şükela:  tümü | bugün
  • yokoluş isyanı diye çevrilebilecek britanyada radikal çevre aktivistlerinin başlattığı isyan
    şu başlıktan takip edilebilir
    https://risingup.org.uk/xr/
    guardian da george monbiot da bahsetmiş
    https://www.google.com.tr/…e-change-citizens-revolt
  • ilk çağrı metni:

    ''eşi benzeri görülmemiş bir küresel âciliyet hali ile karşı karşıyayız. çocuklarımız ve ülkemiz vahim tehlike altında.

    gezegen ekolojik krizin içinde, biz de bu gezegenin deneyimlediği altıncı kitlesel yokoluş olayının ortasındayız. bilimciler ani iklim çöküşü dönemine girmiş olabileceğimiz inancındalar.

    şu anda yeryüzünün atmosferi, endüstri çağı öncesi seviyelerden 1°c daha sıcak. paris anlaşmasında üzerinde anlaşmaya varılan 2°c derecelik ısınmanın altında kalması ihtimali de çok zayıf.

    son projeksiyonlar gösteriyor ki 3 derecelik bir ısınmaya, hatta potansiyel olarak bundan çok daha fazlasına doğru gidiyoruz,

    birleşik krallık’ta bugün yaşamakta olan çocuklar sellerin, orman yangınlarının, aşırı hava olaylarının, alınamayan hasatların ve bir de, baskılar bu kadar büyük olunca, toplumun kaçınılmaz çöküşünün sonucu olarak, hayal bile edilemeyecek dehşetengiz olayların içinde kalacaklar.

    geleceğin bize arzettiği bu tehlike karşısında hiçbir hazırlığımız yok.

    inkâr zamanı geçti artık – iklim değişikliği hakkındaki gerçeği biliyoruz biz, halihazırdaki biyolojik mahvoluş gerçeğini de biliyoruz.

    o gerçekliği doğru kabul ederek harekete geçmenin zamanıdır şimdi.

    bu doğruyla birlikte yaşamak, bizlerin nasıl bir davranış kalıbı içinde olmamızı gerektiriyor peki? elinden gelen her şeyi yaptığını bilerek mi öleceksin?

    isyan

    siyasi sistemin bizi hepten yüzüstü bıraktığı apaçık – sistem, aciliyet kavramından tamamiyle bihaber gözüküyor ve hüsnü kuruntuya dayalı politikaları destekliyor.

    bilim insanları sürekli karbon salımında bulunmanın ne demek olduğunu daha 1990’da açıkça ortaya koymuşlardı; o tarihten beri atmosferdeki co2 yüzde 60 arttı.o halde, bizi yönetenlerin çocuklarımızı öldürmek niyetinde olduğunu ve halihazırda insanlığa karşı suç işleme faaliyeti içinde bulunduğunu pekala söyleyebiliriz.”

    eylem

    31 ekimden itibaren bu ülkenin yurttaşları tekrar tekrar yıkıcı, şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik eylemlerine girişecekler. kitlesel gözaltılar, tutuklamalar olacak.

    birleşik krallığın olağanüstü hal ilan etmesini, ülkede 2025’e kadar sıfır karbon ekonomisi yaratmak üzere harekete geçmesini, ve sıfır karbonlu geleceğimizin nasıl birşey olacağını kararlaştıracak sıradan insanlardan oluşan bir millet meclisi kurmasını talep ediyoruz.

    kişisel fedakârlıklarda bulunmaya razıyız. gözaltına alınmaya, tutuklanmaya ve hapse girmeye hazırız. davranışlarımızla örnek oluşturarak dünyanın dört bir yanında benzer eylemlere esin kaynağı olacağız. bu dünya çapında bir çaba gerektiriyor, ama hareketin endüstri devriminin başladığı birleşik krallık’ta, bugün başlaması gerektiğine inanıyoruz.

    seçkinler ve siyasetçiler tarafından sessiz sedasız imha edilmeye razı gelmeyeceğiz. onların soykırımsal davranışları karşısında onurumuzla, direncimizle, barışçı bir şekilde, bizden önce özgürlüklerimiz uğruna çarpışmış olan tüm o insanların ruhunu benimsemiş olarak çarpışacağız. siyasi inanışları ne olursa olsun herkesi, ulusumuz ve yeryüzündeki hayat uğruna çarpışmak için bize katılmaya çağırıyoruz.

