şükela:  tümü | bugün
  • ilk denemeleri kanada'nın bir eyaletinde yapılan gelir yardımı. bu yıl hollanda ve finlandiya'da uygulamaya konması bekleniyormuş.

    link
    basic income

    bir ülkedeki bütün insanların yaşamları boyunca ön şart ve formalite olmaksızın yaşamalarına yetecek bir gelirin sağlanması demekmiş. varlıklı veya yoksul, evli veya bekar, çalışan veya çalışmayan, ayrımı olmaksızın bu gelir yardımının yapılması planlanan proje.

    yani yine yetersiz kalan kapitalist sistemin insanlığı kurtarma çabalarından biri. tabi dünya'yı yöneten para babaları bu gelişmeye nasıl bakar bilemeyiz.

    (universal basic income)
  • uzun vadede başarılı olacağını düşündüğüm sistem
  • dünyayı yöneten para babalarının olumlu bakacağını düşündüğüm sistem

    temel ihtiyaçları karşılama alt limitinin 1000 tl, temel gelirin 500 tl olduğu bir dünya düşünelim.

    3 tasarımcımız var diyelim ki elimizde:
    işsiz tasarımcı - 0 tl geliri var, geçinemiyor, çöp karıştırıyor, insanların atıklarıyla beslenip giyiniyor.
    freelancer tasarımcı- 1000 tl geliri var, geçinebiliyor.
    devlet memuru tasarımcı - 1000 tl geliri var, geçinebiliyor.

    bu insanlara ayda 500 tl temel gelir bağlandığında şunlar olacak:

    1) freelancer tasarımcı diyor ki "yav devlet bana 500 tl veriyor, benim geçinmek için 1000 tl kazanmama gerek kalmadı, haftada 40 saat yerine 20 saat çalışsam, kalan 20 saatimde de sanat yapsam ne mutlu bana"

    2) işsiz tasarımcı diyor ki "devlet bana 500 tl vermeye başladı, bir de haftada 20 saatlik freelance iş çıktı ondan da 500 alsam ayda 1000 tl'ye yaşarım ben"

    3) devlet memuru tasarımcı da diyor ki "aylık gelirim 1500 tl oldu, 500 lira fazlam var, işi azaltamıyorum ama eve kendime daha güzel bilgisayar, çizim tableti vs. alabilirim artık"

    sonuç ne:
    temel gelir öncesi biri işsiz, sefil durumda, para babalarına para kazandırmıyor hatta hırsızlık vs. gibi sebeplerle zarar verme ihtimali yüksek. ikisi çalışıyor ama para babalarına minimal para kazandırıyorlar.

    temel gelir sonrası işsiz olan iş sahibi oldu, para babasına para kazandırıyor minimal de olsa, zarar verme ihtimali azaldı. iş sahibi olanlardan biri halen minimal de olsa para kazanıdırıyor para babalarına, diğeri de artan geliri sayesinde çok para kazandırıyor.

    hem insanlar daha iyi durumda, hem para babaları daha çok para kazanıyor. sosyalist gibi gözükse de aslında kapitalizmin tepe noktası bir model.
  • batılı gelişmiş kapitalist ülkelerin emperyalizmin kazanımlarından elde edilen zenginliğin küçük bir kısmını kendi ülkelerindeki alt sosyal-sınıfsal gruplara sus payı olarak vermesidir. unutmayalım ki, yeni sömürgecilik hareketinin batıda yarattığı refah, afrika'daki, asya'daki ve güney amerika'daki emekçi yığınların yaşama ve çalışma koşullarının daha da ağırlaşması pahasına oldu ve bu süreç halen devam etmektedir.

    bir de otomasyonun yarattığı işsizlik denilmiş ama, otomasyon yalnızca gelişmiş kapitalist ülkelerin üretici kesimlerinde genel ve kalıcı bir işsizliğe yol açarken, otomasyonda kullanılan makinaların, parçaların ve sistemlerin, güneydoğu ve doğu asya'daki çeşitli yeni endüstriyel üretim alanlarının ortaya çıkması ve sanayi sektöründe daha fazla işçi çalıştırılması sonucunu doğurduğu gözden kaçırılmamalıdır.
  • bu fikrin ozellikle son donemde teknoloji fikir onderlerleri tarafindan dile getirilmesinin sebebi, gelisen yapay zeka ve otomasyon teknolojilerin kademe kademe once nufusun bir bolumunu sonrasinda ise tamamini issiz birakacak olmasidir. universal basic income bir sarttir. ha tabi turkiye'yi vb. dusunemiyorum. biz dahil olmayiz yani muhtemelen. hepsini devlet alir, ver kardesim parayi der. bi de bizdeki firmalar yapay zekayi falan 100 yilda entegre edeceginden universal basic income'a gerek olmaz. ha ama abd, kanada, cin, almanya gibi ulkeler icin guzel bir olasilik.
  • yürümeyen kapitalizme çekilen ayarlardan biridir. oradan buradan özellikle de soldan bir şeyler devşirerek bu çarkı sonsuza kadar çeviremeyceksiniz. kapitalizm vahşiliktir.
  • son zamanlarda tartışması iyice alevlenmiş düşünce. özellikle isviçre referandum yapacağı zaman gündeme gelip popüler olmuştu ancak şu anda akademik çevrelerde konuşuluyor. bu tartışmanın en önemli nedeni ise son 3 yıldır gündemde olan endüstri 4.0. konuya ilgisi olan ve olmayan herkes üretimde yaşanan robotlaşmanın yaratacağı işsizlik hakkında bir şeyler duymuştur. buradaki asıl tartışma daha önceki endüstri devrimlerinde olduğu gibi yeni iş alanları mı oluşacak yoksa otomasyon sonucu işsiz kalan insanlar için yaratacağımız yeni bir iş alanı olmayacak mı?

