şükela:  tümü | bugün
208 entry daha
  • evrim-insan incelemesinde insanın akıllı olmasından çok insanın bu dünyaya ait olup olmadığı tartışılmalıdır. insan, diğer canlıların aksine doğanın bir parçası olması şahsen bana imkansız geliyor. insan sanki bu dünyayı mahvetmek, diğer canlılar için dünyayı yaşanmaz hale getirmek için dünyaya gönderilmiş gibi görünmekte.
    evet neandertal, denisova gibi insan türleri keşfedilmiştir. ancak bunlar bildiğim kadarıyla, kendilerini diğer hayvanlardan farklı görmezlerdi. besin piramidinde bir yerleri vardı ve bu onları rahatsız etmiyordu. hayatta kalma içgüdüsüyle hareket ediyorlardı. bilince sahip değillerdi ve homo sapiens tarafından yok edildiler.
    homo sapiens ise diğer türlerin aksine bilince sahip, bu bilinç soyut kavramları hayal edebilme ve görmedikleri şeylere inanabilme gücünü sağlıyor. bu özellik devlet, dinler, ideolojiler gibi birçok kavramın temeli. bunlar insanları bir araya getiren, toplumları oluşturan ve insanı bu dünyanın efendisi yapan kavramlar. şimdi çıkıp hayvanlar da bu özelliklere sahip demeyelim lütfen. öyle olsaydı, insanlar ve hayvanlar arasında bitip tükenmek bilmeyen savaşlar olurdu.
    şimdi insan neden bu dünyaya ait değil.
    1. evrim ile devlet, din, ideoloji gibi kavramların temeli olan inanç, inanabilme özelliği nasıl kazanıldı. bu konuyu biyolojik açıdan açıklamak zor, çünkü bu biyolojinin alanına girmiyor ve yeterli bilimsel açıklamalar yapılabilmiş değil.
    2. hepinizin anlayacağını düşündüğüm dünyayı mahvetme konusu. tecavüzler, işkenceler, soykırımlar... insanların dünya üzerinde yaptıkları kötülükleri tek tek saymak istemiyorum. düşünün her gün haberlerde karşımıza çıkan bizi insanlıktan soğutan insanları düşünün. daha bugün ortaya çıkan meksika’da bir kadın vahşice doğrayan alçağı düşünün. sadece kötü insanlar mı var. hayır. dünyada insan haklarına, hayvanlara, doğaya saygılı. hiçbir karşılık beklemeden kendini iyiliğe adamış, yardımsever, alçakgönüllü... insanlarda mevcut. daha güzel, daha yaşanabilir bir dünyayı hedefleyen insanlar bunlar. bir tür kendi içinde nasıl bu kadar çelişebilir.
    hayvanlar aleminde vahşi bir doğa söz konusu ama onlar bunu kötülük olsun diye yapmazlar. onlar iyilik de yapmazlar. doğalarının gereği ne ise genetik kodlarında ne yazıyorsa o dur. onların davranışlarını öngörebilirsiniz. milyonlarca yıl bu dünya üzerinde bir sistem içinde yaşamışlardır. bazıları zamanının şartlarına göre yok olmuş, bazıları türlerini devam ettirmişlerdir. ama bu milyonlarca yıl beraber yaşayan hayvanlar ki buna neandertal gibi diğer insan türleri de dahil hiçbir zaman bir şeyi iyi veya kötü olduğu için yapmamış, amaçsızca vahşetler gerçekleştirmemiştir.

    insan ise belki de bir güç tarafından ki bu güç dünyada ki yaşamı başlatan güç olmalı, dünyadaki canlılardan birine benzer olarak yaratılarak (diğer insan türleri) ancak bilinç, inanç gibi özelliklerle donatılarak dünyaya gönderilmiştir.
  • üstteki yazara replicarter'in sözü ile karşılık vermek istiyorum: "sen ona yok etmek diyorsun, biz ise yaratmak."
  • sen varsın ya dediğim soru. ama sen tam olmamışsın aslında.
  • bir koltuğa iki karpuz sığmaz
    homo sapiens sapiens akıllı bir tür olarak kaldıkça başka bir akıllı tür oluşma ihtimali çok düşüktü de ondan.
  • sayende ikinciyi geçtim birinciden de emin olamıyoruz.
  • evimdeki kedi benden ve dünyadaki insanların çok büyük çoğunluğundan daha mutlu. bence kediler bizden daha akıllı. biz adam akıllı bir hayat sürebilmek için zamanında büyük savaşlar vermişiz, keşifler yapmışız, hiçbir hayvanın katetmediği mesafeleri geçmişiz, kuzey kutbundan çöllere kadar yerleşmişiz. sonra dört bacaklı tüylü bir canlı gelip iki fare öldürdü diye insanlardan daha kral yaşar hale gelmiş.

