şükela:  tümü | bugün
  • sinemafanatik forumlarının fidelio nickli üyesinin, vakti zamanında yine bu forumlara aktardığı sağlam bir yorumunun bulunduğu mükemmel filmdir. bu yorumdan sonra söylenecek pek bir şey kalmamıştır fikrimce.

    --- spoiler ---
    stanley kubrick'in ölmeden kısa bir süre önce bitirebildiği "eyes wide shut", çoğu kişi tarafından yönetmenin en kötü filmlerinden biri olarak görüldü, beklediğini bulamayan insanlar tarafından film çıkışlarında yuhalandı, eleştirmenlerin ardından film bir de 'oscar amca' tarafından pas geçildi. hatta filmin yapımcılarını yalanlayarak filmin kubrick öldükten sonra başkaları tarafından bitirildiğini iddia edenler oldu. fakat film benim de katıldığım bir kısım kimselerce usta yönetmenin en iyi filmlerinden biri. gözleri tamamen kapalı bir rüyayı, rüya aracılığıyla da sadakati ve varoluşu sorgulayan, fantastik öğeler taşıyan bir gerilim. zaten filmin senaryosunda esinlenilen eser arthur schnitzler'in "traumnovelle (rüya romanı)" adlı kitabı.

    doktor william bill harford (tom cruise) ve eskiden sanat galerisi sahibi olan karısı alice (nicole kidman) küçük kızları ile birlikte new york'taki lüks apartman dairelerinde mutlu bir hayat sürerler. film, çiftin arkadaşları ziegler'in (sydney pollack) evinde verilen yılbaşı partisine gitmek üzere hazırlanmalarıyla açılır.
    partide bill'in kollarına kendilerini atmaya hazır olan iki kadın onu "gökkuşağının sona erdiği yere" götürmek isterlerken, bill, ziegler'in yardımına çağırılır. evin üst katlarındaki odalardan birinde ziegler, kendinden geçmiş bir şekilde koltukta çırılçıplak yatan genç bir bayanla birliktedir. mandy (daha sonra gazetede çıkan haberdeki adıyla amanda curren) uyuşturucuyu fazla kaçırmıştır ve bilincini kaybetmiştir. ziegler durumdan korkunca doktor arkadaşı bill'i çağırtmıştır. bill, mandy'e yardım etmeye çalışırken mandy'nin hemen arkasında asılı olan tabloda aynı mandy'nin yatış şeklinde, fizik olarak da mandy'i çağrıştıran bir kadın yine çırılçıplak yatmaktadır. filmde gerçekliğin ve gerçek dışılığın birbirine karışacağı ilk defa burada anlaşılır. daha sonra benzer bir çağrıştırma filmin önemli sembollerinden biri olan evin içindeki noel ağacı için kullanılır. noel ağacına bakan kapı girişinin hemen sol tarafında bir noel ağacı resmi vardır. (filmdeki birçok tabloyu yapanlar arasında kubrick'in eşi christiane kubrick ve üvey kızı katharina kubrick de var.)

    filmdeki rüya ya da gerçek dışılık bölümü alice ve bill'in birbirlerine bağlılıklarını sorguladıkları tartışmaları sonrasında alice'in bir sene önce bir deniz subayına tüm hayatını feda edebilecek kadar duyduğu tutkuyu kocasına anlatmasıyla başlar. bu olay bill'in kafasından çıkmaz ve daha sonra onun başka arayışlara girmesindeki ana neden olur.

    bill genç bayanların (kaderin) onu götürmek istediği yeri, kostüm almak için gittiği "rainbow customes" dükkanının kostümlerle dolu koridorunun sonunda (gökkuşağının bittiği yerde) bulur. gökkuşağının bittiği yerde millich'in (rade serbedzija) kızı (leelee sobieski) japon göçmenlerle iş üstündeyken babasına yakalanır. bill'in arkasında kendini korumaya alan kız ona kendi söylediği kostümü almasını tavsiye eder.

