şükela:  tümü | bugün
  • zamanında koyun sürüsü halkın psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla fatih tarafından yaptırılmış türbe. türbenin altında aslında bir hıristiyan azizi yatmaktadır. osmanlı ile bu mezar kimlik değiştirmiş ve ebu eyub el ensari'ye maledilmiştir. zaten ilk dönem müslüman türklerinde yerleştikleri coğrafyanın aziz mezarlarını türbeye çevirme siyaseti bilinçli olarak uygulanmıştır.
  • zamanında koyun sürüsü halkın psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla fatih tarafından yaptırılmış türbedir. günümüzde hala bir takım koyunların psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaya devam etmektedit. bu durum yılın bazı aylarında özellikle ayyuka çıkar. yerinde gözlemlenebilir.

    http://www.odatv.com/…ercekle-yuzlesmeye-2905101200
  • istanbul'un manevi sultanı, ashab'ın büyüklerinden, 7 ay rasulullah sav.'i evinde ağırlamış sancaktar-ı rasulullah eyub el ensari'nin kabrinin bulundugu türbedir. 650 yılında islam ordularının istanbula dayanması esnasında şehit düşmüş olup, akşemsettin hazretlerinin manevi keşfi yoluyla kabri tespit edilmiştir.
    hayatı yeme-içme-uyuma gibi hayvani faaliyetlerden ibaret meczup bünyelerin idrakinin ulaşamadığı bir kudsiyetin mukim olduğu yerdir aynı zamanda, kendisini ziyaret etmek isteyenler eminönü otobüs duragından 99 numaraya binebilirler.
  • eyüp camii yanıbaşında bulunan ve ebu eyyub el ensari'ye ait olduğu iddia edilen mezardır. konu hakkında, soner yalçın ya da kaynağı kıçı olanlardan ziyade çağlarını aşan büyük tarihçiler ve akademisyenlerin sözlerine yorumsuz kulak vermek lazım gelir. zinhar, bilmediğini bilmemek de acıdır.

    büyük tarihçi hammer (1774-1856) ebu eyyub'un mezarının mucizevi şekilde bulunmasının psikolojik ihtiyaçtan doğduğunu öne sürer. "istanbul kuşatmasının uzun sürmesinin askerlerini huzursuz ettiğini gören fatih sultan mehmet, lalası akşemseddin'den yardım ister. o da hazret-i eyyub'un mezarını bularak askerlerin moralini yükseltmeyi başarmıştır". [hammer, osmanlı devlet tarihi 1 , s:540]

    franz babinger de (1891-1867) bu olayın gerçek olmadığı görüşünü savunarak şöyle der: "dini hisleri kamçılayan bu aldatmaca hiçbir çağdaş kaynakta yer almaz. fatih sultan mehmet'in islam dünyasına gönderdiği fetihnamelerin hiçbirinde hazreti muhammed'in bayraktarı hakkında tek bir söz bile yoktur".[babinger, mehmed the conqueror and his time, s:113]

    yaşayan en büyük osmanlı tarihçisi halil inalcık da şöyle der: "istanbul kuşatması sırasında dört düşman gemisi haliç'e gelerek yardım getirdi. istanbul'da rum halkı surlara çıkarak türklere karşı gösteriler yaptı. bizim asker arasında ümitsizlik doğdu, hatta bir kaynağımıza göre bazı askeri gruplar, bu işin sonu yok diye kuşatmayı bırakıp gitmeye başladılar. çok nazik bir durum vardı. o zaman akşemseddin fatih'in şeyhidir, hacıbayram tarikatındandır. eyüp el-ensari'nin mezarını bulmak için kolları sıvadı. akşemseddin o'nun mezarını bulacağım diyor. moralin düştüğü bir anda peygamber sahabesinden olan eyüp'ün mezarını bularak askere moral amacıyla padişahtan müsaade istiyor. bugünkü eyüp mevkiinde kazı yapıyorlar, orada eskiden bizans manastırları vardı, toprak altında yazılı mermer parçası buluyorlar. işte mezar burası diye orduya ilan ediyorlar. askere savaş için yeni şevk, heyecan geliyor". [çaykara, tarihçilerin kutbu: halil inalcık kitabı, s:431]

    "akşemsettin fetih tarihini tayin için istihareye yatmış. topkapı sarayı arşivinde bununla ilgili bir mektup ortaya çıktı. akşemseddin fethin gününü rüyasında keşfetmiş fakat o gerçekleşmiyor. bunun üzerine o'na ve padişaha karşı dedikodular çıkıyor". [çaykara, tarihçilerin kutbu: halil inalcık kitabı, s:431]

    "eyüp semti, bizans döneminde kozmodion olarak bilinen, birçok azizin mezarlarının, kiliselerin ve ayazmaların bulunduğu kutsal bir yerdi. 287 yılında romalılar tarafından öldürülen ikiz kardeşler aziz kozmas ve aziz damianos adına kurulan kilise çok ünlüydü. kozmodion semti, adını bu azizlerin adından almıştı. kudüs'ün, roma'nın hristiyan hacıları çeken yerler olması gibi, burası da istanbul'un en kutsal semti olarak bir hac bölgesi vazifesi görüyordu. osmanlılar döneminde de bölge bu özelliğini korumuştu. bu nedenle, istanbul'a geldiği bile pek olası olmayan ama sonradan anlatılan bir rivayetle mezarının istanbul civarında olduğu ileri sürülen eyüp el-ensari'nin ölümünden 765 yıl sonra kendisine bir mezar yeri tespit edilmek istendiğinde bu seçim için bizans'ın kozmodion bölgesi tercih edilmiştir. osmanlılar döneminde kilise ve manastırların yerine cami, türbe ve tekkeler yapılacak, eski bizans azizlerinin bir kısmı da islam evliyalarına dönüşecek, ardından pekçok osmanlı ileri geleni bu bölgeye gömülecekti". [ismail tokalak, bizans-osmanlı sentezi, s:422]

