şükela:  tümü | bugün
1087 entry daha
  • gerçek olmadığını iddia etmeden önce şunu hatırlamakta yarar var; "evrim yoktur" diyen ağız ne kadar sana aitse, evrime kanıt teşkil eden genlerin de en az o kadar senin.

    e gen var diyor sen yok? fakat ne demiş atalarımız; diller yalan söyler ama genler yalan söylemez ahah
  • madem islam açısından ele alıyoruz evrimi, bir bakalım islam alimleri ve bazı mutasavvıflar ne demişler bu cenabet evrim hakkında:

    mevlana, mesnevi, 3. cilt:
    3902- bende cansız varlıktan öldüm, biten, boy atıp gelişen nebat oldum; nebatken öldüm hayvan şekliyle boy gösterdim.
    3903- hayvanlıktan öldüm, insan oldum; artık ölüp azalmaktan, noksana düşmekten ne diye korkacakmışım?
    3904- bir daha hamle edeyim de insanken öleyim; böylece de melekler âleminde kol kanat çırpayım.
    3905- melek olduktan sonra da ırmağa atlamak gerek, her şey yok olur gider, ancak onun zatıdır kalan.
    3906- bir kere daha melekken kurban olayım da o vehme gelmeyen yok mu, o olayım.
    3907- yok olurum, yok olurum da erganon [org] gibi, 'gerçekten de biz dönüp ona varanlarız' derim.

    ---------------------------------------

    mevlana, fihi mafih, 26. bölüm
    kerâmet, ona derler ki seni aşağılık bir halden yüce bir hale getirsin de oradan buraya, bilgisizlikten akla, cansızlıktan canlılığa sefer edesin. hani önce topraktın, cansızdın; seni bitki âlemine getirdi. bitki âleminden pıhtılaşmış kan, et âlemine, pıhtılaşmış kan, et âleminden hayvanlık âlemine, oradan da insanlık âlemine sefer ettin. keramet budur işte; ulu tanrı, böylesine bir yolculuğu sana yakınlaştırdı, yakın gösterdi.

    ---------------------------------------

    câhiz, kitab’ul hayevan
    bu eserinde bildiğimiz anlamda biyolojik evrim teorisi’nin temelini ortaya atar. buna göre, ilk çekirdek varlığın evrimiyle bir yandan kainat meydana gelmiş, buna paralel olarak ilk basit canlı türleri meydana gelmiş, onların evriminden de silsilevi bir şekilde basitten komplekse doğru mertebe mertebe canlı türleri oluşmuştur. bu evrimin son halkasında da insan ortaya çıkmıştır.

    --------------------------------------

    ibni haldun, mukaddime
    bu kitapta açıkça “hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” görüşünü savunmaktadır. burada “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, transformasyon, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara geliyor.

    --------------------------------------

    erzurumlu ibrahim hakkı, marifetname, bedir yayınevi, s.57-60:
    “hak teala’nın emir ve tesiri ile felekler ve yıldızlar hareket edip, dört unsuru istihale (evrim) ile birbirine karıştırıp yoğurmuşlardır. böylece, önce madenler, sonra bitkiler, daha sonra hayvanlar meydana gelmiştir. hayvan kemalini bulduğunda insan zahir olmuştur. bu bileşik cisimlerin dört mertebesi arasında yani maden, bitki, hayvan ve insan arasında aracı bileşik cisimler de vardır. madenler ile bitkiler arasında vasıta ve geçit olan mercandır… bitkiler ile hayvanlar arasında geçit hurma ağacıdır. çünkü o bitki olmasına rağmen hayvan gibi erkeğine yakın olmadıkça (döllenme olmayıp) neticesi hurma olmaz. hayvanlar ile insanlar arasında geçit olanların en açığı maymundur. çünkü bütün organları, kıl ve kuyruğundan başka dışı ve içi insana benzer. mercan, hurma ağacı ve maymun gibi maden, bitki, hayvan ve insan arasında geçit olanların varlıklarındaki hikmet, her birinin kendi mertebesi aşağısından son yükseklik derecesine ulaşması, varlıklardaki mertebelerin o silsile yoluyla tertip edilmesi ve insanlık mertebesinde nihayet bulmasıdır. zamanın devretmesinin tamamlayıcısı ve cihan varlıklarının özü insanın var olmasıdır. yedi yüksek babanın (felekler) ve dört aşağı ananın (anasır-ı erba’a) ve üç bileşik cisimlerin (mevalid-i selase) neticelerinin özü insan bedenidir. belki iki cihandan sebep ve gaye, ancak hazret-i insandır…