    bill gizli orji partisinin verildiği malikaneye ulaştığında kendisine parola sorulur. parola 'fidelio', yani 'sadakatli'dir. filmdeki rüya - gerçek dışılık olgusunun en belirgin olduğu bölüm bu malikanede geçer. rüya tüm ismi ve cismiyle karşımıza çıkar. rüyaya girebilmek için ise bu rüyaya 'sadık' olmak, girmeden önce sadık olmak için söz vermek gerekmektedir. bu sadakat sözü aynı zamanda alice'in rüyasına, alice'e verilmiş bir sözdür. filmin sonuna kadar bill, aldığı baştan çıkarıcı teklifleri ya reddeder ya da bu sözü bozmasını engelleyen sebepler ortaya çıkar.

    malikanede ise insanoğlunun temel içgüdüsü cinsellik tüm göz kamaştırıcılığı ve albenisiyle ortaya çıkar. bill'in malikanede yaptığı gezinti aynı zamanda da insanın içine yapılan bir yolculuktur, çünkü daha sonra ortaya çıkacağı gibi aslında bill aynı zamanda alice'in rüyasındadır. bill, alice'in harikalar diyarında alice'in sınavına tabi tutulmaktadır.

    sevişenler ve malikanede dolaşanlar artık maskelerinin ardında insan oğlunun altbenliğinde dolaşan simgelere dönüşmüşlerdir. malikanenin groteskliği, org müziği, picasso'nun tablolarından çıkmış gibi duran maskeli kostümler, bilinmezlik, ayin ve orji sahneleri birleşerek sinema tarihinin en ihtişamlı sahnelerinden birini oluşturur. bill malikaneden çıkıp evine döndüğünde alice rüya görmektedir. alice rüyasını anlattığında aslında kocasının yaşadığı olayların kendi rüyasında geçtiği anlaşılır.

    bill'in, ziegler'in evinde onunla beraber bilardo masasının etrafında yaptığı konuşma sahnesi rüya olgusunun belirsizliğinin oluşturulduğu sahnedir. rüyanın gerçek olup olmadığı (bill'i korkutmak için düzenlendiği söylenen malikanedeki olaylar, mandy'nin öldürülmesi) belirsizleşir ve ne seyirci ne de karakterler doğruyu (olayların gerçek mi yoksa rüya mı olduğunu) tahmin etmekte tamamen kararsız kalırlar.

    filmde gerçeğin ve gerçek dışılığın savaşı yaşanırken, paralel olarak mavinin (gerçekliğin) ve kırmızının (gerçek dışılığın) savaşı da yaşanır. filmin büyük bölümünde kırmızı ve mavi göz alıcı biçimde ve sınırları birbirlerinden kesin biçimde ayrılmış olarak verilir. filmin sonlarına doğru ise kırmızı ve mavi artık birbirine karışır ve olması gereken dengeye varır. bill, ziegler'la konuşmasını bitirdikten sonra eve döndüğünde kırmızı tonlardaki noel ağacının ışıklarını kapatır. rüya bu hareketle sonun başlangıcına girer. bill'in, masmavi yatak odasındaki kırmızı yataklarında maskeyi görmesiyle birlikte karısına olanları anlatması rüyayı bitirir. maskenin nasıl ortaya çıktığı belli değildir, maske yatağın kırmızısından (bilinmeyenden) çıkmıştır. bill'in ağlamaya başlamasının hemen ardından yapılan kesmeyle birlikte sabah olmuştur ve alice'in ağlamaktan kızarmış yüzüne sabahın soluk sarısı vurur. artık mavi ve kırmızı dengeye ulaşır. verilmek istenen (artık birbirine iyice karışmış) kırmızı-mavi birlikteliği renklerin en rahat kullanılabileceği yerde, bir alışveriş merkezinde verilir. hatta bill mavi pantalon üstüne kırmızı kazak giymiş, huzura ermiştir.