    "dönemin bizanslı tarihçileri de ebu eyyub'un istanbul'u kuşatan orduda olduğundan bahsetmemektedirler. bu olaydan bahseden tek islami kaynak, ibn sad'ın (ölümü 845) "tabakat" adlı eseridir. sonraki islam tarihçilerinin de kaynağı muhtemelen bu eserdir. ebu eyyub'un ordu içinde bulunduğunu ve kendisinin istanbul'da öldüğünü yazan tek eser olan "tabakat", bu olaydan iki yüzyıl sonra yazılmıştır..

    ..aynı zamanda bu konuda elimizdeki en eski kaynaklardan olan bizanslı tarihçi teofanes'e göre söz konusu seferde araplar ancak boğazın asya yakasına yani kadıköy'e kadar gelebilmişlerdir. diğer arap yazarlar da bu seferde bir arap donanmasından bahsetmemektedir". [stefanos yerasimos, konstantiniye ve ayasofya efsaneleri, s:177]
  • şu an tadilatta olan türbe..içeriye giremiyorsunuz ama dua kapısının önünde var olan kalabalığın arasında girerek duanızı edebiliyorsunuz..genel olarak huzurlu bir ortam..tarihi,turistik,huzur verici..
  • ne soner yalçın ne de hammer. bu halktan kimseyi eyüp sultan türbesinde eyüp sultan yatmadığına inandıramazsınız. bu konuda şüpheliyim özellikle de tarihçilern dedikleri yönünde. çünkü eyüp sultanın naaşının türbenin yanındaki ağacın dibinde yattığını ve yılın belli zamanlarında ağaçtan kan sızdığını söyleyenler bile var. sakat bir mesele.
  • hazreti soner yalçın'ın tarih bilgisini şuradan anlayabiliriz;

    "hz. ali ile birlikte haricilere karşı savaşan hz. eyyup, nasıl oluyor da düşmanı muaviye’nin ordusuyla sefere katılıyor; tuhaf değil mi?"

    muaviye'nin düşman olduğu doğru da haricilerden demeyeydi iyiydi. a cehaletim benim.

    şimdi bu adam orada hz. eyyüb yok diyorsa, bilin ki kesin oradadır.

    ayrıca yazısını dil bilgisi iyi seviyede olan bir edötöre gösterdikten sonra yayınlasa daha şık durur.

    şık: soner yalçın'ın yazamadığı yazı şekli.
  • babaannem hayatteyken buraya yılda bir kez uğramak bir nevi aile ritüelimizdi. babaannem, amcam, babam, yengem, annem, kuzenler, kardeşim; yengem rahmetli olunca amcamla kuzenler gruptan ayrıldı. babaannem vefat edince gitmez olduk, zaten o diretirdi hep gidelim diye. ben mezar taşlarını, süslü yapıları, avludaki büyük ağaçları severdim; keşke babaannem yaşasaydı da yine tuttursaydı eyüp'e gidelim diye. babaannemle en güzel fotoğrafımız orayı bir ziyaretimizden; bir elinde ufak ve çiroz ben, bir elinde kardeşim, tatlı tatlı gülümsüyor.
  • eyüp sultan türbesi, eyüp sultan cami’nin kuzey tarafından iç avlunun hemen önünde yer alıyor. 1454 ve 1455 tarihleri arasında fatih sultan mehmet tarafından yaptırılan eyüp sultan türbesi, sekiz köşeli olup tek kubbelidir. kesme taştan yapılmıştır. kubbe, cephe yüzlerine oturtulmuştur. kasnağı olmayan eyüp sultan türbesi, kabartma sütunlardan meydana gelmektedir. pencere söveleri mermerdir. alt pencereler pirinçten dökme kapakları vardır.

    eyüp sultan türbesi’nin içi alt pencerelerin üst silmesine kadar duvarlar mavi ve beyaz renkli sinilerden oluşmaktadır. üst pencerelerin hizasından itibaren kubbe kilit noktasına kadar kalem işlemelerle süslenmiştir. eyüp sultan türbesi’nin ortasında etrafı gümüş şebekeli bir parmaklık içinde hz. halid bin zeyd’in sandukası vardır.

    türbenin içinde ve sandukanın ayakucuna rastlayan duvarın kenarında bir kuyu vardır. bu kuyunun mermer bilezik tarafı, türbe duvarı özel olarak bir miktar oyulmak suretiyle yerleştirilmiştir. türbenin önünde medhal dediğimiz bir kısım vardır. fatih devrinde türbenin kapısı önünde bir revak bulunuyordu. burası sütunlar üzerine oturtulmuş bir kubbecikten ibaretti. yanları açıktı.
  • çocukluğumdaki halinden eser kalmayan türbe. eskiden yerde halılar vardı. peygamber efendimizin ayak izi vardı. şimdi giriş yapılan yerden geri geri yürüyerek çıkış yapılırdı. ayakkabıyla girilmezdi. türbe daha bir değişikti sanki. ya da ben çocuktum. eskiden daha mı saygı vardı acaba türbe'ye diye düşündürdü. uzun süre sonra gidince içim bir burkuldu. eskiden yaşadığım mekanlara karşı bir bağımlılığım var galiba...