    konum

    iklim değişikliğinin, kirliliğin ve doğal yaşam alanındaki tahribatın sebep olduğu bir ekolojik krizin göbeğindeyiz; türlerin dinozorları yok eden olaydan çok daha büyük çapta bir kitlesel yok oluşu kapımıza gelip dayanmış durumda. rotamız toplumsal çöküşe, milyonların ve hatta milyarların ölümüne doğru çizilmiş durumda – insan türünün ortadan kalkması dahi ihtimal dahilinde. gelecek karanlık, çocuklarımız da güvende değil.

    felaketin en büyüğünü önlemeyi sağlayacak olan değişim, teknik ve ekonomik olarak hâlâ mümkün. değişimleri gerçekleştirmek kolay olmayacak ama dünyada bundan daha önemli, daha kayda değer hiçbir şey olamaz. bu değişimler daha az hırçın ve telaşlı, daha güzel bir dünya yaratılmasına yönelik; gerekli değişimleri gerçekleştirmek, yeni iş sahaları da yaratacak. bu, bir âcil durum – âcil eylem gerektiriyor.

    hükûmetimiz bilimin ve tarihin bize anlattıklarına uygun şekilde hareket etmiyor. o halde, hükûmetimiz ihmal suçu işliyor demektir. siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun, başkaldırmak bizim ahlâki görevimiz. sosyal bilimler bize barışçıl sivil itaatsizliğin değişimin gerçekleştirilmesinde etkili bir yol olduğunu gösteriyor. vicdanlarımızın sesini dinlediğimizde, sevdiklerimizi korumak için fedakârlık yapmağa razı olduğumuzda hayatımıza amaç ve anlam kazandırmış oluruz. bizim gibi duyup düşünenleri bu barışçıl isyanımıza katılmaya çağırıyoruz.

    talepler

    1. hükûmet, içinde bulunduğumuz durumun ne kadar ölümcül olduğu konusunda doğruyu söylemeli, bu pozisyonla uyumlu olmayan tüm politikalarını değiştirmeli ve medyanın yanı sıra kendisi de değişimin âciliyeti konusunda halka bilgi vermeli – bireylerin, toplulukların ve şirketlerin yapması gereken şeyler hakkındaki bilgiler de buna dahildir.

    2. iyiniyet beyanları ve rehber ilkeler yayınlamak buz örtülerini eriyip gitmekten kurtarmaz. hükûmet, birleşik krallık’ta karbon salımlarını 2025 yılına kadar net sıfıra indirmek üzere bağlayıcı yasalar çıkarmalı ve ayrıca atmosferden sera gazı fazlasını çıkarmak üzere ekstra önlemler almalıdır. hükûmet ayrıca küresel ekonominin gezegenin yıllık kaynak değerinin yarısından fazlasını kullanmaması için uluslararası işbirliği içine girmelidir.

    3. bu talepler, zorunlu olarak, ancak savaş zamanlarında kanunlarla düzenlenen çapta girişimleri ve seferberlik hallerini gerekli kılar. ne var ki, hükûmetimizin bu amaçların gerçekleştirilmesine yetecek cesur, hızlı ve uzun vadeli değişimleri yapacağına güvenmediğimiz gibi, politikacılarımıza daha geniş çaplı yetkiler vermeye de niyetimiz yok. onun yerine, biz enkazdan çıkarken, amaca uygun bir demokrasi kurmak üzere, değişimleri gözetecek bir yurttaşlar meclisi talep ediyoruz.''

    link
  • ingiltere’nin başkenti londra’nın merkezi yerlerinde gerçekleştirdikleri işgal eylemlerinin 5. gününü doldurduğu çevreci kampanya grubu.

    londra’nın en işlek noktalarında eylemler yapan grup üyelerine polis 5. günde müdahale etmiş ve 682 kişiyi gözaltına almış.
  • dünyaya yayılması gereken iklim hareketi. ben de iklim ve anlam kriziyle ilgili birkaç şeyden söz etmek istiyorum;

    - 6. kitlesel yokoluş sürecine girdiğimizi ilk kez okuduğumda sene 2015'ti. ve aklımda kalan en çarpıcı bölüm; şu anki yokoluş oranları devam ederse, insansoyu 3 nesil sonra biyoçeşitlilikten yararalanamayacak, kısmıydı.