    filmdeki rüya olgusu bill - alice çiftinin filmin sonundaki konuşmasıyla belirgin şekilde açığa çıkar. alice "yaşadıklarımız ister rüya ister gerçek olsun şu anda yaşadığımız için şükür etmeliyiz" derken, ölen eski güzellik kraliçesine atıfta bulunur. ölen kadının haberinin bulunduğu gazetede "lucky to survive (yaşayakaldığımız için şanslıyız)" manşeti atılmıştır. bill'e yardım eden kadın ölürken, çift yaşamıştır ve bu durum onlar için bir şans, şükretme nedenidir. ayrıca çiftin "the reality of one night, let alone that of a whole lifetime, can't be the whole truth. (bir gecede yaşanılanın gerçekliği, bırak tüm hayatınkini, tüm gerçek olamaz)" ve "and no dream is just a dream. (hiçbir rüya sadece bir rüya değildir)" sözleriyle de karakterlerin artık farkında olamama, kontrol edememe durumlarının sona erdiği belirtilir. alice ve bill sadakat sınavlarını vermişlerdir. alice'e göre "artık önemli olan uyanık olmalarıdır", asıl düşünülmesi, hissedilmesi gereken an yaşanan andır, artık başarının tadı çıkarılmalıdır. alice'in söylediği filmin son cümlesi ise filme son noktayı ironik bir şekilde koyar: "seni seviyorum ve sen de biliyorsun ki en kısa zamanda yapmamız gereken çok önemli bir şey var: düzüşmek!".

    filmdeki karakterlerin kaderin avucunun içinde oluşu, karakterlerin abartılı oyunlarıyla verilir. karakterlerin garip ve alışılmadık davranışları izleyici tarafından da garipsenir ve komik bulunur. film boyunca bill farkında olmadan ya da alışkanlıkla her fırsatta doktor kimliğini yabancı insanlara gösterir, filmdeki kişiler birbirlerine söylediklerini tekrar ettirip durur. karakterlerin uyuşturucu ve alkol almaları karakterlerin farkında olamama ve kontrol edememe durumlarını doruğa çıkarır ve açıklanabilir yapar. bu durum özellikle esas oğlan bill'in hareketlerinde görülür. bill, karısının başka bir adama karşı yaşadığı tutkuyu anlatmasıyla birlikte yeni arayışlara girer, başına beklenmedik olaylar gelir, tesadüfler hayatını yönlendirir, yaşadığı olayları anlamakta güçlük çeker. taksideyken ve kendi arabasını sürerken kendinden geçmiş bir halde yapması gerekeni yapar, gitmesi gereken yere gider. orgy partisine giderken de taksinin ana yoldan çıkarak yan yola sapması kader çizgilerini anlatırcasına açık şekilde gösterilir. film boyunca bill'e birçok alternatif sunulur, diğer karakterler bazı şeyleri yapması, bazı şeyleri yapmaması için bill'i ikna etmeye çalışır, konuşmalarda birçok emir ifadesi geçer. ayrıca izleyiciye bill - alice çiftinin başına geleceklerin kaçınılmaz kader olduğu, filmin başında bill'e 'gökkuşağının sona erdiği yere' gideceğinin söylenmesiyle verilir. aslında filmin karakterleri arasında kubrick de var. kubrick tanrı rolünde! kubrick, karakterleri kendi mutlak hakimiyetine alıyor ve sanki kendisi bir tanrı'ymış gibi onlarla oynuyor ve yer yer dalga geçiyor. bu da kubrick'in kesinlikle çok hoşlandığı bir şey olsa gerek.

    kubrick'in gözleri tamamen kapalı'ya paralel olarak daha önce çektiği film ise 2001: bir uzay macerası'dır. her iki filmde de baş karakter bilinmeze doğru yolculuk yapar, fakat bilinmez yine bilinmez kalır. zaten her iki filmde de asıl nokta, 2001'de evrenin ve insanoğlu dışındaki akıllı varlıkların yapılarının, gözleri tamamen kapalı'da ise insanoğlunun algılarının ne kadar doğru olduğunun, dolayısıyla gerçekliğin / var olmanın bilinemezliği, bundan öte de hep öyle kalacağı ve bilinemezliğin bilinemez olarak kabul edilmesi gerektiğidir. gözleri tamamen kapalı'da gerçek ve gerçek dışı ayırt edilememektedir, olayların olup olmadığı bilinememektedir, film aynı 2001'de olduğu gibi bilinmezlikle bitmektedir. "kubrick sinemanın tiyatrodan ve edebiyattan ziyade resim ve müziğe benzediğini, bu iki sanatın icra ettiği şeyin "açıklanmasına" gerek olmadığını, 2001'in kültürel birikimi atlayarak doğrudan duyguları ve bilinçaltını hedefleyen bir film olduğunu söylemektedir" *. gözleri tamamen kapalı da yönetmenin bu bakış açısıyla değerlendirilmelidir.