    olay bakış açısından ibaret. evrimsel açıdan en başarılı canlı muhtemelen buğday bitkisi. bunun hakkında çok yazı var. buğday insanı evcilleştirdi bir nevi. tüm medeniyetimiz buğday yetiştirmek üzerine kuruldu. dünyanın her yerinde yetişiyor insanlar yüzünden. evrimsel açıdan en başarılı canlı olabilir. hiçbir sorunla karşılaşmadan çoğalıyor. bu bitkiyi korumak için biz insanlar ilaçlar geliştirdik, hayvanları öldürdük, başka bitkileri öldürüp yerine buğday yerleştirdik hatta daha fazla buğday ekebilmek için başka insanları öldürdük ve topraklarını ele geçirdik. bu sırada buğday ise hemen hemen hiçbir şey yapmadı. keşke şu hayata buğday olarak gelseymişim.

    bir de sadece homo sapiens hayal ediyor, din, devlet tasarlıyor denmiş o da doğru değil. neandertaller de bildiğim kadarı ile ölülerini gömüyor ve tören düzenliyorlar. eskiden inanç olayının onlarla şekillenmiş olabileceğini okumuştum. din gibi sitematik olmasa da bizler gibi doğa güçleri ile ilgili basit bir inanç geliştirmiş olabilirler. bir de kediler, köpekler, atlar da rüya görüyor. demek ki hayal edebiliyorlar. karınca kolonileri arasında devasa savaşlar oluyor. kazanan taraf kaybedenlerin yavrularını kaçırıp köle yapıyor. başka bir böcek türünü baya inek gibi yetiştirip sağarak ürettiği sıvıyı besin olarak kullanıyorlar ve tarlalarında mantar yerleştiriyorlar. işçi, asker ve yönetici sınıfı var baya karıncalarda. yine pek çok sosyal hayvan kendilerine has hiyerarşilere sahip. maymunlara para kullanmayı öğrettikleri bir deney var para kazanmak için fuhuş yapıyorlardı ilk olarak. şempanzeler arasında sert bir hiyerarşi var ve işkence ile infaz yöntemleri falan var. farklı gruplar arası çok sert savaşlar yapıyorlar bölge ele geçirmek için. bazı üyelerini sürgüne yolluyorlar ve geri dönerse parçalayarak öldürüyorlar. bizler kadar sistematik değiller tabi ama diğer homo türleri yaşasaydı muhtemelen orta dünya gibi bir dünyada yaşardık. fantastik elf, cüce, ork ülkesi yerine farklı homo türlerinin devletleri olurdu. bir de bundan 3 milyon yıl sonra bonobolardan evrimleşen bir türün de bizim şuan ki becerilerimize sahip olmayacağının garantisi yok. sonuçta biz tek inanç geliştiren ve kabile şeklinde yaşayan tür değildik. diğer homo türleri yok olmasa şuanki gibi sistemler oluşturmaları muhtemeldi. yani böyle bir tür tekrar ortaya çıkabilir. hele bonobolar, şempanzeler gibi genetik olarak bize yakın olan türler arasından doğru evrimsel şartlar altında böyle bir ilerleme yaşanması çok da şaşırılacak bir şey olmazdı. daha şimdiki halleri ile bile kabile savaşı yapan, savaşçı insansılar (şempanze için konuşuyorum yoksa bonobolar seks partileri yapan hayvanlar). ayrıca ekleyeyim orangutan, goril, şempanze ve bonobolar işaret dili öğrenip insanlar ile konuşabiliyorlar. dünyanın en zeki gorilinin ıq puanı 87 idi diye hatırlıyorum. yanlışım yoksa bizim ülkenin ıq ortalaması da 87 civarı. yani bizim ülkemizin yarısı o gorilden daha aptal. gayet de araştırınca bilinç sahibi bir hayvan olduğu anlaşılıyor.

