şükela:  tümü | bugün soru sor
  • netflix sagolsun izledik. adamlar almanya’dan kalkip amerika’ya geliyo, okul otobusu alip eve ceviriyo ve baslasin road trip. yanlarinda da essolessek bir kopek. guzel hayatlar.
  • iki alman sevgilinin amerika'da aldıkları eski bir okul otobüsünü karavana dönüştürüp kanada, alaska , amerika ve meksika gezisini anlatan belgesel.

    kendileri de itiraf ediyorlar . eğer almanya'dan çıkmasalardı yabancı insanlara güvenmeyi asla öğrenemeyeceklerdi. çünkü o şekilde yetiştirilmişler. olabildikçe sıcaklar, yani ellerinden ne geliyorsa artık. hani bu millet herkese soğuk ya , onun altında bir güvensizlik var. denizden de gezseler karadan da bu değişmiyor. bunu filmde itiraf ettikleri için öncelikle teşekkür ediyorum.türkçe biliyorlardır okurlar burayı *. sonra da güvenmeyi öğrenmeleri bu gezilerinin en önemli katkısı olmuş onlara.

    o köpeğe meksika'da hastalandığında birşey olmayacaktı, tabi ki uzaktan teşhis koyma gibi bir yeteneğim yok ama " köpek öleceğini anladı ,yolun sonuna geldi , o nedenle bizden kaçıyor karanlık yerlere giriyor " derken serum alan köpek bildiğin canlı canlı gözlerle kıza bakıyor , etrafı seyrediyor. bir kusma ishal ile öldürdüler köpeği. bunu da abartı kültüre bağladım. sanırım yolda amerikalılardan öğrendiler. ha o kadar yol , çok ta konforlu olmayan bir yolculuk o köpeği yorardı , yordu da. sıcak iklim de yorardı . ölüm vadisinden geçerken köpeğe sıcak için çare arıyorlar. lan meksika' ya girmek için 1200 dolar ödüyorsunuz, para sıkıntınız yok gibi , bir klima taktırsanıza otobüse ,herşey çözülürdü.

    güzel belgesel film. 10 \ 7.5
  • zaman öldürmek için izlenebilecek keyifli bir yol belgelesi.

    --- spoiler ---

    fakat gezginlerimiz biraz şımarıklar. sen otobüsü yapmak için 90 gün abd vizeni bitir. sonra kanada'ya geç. oradan alaska'ya geçerken, adamlar sana acıyıp 8 haftalık bir vize daha versin. sonra amerika'ya tekrar girmeye çalış.

    vizede sorun çıkınca da kamera karşısına geçip ağladılar, yok ülkenizi istemiyoruz vs.

    eve dönüş için köpek de bahaneleri oldu gibi.

    bu arada o 1300 dolar, sanırım peso idi. işareti dolar ile aynıymış öyle dediler.

    --- spoiler ---
  • plansız programsız öylesine dünyayı keşfediyoruz ayağına güzelim köpeği neredeyse heder ediyorlardı. sen plansız yaşamak istiyor olabilirsin ama o köpeğin sorumluluğunu alıyorsan o zaman biraz da ona göre yaşayacaksın. dağ köpeği ile ölüm vadisine, meksika sıcağına dalarsan o da plansızlığının içine bir güzel eder arkadaş.

    belgesel olarak hiç bir bok anlatmayan, güzel doğa karelerinin olduğu, çok daha kaliletisini ve belgesel olarak doyurucusunu youtube’da her an bulabileceğiniz türden bir yapım. notum 6/10

    not: köpeğe bişi olsaydı yakardık o otobüsü!
  • belgeselden çok bir yol hikayesi.

    görülen yerler, tanışılan insanlar, kurulan dostluklar, geçirilen kaliteli ve eğlenceli zaman, bir yabancıya güvenmeyi öğrenmek gibi olumlu yanları dışında, karşılaştıkları zorluklar, köpeğin hastalanması, amerika'nın vizede zorluk çıkarması vb. gibi olumsuzluklar da güzel şeyler. zira, hem birey olarak hem de çift olarak karakterlere, ilişkiye enfes katkıları var bu tür olumsuzlukların.

    bir gün ben de yapacağım! o güne kadar bu tür yolculukları izlemeye devam.
  • bazı olumsuzluklara rağmen çok keyif alarak izledim.. özellikle köpek geziyi keyifli hale getirmiş olsa da iki acemi insan yüzünden hastalık çekmiştir.. gezmeyi çok seven biri olarak banff ve alaska nın görselliğine aşık oldum.. özellikle banff. listeye ekledim umarım ölmeden görebilirim..
  • felix starck ve selima taibi'nin (nam-ı diğer mogli) oynadığı, yönetmenliğini de yine selima taibi'nin üstlendiği 96 dakikalık belgesel. az planla amerika kıtasını gezme fikri güzel. fakat plansızlığın aslında çok da iyi bir şey olmadığı teması işlenmiş gibi geldi bana. ortalama bir türk youtuber'a 7 ay süre versek daha iyisini kurgulayacağına eminim.

    bu arada 1200 $ (peso) şu anki kurla 397 türk lirası ediyor.
  • 8.5/10

    mutlaka izleyin derim.

    netflix ekranına boş boş bakarken, ufak bir araştırmayla bulup izlediğim ”uzun yol mutluluğu” isimli enfes belgesel.

    kahramanlarımız alman. erkek olan mercedes’teki işi bırakıp herşeyi satıp savıp bu yolculuğa harcıyor, kızımız da şarkıcı, traveller. mogli adıyla spotify’da wanderer isimli bir de house/indie karışımı bir de albümü bulunuyor. bir de rudi adında sevimli bir köpekleri var.

    yukarıdaki arkadaşların da bahsettiği gibi amerika’dan bir okul otobüsü alıp, içini dizayn edip başlıyorlar yolculuğa. inanılmaz yerlerden geziyorlar, farklı deneyimler ve tatlar yaşıyorlar falan fistan buralar klasik ancak benim belgesel ile ilgili esas hoşuma giden şeyler bunlar değil.

    belgesele başlarken, acaba gezmek çok harika, hadi yola çıkın temalı mı çıkacak diye endişeliydim, ancak öyle olmadı. benim esas merak ettiğim olumsuz neler geliyor başlarına ve ne hissediyorlar sorusuydu. onun cevabını vermişler, ben de altta spoiler alert ile cevaplıyorum.

    --- spoiler ---

    yolculuklarının sonuna doğru kız bir yerde şu çarpıcı gerçeği söylüyor:

    -en başta yepyeni şeyler keşfetme heyecanı yaşarken artık her yer ve her şey normal ve aynı gelmeye başladı. her gün seyahat etmek de insanı fiziksel ve mental olarak yoruyor ve insan settle down (bkz: yerleşmek, sakinleşmek, düzene oturtmak) istiyor.

    bence tüm belgeseli özetleyen cümle bu!

    vize sorunları, arabalarının bozulması, köpeklerinin hasta olması, güven problemi, park problemi, sıcaklık problemi gibi şeyler yaşıyorlar ancak bunların da normal olduğunu kabulleniyorlar.

    --- spoiler ---
  • dün gece izledim. eksi bir okul otobüsünü karavan yapıp gezen hippi bir çiftten fazlası var. beğenmeseniz bile (ki ben çok beğenmedim) bol bol drone ile çekilmiş alaska görürsünüz bu bile yeter.