    alice'in sandor szavost'la (sky dumont) dans ettiği sırada kameranın da neredeyse onlarla dans etmesiyle, alice'in bir yıl önce arzuladığı subayı anlatırken zamanın sanki durmasıyla, kubrick'in klasik zoom'larıyla, tüm oyuncuların başarılı performanslarıyla, mozart ve liszt'in parçalarının ve jocelyn pook'un bazen ihtişamlı, bazen gerilimli bestelerinin durumlarla derinden örtüşmesiyle, renk kullanımıyla "gözleri tamamen kapalı" sinema tarihindeki boş kalmış köşe taşlarından birini daha dolduran bir başyapıt, yönetmenin dünyadan ayrılmadan önce sinema tutkunlarına verdiği bir hediye; sıcak bir şekilde başlayan, daha sonra gizemli bir karabasana dönüşen bir rüya. aslında sinema da bir çeşit rüya. geçici bir bilinçsizlik, kendini filme bırakma durumu.
    bize bu rüyayı yaşatan kubrick'e sevgilerle...
    --- spoiler ---
  • şimdi burda filmin konusu kadın-erkek ilişkisiymiş yok illuminatiymiş ayinmiş diye tartışmaya gerek yok.

    --- spoiler ---

    filmde bill'in alice'i aldatmasının sebebi şu sahnede saklı. evet. orda alice ne yapıyo? tuvaletten kalkarken sadece kağıtla kandini siliyo, yıkamak falan yok. bill de bunu aynadan görüyo ama ses etmiyo. alice de sonra elini bi ıslatıp çıkıyo. alice pisin önde gideni.

    bill de bişey diyemiyo kaç yıllık karısı sonuçta. ama içten içe rahatsızlık duyuyo durumdan. sonra aldatmaya kadar gidiyo iş. bill sokakta gördüğü fahişenin evine gidiyo falan içi rahat değil. sonra bi partiler, orgyler, ayinler falan var arada. filmin süresi uzasın diye eklemişler pek önemli değil onlar.

    filmin ana konusu tuvalet sonrası temizlik arkadaşlar.

    --- spoiler ---

    bu önemli tespitimi okuduğunuz için teşekkürler.
  • --- spoiler ---

    film boyunca anladığım tek şey bill harford'ın çok bonkör adam olduğudur. ya arkadaş, ben böyle herhangi bir şeye fiyatının 2 katını vermeye meraklı adam görmedim. ulan utanmasa adam geneleve gidecek hiçbir şey yapmadan sadece kadına parayı verip çıkacak demek isterdim ama onu da yapıyor bu hayvan filmde.

    --- spoiler ---
  • -stanley kubrick filmi warner bros’a teslim ettikten bir kaç gün sonra vefat etmiştir.

    -filmdeki gerçekleşen olaylar iki günde olup bitiyor.

    -filmin çekimleri 400 gün sürmüş.

    -post prodüksiyon aşaması bir yıl sürmüş.

    -kubrick ilk başta başroller için o sıralar evli olan alec baldwin ve kim basinger çiftini düşünmüş. daha sonra yine o sıralar evli olan tom cruise ve nicole kidman çiftine başrolleri vermiş.

    -nicole kidman'ın oynadığı the portrait of a lady filminin çekimleri için londra'dan bulunan tom cruise ve kidman çifti, stanley kubrick'i ziyaret ediyorlar ve bu ziyaretin ardından kubrick rolü bu ikliye veriyor.

    -abigail good tarafından canlandırılan gizemli kadını cate blanchett seslendirmiş.