    bilinç dediğimiz şeyin de ne olduğunu daha biz adam akıllı bilmiyoruz. neandertaller, atlar böcekler, homo erectuslar bilinçsizdi sadece biz bilinç sahibiyiz demek bence çok uydurma ve saçma bir düşünce. bilinç beton yapabilmekse diğer homo türleri de alet yapıyordu. soyları günümüze kadar devam etse belki neandertaller dünyanın en iyi inşaatçıları olacaktı. bilinç bütün hayvanlar için geçerli olmasa da en azından çoğu memeli hayvanda olan bir şey bence. tabi bizim doğayı algılayış biçimimizle bir kedinin algılayış biçimi aynı olamaz. ama bizim dünya algımız en gerçek algı diye bir şey yok. beynimiz sürekli bizi aldatıyor ve yalan söylüyor aslında. algılarımız da bazı yönlerden sınırlı. bir kelebeğin gördüğü ama bizim göremediğimiz sürüyle renk var. bu renkleri hayal bile edemiyoruz ve asla algılayamayacağız. en ileri algılara sahip değilsek nasıl en bilinçli canlı olabiliriz ki? daha kelebek kadar renk bile algılayamıyoruz. daha 2 gün önce yaşanan bir olayı bile zaman geçtikçe farklı farklı anlatan canlılarız. beynimiz bizi aldatıyor sürekli. bazen olan şeyleri olmamış, olmayan şeyleri olmuş gibi gösteriyor. sanki çok üstün bir bilinç ve algıya sahipmişiz de evreni olduğu gibi görüp diğer canlıların asla yapamadığı bir şeyi yapıyormuşuz gibi düşünmek çok büyük bir hata. insanın kendini çok özel bir şey sanıp evrenin merkezine koymasından ötürü olan hatalı bir düşünce şekli. kedinin dünya algısı ne kadar saçma sapansa bizim dünya algımız da saçma sapan.

    icat ettiğimiz ( ya da keşfettiğimiz) matematik bile yanlış matematik olabilir. bulduğumuz fizik kuralları evrenin her yerinde aynı şekilde çalışmıyor. belki neandertaller yok olmasaydı onların torunları abc kuralını keşfedecekti ve aydınlanma yaşayacaktık ve bir neandertal dini olan hebelehübelism dini dünyanın en yaygın dini olacaktı vs.

    çok da bir numaramız yok bence belki kediler daha akıllıdır. kıçlarını devirip tüm gün uyuyup yemek yiyorlar. çoğu insan ise yüksek stres altında, kutu kutu kapalı duvarlar arasında yaşıyor. ne için? (bkz: ekmek) parası için. (bkz: buğdayın insanları kölesi yapması)

    ek olarak şuan felsefe ve bilim yapan dünyadaki tek canlılar olabiliriz ama bunun sebebi bu yeteneği sadece bizim geliştirmiş olmamız mı yoksa kuzenlerimize kıyasla daha şerefsiz ve vahşi bir tür olduğumuz için diğer homo türlerini yok etmemiz mi? 21. yüzyıla gelememişler ki diğerleri bilemiyoruz bu yüzden. muhtemelen sistematik dinleri ve devletleri onlar da kurabilirdi. ayrıca insanlar da direkt bu sistematik dinleri ve devletleri mükemmel yaparak gelmediler. yaptılar başarısız oldular, daha iyi bir sistemle gelen insanlar öncekileri öldürdü yerine kendi dinlerini ve devlet sistemlerini getirdiler. yani zaten insanlar da bu işlerde çok iyi değillerdi. ilk imparatorluk sistemlerindeki imparatorlar benim total war oyunlarında yaptığım işin %90ını akıl bile edememişlerdir.
    eskiden moloch diye bir tanrıya insanlar bebeklerini kurban veriyordu. canlı canlı fırında yakarak. moloch boğa başlı (boynuzlu) bir tanrı ve gehinnom (cehennem) vadisinde bu tanrıya yakma yöntemi ile kurban verilirdi. bu tanrı evrimleşe evrimleşe cehennemdeki şeytan olmuş. (bkz: gehinnom) (bkz: hinnom vadisi) (bkz: göz yaşı vadisi)

    yani biz homo sapiensler bu sistematik dinleri, devletleri, düşünce sistemlerini varoluşumuzun başlangıcından beri yapmadık. on binlerce sene içerisinde bunlara ihtiyaç duyulmuş ve çok basit sistemlerden karmaşık sistemlere gelmişiz. bunları geliştirebilecek süremiz vardı. neandertaller yok olduğu için bu sistemleri geliştirme şansı olmamış. kim bilir belki neandertaller işleyen ve başarılı bir komünizm sistemi geliştirecekti ama olmadı. çünkü zavallıları yok etmişiz.

