şükela:  tümü | bugün
  • ytü iibf siyaset bilimi bölümü öğretim görevlisi. sınavları öğrencilerin geleceğini baltalasa da, kendisi dünya tatlısı bir insan, bir kadındır. ona aşık olan arkadaşlar bile mevcuttur. bazı dersleri türkçe, bazı dersleri ingilizcedir ve her iki dilde de süper akıcı bir konuşma yeteneğine sahip, oldukça başarılı bir akademisyendir.
  • üst seviye egosunu, derslerde tatmin etmekten geri kalmayan öğretim görevlisi idi. ta ki 2011 gelene kadar. hazırladığı slaytları öğrencilere paylaşmayacak kadar bencildi. ta ki 2011'e kadar. artık her türlü ders slaytını paylaşmaktan geri kalmıyor. bir de derslere müzik-sinema teması kattı ya, dersleri ayrı bir güzellikte olmaktadır.
  • anlayışlı ve esnek olma ile disiplinli ve ilkeli olma arasındaki dengeyi kurmuş öğretim üyelerinden. ders slaytlarını bir dönem paylaşmaması ego tatmini için değil öğrencilerin derse devamını sağlamak içindi ama bu politikasını 2011'den önce de çeşitli durumlarda birçok kere esnetti. sadece kitap-makale yazıp yayınlatmakla ilgilenen, derslere geyik yapmak için giren doçentlerin, profesörlerin cirit attığı türkiye üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak işini ciddiye alan az sayıda insandan biridir. ders işleme sistemi, akıcı ingilizcesi ve akademik donanımı sayesinde geldiğinden beri bölümde verilen eğitimin çıtasını yükseltmiştir. karşılaştırmalı siyaset, iç savaş ve çatışma, güvenlik kuramı, uluslararası güvenlik ve rusya, kafkaslar, çeçenistan siyaseti alanlarında yetkindir. dersler dışında da son derece cana yakın, ilgili, alçakgönüllü, sabırlı ve gerçekten de "dünya tatlısı" bir kadındır.

    ayrıca bu yakınlarda iletişim yayınlarından "küresel güvenlik kompleksi" isimli bir kitabı çıkmıştır.
  • bu hoş kadının akademik açıdan övgüsü karınca kararınca yukarıda yapılmış. benim söyleyebileceğim: anlattığı dersler unutulur ama sesi, yüzü, kahkahaları, bakışları unutulmaz. (bkz: hocasına aşık öğrenci)
  • bu yaz döneminde taraf gazetesinde köşe yazıları yayınlanmaya başlayıp, akademisyen gazeteciler kervanına katılmış (bkz: ytü) (bkz: sbui) öğretim üyesi ve tez hocam.
  • taraf'ta öyle güzel, öyle hakkaniyetli, tıpkı akademisyenliğinde tutturduğu çizgideki gibi "en radikal lafı ben edip en muhalif ben olacam" kolayclığına hiç düşmeyen yazılar yazdı ki, nasıl olur da hiçbiri burada paylaşılmamış hayret ettim. en azından bugünkü pek isabetli tespitleri olan ama veda etmesiyle üzen yazısı dursun burada:

    http://www.taraf.com.tr/…a/turkiyenin-secimi/29240/
  • az önce facebook'ta şu postunu gördüm. public olduğu için buraya kopyalamakta bir sakıncası olmadığını farzederek kopyalıyorum.

    "hukuk devletini, demokratik kriterleri, humanizmi, siyasal ideolojileri bir kenara bırakıyorum. bu son 2-3 haftadır yaşadıklarımız askeri mantığın içerisinden düşünüldüğünde bile bizi sonucu olmayan bir yola sokuyor.
    ben yıllardır ayaklanma bastırma (coın) çalışırım (sanırım savaş muhabiri olamayacak kadar korkak olduğuma karar verdiğimden beri smile emoticon ). bu literatürün tamamı (hele bir devletin kendi topraklarının içerisinde etnik/bölgesel temelli bir ayaklanma hareketi var ise ) bu hareketleri sırf askeri olarak bastırmanın neredeyse imkansız olduğuna işaret eder.
    basit bir nedenden ayaklanmalar/gerilla hareketleri (literatür bu tarz çatışmalara kesinlikle terör demiyor ama hadi siz terör de deyin) silahlılar ile silahsızların; hareketi destekleyenler ile desteklemeyenlerin birbirinden ayırt edilemediği çatışmalardır.
    dolayısıyla en mükemmel bilgi edinme sistemini kursanız bile (örneğin eğer seyrettiyseniz battle of algiers filminindeki fransızların taktiklerini hatırlayın) hata yapmanız kaçınılmazdır.
    muhakak çatışmanın ucu tarafsız kalmak isteyen sivillere dokunur. silahlı ve silahsızı ayırt edemediğiniz için de silahsız ve hatta tarafsız olan sivil halk da şiddet ve baskının bir tarafı haline gelir (türkiye'de örneğin tam da baskıyı sadakat üzerinden seçici olarak uygulamak için 90'larda köy koruculuğu sistemi denenmiş ve tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır ).
    bu durum nihayetinde bu (kollektif) gruplar arasında ben ayaklanmaya katılsam da katılmasam da bu baskı mekanizması bana da (ya da aileme ya da arkadaşlarıma) dokunacak hissini güçlendirir. hatta tam da bu şiddet mekanizması hiçbir zaman o kollektif gruba ait hissetmeyeni o grubun bir parçası haline getirir. bu bireylerin/grupların çatışmaya aktif katılımının maliyetini olağanüstü bir biçimde azaltır.
    yani devlet bir çatışmada 10 isyancı ve 1 sivil öldürürse o 1 sivil kendisine 20 isyancı olarak geri döner.
    tam da bu nedenle dünyanın en güçlü orduları (amerika, fransa, ingiltere v.d.) isyan bastırma hususunda son derece başarısızdırlar.
    tam da bu nedenle devlet şiddetinin kendisini "ayrılıkçılardan" daha çok ülkeyi böler...
    bütün insani/siyasi meselelerimizi geçtim silopi'de bugün olanlar sırf bu nedenle bile bir felakettir."
  • 6 ekimde birikimde yayımlanmış yazısında siyaset ve ölü bedenler arasındaki ilişkiyi, savaşın ve isyan bastırmanın sadece yaşayanların fiziki kapasitesini yok etmeyle ilgili olmadığını, ölü bedenler ve mezarlar üzerinde de siyasetin sürdürülerek hafızanın düzenlendiğini anlatıyor. dünyadan ve türkiyeden verdiği örnekler şiddetin bu vahşi yüzünü gösteriyor bize. hacı lokman birlik'e yapılanları bir de bu yazının içinden hatırlayalım.

