şükela:  tümü | bugün
  • kadın ve erkek taraflarının komple farklı şeyler yazacağı bir şeydir bu. eminim yazılanlar evli kalınan yıla göre de değişecektir ama benim için şimdilik şu olay evliliğimin özeti.

    yaklaşık altı yıldır evliyim ve 2,5 yaşında bir kızım var. geçen hafta sonu mutfaktaki fıstık poşetini alıp tezgahın üstüne koydum, birkaç tane fıstık yemek amacındayım.

    çok geçmeden karım mutfağa geldi. bir tane elma soyup tabağa dilimledi. bana dönüp "şunu kıza götürsene meyve istiyormuş" dedi. aldım elma tabağını salondaki kıza bırakıp mutfağa geri geldim. fıstık torbası yok.

    +fıstık nerede?
    -ortada bırakıp gitmişsin yerine kaldırdım.

    benim için gerçekten güzel bir macera özeti işte bu.
  • bizim evliliğimiz biraz değişik.
    beceriksiz olduğumdan dolayı kahvaltı, temizliklği eşim hazırlıyor. yemekler ve bulaşık olayı ben de ama her gün çayı kim yapacak kavgasından sıkıldım şahsen. beni okursa diye buradan sesleniyorum yeter artık çay, kahve ve meyve hazırlamak senin sorumluluğun.
    biliyorum çok şanslıyım.swh
  • (bkz: helal sex)
  • erkeğin kadın köle, kadının erkek köle aradığı oluşum.

    evliliğin erkek tarafına tek kuruş faydası yok bu arada.
  • ilk beş yıl göz göze
    ikinci beş yıl göt göte
    ondan sonraki yıllar git öte
  • (bkz: bok)
  • evlenmeden önce istisnasız bütün evli tanıdıklarım "evlenme" diyordu. evlendim.

    şimdi bekar bütün tanıdıklarıma "evlenme" diyorum. biliyorum onlar da evlenecekler.

    bu evlenecek olanlar da zamanı gelince başkalarına "evlenme" diyecekler. bunu da biliyorum.

    garip bir döngü var, bu konunun üzerine gidilmesi lazım.
  • özetle; (bkz: kürkçü dükkanı)

    ama ben biraz daha fazla açıklamak istiyorum bunu..

    tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır derler de aslında o lafı boşuna söylemezler.
    yani tilki öyle yada böyle sonunda ölecektir ve elbet sonunda o dükkanda yerini alacak artık bir aksesuar olarak derisinin varlığı devam edecektir.

    evlilik de tam olarak böyle..
    dışarıdan bakıldığında sen yine sensin.. ama artık içinde bir çok şey yok. kürk gibisin yani. için yok ama o gösterişli dışın var.. o da yıllar boyunca eskiyip gidiyor ne yazık ki..

    her ne kadar kürk giyimine karşı olsam da evliliği bu örnek üzerinden açıklamak benim için önemliydi..

    tarih boyunca kürk ve evlilik gibi birbirinden çok uzak iki kavramın anlamları da bir o kadar değişti..

    çok eskilerde kürk bir mecburiyetti.
    yani tekstil sektörünün gelişmediği kara kışların ayazların olduğu kadim yıllarda...

    evlilik de, tıpkı bir kürk gibi mecburiyetti..
    eğer evli değilseniz toplumda varlığınızı devam ettiremeyeceğiniz gibi soyunuzun devam etmesi eski topluluklar açısından önemliydi..
    ve bu yüzden insanlar evliliği zorunlu ve kutsal bir törenle ayrılmaz bir parça haline getirdiler...

    zaman biraz daha ilerleyince kürk bir statü sembolü haline geldi..
    soylu kadınların ve soylu erkeklerin giydiği bir semboldü..

    evlilikte tıpkı kürk gibi toplumda bir statü belirleme aracı oldu.
    bekar insanlara hoş gözle bakılmazken evlilerin toplumdaki yeri daha farklı oldu.
    özellikle kadınların da iş hayatına girmesi ile evlilik aynı zamanda geliri arttıran ve kişileri zenginleştiren, konumlarını yükselten bir kurum haline geldi..
    hal böyle olunca, toplumda bekarlara ev dahi verilmezken, evliler baş tacı olmuştu yakın zamanda hatırlarsanız..

