şükela:  tümü | bugün
  • exclusively- munhasiran
  • rtl'in magazin programı, aynı şekilde explosive, hatta bi de life diye görünüşte farklı versiyonları da bulunur ama amaç aynıdır; zira normal konulardan da bahsederken bir anda erotikleşen içeriği (playboy çekimleri vs.) ve yayınlanma saati (05.00 - 06.00 gibi) itibariyle sabah ereksiyonuna birebir çözüm olan bir programdır.
  • ozellikle sirketlerin cesitli satin alma, dagitim kanallari v.b. anlasmalarinda bazi sirketlere taninacak onceligi ifade eden ingilizce kelimedir.

    oncelik taninmasi veya sizin disinizda diger firmalarla kesinlikle gorusulmemesi gibi bir takim ozel haklar taninmasina izin veren kavramdir.

    ornegin bir sirketi satin almak istediginiz zaman bir gizlilik anlasmasi ve niyet mektubu imzalarsiniz. bunun karsiliginda belli bir takim finansal, cevresel, hukuki ve vergisel incelemelere * baslar ve bunun icin belli bir miktarda para ve emek harcarsiniz. eger exclusive ile ilgili maddeyi anlasmalara gecerseniz, sirket siz alip almama kararinizi vermenize yardimci olacak surec boyunca ve durum nihai hale gelinceye kadar bu konuda bir baska sirketle gorusemez.

    anlasmalarda bir tarafin almaya, diger tarafin vermeye yanasmadigi ayricalik saglayan bir kavramdir.
  • magazin programlarının yeni gözdesi olan sözcük. x program'dan da bu akşamlık bu kadar der sunucu hatun, 5 dakika sonra 'x exclusive' başlar, o biter 'x extra' başlar*
  • amerikalıların ilişkilerini tanımlamak için kullandıkları sözcük. en sık kullanımı "we are not exclusive!!" şeklindedir. sözlük anlamı "dışlayan, herkesi, herşeyi içermeyen" olan bu sözcük amerikanların dilinde ilişkilerinin sadece iki kişi arasında olduğunu, iki tarafında başkalarıyla çıkmadığını (aldatmalar hariç) belirtmek için kullanılır olmuştur. olay şöyle gelişir: ortamlarda tanışıp birbirinden hoşlanan iki amerikan olayı tesadüflere bırakmaz, görüşmeye başlar. bu arada bu iki kişiden biri (ya da ikisi) başka biriyle de tanışır ve onun da potensiyel sevgilisi olabileceğini düşünür ve onunla da görüşmeye başlar. böylece bir ilişkiler yumağı ortaya çıkar. bu yumaktaki herhangi iki kişi birbirleri için doğru insan olduklarına karar verirlerse exclusive takılmaya başlarlar. bu da artık başkalarıyla görüşmeme, buluşmama kararı almaları demektir. bu ana kadar görüşülen diğer insanlar aldatma olgusu yaratmazken bundan sonra yaratacaktır. neye yarar bu exclusivity? aldatma ve aldatılma sendromunu ortadan kaldırır. seçme ve seçilme şansını artırır. gereksiz kaprisleri yok eder. tabi bu kavramı olabildiğince çok kişiyle beraber olmak için kullananlar da vardır ki bunların amacı doğru kişiyi bulmak vs. değildir. bunlara dikkat etmek gerekir. terkedip gitmiş eski sevgilileri geri kazanmak için de bu kavramdan yararlanılabilir. şöyle ki: eğer eski sevgili yeni sevgilisiyle exclusive takılmıyorsa ve size karşı olan kötü duyguları azalmışsa sizinle tekrar görüşmeye başlar. bu durumda uzun dönemli eski sevgili avantajlı duruma geçer ve yeni sevgilinin ömrü kısa olur.
  • günün birinde ünlü bir hollywood yıldızı olursam ve inside the actors studio ya davet edilip o şişman adamın sorgulayıcı bakışları altında programın sonunda bana en sevdiğim kelime sorulduğunda vereceğim yanıt..eksklusiiiv
  • dokuzuncu nesil çaylak.
  • ing; özel.
  • chris brown'ın ekim 2007'de piyasaya çıkmış olan 2. stüdyo albümü. güzel.
  • sandra brown'a ait 96 yilinda yayimlanmis surukleyici cinayet oykusu.