    alıntı: http://www.birikimdergisi.com/…in-siyasal-yasamlari
    ----------------------------------
    geleneksel olarak savaşın, yaşamın sona ermesi ile ilişkili olduğunu düşünürüz. karşı tarafın yürüyen, konuşan, düşünen, silah atan “canlıları”nı yok etmekle ilgili olduğunu. eğer savaş karşı tarafın eylemde bulunma kapasitesini yok etmekten ibaretse, artık sadece cansız bir beden olarak orada yatan biri ile uğraşmanın sebebi ne olabilir? eğer devlete karşı bir tehdit varsa ve devletin tek arzuladığı o tehdidi bertaraf etmekse yürümeyen, konuşamayan birinden devlet ne isteyebilir? onun cesedine niçin işkence yapar? niçin ona bir mezarı çok görür?

    savaşı karşı tarafın fiziki kapasitesinin yok edilmesi olarak anladığımızda, ölülere yönelik vahşetin anlaşılması güçleşir. oysa kazanmak sadece fizikî ölümle ilgili olmadığı gibi, şiddet de sadece canlı bedenlere yönelik değildir. gelenekler, hafıza ve ritüllere yönelik kıyım ve şiddet her zaman savaşın, özellikle isyan bastırmanın bir parçasıdır. savaş/isyan bastırma düşman olarak gördüğün topluluğun kendi tarihini, kendi sürekliliğini kurabileceği hafızayı yok etmektir, onun ortaya çıkmasını engellemektir. siyasal iktidarların öldürmek istediği, isyan eden bedenler değildir yalnızca, isyan edenin etrafında şekillenmiş toplum ve o topluma ait süreklilik duygusudur. isyan edenin ölümü kamusal bir anlam kazanmamalıdır. öldürülen bedenler etrafında (resmî olana) alternatif bir hafıza inşa edilmemelidir.

    isyan ettikleri için öldürülenleri gelecek kuşakların hatırlamaması iktidarın en derin arzusudur: “öldürdüm ve bitti. ölümden öte köy var mı?”

    oysa ölümden öte köy vardır ve bu arzu hep kendi zıddını yaratır.

    ***
    siyasal iktidarın, isyancıların alternatif bir toplumsal hafıza inşa etme çabalarını engellemek için başvurduğu en yaygın yöntemlerden biri hafızayı mekânsız (yani mezarsız) bırakmaktır. katherine verdery, ölülerin heykelleriyle, mezarlarıyla, anıtlarıyla, haklarında yazılan destanlarla bir siyasal yaşama kavuştuklarını anlatır. “her yeni iktidar der” verdery, “kendi geçmişini ölümle yeniden kurar”. kendi kutsal ölüsünü yaratır ve kendisine muhalif olanları mezarsız bırakır. her yeni iktidarla birlikte mezarlar açılır, mezarlar kapanır. ölülere itibarları iade edilir, yeni cenaze törenleri düzenlenir.

    siyaset biraz da kimin, nasıl ve ne için öldüğüdür. kimin yaşamayı hak ettiği kadar, kimin ölüsünün değerli olduğudur. değersiz ölüler, o iktidar açısından ölmesi gereken bir geçmişin ve fikirlerin sembolüdürler. onlar mezarsız kalanlardır.
    ----------------------------------
    http://www.birikimdergisi.com/…in-siyasal-yasamlari
  • iletişim yayınları'ndan çıkan "küresel siyasete giriş" kitabının editörü aynı zamanda. andrew heywood'un "global politics" kitabına güzel bir alternatif (türkçe) bence.
  • birikim dergisi'nde haftalik yazilarini kacirmadigim akademisyen. yazilarina http://www.birikimdergisi.com/…isi/5097/evren-balta adresinden ulasilabilir