şükela:  tümü | bugün
  • en az iki yıl olmalıdır. (diye düşünüyorum)

    davranışlarda duyguların, düşlerin, coşkuların yoğun etki ettiği bir dönemdir romantik ilişkiler süreci. dolayısıyla evlilik gibi hayatın kalanına doğrudan etki edecek bir başka sürece girmeden önce kişi; bağlı olduğu ilişkiyi, bağlı olduğu kişiyi iyi değerlendirmelidir.

    peki bu değerlendirme için neden romantik ilişkinin iki yıllık zamanı doldurması gerekir? çünkü serotonin. kararlarınızı, romantik bağınıza dair, her zaman etkileyecektir serotonin.

    serotonin düzeyinin etkileri nedir? insanın karar alma, düşünce, duygu gibi her türlü fizyolojik ve psikolojik olayını etkiler serotonin düzeyi.
    lsd, kokain, esrar vb... uyuşturucu maddelerin olayı da serotoninle doğrudan ilişkilidir.

    'mutluluk' diyelim serotoninin verdiği hisse. mutluluk, irade ile ters orantılıdır.
    500 ile -500 arasında da bir serotonin ölçeğimiz olsun.
    yüksek doz lsd kullanan birinin serotonin düzeyi 500'dür. son seviyeyi görmüş bir mutluluktan bahsediyoruz. dolayısıyla irade de -500'ü görür. halüsinasyonlar, baygınlıklar geçirirsiniz. mutlu hissedersiniz ama kendinizde değilsinizdir.

    şimdi gelelim bu dediklerimle romantik ilişkiler arasındaki ilişkiye. 'aşk' adı verdiğimiz şey ölçeğimizde 'mutluluk' olarak yer alıyor tabi. ve sayısal olarak ifade edebileceğimiz ölçekteki yeri: 300- 450 arasıdır. ne kadar da yüksek değil mi?

    peki aşklar nasıl biter o zaman? normalleşerek tabii ki. ilk günlerde sadece elini tutarak 450 birimlik serotonin salgılarken 8. aydan itibaren ne yaparsanız yapın en -450 birim salgılayabilirsiniz. sebebi? normalleşmek.
    insan, dengeyi sağlama yoluyla yaşar. her açıdan. (öğrenirken, üzülürken, koşarken...) dolayısıyla bir yerden sonra yaşamınız normalleşmek zorundadır.

    yani aşk önünde sonunda bitecek bir süreçtir ve bu normalleşme süreci 8 ay ile 2 yıl arasında sürer.
    normalleşme sürecinde ilişki ya daha olumlu yönde olan 'sevgi'ye dönüşür ya da ilişki biter.

    aşk karşılık bekler. sevgi beklemez.
    aşk ister. sevgi umar.
    bunlar edebi olmak için söylediğim şeyler değil. serotonini bağımlılık olarak düşünün. sürekli karşılanmak istenen bir haz gibidir dolayısıyla aşk.
    aşk işte bu nedenle "bir tür şuur bozukluğudur "

    sevgiye dönüşmemiş evlilikler olmamalıdır. çünkü serotonin düzeyi sıfıra indikten sonra kişiye ilişkiye bağlayan dinamik sevgi olmalıdır. toplumsal bir olgu değil.
  • ben adami gözünden tanırım. gerek yok. evet!
  • öncelikle yaşa göre değişir. yaş ilerledikçe süre kısalır, 19 yaşındaki birinden 1 yıl ilişki yaşayıp evlenmesini bekleyemezsiniz ya da 30 yaşında birine 3-4 yıl sevgili muhabbeti yapamazsınız.

    bir sözelci olarak bu kadar matematiksel konuşmak beni yordu, şöyle diyelim. ilişki 2 yılı bulduğu zaman artık harekete geçmiş olmanız gerekiyor. o süreden sonra bir şeyleri yoluna koyamazsanız, özellikle pirenses hanım tarafından her an '' artık evliliğe hevesim de kalmadı, olacaksa olur'' vs gibi cümleler duymaya başlarsınız. bu cümlelere rağmen hala somut adım atamadıysanız 6 ay içinde de ayrılık gerçekleşir, geçmiş olsun.