şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gözlerimi yaşartıyorsunuz.
  • evliliğin gerekliliği ve saçmalığı üzerine çok fazla neden sayabiliriz.
    gereklidir toplumu oluşturur, gereklidir ahlaki gelişimin temelidir vs vs...

    ben size saçma olduğu nedenlerini de sıralamayacağım..
    bizim ülkemiz için evlilik şu şartlar altında saçmadır..

    evet evlilik bizim ülkemizde saçmadır..
    çünkü aşırı derece kurallarla ve korkularla büyüyoruz büyütülüyoruz.
    o kadar çok kısıtlanarak büyütülmüşüz ki, özellikle üniversite hayatı boyunca bir nebze özgür kaldığımız zamandan sonra evlenip tekrar o kısıtlamaların içerisine girdiğimizde boğuluyoruz...
    tabii ki sadece ailesel değil çevresel faktörler de var işin içinde...

    düşünün evlenmeden önce 2 kişilik bir hayatınız varken ve buluşup istediğiniz yere gidip gezip içip yiyebiliyorken evlendikten sonra bu özgürlükleriniz kısıtlanıyor...

    hafta sonu illa erkeğin yada kadının anne babasına gidilmesi gerekiyor gitmezseniz güceniyorlar.. gelinm beni istemiyor mu, damadım bizi sevmiyor mu gibi triplere giriyorlar..
    dolayısıyla haftasonunuzun en az 1 gününü onlara ayırmak zorunda kalıyorsunuz.
    onlar olmazsa akrabalar vs.ler mutlaka biri çıkıyor karşınıza..

    evlendikten sonra daha fazla çalışmak büyüklerin tabiriyle "doğru dürüst bir işe girme"ye zorlanıyorsunuz...
    girdiğiniz bu doğru dürüst iş muhtemelen sizin ömrünüzün ortalama 10 saatini alan, yoğun tempolu bir iş oluyor.
    bekarken kafanıza göre istediğiniz işe girip çıkabilir bölümünüzle alakasız bir iş yapabilecekken, evlendikten sonra çevre baskısıyla geleceği düşünme derdi içerisine giriyorsunuz....

    düğün borçları çok büyük bir sorun.. borçsuz evlenen insan sayısı gerçekten az.. bunu bütçelemek tabii ki önemli ama borçsuz evleneyim diye bekledikçe çevrenizden ne zaman evleniyorsunuz baskısı artacağı için bir an önce aynı çatı altına girmek için borçlanarak evleniyorsunuz...

    evlendikten sonra eğer anadan babadan kalmadıysa en berbat şeylerde biri e "ev borcu, ev kredisi" geleceğinizin 10 yılını ipotek altına alıyorsunuz..
    eşlerden bir tanesinin maaşı bu krediye gidiyor ve geri kalanıyla yetinmeye çalışıyor dolayısıyla bir kısıtlama döngüsü içerisine giriyorsunuz.

    peki çitleri ev almaya iten sebep nedir? basit; kişinin ülke gidişatında geleceğini önünü görememesi.. yani çiftler şunu diyemiyorlar " biz bugün istediğimiz gibi gençliğimizi yaşayalım gezelim görelim, çocuklarımızı yetiştirelim, ileriki yıllarda elimiz daha rahatladığında ev alırız" diyemiyorlar.. çünkü her halükarda aldıkları maaş, sabit kalırken giderleri artıyor...

    çiftler evliliğin gerektirdiği şeyleri tam anlamıyla yaşayamıyor...
    evliliğin içinde bulunan aileler, eş dost akrabalar evliliğin çehresini kendi alışkın oldukları geleneklere göre dolaylı yada direkt bir şekilde şekillendirmeye çalışıyorlar..

    her ne kadar evlilik öncesi çok iyi anlaşan bir çift dahi olsa farklı kültürlerden gelmelerine alışmaya çalışan yeni evli çiftler bir de borç yükü ile uğraşmak, bu borcu ödemek için ağır koşullar altında çalışmak zorunda kalıyorlar..
    işte tam burada ise ne zaman çocuk yapyorsunuz baskısı da beraberinde geliyor..