    -victor ziegler rolünde izlediğimiz sydney pollack en iyi yönetmen akademi ödülünü kazanmış büyük bir yönetmendir. (bkz: out of africa) (bkz: tootsie) (bkz: three days of the condor) (bkz: the way we were)

    -filmin hikayesi new york'ta geçiyor olmasına rağmen film londra'da çekilmiştir.

    -film londra’daki pinewood stüdyoları’nda geniş güvenlik önlemleri altında çekilmiş.

    -çekimler bittikten sonra kubrick, tom cruise ve nicole kidman için sıkı güvenlik önlemleri altında özel bir gösterim düzenlemiş. filmi gösteren makinistlerden perdeye sırtlarını dönmelerini istemiş.

    -tom cruise çekimler sırasında ülsere yakalanmış.

    -film gösterime girmeden önce stanley kubrick'in hayatını kaybetmesiyle filmin sansürlenip sansürlenmediği ve gerçek bir kubrick filmi sayılıp sayılamayacağı üzerine bir sürü dedikodu dönmüş. kopan bu yaygara üzerine tom cruise, ''birisi filmi kesmeye çalışırsa karşısında beni bulur'' diye açıklama yapmış.

    -filmi ilk izlediğinde pek beğenmeyen christopher nolan, yıllar sonra orta yaşlı bir adam olarak tekrar izlediğinde filmin kendisi üzerinde çok daha farklı bir etki yarattığını söylemiş.

    -film 'fuck' sözcüğü ile bitiyor

    -filmde alice ve william'ın new york'da yaşadıkları daire stanley kubrick’in ingiltere'ye taşınmadan önce abd'de yaşadığı dairenin bir kopyasıymış. filmde evde görülen bütün tablolar bizzat karısı christiane’in yaptığı tablolarmış.

    -filmde karı koca arasında kıskançlık krizlerinin olduğu sahneler vardır. bu sahnelerin gerçekçiliğini arttırmak isteyen kubrick, alice'in yakışıklı bir deniz subayıyla en fazla bir dakika boyunca seviştiği sahneyi 6 günde çekmiş. tom cruise'u sete almamış. nicole kidman'a çekimler sırasında yaşananları kocasına anlatmasını yasaklamış.

    -dr. william harford’un piyanist arkadaşı aracılığıyla katılacağı gizemli partinin giriş kodu fidelio'dur. fidelio, ludwig van beethoven’ın 1791 yılında bestelediği ilk ve tek operasının adıdır.

    -kubrick son filmi olan eyes wide shut'ı bir önceki filmi olan full metal jacket'dan 11 yıl sonra çekmeye başlamıştır.

    -victor ziegler ve marion nathanson rolleri için harvey keitel ve jennifer jason leigh ile çekimlere başlanmış olsa da harvey keitel; finding graceland, jennifer jason leigh ise existenz filmi için projeden ayrılmak zorunda kalmış. daha sonra yerlerine sydney pollack ve marie richardson gelmiş.

    -stanley kubrick'in kızı katharina kubrick ve torunu alex hobbs filmde rol almışlardır.

    -tom cruise ve nicole kidman'ın stanley kubrick'le film yapacakları açıklandığı zaman, vincent d'onofrio onlara şu tavsiyede bulunmuş; ''bir ev veya daire kiralayın, çünkü bir süre ingiltere’de olacaksınız.'' vincent d'onofrio, full metal jacket'da leonard lawrence karakterini canlandırmıştı.

    -stanley kubrick, filmde kullanacağı seks sahnelerinde ne kadar ileri gidebileceği hakkında bir fikir sahibi olabilmek için reyting derecelendirilmesi yapılmış olan showgirls (1995), basic instinct (1992) ve fatal attraction (1987) gibi filmleri izlemiş.

    -tom cruise ve sydney pollack'ın oynadıkları on üç dakikalık bilardo salonu sahnesi yaklaşık 200 çekim ile yaklaşık üç hafta sürmüş.

    -stanley kubrick warner bros'un kendisine verdiği gişe verilerini analiz ettikten sonra filmin çıkış tarihine karar vermiş.

