şükela:  tümü | bugün
  • http://scaleofuniverse.com/

    scroll bar'da sola doğru gidilip hayatın anlamlılığına da ulaşılabilir madem öyle.
    çok da şeyetmemek lazım ama bence.
  • evrenin büyüklüğü içinde insana bu hareket kabiliyeti verilmesi bence kıymete değer. hatta evrenin büyüklüğünden ziyade gözünün önündekilerden dolayı hayatı anlamlı kılması ve kıymet bilmesi sonucu çıkması lazım. insanı hayattan koparan, ümitsizliğe boşluğa sokan herşey şeytanidir bence.

    sad suresinden alttaki iki ayet.

    41. kulumuz eyyub'u da (37) hatırla, o'nun rabbine şöyle seslendiğini: "şeytan bana [tam bir] bıkkınlık ve azap (38) vermektedir!"

    37 - bkz. 21:83, not 78.

    38 - yani, azabın sonucu olarak hayata karşı bezginlik. allah'ın kendisini sınamakta olduğunu anlar anlamaz hz. eyyub, hissettiği müthiş ümitsizlik ve bezginliğin -ki eski ahid'de (eyyub'un kitabı iii) dolaylı olarak tasvir edilmiştir- "şeytan'ın vesvesesi" olarak tanımlanan şeyin sonucu olduğunu görür: hz. eyyub'un kıssasının yukarıdaki anlatımından çıkarılacak ahlakî ders budur.

    42. [bunun üzerine kendisine:] "ayağını [yere] vur: işte yıkanabileceğin ve içebileceğin bir soğuk su!" (39) dedik.

    39 - klasik müfessirlere göre, şifa veren bir suyun mucizevî bir şekilde çıkması, hz. eyyub'un bedenî ve zihnî sıkıntılarını sona erdirdi.
  • tümdengelim dedikleri bu olsa gerek.
  • sadece evrenin büyüklüğünden değil, oluşumundan bu yana geçen zaman düşünüldüğünde daha kolay anlaşılabilecek önerme.
    evreninin yaşı 14 milyar.
    dünyanın yaşı 4.54 milyar yıl
    insan türünün(homo sapiens) anatomik olarak ortaya çıkışı 200.000 yıl önce
    insan türünün(homo sapiens) modern davranışlara geçmesi 50.000 yıl önce
    türkiyede ortalama yaşam süresi (2012 erkek) 72
    başlığı açan yazarın akıl baliğ olduktan sonra geçen süre 3 yıl
    hayatın anlamsızlığına ulaşmaya çalışması 3 saat

    (bkz: ulaşamadı)
  • ben de tam aynı noktadan hayatın anlamlılığına ulaşıyorum, hayret.

    zerreyim merreyim, bu durumu değerlendirebilecek, bunun üzerine düşünüp hayatın anlamını sorgulayabilecek bir zerreyim. dünyada hayatın kaynağı olan okyanus suyunun bir benzerinde benim karnımın içinde hayat başladı, bir başka zerreye hayat verdim. bütünü oluşturan bir zerreyim. o sonsuz evrenin içinde ben de varım. şahane bir zerreyim ben, hey yavrum hey. (narcissus abi, saygılar abim. gelicem bir ara çayını içmeye) sürekli genişleyen bir şeyin içinde küçük olduğum için kendimi anlamsız hissedecek değilim zira aynı mantıkla jüpiter de küçücük, güneş de küçücük, galaksiler de küçücük.

    bir bunlar, bir de dünyada ölümden başkası yalan'cılar var, ifrit oluyorum. gidin ölün bari, bu kadar anlamsızsa her şey, ne bileyim...
  • şuradan da ulaşılabilir. anlamsızlığa ulaş
  • her defasında ölümü kutsayan, bu dünyayı(bahsedilen evreni) değil de , "öteki" dünyayı esas gören dindarların aksini iddia etmesi bence büyük bir çelişki.

    yani evet tabii ki, yaşadığımız bu hayatın bir değeri var ve bu hayat kaçılmaz bir fırsat fakat bu durumu en çok pratiği ile baltalayan islam gibi cihatçı inanç sistemleridir.

    bakınız; haram diye bir sürü "nimetten", imkandan kendini alıkoyma, cihat için kendini ve bir sürü insanı öldürme.

    sonuç itibariyle, evet dünyamızın bir toz zerresi bile olmadığı evrenimiz aynı zamanda çok kaotik ve acımasız.
    dolaysıyla doğru yerde ve doğru zaman diliminde olduğumuz için kendimizi şanlı hissetmeli ve her anı doya doya yaşamalıyız.
  • makro düşünürken mikro düşünmenin gerekliliğini atlamak demektir. nesneler için anlam, insanın o nesneye ne kadar önem verdiğine göre değişir ve görecelidir. örneğin para kimisi için araç kimisi için amaçtır. soyut kavramlar için ise; ki burada konumuz hayat, görelilik doğrudan referans noktasın, iç dünyasına bağlıdır ve yine görecelidir. son noktada hayat senin yükleyebildiğin kadar anlam alır. hayatına anlam yükleyemeyen evrenin büyüklüğünde boşlukta kalır...
  • bugünlerde iyiden iyiye kafama takmaya başladığım mesele. bu başlığın karşıma çıkması da bir başka mesaj olsa gerek.

    öyle çok derin bir adam değilimdir ama çocukluğumdan beridir uzaya, evrene, galaksilere, gezegenlere filan amatör bir ilgim var.

    geçenlerde de ayıptır söylemesi 500 m2'lik bir arsa aldık. (buton filan aramayın şimdi. az bi durun lütfen.)

    eşim "oh ne güzel yatırım yaptık" modunda, bende ise biraz burukluk var. "n'oldu?" diye sorunca:

    "ne olacak yahu. şu sonsuz denilen evrende sayısız galaksiler içinde sayısız gezegen var. bunların bir tanesinde hayatın sürebileceği koşullar oluşmuş. ve bu durum milyarlarca yıl sürmüş.
    öte yandan bir sürü yumurtanın içinden bir tanesi milyon sayıdaki spermlerin biri tarafından döllenmiş ve biz bu dünyada yaşama şansı bulmuşuz.
    böyle bakınca milli piyangodan yılbaşı ikramiyesi çıkma ihtimalinden binlerce kez daha az olan bir ihtimal gerçekleşmiş.
    bu imkan bize milyarlarca yıl yaşı olan bir evrende sadece ve sadece 80-85 yıl için sunulmuş.
    biz ise bu yılların yarısından fazlasını 500 m2 arsa almak için harcamışız.
    ve buna sevinmemi bekliyorsun."

    dedim.

    "haklısın ama ne yapsaydık" dedi.

    "arabayı değiştirseydik" dedim.