    ha dersen ki "işte ben de bunu diyorum sanki biz dünya dışındanmışız gibi çok vahşiyken neandertaller öyle değilmiş barışçılmış." ben de derim ki şempanzeler ve bonoboların genetikleri %99,bilmem kaç aynı ve şempanzeler birbirlerini canlı canlı parçalayıp tek bir alfa erkeğin hareminden oluşan savaşçı ve vahşi gruplar halinde yaşarken bonobolar dişi-erkek, dişi-dişi, erkek-erkek, erkek-erkek-erkek, dişi-erkek-erkek gibi uyandıkları saatten tekrar yatana kadar paso sevişen hayvanlar. artık kime denk gelirlerse. neandertal-insan farklılığı birbirine çok yakın genetiğe sahip olmalarına rağmen bambaşka bir şekilde yaşayan bonobo-şempanze farklılığı ile açıklanabilir.
  • basit bir soru ve çok basit bir evrimsel cevabı var:

    (bkz: çünkü gerek kalmamış)

    akıllı tür dediğin şey bildiğimiz anlamda mantığı/zekayı pratik ve maksimum verimde kullanabilen türler ise, zamanında homo erectus, homo soloensis, homo neanderthalis ve bilimum tür gelmiş zaten . hayatta kalan modern insanlar dediğimiz homo sapiens olmuş.
    günümüzde, homo sapien'e rakip olarak aklıyla hayatta kalması gereken bir canlı türünün olması gerekseydi, olurdu zaten . kuşlar kanatlarıyla, aslanlar güçlü çeneleriyle, atlar güçlü bacaklarıyla hayatta kalmış. daha fazlası gerekseydi, evrimleri o şekilde ilerlerdi.

    hayır anlamıyorum, evrim ile alakalı herhangi bir kitaptan 1-2 sayfa okuyan birisi bu başlığı açamaz zaten. matematikte toplama işareti var, niye çarpıyoruz o zaman demek gibi bir şey şu soru, aynı saçmalık seviyesinde. lütfen hakkında gerekli araştırmayı yapmadan bilimle alakalı başlıklar açmayın kardeşim. git aleyna tilkinin ifşası düşmüş diyorlar, o paklar seni. hadi koş.
  • birinci akıllı tür hangisi acaba dedirten cümle.
  • konu hakkında öyle yüksek perdeden ahkam kesecek kadar bilgiye sahip değilim, araştıran, okuyan bir ortalama insan kadar hakimin diyelim.

    bu ve buna benzer, evrimi konu alan tüm başlıkları ve altında yazılan entrylerin büyük kısmını okudum, iki tarafın savları ve öne sürdükleri olgular hemen hiç değişmeden her başlık altında tekrarlanıp duruyor gördüğüm kadarıyla,

    örneğin şu sav,

    “ evrimin akıllı olmakla bi alakası yok, evrimin amacı türün çevre koşullarına adapte olarak hayatta kalması ve genlerini geleceğe aktarabilmesi “

    yani evrimin amacı, türleri aşırı akıllı yapıp onlara cep telefonu, uçak, araba, bilgisayar, yapay zeka vs üretecek düzeye getirmek değil de, asgari düzeyde çevreye uyum sağlayıp, değişen çevresel şartlarla birlikte onları da değiştirerek/evirerek hayatta kalmalarını sağlamak.

    buraya kadar çok güzel, ancak bu noktada evrimi teorisini savunanlar kendileriyle çelişiyor bana kalırsa, yukarılarda bir kaç entryde bu savı desteklemek için buğday ve karınca örnekleri verilmiş, denilen ise şu, bizden çok daha az beyin hücresine sahip karıncalar gayet güzel bir şekilde hayatta kalmayı başarmış, bizden çok daha fazla çoğalarak tüm dünyaya yayılmışlardır.