    çiftlerin en çok yanlış yaptığı yerde işte tam bu noktada oluyor. daha hayatları tam belirli bir düzene girmeksizin, birbirlerinin kültürlerine daha tam entegre olmadan (ki bu uzun bir süreçtir), maddi olarak tam ferahlamaya başlayıp birbirlerine vakit ayıracak birlikte gezip eğlenecek, tıpkı evlenmedne önceki hayatları gibi bir çift olacakken işin içine bir de hamilelik ve çocuk girince işin rengi biraz değişiyor...

    çiftlerden kadın olanı, bu süreçte tabii ki çok fazla emek sarfederken, belli bir süre çalışamıyor oluşu aile bütçesine zarar verebiliyor ve bir buhran daha ekliyor..
    çocuk doğduktan sonra kadının tekrar çalışmaya başlaması ile kadının yükü tam 2 katına çıkıyor..
    ağır bir yük ile çalışan kadın, aynı zamanda çocuğun gelişimi için de onun bakımıyla ilgililenmek zorunda kalıyor...
    bu süreçte ise bebeklere bakımı için genelde aile büyükleri devreye giriyor ve işte bu noktada evin içerisine giren kayınvalideler. çiftlerin kendilerine göre oluşturduğu dünyanın tam ortasına bodozlama dalıyorlar...

    "kocan çoraplarını niye oraya bıraktı" "karın yemek yapmayı beceremiyor" gibi ufak tefek şeylerle başlayan bu müdahil olma süreci.. "o öyle olmaz" "sabah eşin bana günaydın demedi" gibi saçma sapan argümanlar ile devam ediyor.
    ve çiftler biranda anne babaları ve eşleri arasına sıkışıp kalıyor...

    bir yandan bebek bakımı, bir yandan çalışma hayatının buhranı, bir yandan anne baba ve eşler arasında kalma ve bir yandan borç yükü ile artık çiftler patlama noktasına geliyor.. çiftler arasındaki iletişim bu koşuşturmaca içerisinde sıfıra iniyor..

    belli bir süre sonra ise birbirlerine patlamaya başlıyorlar..
    bunların dozu giderek artıyor ve her kavgada kişiler kendilerini biraz daha haklı görmeye başlıyorlar...

    artık evlenemeden önce o kırlarda gezen, birlikte içki içen, eller havaya yapılan, birlikte tatile çıkılan o güzel günler bitiyor.. bunun yerine çalışma hayatının altında ezilen, borç altına girmiş, çocuk sorumluluğunu vakitsizce yüklenmiş ve aynı zamanda eşi ile ailesi arasına sıkışmış sorunlu bireyler ortaya çıkıyor...
    bununla birlikte bu ortamdan kaçmaya çalışan çiftler de birbirlerine hayatı dar etmeye başlıyorlar...
    birlikte zaman geçiremeyen çiftler aynı zamanda kendilerine de vakit ayıramıyorlar..

    en basiti bir iş yemeği, kız kıza bir ev toplantısı, arkadaşlarla dışarıda 90 dakikalık bir futbol izleme veya halı saha aktivitesi çiftler arasında büyük problemlere yol açıyor...

    eğer ki çiftlerden biri her şeye rağmen sorunlardan sıyrılıp kendi başına bir aktivite yaparsa işte o zaman da kavgalar başlıyor....

    yani tüm bunları topladığınızda bir anda çiftlerin hayatı problemli sorunlu bir hayata dönüşüyor ve bu sorunlarla boğuşulan bir evlilik saçma bir hal alıyor....

    kısacası evliliği saçma yapan şeyler, bizim ülkemizdeki toplum baskısı ve gelecek kaygısıdır..
    çiftler bu kaygıları artık atak bir şekilde yaşıyor ve dayanamayacakları noktada ise maalesef boşanmalar veya sorunlu evlilikler yaşıyor..
    çiftlerin evlilikten tat almaması ve evliliğin saçma olması nedenlerinin başında maalesef toplumsal baskı vardır...