şükela:  tümü | bugün
  • 12 eylül'ü yaşamış kadınların sivil hayat ve cezaevi anılarını anlattıkları bir belgesel. içlerinde gültan kışanak'ın da bulunduğu 10'dan fazla kadın anlatmış. yaklaşık 1-1,5 yıldır tek gösterim şeklinde çeşitli salonlarda gösteriliyor. özellikle cezaevi anıları epey etkiliyor insanı. keşke daha çok gösterimi olsa daha fazla insana ulaşsa.

    tanıtım videosu için link
  • 12 eylül’ün tanığı ve mağduru 32 kadının anlatımlarında yer alan bazı ifadeler şöyle:

    - “elektrik dâhil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel işkenceydi.”
    - “tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar.”
    - “kocasının yanına getirdiler kadını, sordular ‘kim bunun kocası’ ardından da ‘şimdi tecavüz etmeye götürüyoruz’ dediler.”
    - “etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, ‘gez’ diyorlardı.”
    - “sütyenlerimize elektrik veriyorlardı.”
    - “banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelirler ve bize baka baka mastürbasyon yaparlardı.”
    - “en büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti”
    - “11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini ona dinletmişlerdi.”
    - “lağım sularının içine zorla kadınları soktular.”
    - “serbest bırakıldım ve eve gittim. beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk dediği şey, ‘bunca yıl ,neredeydin?’ olup, kızlık muayenesine götürdü.”

    bu belgesel pekçe izlenmeli, izletilmeli vesselam.
  • 12 eylül 1980 darbesine kadınların persfektiflerinden bir bakış sağlayan ayşe ayben altunç belgeseli.

    12 eylül'ün yıldönümü sebebiyle kısa süreliğine erişime açılmış: https://vimeo.com/272123074

    öncelikle seksen öncesi örgütlü mücadele içinde bulunan kadınların kendi mücadelelerinde bile geri bırakılmış oldukları gerçeğine tanıklıklarıyla yüzleşiyoruz. yani omuz omuza mücadele o dönemde dahi lafta kalırken değiştirmek istenilen dünyanın ve toplumun hakim ataerkil kuralları içselleştirilmiş ve şartlar gereği tarışmaya açılması zaten mümkün olmadığı için sindirilmiş.

    darbe sonrası kaçak hayat sürme yurtdışına kaçma gibi deneyimleri olanlar gibi mamak'da, metris'de diyarbakır'da korkunç işkencelere maruz kalan kadınları da dinliyoruz.
    hapis günleri hepsi için her türlü özellikle de cinsel ve bedensel aşşağılanma, işkence demek. işte bu dönemlerde hapishanelerdeki eylem birliği ve yardımlaşma dışarıda tutuklu ve hükümlü yakınları ile kayıplarını arayan cumartesi anneleri gibi hareketlerin temelleri atılıyor. bu bugünkü bildiğimiz seksen sonrası siyasallaşma ve feminist hareketi de daha belirgin şekilde ortaya çıkıyor.

    militarist 'erkek devlet'in köklerine bakmak için iyi bir belgesel. ülkede geniş toplumsal kesimlerin yaşadığı acılar ve travmaların boyutunu idrak etmek için izlenmeli.

    ayrıca:
    (bkz: görüşeceğiz lale)