şükela:  tümü | bugün
  • özellikle ikinci çocukların yapılma nedenidir bazı ailelerde. kötü giden evliliğinin tepe üstü dörtnala gittiğini gören kadın kocasını eve bağlamak için, ya da karısının kendisinden vazgeçme eğilimini sezen kocanın, karısının ayağını bağlamak için girişimde bulunmasıyla* başlar. hamilelikti, doğumdu, çocuğun şusuydu, busuydu, diğer çocuk kıskandı, kıskanmadı filan derken bi süre hakikaten de durumu kurtarır. adam, metresine*daha az ya da hiç gidebilir, karısının "çocuklarımın anası" imajı güçlenmiştir hem gözünde, hem sağın solun da gözü üstünde olduğundan daha bir dikkat etmek gerekir. kadın açısından zaten hamilelik ve yeni doğmuş bebek, her türlü motivasyonun üzerinde olacağından, onun hayatında hiç bi türlü ilgisini çekebilecek, bölebilecek kimse yoktur. doğal sonuç, girişim önceleri başarıya ulaşır. birlikte yaşamanın gerekleri artar, mecburiyetler çoğalır, bi süre sonra ortam eskiye kaymaya başladığında, yeni yapılmış çocuk ayak bağından öte bişey değildir. ha, bi de çocuğun hayatının içine ne kadar sıçıldığı da ayrıca değerlendirilebilir tabii.
  • çocuğu kurtarmak için evlilik yapmaktan daha anlaşılır bir yanılgıdır. bunu yapana aman denir.
  • bu çağda daha hala bakın hala hala diyoruz; çocuk veremedi ya da erkek çocuk doğuramadı diye karısının üzerine kuma alan erkeklerle yaşadığımız bir ülkede türk kodeksine uygundur. evet, maalesef. daha hala...
  • e bi vakitten sonra evliliklerde de mevzuu biter tabii. bu ciftine gore 3 yil olur, 5 yil olur ama eninde sonunda bi 3. kisiye ihtiyac duyulur.
  • genelde doğan çocuğa umut adını verirler ama nedense umutlar hep boşa çıkar.
  • (bkz: cocugu koymak)
  • burda evlilik kurtuldu sanılırken kaybedilen genelde çocuk olur.
  • kadinin vücudunda, calan cocuk canlarini susturmak icin yaptigi bir operasyon olmakla birlikte adamin dikkatini cekecek numaralari tukendigi zaman eve ilgiyi cekmek icin de gundeme gelebilir. hic hos degil, ornekleri basarisizliklarla dolu malesef.