    bir görüş, daha önceki devrimlerde olduğu gibi yeni iş alanlarının oluşacağı(yazılım yapımı vs.) ve bunun işsizliği uzun vadede etkilemeyeceği yönünde. kendimi bu görüşe yakın hissediyorum. bundan önceki sanayi devrimlerinde de aynı tartışmalar yapılmıştı ve ben şu anda bulunduğumuz pozisyondan geleceğin işlerini tahmin etmenin zor olduğunu düşünüyorum. diğer bir görüş ise bu insanların işsiz kalacağı ve farklı aktivitelere yönlendirilmeleri gerektiği. bu görüşü tartıştığım insanlar içinde sol devrim olacağını savunanlar da var. bu bahsettiğim aktiviteler iş alanı değişiminden daha farklı ve temel bir geçim kaynağı gerektiriyor. burada devreye evrensel temel gelir giriyor.

    evrensel temel gelirin ne olduğu zaten yukarıda açıklanmış ama kısaca, her vatandaşa devlet tarafından temel bir vatandaşlık maaşı verilmesi diyebiliriz. ilk bakışta çok sol bir uygulama gibi gözükse bile aslında öyle değil. liberal bir ekonomi politikası olarak bile görebiliriz. bunun en önemli nedeni, bu uygulamayı destekleyenlerin bu uygulama karşılığında bütün sosyal politikaların kesilmesini ve devletin eğitim ile sağlık gibi hizmetlerden bile elini çekmesini istemesi. mesela, devlet sağlık sigortası veya devlet okulu gibi uygulamaları ortadan kaldıracak ve bunları özel sektöre devredecek. bunları özel sektöre devretmekle kalmayacak, bu uygulamalar üstünden ayrı ayrı yardım yapmayı kesecek. mesela özel hastane tedavisi için aylık 1000 tl ve özel okul için aylık 1000 tl yardımı ayrı ayrı yapmak yerine hepsini temel gelir olarak verecek. bu hem artık aklı başında liberal ekonomistlerin karşı çıkmasının mümkün olmadığı refah devletinin devamlılığını sağlayacak hem de bir çok devlet kurumunu ortadan kaldırdığı için bürokrasiyi azaltacak.

    ben liberal ekonomi destekçisi olmama rağmen artık refah devleti gerçeği ile yüzleşilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bürokrasi yükünün de ortadan kalkması gerektiğini düşündüğümden dolayı bu uygulamayı dördüncü sanayi devriminden bağımsız olarak destekliyorum.
  • ufuk açıcı bir tartışmadır;

    konuyla alakalı biraz daha detay bilgiye ulaşılabilecek bir yazı için;
    evrensel temel gelir

    --- spoiler ---

    evrensel temel gelir dünya çapında ne durumda?
    evrensel temel gelir şu anda hükümetlerin en çok konuştuğu konulardan biri; acaba her vatandaşa asgari gelir bağlamak, fakirliği ve işsizliği çözebilir mi?
    --- spoiler ---
  • karl marx'ın deyimi ile nisbi hak.

    tabi genişleyen bir nisbi haktır bu.

    gelişmekte olan ülkelerin vatandaşlarının yaratacağı çatışma iklimi nedeniyle bu nisbi haklar daha da artacaktır. evrensel ifadesi de bence bu ihtimali azaltmak ya da daha az sancılı bir süreç yaratmak içindir.

    özel sektörün yine olduğu ama kaynak paylaşımının nispeten daha adil olduğu yeni bir sosyalizm modelidir aslında bu, kapitalizm değildir, sermaye sınıfının varlığını sürdürecek olmasına rağmen.
  • para halinde verilmesi bir anlam ifade etmeyecek olandır.

    evrensel hak olarak dünya üzerinde yaşayan her insanın, günlük belli bir miktar gıdayı, ulaşımı, bisikleti, kindle'ı, interneti, enerji ve içilebilir suyu elde etmesi gerekir. küresel olarak gelişmiş bir medeniyet planlıyorsak insanlık olarak bunlar gerekli.

    öbür türlü kapitalist düzen bu giderleri imkansız koşullar üstünden (her gün en ucuz makarna paketi üstünden) hesaplar, parasını biraz azaltır da verir, ilerleyen zamanda da o parayı enflasyona kurban eder.

    halbuki ömürlük bir vitessiz sepetli bir şehir bisikleti verirsen her insana, küresel olarak bedava internet sağlarsan, bir sistem tarafından kontrol edilip suistimali engellenmiş bir market alışverişi serbestisi getirirsen (günde 1 ekmek, 200 gram baklagil, 3 meyve, 2 domates, 1 rulo tuvalet kağıdı gibi) en azından açlığı bitirir, insanca yaşamak kavramını herkes için sağlamış olursun.

    e bu insanlar neden çalışsın diyeceksiniz. dünya kaynakları daha dengeli dağıtılsaydı zaten en basit işte çalışan bir kişinin bile hayatı yukarıda anlatılan şartların 2-3 gömlek üzerine çıkıyor olacaktı da o yüzden.

    nüfus planlaması yapar, uzun vadede (200 yıl) 3 milyar dolaylarına populasyonu indirirsek ve vejetaryen beslenmeye başlarsak medeniyet konusunda sınıf atlayıp, refahı ve teknolojiyi akıl almaz boyutlara taşıyabiliriz.

    ama yok 10 milyor milyar insan olup, kebapları gömmeye devam edersek muhtemelen kaynak sıkıntısı nedeniyle nükleer savaş başlatıp kendi başımızı yiyeceğiz.