarak başkalarının bakış açısından değerlendirmek gerekir. iyi de alandan satandan başkasına ne? herkesin kendi işine bakması gerekmez mi? bi entry yazmıştım bir aralar, yarım saattir onu arıyorum bulamadım. bulduğumda edit büdüt yaparım. özünde ünlü bir tv kişisinin kanserli olan eşinden boşanıp çok genç bir başka kadınla evlenmesi hakkında toplumda yapılan tartışmaların yersizliği ile ilgiliydi. bir kısım "bak ahlaksıza zor durumdaki karısını bıraktı" diyor, diğer bir kısım ise "aferin adama, aşkının peşinden gidiyor" diyordu. buna ilişkin bir entry idi. kimsenin kimseyi yargılayamaması, kimsenin hayatına müdahale edememesi, kimse hakkında eylemlerinin etik yönüyle ilgili yorum yapmaması esas olmalıdır. bu yüzden toplumsal açıdan olaya bakışın herkes (medeni hukuk açısından ve gerektiğinde sonuçlarını yükümlenmek üzere) istediğini yapsın noktasında olması gerektiğini düşünüyorum.

    finalde benim düşünceme gelelim. bir önceki paragrafta anlattığım gibi bu durum beni ilgilendirmez, herkesin istediğini yapabilmesi gerektiği kanaatindeyim. ama kendi içimde bunu yapan kadından çok erkeği ayıplarım, en çok onu sonuçlardan sorumlu tutarım. her halükarda bu eylem hiç tasvip edilir birşey değildir benim gözümde, ama benim düşüncemden kime ne? bundan ötürü kişileri ne açıkça yargılarım ne de açıkça mahkum ederim. yanlış olduğu düşüncesi içimde kalır, benim fikrimdir, ne kimseyi ilgilendirir ne de kimseyi bağlar.
  • evli erkeğin bekar kadınla ilişkisidir.
    bu birliktelikte birine hesap vermesi gereken kişi varsa o da erkektir, zira birine sadık kalacağına dair söz veren, yemin eden kendisidir. oysa insanların bakış açısı o kadar kadını suçlayıcı niteliktedir ki ilişkiyi ''evli erkekle ilişki yaşamak'' olarak adlandırırlar.
    oldu canım!
  • erkektir yapar... kadındır, anca yorum yapar. demek kadar saçmalamak olmaz değil mi? dedirten bir yorum...

    düzeltme türkçesi : avuntu her zaman yorumlar da! bana aynada ki yorumlarla gel. hüngür hüngür ağlarken kendine savurduğun yorumlarla gelllll.. saygılarrrr