    bu şerefli vücudun yükselişinin başlangıcı madenler olmuştur. en önce kaygan çamurdur, sonra taş mertebelerine yükselmiştir, sonra kıymetli cevherler mertebesine vasıl olmuştur… o mertebeden de yükselerek tohumsuz biten bitkiler mertebesine varmıştır. sonra tohum ile biten bitkiler mertebesine, oradan ağaç şeklini alıp hurma ağacına kadar varmıştır. hurma mertebesinden hayvanların mertebelerine yükselip nice seneler o mertebede ömür sürmüştür. oradan fiil ve şekil bakımından insana benzeyen yarı insan (nesnas) ve maymun mertebesini bulup daha da yükselerek insan şekline gelmiştir.”

    --------------------------------------

    elbette şimdi yine "orada evrimden bahsetmemiş, insanın gelişmesinden bik bik bik" şeklinde yorumlar gelecek ama artık nasıl alırsanız. ve ayrıca bunlar dışında bir kaç söz daha var ama kaynaklarına tam olarak ulaşamadım. ulaşabildiklerim bunlar oldu.

    ve yine ayrıca, bir deist olarak yaptığım şu araştırma sırf gerçekten sevdiğim ama evrimi kabul etmemelerini bir türlü anlayamadığım bazı müslüman arkadaşlarım içindir. çünkü maalesef bilim bu teoriyi tüm açıklarıyla ispat etse dahi onlar kabul etmeyecekler. bilimden bu kadar nefret edilmesini anlayamıyor ve aslında şu başlığın altına bilimsel bir kaç şey yazmaktansa böyle şeyleri yazmaktan gerçekten utanıyorum.

    edit: konuyla ilgili olarak; sadece kuran açısından islam ve evrim bağdaştırılmak isteniyorsa kaan göktaş 'ın şu kitabı güzel bir kaynak: kuran açısından evrim teorisi
  • (bkz: at)
    (bkz: eşek)
    (bkz: katır)

    anlamadıysanız;

    (bkz: öküz)
  • "hayır benim dedem maymun değil" diye yırtınan birileri ile

    "biz zaten onu demiyoruz tüm canlılar ortak bir atadan gelmiştir diyoruz" diyen evrimcilerin amansız savaş konusudur.
  • evrim gerçeğine ve bu gerçeği açıklamaya çalışan teori ye karşı çıkanları ikna etmenin bir yolu yok.

    bakın şimdi gözlerimizin önünde bir kedi ; (hani çok çok zor ama) kendisinden çok daha farklı özelliklere sahip ama yine de bir kediye benzeyen yavrular doğursa, bu yavru annesinden fizyolojik olarak epeyce farklı olsa, hatta bu kediler sadece kendi aralarında çiftleşebilecek, yani yepyeni bir tür ortaya çıkarabilecek halde olsalar ben size ne olacağını söyleyeyim:

    evrim'in bir gerçek olduğunu görebilen ve evrim teorisi ile bu gerçeği açıklamaya çalışan insanlar, hangi genetik değişiklikler sonucu bunun gerçekleştiğini inceleyip; "işte gözümüzün önünde evrimsel bir sıçrama oldu" diye bunu kanıt olarak gösterecekler.

