şükela:  tümü | bugün
  • adam smith'in "great society", karl popper'ın "open society" dediği, friedrich hayek'in son eseri hariç tüm eserlerinde (bkz: spontaneous order) diye adlandırdığı düzen. hayek, fatal conceit'te spontaneous order/kendiliğinden doğan düzen yerine extended order kelimesini de kullanıyor: uygarlığımız, kapitalizm.

    ahlâki geleneklerimiz, kültürümüzün diğer pek çok yönü gibi, akli dizaynımızın sonucu değildi; bunlar aklımızla eşzamanlı olarak gelişmiştir. şaşırtıcı ve çelişkili olduğu söylenebileceği gibi, bu ahlaki gelenekler aklın kapasitelerini aşmaktadır.

    medeniyetimizi anlamak için, extended order'ın insan tasarımı ya da bilincinden değil, kendiliğinden oluşmasından kaynaklandığınk kabul etmeliyiz: bu, kesin olarak geleneksel ve büyük ölçüde moral yasalara uyum sağlayarak ortaya çıktı. bu, adam ferguson'un deyimi ile "insan eyleminin sonucu; insan dizaynının değildir." bu evrim doğrusal değildir, fakat devam eden sınama ve yanılmadan, farklı düzenlerin öne sürüldüğü durumlardan çıkartılan sürekli bir 'tecrübeden' kaynaklanır.

    medeniyet sadece bir evrim ürünü değil, bir süreçtir; genel kuralların ve bireysel özgürlüğün yapısal bir iskeletini kurarak, kendisinin evrim geçirmeye devam etmesine izin veren bir süreç. bu evrim bilinçle yönlendirilemez ve çoğu zaman insanların talep ettikleri şeyleri üretmez. insanlar daha önceden istediklerinin yerine getirilmesinden hoşnut kalabilir ancak bu birçoklarının hayal kırıklığına uğramasının da bedebi olacaktır. ahlaktaki birbirini izleyen değişmeler -bu hisleri sıklıkla incitseler de- ahlâkî bir yozlaşma değil, fakat hür insanların açık toplumunun ortaya çıkışının gerekli bir şartıydı.

    dahası, eğer medeniyet etikteki istenmeyen değişikliklerden kaynaklanıyorsa, isteksiz de olsa bunu kabul edebiliriz, (çünkü) evrensel olarak geçerli bir etik sistemi hiçbir zaman bizim için bilinemez. toplumumuzun düzenini, ancak eksik bir şekilde anladığımız bir kurallar geleneğine borçlu olduğumuzdan dolayıdır ki, bütün ilerleme bu geleneğe dayanmalıdır. öngörülemez ve sonuçları bilinemez ilerlemeyi bu geleneğin üzerine inşa etmeliyiz ve sadece onun ürünlerinde düzeltmeler yapabiliriz.