şükela:  tümü | bugün
  • evlilik hakkında şahsi düşüncem.

    aristoteles insan sosyal bir hayvandır der. buna itiraz etmiyorum. insan sosyal olmak zorundadır. diğer insanlarla iletişim kurması, insanın kendisini iyi hissetmesi için her zaman olması gereken bir davranış biçimidir.

    iletişim içerisinde, evliliğin; geleneksel, sosyal anlamda gerekliliğine bakarsak, boşluk ile karşı karşıya kalırız. çünkü evlilik ile insanın özgürlüğü arasında bir uyum yoktur.

    ben şahsi arzumda, hayatımda yapmak istediğim bir eylemin önünde bir engel olmaması düşüncesindeyim. sınırlar içerisinde davranışımın, her zaman kontrol altında tutulması ve sorumluluk altında olma zorunluluğu bana hayatı alışkanlık haline getiriyor ve bir alışkanlıktan da zevk alamıyorsun. şahsen daha çok, hayatın o limitsiz özgürlük denilen tarafını yaşama düşüncesindeyim.

    tıp fakültesinde okuyan bir arkadaşım vardı. onun örneğini vermek istiyorum. bu arkadaşımız hayatında sürekli çalışması gereken dersleri, okunması gereken kitapları fazla fazla okuyarak sınav dönemlerine çalıştı. arkasından seçmiş olduğu bölümün zor olduğu gerçeği ile yüzleşince sürekli ders çalışmak zorunda kaldı. tıp eğitimini aldıktan sonra bunun uzmanlık eğitimi de aldı ve hemen arkasından evlendi. şu an 2 tane çocuğu var. geçen gördüğümde neler yapıyorsun deyince hiçbir şey yapamıyorum. elim kolum bağlı. işten gelince çocuklarımla ilgilenmek zorundayım. kendime hiç zaman ayıramıyorum demişti.

    bana bu tablo gerçekten aşırı derecede anlamsız geliyor.

    ben bekarım. tek yaşıyorum geçen kamp çantamı aldım. çadırımı aldım. kocaeli'nde ballıkayalar tabiat parkına kamp yapmaya gittim. 3 gün kampta kaldım. o üç gün boyunca ne birisi beni aradı ne de ben başka birisini aradım. işte ben bu özgürlüğü seviyorum.

    telefonumu kapattım. oltamı dereye attım. balık tuttum. kitabımı açtım, kitaplar okudum.

    bir sevgiliye ihtiyaç duymuyorum. bir kız arkadaşla beraber yaşama zorunluluğu hissetmiyorum. kendi ihtiyacımı kendim karşılıyorum. çamaşırlarımı yıkayabiliyorum, bulaşıklarımı yıkayabiliyorum. konuşacak bir insana ihtiyaç duymama durumuna da sahibim. çünkü kitaplar okuyorum. eğer iyi kitaplar okursanız onlar size arkadaş olurlar.

    kafama göre yaşıyorum. canım sıkılıyor sahile gidiyorum. canım sıkılıyor alışveriş merkezine gidiyorum. canım sıkılıyor gecenin bir yarısı kalkıp yürüyüşe çıkıyorum. ama evli arkadaşlarıma bakıyorum, gün içerisinde, sadece bir saat dışarı çıkıp, kadıköy'de çay içmek için zaman bulamadıklarını söylüyorlar. gerçekten gün içerisinde bir saat dışarı çıkmaya zamanlarının olmadığını söylüyorlar. çünkü çocukları varmış. çünkü eşlerinin babaları, anneleri gelecekmiş. çünkü misafir varmış. çünkü misafir gelecekmiş.

    gerçekten çok abartılı buluyorum. 27 yaşında bir arkadaşımın 4 tane çocuğu var ve her birisiyle ayrı ayrı uğraşmak zorunda kaldığından önünü göremiyor.

    evleniyorsun eşinin hiç tanımadığın annesine babasına, anne ve baba diyorsun ve onlarla yakınlık kuruyorsun. ayrıca onlara karşı her zaman iyi niyetli olmak zorundasın. alttan almak zorundasın. onların derdini çekmek zorundasın. onların kahrını çekmek zorundasın. onlarla ilgilenmek zorundasın. onların her türlü aktivitesine katılmak zorundasın. sünnetlerine katılmak zorundasın. düğünlerine atılmak zorundasın. cenazelerine katılmak zorundasın.

    bana gerçekten bütün bunları çok saçma geliyor.

    kendi bireysel varlığımda kendi hayatımı yaşıyorum. en güzeli budur bence.

    bununla ilgili bir ünlü bir yazar hayatımızın ilk yarısını anne ve babamız mahvediyor ikinci yarısını ise çocuklarımız mahvediyor diyordu.

    hayatım boyunca okuyorsun, uğraşıyorsun, ders çalışıyorsun sonra bir meslek sahibi oluyorsun. arkasından hemen evleniyorsun. bu sefer çocuk büyütmeye başlıyorsun. çocuğunun sorunları bitmiyor. onunla ilgilenmek zorundasın. ona zaman ayırmak zorundasın. ona masal anlatmak zorundasın. hikaye anlatmak zorundasın. onun sorularına cevap vermek zorundasın. onu eğitmek zorundasın. onu büyütmek zorundasın.

    gerçekten hiçbir anlam veremiyorum.

    hayatımı bu şekilde bekar yaşayacağımı düşünüyorum.

    bu konuda bana akıl vermeye çalışan aile büyüklerine ya da arkadaş çevreme gereken dersi gerektiği yerde veriyorum.

    bir misafirlikte yemek yerken eğer bana ailem yada bizi ağırlayan birisi evlilik konusunu açar da evlenmen gerekiyor diyerek ders vermeye kalkarsa cevabım gayet net ve kısa oluyor;

    "nefesini kendi çorbanı soğutmak için sakla"
  • canın sıkılıyor kampa gidiyorsun canın sıkılıyor alışveriş merkezine gidiyorsun ...
    çocuklu arkadaşlarının canı sıkılmıyor çünkü sıkılacak zamanları yok ,arta kalan zamanı aileleriyle geçirmeyi tercih ediyorlar .
    sen böyle mutlusun onlar bu hayatı seçmiş.
    kısacası (bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz)
  • içini doldurabildiğiniz sürece ideal olandır.
  • evlilik hakkındaki isteksizliğimin nedenleri (bkz: #74523190) şeklinde olmasına rağmen evliliği mantıksız bulmuyorum. aile kurmayı bir gereklilik olarak görüyorum. (bkz: #78419999) şeklinde bir final bekliyorum.

    uygun partner beni 20 yıl sonra bulursa 20 yıl sonra evlenip ileride çocuğumun arkadaşlarının zamanında genç yaşta evlenmiş dedeleriyle takılırım.* bu kısım çocuğum ve benim için cidden çok acımasız olur ama evlenmek için evlenip de kendimi ve eşim olacak kişiyi zindana atmak istemiyorum.

    sorumluluk gerektirecek bir ilişki yaşamayıp kafayı rahat tutmak, ahlaki yönden boş insanlara ayıracağım vakti işime, çevreme, aktivitelere ayırmak ve sosyal ilişkiler içinde olmaya devam etmek her yönden daha ağır basıyor.

    bu konuda böyle de bir tutarsızlık içindeyim.

    neyse uçağına atlasın ve yola koyulsun bu çocuk. elbet bir gün dersimi verir yaratıcı.