şükela:  tümü | bugün
41 entry daha
  • gözlemlenebilen evren olarak düzeltimesi gerekir.
    evren'in sınırları ve muhtemel yıldız ve gezegen sayıları teorik olarak tahmin edilmektedir.
    galaksilerin bir çoğu çökmüş ve yeni galaksiler oluşmuş olabilir.
    evren sabit ve durağan değildir. bir tarafımızdan element uydurmayalım.

    edit: lan gene dindar ilan ettiler ya! bir şey diyemiyorum. iyi uykular.
  • evren ne büyük ve biz ne kadar küçüğüz. yine de insan kapladığı bu küçücük hacmin yanında kendisine bahşedilen hayal gücüyle evreni kapsıyor. her gözümü göğe çevirdiğimde gönlümden bu muazzam evreni gezip görme isteği taşıyor. ne çok istiyorum yıldızlararası seyahat etmeyi. çok zaman evimden bile çıkamazken ne kadar şaşırtıcı bu sonsuzluk arzusu.
  • bu konudaki çaresizliğimizi ve yalnızlığımızı en iyi anlatan, tüm insanların ders çıkarması gereken ibret verici fotoğraf budur

    özellikle en alttaki vurucu kare...
  • --- spoiler ---

    hayatınız boyunca gittiğiniz en büyük kumsalı hayal edin. o kumsalın tam başlangıç noktasında olduğunuzu düşünerek kumsalın sonuna doğru bakın! ne kadar kum tanesi vardır, tahmin edebilirmisiniz? şimdi bence tahmin edemeyeceğiniz kum sayısını bildiğiniz en büyük sayıyla çarpın! ortaya nasıl bir kum denizi çıkardı hayal etmeye çalışın. son olarak kum yığının son halinden bir kum tanesi alın ve işaret parmağınızın ucuna koyarak bakın!sonra ona bakmayı bırakıp geride kalanlara bakın!sonra tekrar işaret parmağınız ucundaki kum tanesine bakın! elinizdeki kum tanesi bizim adına dünya dediğimiz yerdir geride kalan ise o bir tek kum tanesi içinde yaşayan ve besin zincirinin en tepesinde olması hasebiyle dünyanın egemeni olan insanın hiç bilmediği evren!

    --- spoiler ---
  • evet. başıma gelmemesini istediğim şeylerin gelmesiyle hatırıma gelen ve ferah bir nefes almamı sağlayan bilgi.

    "ölüm" kavramı daha kasvetli geliyor. o yüzden "ölüm var ölüm" diyerek teselli etmeyi yakıştırmıyorum. bunca evren var. bizse bunun ucundan kıyısından parçasıyız. kıyısında, köşesinde bile olsak (ulan epey de ufak bi' şeyiz! ) parçasıyız işte. bu devasalığın, bu gizemin bir yerlerindeyiz. iyisiyle, kötüsüyle. belki biraz iyisiyle, belki en kötüsüyle. meydana gelişiyle, devamlılığıyla, sonsuz olmasıyla nice imkansızlıklara göğüs gerebileceğimizi hatırlatmıyor mu? şey, bana hatırlatıyor galiba.

    bu bilgi aklımda iyice yer edince nazım hikmet'in yaşamaya dair şiirinin dünyamızın hazin sonuyla alakalı şu kısmı hatırıma gelir:

    bu dünya soğuyacak,
    yıldızların arasında bir yıldız,
    hem de en ufacıklarından,
    mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
    yani bu koskocaman dünyamız.

    bu dünya soğuyacak günün birinde,
    hatta bir buz yığını
    yahut ölü bir bulut gibi de değil,
    boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
    zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
  • odak noktanızı kaybetmeyin kardeşlerim tabi inanılmaz rakamlar var yukarıda, mikro boyutta da inanılmaz rakamlar var ama konu o değil odak noktan o değil, odak noktan 100 metrekare evde ömrünü geçirmen, bir masa başında yıllarını geçirmen, evden iş için işten ev için ayrılman buralara odaklanın. yoksa makro olarakta mikro olarakta rakamlar inanılmaz.
  • su an tanrilik görevi verilse herkesi 2ser 3er dagitirdim hepsine. tek gezegende kalabalik olmuyor mu sanki?
  • bizim fatih baba andromeda'da yaşadığını söylüyor, ki fikirleri apayrı bi adam, değer yani.
  • "if a human disagrees with you, let him live. in a hundred billion galaxies, you will not find another."
    - carl sagan

    ayrıca,
    (bkz: billions and billions)
  • her akla geldiğinde insanı heyecanlandıran gerçek. yalnız burada tanrıyla ilgili dönen kısır tartışmada bir hata var. sevgili inanan arkadaşlar, tanrı var veya yok olabilir konu bu değil. konu semavi dinlere inanan çoğunluğun iddia ettiği türde bir tanrının var olup olamayacağı. yani burada dine uzak bireylerin anlatmak istediği şu; bir tanrı varsa bile bu tanrı milyarlarca galaksiyi yarattıktan sonra götünüzü sağ mı yoksa sol elle mi yıkadığınızla ilgilenmez.

    bütün dünyada artık ciddiye alınmayan tasarım üzerinden tanrı varlığı ıspatlamaya çalışan adamların devri bizim ülkemizde bitmedi gitti. bu savın üzerine atlayan adamların inandıkları kitaplarda bilime ve insanlığa sığmayacak milyonlarca söylem var. o yüzden boşuna çemkirmeyin. inanç dediğimiz mevzu nihayetinde iman meselesidir. inanıyorsan tanrı ol dedi ve oldu der gidersin. yok incil'de şöyle demiş, kuran'da bilmem ne kelimesi aslında nebula anlamına geliyormuş, düşünenler için ibret varmış filan geçin bunları.

    mesela şu an bütün zamanlara ve insanlara geldiği iddia edilen bir kitap var elinizde. peki bu kitabı gönderen tanrı nasıl birisi? öncelikle aşırı öfkeli ve gazap dolu. tıpkı kitabı gönderdiği araplar gibi sürekli yeminler eden, birilerini helak edeceğinden bahseden bir tanrı. ayrıca çok sığ çünkü bütün derdi yarattığı canlıların kendisine tapınmasından ibaret. yarattıkları arasında ayrım gözeten, ihtiyaç olduğunda hiç ortalarda görünmeyen, peygamberinin uçkuruna bile ayet indirirken dünyanın yuvarlak olduğunu dahi söyleyemiyor. bize evrenle ilgili hiç bir bilgi vermediği gibi kitap gönderdiği dönem kendi yarattığı çeşitli kullarına düşman olabilecek kadar "insanlaşan" bir tanrı. kusuruma bakmayın ama derdi ebu leheb olan bir tanrının evrimsel biyoloji ile bir düzenek kurarak cam kanatlı kelebeğin tasarımıyla uğraşması bana hiç mümkün gelmiyor. hele bu tanrının milyarca ve milyarlarca galaksi yarattığına, bu galaksilerin içine sonsuz sayıda gök cisimi yerleştirdiğine ve bu devasa sistemi bir insan için yarattığına inanmak kulağıma çılgınlık gibi geliyor.
52 entry daha