    fakat evrimi görmezden gelen kesim; "hayır, işte allah yeni türleri böyle yaratır, bu allah'ın adetidir. bakın, gözünüzün önünde yepyeni bir tür yarattı. şimdi bunun gen mutasyonu ile oluşma ihtimali 10 üzeri 150'dir. yani matematiksel olarak imkansızdır. apaçık bu mucize dururken hala mı her canlının bir yaratıcının ol demesiyle pat olduğuna inanmıyorsunuz" diyecekler.

    başka bir şey söylerlerse adam değilim. inanç ikna olmaz.
  • vallahi yaradılışçıların şu teoriyi yanlış anlama kapasitesi gerçekten inanılmaz. götlerinden açık uydurmakla geçen süreyi anlamaya çalışarak geçirseler, senden benden evrimci olacaklar. harcanıyorsunuz valla.

    yahu şu başlıkta kaç kere söyledim, mesajlada anlattım, ama anlamaya niyet/kapasite yok anlaşılan. sadece her insanda, anne babasında olmayan ortalama 150 mutasyon var. 7000000 yıl içerisinde insanların milyonlarca mutasyonu çıkarması gayet olası. bir insanı 20 yılda bir klonlasam, sonra klonu klonlasam ve böyle 7000000 yıl devam etsem, her klonlama esnasında 150 mutasyonluk bir hata yapsam, 3500000 nesilde 52500000(elli iki milyon beş yüz bin) mutasyon elde ederim, 40000000'dan büyük bir sayı. ki her mutasyon harf değişikliği şeklinde olmaz ha. genlerde kaymalar, yokolmalar, fazla kopyalamalar olabilir. bir mutasyonla 100'lerce harf değiştirebilirsiniz. üstelik insanlık bu örnekteki gibi işlemiyor. 1000lerce insan her nesilde birsürü çocuk yapıyor. 5-6 çocuk gayet rahat yapılır, doğum kontrol vs uygulamazsanız*. bunları da hesaba katarsanız, istediğinizden fazla mutasyon imkanınız olduğunu rahatlıkla görürsünüz.

    ortaya büyük sayılar atayım, etkileyici olayım kısmını geçtikten sonra şu 10 üzeri 250 canlı meselesine gelelim. şimdi yaradılışçılar niye aşağılanıyoruz diye mıymıylanıyor ya, işte bu sebepten dolayı sizi aşağılıyoruz. daha ne dediğinizi bilmiyorsunuz. her mutasyon = yeni tür diye bir şey yok. mutasyonların ezici çoğunluğu et-ki-siz-dir, çünkü dnanın çoğu iş-lev-siz-dir. her mutasyon çat diye yeni organ vs çıkarmaz. hayır bu kafayla dünyada milyarlarca insan türü var. tek yumurta ikizi olmadığı sürece hiçbir iki canlının dna'sı %100 aynı değildir. öyle "bütün kediler ayni ya" gibi gerizekalıca şeyler yok. homo sapiens sapiens ad soyad şeklinde tür isimleride yok. cins insanlarsınız, ama ayrı bir tür değilsiniz. hayır öyle olsaydı dahi, bu tam sizin zannettiğiniz o binlerce türe denk düşüyor üstelik, şaka gibi.

    yaradılışçı kaynaklardaki "evrime göre şöyle olması gerekir, ama böyle" gibisinden gerizekalı şeyleri kopyalayıp gelmek yerine, gerçekte bilim ne diyor ona bakıp, onun üzerinden argüman üretmediğiniz sürece saygı görmeyeceksiniz. ama o durumda da argüman çıkmıyor maalesef.
  • insan ve sempanzeyi birbirinden ayiran 40 milyon baz ciftinin mutasyonlarla gerceklesmis olmasi hic de inanilmayacak bir sey degil. birincisi, dogan her insanin genomu yaklasik 175 mutasyon barindiriyor (http://www.genetics.org/cgi/content/full/156/1/297). ikincisi, insan ve sempanze soylari yaklasik 6 milyon yil once ayrilmis. bir nesli 20 seneden hesaplarsak, ortak atadan beri yaklasik 300.000 nesil yasamis demek. her neslin her bireyinde ortalama 175 mutasyon var ise, ortak atadan bugun yasayan herhangi bir insana uzanan tek bir soyu takip edersek, bu soyda yaklasik 175 x 300.000 = 52 milyon mutasyon olusmus demek. tabii ortak atadan sempanzeye uzanan yolda da milyonlarca mutasyon olusuyor. demek ki insan-sempanze arasindaki 40 milyon bazlik fark hic sasirtici degil.