    sonraları kürk sadece bir statü olmaktan çıkıp bir gösteriş aracı oldu...
    moda oldu..
    tv yıldızları, ünlü isimler gazetelere ve televizyonlara kürkleriyle pozlar verdiler..
    hep o başka bir canlıya ait derinin içinde caka satmaya gösteriş satmaya başladılar ve kürk bir akım bir moda olmaya başladı..

    tabii evlilik de tıpkı kürk gibi bir moda akımı haline geldi..
    ünlüler birer birer evlendiler, şatafatlı düğünleri tv ekranlarından gözlerimize sokuldu..
    nasıl ki, kürkle verdikleri pozları genç kadınlar imrenerek izlediyse evlilik de böyle izlendi televizyonlardan...

    kürk; bir sektör oldu hem de çok pahalı bir sektör..

    evlilik de tam anlamıyla pahalı bir sektör oldu ve tüketim toplumunun bir çılgınlığı haline geldi..
    kır düğünleri, gelin başları, takılar, bekarlığa veda partileri, bir kere evleniyorum mantığı ile yapılan alışverişler, sadece o gün giyilecek ve tıpkı kürk gibi başkalarına hava atılmak için alınan giyilen elbiseler aşırılıklar gösterişler...
    tüm bunlar bir sektör ve tüketim çılgınlığına döndü...

    ve mevsimi geçince kürkler dolaplara kaldırıldı..

    dahası kürk karşıtları çoğaldı..
    kürk giymek yine bir gösterişti ama artık kimsenin kürk ile tvlerde gazetelerde poz verdiği bir akım değildi..
    dahası kürkler ile poz vermek etraftan gelecek tepkiler yüzünden korkulmaya başlandı...
    halihazırda kürk sahibi olanlar, kürklerini sakladıkları yerden çıkarmamaya herkese göstermemeye başladılar ama bu bir zamanlar kürk sahibi oldukları gerçeğini değiştirmiyordu..
    bu insanlar giyip giymemekte ise tedirgindiler..
    öte taraftan tüm tepkilere rağmen kürkü bir statü, bir moda olarak gören insanlar tüm tepkilere rağmen giymeye ve övünmeye devam ediyorlardı.
    ve tüm bunlar son 3-5 senede oldu..

    geldiğimiz noktada evlilik de kürk gibi insanların ikilemde kaldığı..
    bir tarafta karşıtlarının olduğu, diğer tarafta tedirginlikle yaklaşanların olduğu, başka bir tarafta ise kim ne derse desin evlenmeyi hayatının merkezine koyan prens ve piremsesler olmaya devam etti..

    ancak görünen şu ki; artık kürk nasıl bir moda, bi sektör yada bir zorunluluk hali değilse ve nasıl ki karşıtları varsa, evlilik de moda, statü ve zorunluluk hali olmaktan çıkmış hatta son zamanlarda karşıtlarının seslerinin yüksek çıktığı bir eylem olmaya başlamıştır...

    özetle evlilik ve kürk ilişkisi budur...
    ancak insan sosyal bir varlıktır..
    önünde sonunda mutlaka büyük bir çoğunluğumuz evlilik denilen kürkçü dükkanında yerimizi alacağız...
    ve zamanla sadece dışarıdan bakanların güzel gördüğü yada karşıt olduğu bir meta haline geleceğiz.

    dükkana uğramayan tilkiler ise doğada özgürce yaşamaya devam edecekler.
    umarım postu deldirmezler...
  • doğru kişiyi bulduysanız tarifi mümkün olmayan bir mutluluk, yanlış kişi ise “çin işkencesi”.

    ben öyle çok gördüm; soruyorum, “oğlum emin misin bak bir daha düşün”...

    adam diyor ki; “abi ilahi aşk var aramızda bildiğin gibi değil”...

    lan oğlum senin gözlerin kör olmuş, mantıklı düşünemiyorsun, ne evliliği?
243 entry daha