    -kubrick, nicole kidman'ın çıplak sahneleri çekebilmesine yardımcı olması için çekimler sırasında müzik dinlemesine izin vermiş.

    -mandy rolü eva herzigova'ya bizzat stanley kubrick tarafından teklif edilmiş, ancak çok fazla çıplak sahne olduğu için bu teklifi kabul etmemiş.

    -film, martin scorsese'nin 1990'ların en iyi filmleri listesinde 4. sırada yer almaktadır.

    -filmde nick nightingaleisimli para kazanmak için new york'a gelen bir piyanist var. karakteri canlandıran todd field da gerçek hayatta kariyeri için new york'a gelen bir caz müzisyeniymiş.

    -stanley kubrick, tom cruise ve nicole kidman'ı rollerine hazırlayabilmek için onlarla birlikte psikanaliz seanslarına katılmış. ikili bu seanslarda gerçek hayattaki evlilikleri ve ilişkileri hakkındaki korkularını itiraf etmişler. her ikisi de bu seanslarda tartıştıkları şeyleri hiçbir zaman açığa çıkarmayacaklarına dair yemin etmişler.

    -kubrick'in asistanı emilio d'alessandro filmde kitap satıcısı olarak rol almış.

    -filmde stanley kubrick'in cameosu var

    kaynak
    kaynak
    kaynak
    kaynak
    kaynak

    edit: 1791'i 1971 yazmışım. bir alttaki entry üzerine gerekli düzeltmeyi yaptım.
  • --- spoiler ---
    bill ve alice cenetteler.

    güzel yüzler, güzel bedenler, iyi bir gelir, genis ve iyi dösenmis bir ev. güzel, akilli, sorun çikarmayan bir çocuk, saygin bir çevre, parlak bir kariyer...

    alice bill'e yasak meyveyi sunuyor. yasak meyve ne? intikam? üstte olma tutkusu? belki de gizlenmesi gerekenlerin teshiridir bu meyve. hani insani insan yapan biraz da gizledikleridir, bastirdiklaridir ya.
    ilginç olan su: alice bu meyveyi daha önceden tatmis ve belli ki aci tadini begenmis.

    bill'e bakin. oynu hep kuralina göre oynayanlarin kurallar degistiginde ne hale geldigini görün. ya da söyle söyleyelim: iyi biri olmayi çizilmis çizgilerin disina çikmamakla basardiklarini sananlarin çizgiler ortadan kalktiginda ne hale geldigini görün.

    bir de allice'i yatakta bill'in maskesiyle yatar halde gördügümüz sahne var ki ne sahne! kadinlarin erkeklere bakislarini, kadinlarina birlikte olduklari erkekleri nasil seçtikleri, neleri ile birlikte olduklari daha güzel nasil anlatilabilir? tam afislik kare.

    kubrick muhtesem bir filmle veda etmis.
    --- spoiler ---
  • fidelio dur ya cehenneme giriş şifresinin adı .. fidelity den gelmektedir o .. sadakat tan yani . sonsuza kadar sevişmek ve sevişenleri izlemekle cezalandırılmış ölülerin cehennemine giriş şifresi "sadakat"tir .. bill bu şifreyi zorla öğrenir piyanist arkadaşından .. bill piyanist arkadaşıyla aslında aynı kefededir , fakat daha bunun farkında değildir, öykünür, sınıf bilinçsizliği mi desem lümpenlik mi .. burdan da anlayabiliriz ki gözleri tamamen kapalıdır .. kitap 19. yüzyıl sonu viyanasında gecer, film de 20. yüzyıl sonu new yorkunda.. iki şehrin de kendine has aritokrasisi vardır fakat bunlar özünde aynıdır, paralı zenginler vardır, hedonistler vardır, entellektüeller.. bill bu sınıfa kaptırıp gitmek ister ısrarla .. zira başından beri gözü dışardadır bill in .. camdan dışarı bakar hep.. zira karısınını elinde tuttuğu kuş farzeder, ki o kadar emindir ki bundan yanıldığını anladığında öylesine bir dönüşüme girecektir ki çıktığında aşk ve sevgi yi öğrenmiş, aile babası olacaktır ..

