şükela:  tümü | bugün
3704 entry daha
  • o imzayı atar atmaz yavaş yavaş her şeyin boka sardığı kurum.

    evlilikten ziyade beraber yaşamak iki insanın birbirine hatta daha da önemlisi kendine yapabileceği en kötü şey. yapmayın. kendinizi bu kadar hiçe saymayın.
  • kaledir. içindekiler evli olanlardır. dışındakiler ise bekar. kalenin içinden "bizi burdan kurtarın" diye sesler gelirken, kalenin dışında olan bekarlar ise "bizi içeri alın" diye bağırırlar.
  • sonsuza kadar sürmese de güzeldir. denemek lazım ama bittiyse de geçmişe değil geleceğe bakıp ilerlemek gerek.
  • iki insanın birbirini idare etmesi üzerine kurulu sistem.
  • bu kuruma girmeniz kendinize bakmamanız demek değildir.
  • evlilik kadar güzel bir kurum yoktur. yanlış kişilerle veya yeterince birbirini tanımadan yapılan evliliklerle sonuca varıp bunun üzerinden tüm her şeye bok atmamak gerek diye düşünüyorum. insan anne ve babası ile bile aynı evde yaşayamazken tamamen yabancı biri ile bunu yapmak o kadar kolay değildir. doğal olarak iki tarafında fedakarlık yapması ve birbirini desteklemesi (anne ve babalara karşı özellikle) gerekir. zamanla onun sıcaklığına o kadar alışırsın ki yalnız yatmak istemezsin. o yüzden kötülemeden önce nerde yanlış yaptığımıza bir bakalım. son olarak eşinizi seçerken onunla uzun yıllar geçireceğinizi göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim. sırf güzel diye eğitimli birinin eğitimsiz biriyle evlenmesi kadar saçma bir şey yok. eşinizle yanlız kaldığınızda seksten başka yapabilecek bir şeyleriniz olmalı ki mutlu olabilesiniz.
    dip not: evet ruhlar aleminde yaşamıyoruz ama biri 10 biri 2 olacağına 7 ye 6 olması daha makul.
  • 26 yaşıma giriyorum ve çocukları aşırı seviyorum. özellikle son bir senedir evrimin gerçekliği gereği türümü devam ettirmek istiyorum. etrafımda pek çok aday bulunuyor fakat o kadar seçiciyim ki kimseyi hayatıma alamıyorum ciddi anlamda. klişe gelebilir fakat ciddi anlamda bir evlilik düşlüyordum ama o kadar rezalet hikayeler dinliyorum ki giderek soğuyorum.

    bugün iş arkadaşlarımdan biri kendi hikayesini anlattı. eşi zamanında bir depresyon geçirmiş. ve bunun sonucu olarak kadına inanılmaz olarak baskı kurmaya başlamış ve kendi özgüvenini yitirmiş. zamanla bu baskı akıl almaz seviyelere gelmiş. kadın telefonda kendi oğluyla konuşurken bile, "sen oğlunla telefonda haddinden fazla konuşuyorsun bu hoşuma gitmiyor" tarzı sapıkça bir yere doğru evrilmiş. insan hakikaten bu kadar güvensizliğin olduğu, bağlılıkların sapkinca, vazgeçmelerin bu kadar kolayca olduğu bir dünyada ne evlenebilir ne de bir çocuk sahibi olabilir.
1 entry daha