    bir de su var: 150 senedir dunyanin cesitli universitlerinde evrim okuyan, arastiran, ogreten insanlar aptal degil. bes dakikada kafadan yapilan hesaplarla evrim teorisini zorlayabilecegini zannetmek, en hafif ifadeyle saflik, daha dogru bir ifadeyle ahmakliktir. ben yarin aklimdan bes dakikalik bir hesap yapip ay'in yaricapini 1 km diye hesaplasam kosa kosa sozluge gelip "hadi bakalim bunu da cevaplayin astronomlar" diye entry'ler dosenmem, oturup nerede hata yaptim diye dusunurum. konu evrim olunca nedense herkese bir guven geliyor, akla yatmayan her ayrinti bir anda evrimi curuten bir kanita donusuveriyor. bu kadar gerceklerden kopuk olabilmek icin bence dinin de otesinde dusunsel bozukluklar gerekiyor.
  • bir de şu var. bu teoriye karşı çıkan arkadaşlar, neredeyse tamamı yanlış olmak üzeri sürekli soru soruyorlar, ancak hiç cevap görmüyorum ben. mesela:

    1) akılsız tasarım örneklerinin hiçbirine cevap görmedim ben.

    2) misal lanugo dediğimiz nane de açıklanmadı. veya neden yunus embriyolarında arka bacak üretecek yumruların oluştup, bacak falan üretmeden kayboduğu.

    3) neden dnanın %95 işlevsiz olduğu açıklanmadı hiç. bak %1-2 olsa yaradılışa kanıt olurdu, allah mükemmel bizi yaratmış, sonra biraz bozulmuş genler derdik. ama %95'i bozuk genle nasıl çalışacak bu?

    4) neden bu işlevsiz kısımlarda bir sürü "yersiz" gen var? c vitamini sentez geni anlaşılır, allah ademe koymuş bozulmuş falan dersin de, yumurta sarısı oluşturan genler ne arıyor insan genomunda? havva yumurtluyor muydu?

    5) retrovirüs izlerinden bahsedildi geçen entrylerde, bunlar dna'daki ırsi izler. ebeveynlerden çocuklara geçiyor. bunların aynı yerde bulunuyor olması, ortak soy demek. ve hem şempanzelerde, hem insanlarda aynı yerde olanlar var. bu basitçe ortak ebeveynler vardı demek. nasıl oluyor da oluyor bu?

    6) yapay seçilimle nasıl binbir türlü kedi, köpek, kuş, lahana vs çeşidi üretmeyi başardık. sadece üreyenleri seçerek yaban hardalından * brokoli, bildiğin lahana ve karnabahar üretebiliyorsak, neden doğal seçilim işlemesin?

    cevaplarınızı heyecanla* bekliyorum.
  • boşuna demiyorum bu teoriye karşı çıkan adamlar okumuyor diye. 5-6 kere yazdım, hala yararlı mutasyon yok deniyor. şaka gibi birşey.

    http://www.wired.com/…ech/health/news/2005/01/66198

    ne diyor burada? ccr5 isimli bir mutasyondan bahsediyor. bu mutasyon var ise aids olamıyorsunuz. yararlı mı? yararlı. kısır yapıyor mu? hayır. ee hani nerede yararlı mutasyon olmaz, olsa da üremeyemez? üstelik bunu 2 ay önce zemahseri'ye verdiğim cevapta yazdım (bkz: #16962939). sana verilen cevapları okumuyor musun yavrum? işine gelmiyor mu?