    eyes wide shut aşka bir güzellemedir aslında ..

    maske nin kimliği gizleyen, saklayan gibi anlamları yanında ölüm ve değişim gibi anlamları da vardır.. sonlaradoğru bill in yastığında bill in kaybettiği maskesi durmaktadır.. alice uyanır , ve bill e sarılır.. bill her şeyi anlatır .. maske bill in dışadönük kimliğidir, süper egosudur, maske aynı zamanda ölümü de temsil eder, süper egosu bastırılmıştır sonunda bill in .. kendini keşfetmiş, ne bok olduğunu anlamıştır.. o bi doktordur sadece.. ve kapitalist düzende yeri yoktur.. o insana hizmet eder.. sınıfsal farklılıklar ona işlemez, o her sistemde kendine yer bulur.. sisteme dahil olma çabası beyhudedir.. doktorluğu peşini bırakmaz.. hem nick tir arkadaşı hem ziegler.. iki farklı sınıfsal uç ..

    alice kendini duyulan aşırı güvenden şiddetle rahatsız olur ve denizci fantezisini dile getirir.. dah doğrusu üniformalı adam fantezisini .. bill de üniformalı bi adamdır nihayetinde-doktor-, ve sorar alice : "hiç hastalarından tahrik olduğun oluyor mu" , alice kendine bir cevap aramaktadır aslında.. fantezisindeki denizci adamla yaşadığı ilişkiye bir dayanak ister, denizci adamın onu isteyip istemediği konusunda ufacık bir ipucu alice in fantezilere nice nice deryalar katacaktır .. zizek bahseder, kadının libidosu erkeğin asıl düşmanıdır, ezikliğinin mahcubiyetinin, zayıflığının kızgınlığının sebebidir.. kadın şu dünyadaki en azgın yaratıktır .. onun arzularının sınrıları yoktur ve her dilediğini fantezi de olsa elde eder.. fakat sadakat yine kadında daha fazladır .. bill, tüm bu libidonal istekleri, narsist tavırları ve meleğimsi güzelliğinden dolayı-üstüne üstlük sadık bi de- alice e tabiri caizse kıl olur .. eyleme döker.. yeni arayışlara girer.. halbuki tek yapması gerekn sevmektir, cinsellik aşkn yanında ikinci planda kalır.. alice sevgi istemektedir, fakat mokar hastası nihan rolü kesmektedir ki bill gözünü açsın..

    bill sokağa düşer, öncelikle sübyanla karşılaşır-ilk cinsel abukluk-, sübyancı durumuna düşeblir, daha sonra sokakta eşcinsel olduğu sanılır, bir diğer yanlış anlaşılma, -olgunlaşamamışlık,hamlık- ve sosyolog fahişeye gider, fahişe aids tir, ilişki zaten yanlış olduğu gibi yine önüne bir engel çıkmıştır, hastalık .. ve en sonunda cinsel hoşgörü cenneti ya da cinsel aşırılıklar cehennemine iner.. orji, anal, oral ve tabi şiddet-özellikle abartılı sahneler... kadınların amcık olduğu erkeklerin yarraktan müteşekkil olduğu düşünülen maskeler dünyası.. toplumsal kimliklerden sıyrılınca kalan id dünyası .. ve bu dünya karşısında fantezi dağarcığı 3 yaşındaki çocukla özdeş olan bill in yaşadığı afallama , korku ve akabinde maskesini çıkarması.. toplumsal rolünden kopamayışı .. izleyen durumundayken bi, anda izlenen durumuna geçişi .. hem de kim tarafından olduğu da belli değil .. biz mi izleyenler olarak - yoksa maskelerin ardındaki ulaşılmaz sınıf mı .. biz mi voyeuristiz yoksa maskeliler mi.. yoksa tam da bu mu kubrick in dediği .." siz, entel, elitist, filmlerime tapan, ıncık cıncık eden kültürlü kesim, işte siz aslında maskeler takmış ölülerden ibaretsiniz.. "kubrick in bu filmde gercek ile kurguyı birbirine karıştırması o kadar şiddetlidir ki oyncu seçimlerinden başlar bu karmaşa.. kubrick son filmiyle kitlesiyle hesaplaşmıştır aslında.. bill gibi insanların aşkı en azından bulabildiğini/keşfedebildiğini göstermiştir..

