şükela:  tümü | bugün
6439 entry daha
  • şimdi ben yaratılışa inanıyorum. müslümanım. ama evrim konusunda da ortadayım. yani evrim %100 çürütülse de inanırım ki zaten inançlılar için büyük artıdır, %100 gerçekliği ispatlansa da inanırım. yani hem evrime inanırım, hem de yaratılışa inanmaya devam ederim. ama kafama takılan sorular var. eğer evrim gerçekse,

    1- türünün soyunun devamı için hayati önemde olan çiftleşme işi nasıl en zevkli iş halini almış? (en azından insanlar için)

    2- neden zeki canlılar ve zeki olmayan canlılar kısmı dengesiz? yani bir tarafta insanlar, karşı tarafta diğerleri. evrim olsaydı canlıların tamamı ya zeki, ya da zeki olmayan, veya yarı yarıya olması gerekmez miydi? üstelik zeki olan insanların vücudu da en kullanışlı halde. yani yılanların zekası insanınki gibi olsaydı bir anlamı kalmayacaktı. aynı şekilde insanların zekası timsahlarınki gibi olsaydı da.
  • evrim teorisi benim için iq testidir. inanmayanlar ise bunu anlayamayanlar ve doğal olarak basamaklarını gözlemleyemeyenlerdir. özellikle biyoloji ve kimya'nın temellerini bilmiyorsa evrimi anlaması, dolayısıyla kendi filtresinden geçirerek doğruya ulaşması imkansıza yakındır. yine karşımıza çıktı bak "eğitim şart".
    one day evolution will be the undeniable fact..
    everybody will see..
    even the most blind ones..
  • sadece maymundan gelmek değildir.

    evrim teorisi esasen bir adaptasyon meselesidir. bir uyumdur. canlının yaşayabileceği ortama ayak uydurmasıdır.

    darwin esasen evrim konusunu topluluk olarak açıklamıştır. evrim birlikte yaşamdır. çift olan canlıları ayırırsanız üreme olmaz ve doğal yaşam sona erer. burada önemli olan dönüşüm değil ilk canlının nasıl meydana geldiğidir. bu konuyu ise tam olmamakla beraber en iyi kuantum açıklar.
  • yıl olmuş 2018, entry sayısı 7000'e dayanmış hala inanmak kelimesiyle aynı cümle içinde kullanıyorlar. ulan..

    söyleyeceklerim bu kadar.
  • daha bilgili arkadaşlar hatalarımı düzeltsinler çünkü anladığım kadarını anlatacağım. keyif verici bir deneyim ventral tegmental alandan (vta), haz merkezi denilen nucleus accumbense dopamin salınımına sebep olur. bununla sadece haz değil, aynı zamanda bu keyif veren deneyimi ileride tekrar yaşamak için motivasyon da oluşturulur. diyelim ki ilk defa seksimizi yaptık, dopaminimizi salgıladık, nucleus accumbens aktive oldu ve keyif aldık, sonra tekrar partnerle aynı odada yalnız kaldığımızda seks ihtimalinin ortaya çıkmasıyla dopamin salgılamaya başlıyoruz ve tekrar seks yapma isteği hissediyoruz. bu mekanizma sadece seks için değil, kendimizi iyi hissettiren her şey için çalışır. yemek yediğimizde, soğukken ısındığımızda, sıcakken serinlediğimizde, biriyle arkadaş olup iyi vakit geçirdiğimizde de derecesi değişmekle birlikte keyif alıyoruz. bağımlılık yapıcı maddeler de bağımlılık özelliklerini bu mekanizmayı aşırı derecede uyarıp, reseptörlerin down regülasyonuna sebep olup, sonraki defada aynı hazzı elde etmek için daha yüksek doz almamızı gerektirerek gösteriyorlar. bu bağımlılık modelleri hayvan deneylerinde de oluşturulabiliyor, yani bu ödül mekanizması bizim türümüze özgü değil.

    şimdi, evrimsel açıdan bakarsak, iki insan düşündüğümüzde, birisi seks yapınca ödül mekanizması çalışıyor, diğerinde çalışmıyorsa sonraki nesile hangisinin genlerinin aktarılacağı sanırım açıktır. fakat bunu “var” veya “yok” olarak düşünmemek lazım. seks yaptığında "eh biraz" keyif alan bir insanla seks yaptığında çok keyif alan bir insanı kıyaslarsak; ikinci seks yapmak için dağları deler, hemcinsleriyle kelle koltukta mücadele ederken diğeri daha az motivasyon hissedecek, “veren olursa alırım ama çok da uğraşamam hafız” şeklinde gezecektir. haliyle burada da kimin genlerini sonraki nesillere daha yoğun aktaracağı bellidir. “çok iyidir, yanına çıplak yatsam bile sikmez” adamının genleri popülasyonda gittikçe azalırken karşı cins görünce dibi düşen arkadaşlarımızın genlerinin frekansı gittikçe artacaktır. bu libido artışının sonsuza kadar sürmesi beklenemez çünkü seks motivasyonu gereğinden fazla artmış arkadaşlarımızın genleri de elalemin karısına kızına hallenirken kafalarına yedikleri balta, karınlarına sokulan mızrak darbeleriyle azalacak, böylece popülasyonun çoğunluğu hımbıllıkla sapıklık arasında bir yerde, dükkanın önünde söyleşip önünden geçen her kadının götüne bakan esnaf dayılar kıvamında takılacaktır.
  • sozlukteki bazilarina hic yaramadigini gozlemledigimdir. nasil bu kadar sure evrilip de amino asit gibi var olmaya devam edebilir birisi cok enteresan gercekten.
  • şu başlığa birisi rica ediyorum iğnelesin evrim ile evrim teorisinin farklı şeyler olduğuna ilişkin bir giriyi de başlığı açan mecbur görüp okusun. bir de teoriye inanmak nedir, arkadaşlar yahu? dine inanırsın, teoriyi incelersin. teoriye inanılmaz. evrim teorisine iman diye bir bok duydunuz mu siz? duydunuz, evet, fantastik dünyalarda yaşayan arkadaşlar "ateistler buna inanıyor" minvalinde absürt ve korkutucu ifadeler kullanıyorlar. bir olmayın şu insanlarla, ne demek teoriye inanmak? evrim teorisi üzerine düşünürsün, evrim teorisine inanmazsın. evrim teorisinin varlığı ya da yokluğu diye bir olay yok; evrim teorisi bir olgu değil bir yargı. evrim bir olgu ve evrimin varlığı kesin. evrim teorisi, evrimin varlığına ilişkin bir teori değildir. öyle bir bilimsellik olmaz zaten; bir şeyin varlığını ve yokluğunu tartışanlara ya teolog ya da filozof denir. evrim, senin de dahil olduğun bir dizgede varlığını sürdüren bir mekanizmadır. dışında da bilinen yaşam yoktur. bu kadar.

    bakın, konuyu kafasında biçimlendiremeyenlere de kızmıyorum. eğer insanlara bu basit orantıyı anlatamıyorsak, konuyu idrak etmelerini sağlayamıyorsak toplum olarak bizim ve devlet olarak eğitimizin ciddi sorunları var demektir. eğitim sistemimiz açık ve net bir biçimde şuursuzluk üretmektedir ve bu sorunu çözmeden hiçbir başka sorunun altından kalkmamız da mümkün değildir.
75 entry daha