şükela:  tümü | bugün
  • turk festival seyrcisini de bir donem derinden etkilemeyi basarmis olan tony gatlif in 2004 yapimi filmi.cannes da altin palmiye icin yarisacak.
  • cannes'da tony gatlif'e en iyi yönetmen ödülünü getirmiş olan film. yine başrolde tony gatlif'in favori oyuncusu romain duris var.
  • dogaya donelim, dogamiza, ozumuze donelim.. ya da romain duris neredeyse oraya donelim. tony gatlif, gadjo dilo'da oldugu gibi burada da atmosfer yakalatma konusunda oldukca basarili. gerek muzik, gerek muziklerin filme yedirilis taktigi ilginc. mekanlar gidilesi, gorulesi..
  • 24'üncü istanbul film festivalinde gösterilmiş, müzikleri ile mest etmiş film. fransız bir çiftin, köklerine ulaşmak için cezayir yollrına düştüğü bir yol sineması. sonuna doğru dans mı desem, zikir mi desem bir sahnesi var ki, 5 dakika falan süren, bittiği an tüm salon "oh" çekiyor. erkeğin, "algeria" çığlıkları arasında kökünü bulmasının sevincini, kadının duyduğu kimliksizlik, ait olamama mutsuzluğu bastırıyor, ağızda buruk bir tad bırakıyor.
  • 11 nisanda beyoğlu atlas sinemasındaki gösterimi sırasında, uzun süren ve oldukça etkileyici olan zikir sahneleri bitince arkamdaki kadının bütün sinemanın duyabileceği şekilde "üf be" demiş olduğu film. imdb'deki bir yorumda ise filmin bir yere varmadığı belirtilerek şöyle ilginç bir yaklaşım geliştirilmiş: "acaba tony gatlif bu filmi sadece soundtrackini sattırmak için mi çekti?"
    şahsen filmi çok çok çok sevdiğimi de belirteyim...
  • 2004 yapimi harika tony gatlif yol filmi. fransa'dan cezayir'e yürümenin öyküsü. insanin sirt çantasini hazirlayasi geliyor. amatör oyuncular o kadar dogal ki. çingeneler, araplar özellikle de filmin bas kadin oyuncusu lubna azabal'in ifadeli yüzü. çok insani, çok sevecen. yönetmenin oyuncularini nasil sevgiyle hazirladigi falan hissediliyor, o festival kapsaminda olup gittigime memnun oldugum tek film. kisisel olarak da harika bir dogumgünü hediyesi oldu bana.
  • filmin sonlarinda yaklasik 10 dakika suren ve buyuk ihtimalle one shot cekilmis olan trans, zikir, dans sahnesi son derece etkileyici ve gerici olan bittikten sonra her nedense bir oh cekme istegi uyandiran, ozumuze koklerimize donelim genel temasinin islendigi film
  • müzikleriyle ve de romain duris'nin ince oyunculuguyla kendini bulan bir film. "biz gideriz mersin'e; onlar gider tersine," mantigina oturtulmus bir yolculuk, göçebelik hikayesi... ama bundan daha iyisi yapilmisti... yapilacaktir da.

    --- spoiler ---
    filmin sonundaki "kis kis, cinler! kis kis!" sahnesini gereksizce uzatmis olan yönetmen beyden bes puan düsürüyoruz, bu sahneyi tek plan çekmesini bilahare olarak kutluyoruz... fakat nektarin bahçesindeki modern zamanin yeryüzü "aden"ini, karakterlerin kaybolmus cenneti bulmalarinin betimlemesini de ayrica begendigimizi belirtiyor; oradaki estetik erotizmin oldukça basarili verildigini düsünüyoruz. bu kadar iyi bir estetigi yakalayabilen gatlif'in, film boyunca neden gereksiz çiplakliklara yer verdigini ayrica da anlayamiyoruz...
    --- spoiler ---
  • 24'üncü istanbul film festivalinin pek tabii en iyilerinden. insana çingene olup, uzak diyarlara göç etme hevesi asilar. çingene gibi yürüyesi gelir insanin günlerce; hele bir de film çikisi inceden yagmaya baslamis bir yagmura yakalanmissaniz, yagmurun altinda çingeneler gibi dansetmk isteyebilirsiniz.

    motorsiklet günlügü ile che guevaranin kendini kesfetmek için kitasini kesfetmeye çiktigini nasil izlediysek, exilsde de, romain duris'in memleketini arayisini öyle seyrettik. son dönemlerde fatih akin ile baska bir boyutta basariyla irdelenen kimlik ve memleket arayislarindan birinin daha pek güzel bir örnegi.

    türkiyeden exilsini yasamayi hayal edenler, bir güzegah arayanlar için de: (bkz: istanbul to kathmandu)
  • festivali agzimda hos bir tatla bitiren, tony gatlif tarzini artik kafamda iyice olgunlastirip sevdiren ve tahminen otobiyografik ögeler tasiyan film... romain durisin çizdigi köklerini arayan göçebe ruh profili, müzigin sirf soundtrack degil kulakliklarla ana karakterlerin de hayatlarina girip çikmasi, hatta ve hatta "senin dinin ne" sorusuna romainin verdigi benim dinim müzik cevabi direk tony abimizin kendi kisiligi gibi... filmin sonunda jenerik geçerken de zaten tüm müziklerin -zikir sahnesinin trans ötesi ritmi de dahil- tony gatlife ait oldugunu görünce dumur ve saygi ötesi duygularla salonu terkediyoruz seni gadjo dilo seni diyoruz sayin seyirciler.