şükela:  tümü | bugün
  • eyvah necdet: bunca yıllık çaycısın asım. hiç tavşanları düşündün mü? çaya neden tavşan kanı derler sence?

    asım:...

    eyvah necdet: hişş! sana bişey sordum.

    asım: şey... kırmızı diye heralde.

    eyvah necdet: kırmızı ha! gülünsün

    [midyat ve seyfonun gülme efektleri]

    eyvah necdet: sen hiç kırmızı çay gördün mü asım?

    asım: görmedim ama...

    eyvah necdet: peki o halde neden çaya tavşan kanı derler? çayın renginden değil asım. kanın çokluğundan. o tavşan deyip geçitğin hayvandan o kadar çok kan akar ki şaşarsın. bu yüzden avcılar tavşan vurduklarında bi gün boyunca kanın içinde bekletirler. tavşanın eti başka türlü yenmez asım.

    asım: haliyle biz o kadarını bilemiyoruz tabi.

    eyvah necdet: yani burda anlatılmak istenen çayın rengi değil. bereketidir asım. içsene çayını.
  • necdet züleyha'nın evine girdiğinde saldıray durgun'u görür:

    - bir tilkinin kümese girmesinde şaşılacak bir şey yoktur züleyha. lakin şaşırtıcı olan tavuğun tilkiyi kümese davet etmesidir..
  • - uzun zamandır sürüngenleri düşünüyorum züleyha... mesela bir yılan. hiçbir zaman bir boy aynası olmayacaktır. o da bunu bilerek hayatını ona göre düzenlemiştir...

    - tilki'nin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır derler züleyha. ama bu tilki'nin kürkünden dolayı değildir. bu tilki'nin kaderidir...

    bir keresinde de adamın birini bağlamışlar koltuğa, necdet de karşısına geçmiş konuşuyor.

    -:örümcekleri hiç düşündün mü? örümcek, ağını ufak adımlarla ve büyük bir sabırla kurar. sonra da bir sineğin düşmesini bekler... sence burda hangimiz sinek oluyoruz?

    +: ben abi galiba.

    -: midyat, seyfo gülün lan.
  • hayvanlarla ilgili yaptığı onlarca felsefi muhabbet içindeki kanımca en güzeli şu şekilde olan karakter:

    bir demet tiyatronun son zamanlarında eyvah necdet mükremin çıtırla iyiden iyiye kanka olmuştur. birisi necdet abimize "mükreminin köpeği olmuşsun" diye laf sokar. eyvah necdet de "dost dostun köpeği olmakla birşey kaybetmez, iş ki dost puştun köpeği olmasın" diye lafı gediğine koyar.
  • züleyha nın "allah aşkına necdet bir boş günümüzde, bir kerecik olsun hayvanat bahçesine gitmeyelim ne olur" diye yalvardığı tabiat babasıdır.
  • "züleyha, şimdi bir tavşan sessizliği ve ceylan çabukluğuyla geliyorsun" repliğiyle bizi büyüleyen haşin erkek, karanlık kişi.
  • her kahramanı kahramanlaştıran mutlaka bir kötü bulunur ya hikayelerde, eyvah necdet de onlardan biridir diyelim kısaca. mükremin'in bütün afacanlıklarını mazur gösteren kötü bir adam. kimi zaman kötüyü oynamak biçildiği için rolünden sıyrılamayıp oynasa da bu mafya babası rolünü, yine de yazılışı gereği her türlü sıradanlıktan uzaktır. fikirlerini ifade ederken başvurduğu zor ve çetrefilli yollardan da gayet kolay idrak edilebileceği gibi varoluşun derinliklerini inceleyen bir yaklaşımla bakmasa da hayata, yine de derinlerden bir yerden, başka bir açıyla baktığı apaçıktır.
    heybetini kendisine hayat veren erdal tosunun akıllardan çıkmayacak oyunculuğu ve ses tonunun yanısıra yılmaz erdoğanın kelimelere takla attıran yazarlığından alan, zaman ve mekan kavramlarından bağımsız olarak her türlü konuya hayvanların gözünden yaklaşabilen, yeri geldiğinde teşbihlerinde dem vurduğu evcil hayvanlardan daha uysal, yeri geldiğinde ise en vahşi hayvandan daha yırtıcı olabilen, gamsız, fütursuz gibi görünen yapısının altında çok duyarlı bir kişilik barıdıran, televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en değişik kötü adamı.
    züleyha ile olan ilişkilerinin garipliği de ayrı bir mevzu bahis konusu olsa da belirtmek gerekir ki sevip de kavuşamayan aşıklar durumunun olmadığı aşikardır fakat kesinlikle züleyhayı kullanmayı amaçlamayan bir ilişki olmadığı da gözlerden kaçmamalıdır. züleyha, eyvah necdetin gözlerinde metres olarak görülmektedir. eyvah necet, sevse de sevmese de, mafya babalığının kendinden emin tavrını pekiştiren, fikirlerinden sual olunmaz endamı destekleyen görünümünü bir yana bırakıp züleyha ile evlenememektedir. bu açıdan bakıldığında kavuşamamanın kahrını çeken, dayanıklı gözüken fakat içinde fırtınalar kopan bir kötü adamdır eyvah necdet.
  • "zannedildiği gibi midyat mardin'e değil, bana bağlı" repliğiyle de güldürmüş, hep güldürmüş bir demet tiyatro karakteri.
  • el emeği göz nuru bir demet tiyatro'mun en kral karakterlerinden. tabiat babası. hayvanlar aleminden verdiği örneklerle her konuşmasını can kulağıyla dinletmiş en orijinal mafya babası. gerek ses tonu, gerek konuşması gerek tipi ile bu klasmandaki birinciliği sanırım kimseye kaptırmaz. beyinlere kazınan öyle bir performans sergilemiştir ki şu kadar yıl olmuş hala akıllardadır eyvah necdet. cem yılmaz'ın konuk oyuncu olarak katıldığı bölümde bahadır' la (cem yılmaz) konuşması şahanedir benim için

    eyvah necdet: kamyonun yanında yatan köpek üzerindeki gölgeyi kendi gölgesi zannedermiş. birden bire kamyon gidince direk ööyleee kalakalırmış. e bu salaklık bir köpeğe yakışıyor ama sana köpeklik yakışmıyor bahadır. unutma bu gölgenin asıl sahibi benim. benim kamyonluğumu..

    bahadır: ya necdet abi çok güzel söylüyosun da, yani biz çaydan kazandığımız bütün parayı buraya nakliye ediyoruz yani ama yani nereye kadar? bi yere kadar. bilmiyorum...

    eyvah necdet: bak bahadır bak bahadır bir su aygırı tek başına yaşadığı müddetçe...

    bahadır: ya necdet abi çok güzel söylüyosun da olay farklı yani değişik, bilmiyorum.

    eyvah necdet: köpeklik yeterince kötüdür bahadır bi de ayvah necdet'in sözünü kesen köpek durumuna düşme.

    ..............................

    eyvah necdet: görüşmeyeli iyice tevazuyu elden bırakmışsın olum.

    bahadır: niye abi?

    eyvah necdet: baksana kendine ve yanındakilere adam diyorsun. siz adam değilsiniz bahadır benim kesme şekerimin üzerine toplanmış bi grup karıncasınız o kadar.
  • yılmaz erdoğan'ın en çok onun repliklerini yazarken zorlanıyorum dediği bir demet tiyatro karakteri.