    kubrick lafını esirgemez kimseden .. uzakdoğu ve rusya da gereken ayarı almıştır.. yavşak rusyanın yavşaklığı muhabbet tellallığıyla sembolize edilmiştir.. hem de öz kızını - ideoloji .. zamanının çılgın komünistlerinin düştğü hallere bak dercesine.. rezilsiniz ulan siz demenin daha müthiş biylolu olamazdı.. ve bu durumdan yararlanmaya çalışan uzakdoğulular.. çok çalışkan, karınca millet olarak anılan uzakdoğunun gizlerini-siyasi-, ikiyüzlerini, aslında ne yaptıklarını ve nasıl da riyakar olduklarını- el sıkarlar bi de- ifadelendirmiyor mu o sahneleyle kubrick .. peki o lolita kız-sembolik kız- ne der bill in kulağına fısıl fısıl ..? bir orta sınıf burjuva olarak rusyayla ilişki kuran, japonları rahatsız eden amerika temsiline küçük kız neler fısıldar .. ne zaman istersen mi der, emrine amadeyim mi der, kapitalizmin köpeği oldum mu der, gene bi kuyruk sallar ve gider ya , en azından o ulaşılmaz cazibesi baki kalır..

    filmin noel arifesinde gecmesi de ayrıca manidardır .. zira noel bir dönüşümdür ve kutsaldır, kutsallığın artık para olduğuna dair bir çok emareler vardır filmde, dönüşüm yönü de bill ile anlatılır.. bill filmin sonunda tıpkı yeni bi yıla girer gibi yeniden doğmuştur.. eskinin üstünü örtmüş, ailesine dönmüştür.. bu film oldukça karamsar olsa da kubrick in olağanüstü bir eseridir, tek boyutlu karakterleri, nefis sanat yönetimi ve anlatısal nitelikleriyle yüzyılın sonunda, başıyla da ilişki kurarak, noktayı koymuş, sinemayı bir eleştiren ve sorgulayan olarak dahiyane kullanmıştır****
  • bill (cruise) filmin başındaki partide yıllardır görüşmediği bir okul arkadaşıyla karşılaşır. ikisi, hal hatır sorduktan sonra beraber yürümeye başlarlar ve aralarında uzun süredir karşılaşmayanlara özel sessizlik vuku bulur; benim açımdan filmi mükemmel yapan detay bu sessizliktir.
  • uzatilmak istense uzatilacak akillara ziyan bir senaryosu vardir.. kari koca diyaloglari hasta eder. filmin "fuck" diye bitmesi akla insanin hipnozdan kalkmasi icin doktorun parmagini siklatmasini getirir: ayilabilirsiniz.
  • kadın erkek ilişkilerini anlatıyor...

    asdlfgjslkjhglkf tamam lan şaka.

    stanley kubrick bu filmiyle, son derece açık bir şekilde karanlık elit grupların sürreal işlerini afişe ederek son nefesinde "o maun sandık var ya...götünüze girsin." demiştir.
    iki yılda bir kez izleyesim geliyor, pek severim bu filmi, gece 12'den sonra kafalar da hafif güzelken iyi gidiyor.

    ayrıca bu filmde tom cruise tarafından canlandırılan üst sınıf mensubu, yakışıklı, genç doktor karakteri, dandik aksiyon filmlerinden daha fazla yakışmaktadır kendisine.
    tarikatla marikatla kafayı bozmasa iyi adam aslında. let's fuck. ;)
  • kübrik için gg olmuş filmdir. filmin montajlanmamış halinin sinema versiyonu süresinin yaklaşık iki katı olduğuna dair röportajlar var. kübrik abimiz ne gösterdiyse o süre içerisinde; filmi prodüksiyon şirketine teslim ettikten üç gün sonra hakkın rahmetine kavuştu.
hesabın var mı? giriş yap