şükela:  tümü | bugün
  • the alan parsons project'in, benimle butun bir yilba$ini geciren super parcasi. giri$ kismi cogu insan tarafindan adi olmadan bilinen, sozleri baya bi du$unduren $arki.
  • ayrica erken donem bir philip k dick romani.
  • inanilmaz gaz ve megalomaniyi kirbaclayan sozleri olan, ustuste saatlerce dinlenesi alan parsons project $aheseri.
  • bir zamanlar deliler gibi dinlediğimiz, the alan parsons projecte ait bu şarkının sözleri:

    don't think sorry's easily said
    don't try turning tables instead
    you've taken lots of chances before
    but i'm not gonna give anymore
    don't ask me
    that's how it goes
    cause part of me knows what you're thinkin'

    don't say words you're gonna regret
    don't let the fire rush to your head
    i've heard the accusation before
    and i ain't gonna take any more
    believe me
    the sun in your eyes
    made some of the lies worth believing

    i am the eye in the sky
    looking at you
    i can read your mind
    i am the maker of rules
    dealing with fools
    i can cheat you blind
    and i don't need to see any more
    to know that
    i can read your mind, i can read your mind

    don't leave false illusions behind
    don't cry cause i ain't changing my mind
    so find another fool like before
    cause i ain't gonna live anymore
    believing some of the lies
    while all of the signs are deceiving

    i am the eye in the sky
    looking at you
    i can read your mind
    i am the maker of rules
    dealing with fools
    i can cheat you blind
    and i don't need to see any more
    to know that
    i can read your mind, i can read your mind
  • 1982 çıkışlı aşmış, her parçası kaliteli the alan parsons project albümündeki parçalar sırasıyla;

    01 - sirius
    02 - eye in the sky
    03 - children of the moon
    04 - gemini
    05 - silence and i
    06 - youre gonna get your fingers burned
    07 - psychobabble
    08 - mammagamma
    09 - step by step
    10 - old and wise
  • pkd amcamın paralal evrenlere bakışını anlatan insanın kafasını allah bullah eden kitabı. kitabın başında başlıyan çeşitli paralel evrenler dizi insanı şoke ediyor valla. kimisinde cinsiyet die bişey yoktur kimisinde de herşey dinle idare edilir. hatta ben şahsen tanrıyla ilgili bi yerinde çok dumur olmuştum [hatta kitabın ismi bu tanrıyla ilgili yerden gelior zaten dikkat] az da olsa pkd ye kızmıştım okursanız anlarsınız. yinede çok güzel herşeyiyle okunası kitaptır insanın ufkunu bir açar bi açar siz bile anlamazsınız.
  • her gece rüyalarımı bölen, gündüzleri gözlerimi her kapayışımda karşımda bulduğum, kırmızı göz kapaklarından yoksun, kedi gözü misali, ateş saçan* göz. (abi valla tahtakalede bi kuyumcuya sattım ben o yüzüğü, allah canımı alsın, olmadı sen al, valla sattım bak..)
  • meydana gelen bir kaza sonucu bir başkasının beynindeki evren modelini yaşayan ve gerçeğe dönmeye çalışan insanların öyküsüdür. cyberpunk'ın temalarından biri olan hipergerçeklik kavramının inceden işlendiği bir çalışmadır ayrıca.

    pkd konuyla ilgili şunları söylemiş :
    "romanlarımını temelinde yattığı gibi , benim işim evren yaratmak. onları öyle yaratmalıyım ki iki gün sonra çökmemeliler.en azından editörlerim öyle umuyor.yine de size bir sırrımı açıklayacağım : ben yıkılan evrenler yaratmayı seviyorum.onların ayrıldığını görmek ve romanlarımın içindeki karakterlerin bununla nasıl başa çıktıklarının izlemek hoşuma gidiyor. kaosa karşı gizli bir düşkünlüğüm var"
  • philip k dick'e saygıda kusur etmiş, şu mübarek gün 20 küsür sene evvel ölmüş gitmiş adamın arkasından atıp tutmuş olmak istemem lakin pek de bir şeye benzemeyen ve hatta biraz daha ileri giderek gayet acemice yazılmış olduğunu iddia edeceğim oldukça kötü bir romandır.

    gerçeklik kavramını sorgulaması ve ortaya koyduğu sanal dünyalar fikriyle yazıldığı zaman için gayet orjinal fikirler barındıran bir eser olmasına rağmen okuyucuya vermek istediği mesajlar romanın hikayesinin önüne geçmiş öne geçmekle de kalmayıp almış başını gitmiş resmen tur bindirmiştir. sonuç olarak da o dönem yazarın gözünde okuyucuya mesajını vermek için eğlenceli bir araçtan gayrı bir misyonu olmadığı anlaşılan hikayeye gerekli özen gösterilmediğinden ortaya böyle ayakları yere basmayan oldukça zayıf bir hikaye çıkmıştır malesef.

    özellikle sonlara doğru kitap öyle saçma bir hale geliyor ki ister istemez yazarın "roman falan hikaye ben aslında gerçekliği sorguluyorum ey okuyucu" dediğini duyar gibi oluyorsunuz. ya da ben pkd'nin özenip bezenip ortaya çıkara çıkara böyle bol defolu bir hikaye çıkardığına inanmak istemediğimden "zaten sallamamış hikayeyi direkt mesaja takılmış abim evet evet öyle olmuştur kesin canım" diye kendimi avutuyorum, bilmiyorum artık.

    esasen eserlerinin kronolojik sıralamasına şöyle bir göz atıldığında da yazarın yayınlanan ilk romanlarından biri olduğu görülecek o sebeple de bu kitabı yazarlığa ısınma çalışmalarından biri olarak kabul etmek daha doğru olacaktır*. zira şu sıralar okuduğum vulcanın çekici adlı romanı ilk kez bu kitaptan 3 yıl sonra 1960 yılında basılmış olup şu ana kadar ki performasıyla ayakları yere basan, hikayesi kale gibi sağlam, kendi içinde gayet tutarlı ve başarılı bir çalışma olarak görünmüştür gözüme.