    hatta daha uç bir örnek olarak buğday verilmiş. söylenen, “ buğday, tüm dünya yüzüne çok başarılı bir şekilde yayılmış ve hayatta kalmayı, merkezi bir sinir sistemine dahi sahip olmadan başarmış bir türdür” doğruya doğru.

    bu durumda akıl, zeka ya da alet edevat yapma becerisi oldukça gereksiz hale geliyor değil mi ? hatta sadece teknolojik de değil, felsefik ve sosyolojik olarak da böylesi gelişmeye ihtiyaç yoktu, eğer amaç sadece “ hayatta kalmak ve türün devamı “ ise. ormanda daldan dala atlayan bir primat türü olarak gül gibi geçinir giderdik, böyle bakınca da belki öylesi daha iyi daha mutlu bir dünya sunardı denilebilir :)

    yani bundan 200.000 yıl önce tarih sahnesine çıkan ‘homo sapiens sapiens’ in hayatta kalabilmek için günümüzdeki haline kadar evrilip gelişmesi gerçekten elzem miydi ? işte maymunlar, aslanlar, deniz canlıları vs. etrafımızda gördüğümüz binlerce tür bizim evrimsel süreçte katettiğimiz yolun yanına dahi yaklaşamazken hayatta kalmayı başarıyorlar, bundan 200.000 sene önceki homo sapiens sapiens de hayatta kalabiliyordu e peki bu durumda nasıl bugün bulunduğumuz noktaya gelebildik ? cep telefonu, bilgisayar, uçak, daha sayamadığım binlerce icat/ teknolojik gelişme olmadan da hayatta kalabilirdik değil mi ? aynı bunlar olmadan da hayatta kalabilen binlerce tür gibi. yok eğer günümüzde hayatta kalabilmek için bunlar gerekliyse diğer türler nasıl günümüze kadar, bizim kadar gelişmeye ihtiyaç duymadan gelebildi ? eğer ki evrim bizi bulunduğumuz noktaya taşıdıysa, doğa kendi topuğuna sıkmış, dünyanın ve doğanın anasını belleyecek denli bencil ve aynı oranda akıllı bir türü ortaya çıkarmış demektir.

    yani söylemeye çalıştığım şey evrim teorisini yalanlamak değil ancak böylesi basit, papağan gibi tekrarlanan savlarla açıklamaya çalışmak komik, evrim “ hayatta kalmak “ dan çok daha fazlası bana kalırsa.

    ayrıca bu savı “ gerek kalmamış “ olarak açıklamak da çok komik, çocukça ve aşırı basite kaçmak bana kalırsa,

    evrim teorisi “ insanlar maymundan geliyor “ demez, malumunuz, aksine daha çarpıcı bir savı vardır “ tüm canlılar tek bir ortak atadan evrimleşmiştir” bunu ön kabul olarak aldığımız zaman “ aslanların akıllanıp alet yapmasına gerek yok çünkü çeneleri çok güçlü, pençeleri çok keskin “ gibi söylemler komik. zira eğer evrim böylesi basit anlaşılabilecek ve anlatılabilecek birşey olsa idi, hayatta kalmak sadece güçlü çene ve güçlü pençe ile mümkün olur, canlılar da sadece o yönde evrim geçirirlerdi ancak hayatta kalmanın bunlar ile de alakası yok zira hayatta kalmış ve günümüze kadar gelmiş türler ortada, yukarıda da bahsettik.

    son olarak geldiğimiz noktayı salt “ evrim teorisi “ ya da salt “ ol dedi oldu “ ile açıklamak yersiz, temelsiz. bizi diğer türlerden ayıran sadece akıllı olmak değil, tatmin edilemez, önüne geçilemez bir “ merak ve keşif “ arzusu duyuyor olmamız. bir aslan ya da bir tilkiyle milyon yıldır aynı gökyüzüne bakıyoruz, ancak orda gördüğümüz yıldızları, gezegenleri biz merak ediyoruz sadece ve bu doyurulamaz merak etme ve etrafımızda olan herşeyi eksiksiz açıklığa kavuşturma ihtiyacıdır bizi ay üzerinde yürüten, marsı ve adım adım tüm evreni tek bir bilinmeyen dahi kalmayana kadar keşfe zorlayan. ve bu merak eminim ki birgün dinlerin de anladığımız anlamda evrim teorisinin de sonunu getirecek .
  • gerzekçe bir soru
32 entry daha