    - 2007'deki iklim değişikliği panelinde co2 seviyesinin 400 ppm'in altında tutulması gerektiği belirtilmiş, kritik eşiğe gelmemek içinse 350 ppm hedef olarak koyulmuştu. ne ki 2013'te 400 ppm'e ulaşıldı.2018 mart ayında 409 olan seviye, 2019 martta 411 olarak kaydedildi. (bu seviye sanayileşme öncesinde 280 ppm düzeyindeydi ve gezegen 800 bin yıl 300 ppm seviyesini hiç görmemişti.)

    - küresel ısınmanın tarihsel artışını gösteren bir video. (aşırı üretim ve akabinde gelen tüketim toplumunun tarihsel gelişimiyle, küresel ısınmanın üstel biçimde şiddetlendiği tarihler son derece paralel.)

    - 2018'den bir haber: kanada'da aşırı sıcaklardan ölenlerin sayısı 70'e yükseldi. (11 temmuz)

    - 2019 mart: dünya meteoroloji örgütü'nün "küresel iklim durumu raporu" = 2018'de olumsuz hava koşullarının sebep olduğu afetler neticesinde 35 milyon kişi sellerden, 9 milyon kişi kuraklıktan etkilendi. avrupa, abd ve japonya'da sıcak hava dalgası ve orman yangınları sebebiyle 1600'den fazla ölüm yaşandı.

    - notre dame katedrali yangını sonrası 750 milyon euro bağış toplandı. niçin; insanlığın ortak mirası olduğundan. güzel. ancak ortada bir samimiyetsizlik var. insanlığın, dünya'dan daha mühim bir ortaklığı olabilir mi? olamaz. öyleyse dünya'daki yangın karşısında aynı birliktelik neden gösterilmiyor?

    - yazıma başlamadan önce; gerçek zamanlı dünya istatistiklerini sunan worldometers sitesini de paylaşayım. dünya nüfusundaki artış, yok olan ormanlar, karbon emisyonu, su tüketimi, endüstriyel zararlı atık, obez ve aç insan sayısı vb. gibi "rahatsız edici" verileri anlık sunuyorlar.

    türümüz 45 bin yıl kadar önce, afrika-asya bölgesinden çıkıp, ilk olarak avustralya'ya göç etti. şüphesiz oraların en sağlam canlısı diprotodonlar'dı; 1,5 milyon yıl önce ortaya çıkmış, 10 buzul çağı atlatmış bir hayvandı. ancak ne tesadüftür, 45 bin yıl önce ortadan kayboldular. sadece onlar değil, avusturalya'daki canlı popülasyonunun %90'ı da aynı kaderi paylaştı. işte, türümüzün yok ediciliğinin hikayesi böyle başlamıştır.

    kapitalizm; "ihtiyaç kadar üret" döneminden, "üretebildiğin kadar çok üret" dönemine girdiğinde ok yaydan çıktı. akabinde yeni toplumsal şiar, "ihtiyaç için değil, zevk için tüket" olmuştu. bu süreçte entelektüel de tarihe karışmış, yerine küçük bir alanda kusursuzlaşan uzman geçmeye başlamıştı. geçmişte, insanı doğadan ve kendinden yabancılaştıran temel faktör emek-sermaye çelişkisiyken, artık buna tüketim çılgınlığı ve medya da eklenmişti. globalleşme ve sosyal medyayla birlikte, gösteri toplumu doruğa ulaştı ve yabancılaşma faktörleri daha da arttı. bugün insan, kendi bedenine bile yabancılaşmış durumda. insanın gölgesi, beden muamelesi görüyor. dünya koskocaman bir pazar ve tüm şehirler avm; yürüyen bedenler ve onların sanal yansımaları da yaşayan birer reklam. yapmak değil göstermek daha mühim; öz yerine biçim, karakter gelişimi yerine esneklik, gerçek duygular yerine anlık duygular... sorun artık kültür sorunu boyutuna taşınmıştır.