    hesap kitap kısmına gelirsek. tekrar tekrar söylediğim gibi, dna'nın %95'i işlevsiz. o 40000000 farkın çoğu da bu kısımlara denk gelecek doğal olarak, yani özünde çoğu kozmetik değişiklikler bunlar. zaten bozuk olan gen değişse ne, değişmese ne. hatta insandaki kritik genlerin nasıl olduğunun tespitinde kullanılan yöntemlerden biri şempanze genomuyla değişiklikliklerin nerelerde çok, nerelerde az olduğuna bakmaktır. az olan yerler mutasyon kaldırmayan kısımlardır çünkü, buradaki mutasyonlar çoğunlukla düşükle sonuçlanır, ve yayılamaz. yeterince mutasyon şansı olduğunu da tekrar tekrar açıkladım. veriğim örnek son derece küçültülmüş bir versiyon, sadece 1 canlının tekrar tekrar klonlanmasını içeriyor, ve her mutasyon bir harf değiştiriyor, o haliyle dahi daha fazla mutasyon imkanı çıkıyor. gerçek hayatta kat ve kat daha çok deneme var, üstelik mutasyonlar tek harf değiştirmek zorunda değil. misal hemoglobin* ile miyoglobin arasındaki isim benzerliğini merak ettin mi hiç mesela? bu iki protein de özünde aynı genden geliyor, önce bu gen başka bir yere kazara kopyalanmış, sonra ikinci kopya üzerindeki değişiklikler yeni bir protein yaratmış. o ilk fazladan kopyalama mutasyonu bir kaç yüz harflik bir değişiklik mesela. bence sen git hesabını göster bir genetikçiye, yeditepede var sanırım, ama sana kıçlarıyla gülünce adamlar üzülme oldu mu?

    bu arada, hala şurada sorduğum sorularıma cevap alamadım (bkz: #17412976) . bekliyorum. hatta bir tane daha ekleyeyim. günümüzde naylon yiyen bakteriler var http://en.wikipedia.org/…iki/nylon-eating_bacteria, ancak 1935'ten önce naylon benzeri hiçbir madde yok dünyada. nereden geldi bu bakteriler, sorulara cevap verebilecek olanınız varsa, altına onu da karalayıversin bir zahmet.
  • bilimsel gerceklerin her yonden destekledigi teori. dna'mizin yaklasik yuzde 95inin bir islevi yok.
    "40 milyon tane doğru ve işe yarar baz çifti değişikliğine ulaşabilmesi için ve bu baz çiftlerinin doğru ve bir sonraki uyumlu canlıyı oluşturacak kapasitede olması için ihtimal nedir?". 40 milyon tane baz cifti degisikliginin dogru ve ise yarar oldugunu soyleyen yok. hic bir etkisi olmayan kodlanmayan dna bolumleri oldugu gibi, kodlandiklarinda olusan proteinlerin de hic bir etkiye sebep olmadigi genler, veya etkilerinin hic bir yasamsal avantaj ya da dezavantaj saglamadigi genler cogunlukta.
    vucudumuzdaki goz sinirleri, vasdeferans kanallari, geri donen girtlak siniri; yeniden bastan dizayn edilme yerine hep bir onceki formdan kucuk degisikliklerle meydana gelmek zorunda olmanin sorunlarini tasiyor beraberinde. gozlerimizdeki isik alici hucreler isiga dogru degil isiktan uzaga dogru donuk, goz sinirleri retinadan beyine giderken bu isik alici hucrelerin onunden geciyorlar. geri donen girtlak siniri (recurrent laryngeal nerve) basladigi ve bittigi noktalar arasindaki yolu oldukca uzatiyor, zurafalarda metrelerce uzuyor bu sinirin aldigi yol, sirf daha onceki canlilardan, atalarindan ufak ve uremeyi engellemeyen degisimlerle meydana geldikleri icin.
    bilimsel dusuncenin savuncusu insanlar bu teoriyi secmedi uzun zamanlarini ayirmak icin. gorelilik teoremi, yercekimi teoremi, dunyanin yasi hakkinda da bilimsel olmayan, gercekten uzak seyler yazarsaniz, bizi oralarda da bulucaksiniz.
6094 entry daha