    iklim kriziyle paralel olarak, anlam krizi de yaşanmakta. bu elbette tesadüf değil. hatta şu aşikar ki; iklim krizini onulmaz boyutlara getiren, anlam krizidir. büyük biraderlere sistem üzerinden yüklenirken, kanser hücresine dönüştüğünü fark edemeyen topluma da anlam üzerinden yüklenmek bir görevdir. sorumluluğu tepelere yığarak kendimizi sıyıramayız, toplum bitkisel hayattaki savunmasız ve günahsız bir beden değil. ne de olsa biz de benzer koşullarda yaşamaktayken bu cümleleri kurabilmekteyiz. topluma bu sorumluluğu yüklemek durumundayız: "dünyayı biz bu hale getirdik, şimdi onarma sorumluluğu da bizim. aynı hataları bir daha yapmamaya karar vererek utancımız, cehaletimiz ve korkaklığımızla yüzleştiysek; büyük biraderlerin karşısına dikilme zamanımız gelmiş demektir."

    bir anlama ihtiyacımız var. yeni bir isyan modeline ve ütopyaya ihtiyacımız var. bugün anlam, var olmanın ta kendisidir. çünkü varoluş tehdit altında. o tehdit altındaysa, geri kalan hiçbir "anlam"ın değeri yok. çünkü onlara değer biçen varoluşun kendisidir. insansoyu, diprotodonlar'ı yok ettiğinden bu yana, kendi türü de dahil çok fazla şeyi yok etti ve elinde hiçbir şey kalmamak üzere. sıra dünya'ya geliyor. bugün tüm diğer çelişkileri ikinci plana atıp, gezegenin kurtuluşu için harekete geçmek zorundayız. evimizi kurtarmayı başarırsak, tüm ikincil çelişkilerin üstesinden gelmek de yine bizim elimizde olacaktır, hem de daha güçlenmiş biçimde. başta iktidar olmak üzere tüm partilerin ve şirketlerin karşısına dikilerek, iklim krizi için aksiyon almaya zorlamalıyız. sermayeye uşaklık eden bilimcileri, sagan gibi bir bilimci olmaya zorlamalıyız. konuyu toplumun gözüne sokmalı ve harekete çağırmalıyız.

    ancak hepsinden önemlisi, önce biz bir araya gelmeli ve ivedi biçimde program belirlemeliyiz. renkli tişörtlerle barış işareti yapmanın ötesine geçecek bir kolektife ihtiyacımız var. gösteri'nin malzemesi olmayacak bir eylem modeline ihtiyacımız var. mantığını ve öfkesini diri tutacak yürekli insanlara ihtiyacımız var. artık nasıl bir baskının altında yaşadığımızı konuşmayı bırakıp, baskının altında nasıl davranacağımıza karar vermeliyiz.

    yokoluş isyanını büyütmek için zaman daralıyor.

    metni blogumda da paylaşmıştım.
  • yer yer glastonbury veya tea in the park havasi hissedebileceginiz gosteri olarak ilerlerken derry'deki lyra mckee cinayetiyle golgelenmistir. ama yine de son tahlilde national history museum eylemiyle aklillarda kalmasi gereken hadise olmustur kanimca.
  • en son, geçtiğimiz günlerde avustralya'nın brisbane kentinde yaptıkları eylemde gördüğümüz, iklim değişikliğiyle mücadele hareketi.
    "yokoluş isyanı"nı destekleyen yüzlerce kişi, brisbane sokaklarında gün boyunca protesto gösterileri düzenleyip yolları araç trafiğe kapatmışlar ve şehirde 'karışıklığa' yol açmışlar. "yokoluş isyanı" göstericilerinden 70'den fazlasını polis gözaltına almış.
  • "social science shows us that peaceful civil disobedience is an effective way to bring about change. our lives have meaning when we follow our conscience and are willing to make sacrifices to protect what we love."

    change is coming
  • iki hafta sürecek iklim eylemlerine başlayan, insanlığı-hayvanları-bitkileri-doğayı yok olup gitme sürecine sokan devlet ve kartellere karşı isyan edenlerin oluşturduğu ‘sivil itaatsizlik eylemcileri’ grubu.