şükela:  tümü | bugün
  • almanyadaki* ateist toplumunun rahatsiz olduklarini belirtip ezan okumanin (ve ek olarak kilise canlarinin) yasaklanmasini talep ettikleri fakat mahkemeler tarafindan katlanmaya devam etmeleri gerektigi cevabini aldiklari zorunluluk. bu insanlar, verilen bu karara karsilik sosyal haklarini kullanarak kent meydani gibi kalabalik yerlerde gunde bes defa megafonlarla bes dakikaligina "tanri diye bisey yoktur" diye bagirabilmek icin izin almis ve uzunca bir sure de bu haklarini kullanmislardir.
  • ezan da kilise çanı da günümüz şartlarında tamamen sembolik hale gelmiş olmakarı gereken, haberleşme, çağrı, uyarı biçimleridir, tıpkı hiçbir anlamı kalmayan gudik ramazan davulcuları gibi. böyle bir gelenek sürdürülmek isteniyorsa işi "koduk mu çocuğu", "sike sike dinleyeceksiniz işte!" kıvamında değil de, duyduğumuzda müezzinin ve hoparlör sistemini kurduranın kulaklarını ve ailesini çınlatmayacak dozajda olması en makul olanıdır, herşeyin bir orta yolu, kimseyi rahatsız etmeyecek bir usulü vardır. 100 metre arayla tam bir doğu gösterişliliği içerisinde gereği olmadığı halde yapılan camilerin her vakit hepsinin birden avazının çıktığı kadarıyla çığırması psikolojik ve sesli şiddet/baskı uygulanmasından başka bir şey değildir. 5-10 camiden birinde okunması dahi herkesin makul bir düzeyde ezan duymasını sağlayacak kadar çok cami var bu ülkede, neden öyle yapılmıyor da hiçbir kutsal yanı olmayan, gelenek haline gelmiş bir çağrı bu kadar yüksek volümlü yapılıyor ve bir de putlaştırılıyor anlayamıyorum. aslında anlayabiliyorum, her şeyi içten değil de şeklen ve eş dost alışverişte görsün zihniyetiyle yaşayan türk insanı için dine bağlılığın şekle dökülmesi durumlarından bir tanesi olduğu içindir... mesele ezan dinleyebilmek değil, aynı ses düzeyinde ve sıklıkta bir müslümanın duymaktan rahatsız olabileceği bir dini veya din karşıtı anons yapılsa o zama ne olurdu, mesele odur. hristiyanlar misyonerlik yapıyor diye yer yerinden oynadı ki misyonerlik çok doğal ve normal, müslümanların, müslüman tarikatların dahi sürekli ülkemizde yaptığı bir çalışma biçimi, zorlama yok bir şey yok...

    kanzuk zamanının ötesinde entry servisi gurur ve memnuniyetle sundu efendim.
  • avrupada hangi ülke olduğunu hatırlayamadığım bir ülkede ateistler şöyle bir çözüm bulmuşlar olaya.
    önce gidip şikayet etmişler "ben günde beş kere bunu dinlmek zorunda değilim. sabahın köründe dinlemek zorunda hiç değilim" demişler.şikayetleri üzerine din ve ibadet özgürlüğü bıdı bıdısıyla karşılaşan bir grup ateist günde beş vakit "allah yoktur. hepiniz gerizekalısınız. yemişler sizi" şeklinde sokaklarda ellerinde megafonla bağrışmaya başlamışlar. sonunda hem ezan hem ateistlerin protestoları yasaklanmış.

    edit: norveçmiş bu ülke. birinin hatırlatmasını bekliyodum.wednesday hatırlattı saolsun
  • ezan okunurken müziğin sesinin kısılması veya tamamen kapatılması gerektiğine inanan ve hatta bu konuda uyaranlar bile var. ezan dinlemeyi zorunluluk olarak algılamıyorum ama bu kadarına da pes diyorum yahu. kulağımdaki kulaklığın size ne zararı var be?
  • ota boka "inanç özgürlüğü" lafını kullanmanın bininin bir para ettiği şu dönemde; bu başlığa yazılmış olan, "altı üstü bikaç saniye ne olacak duyma işte" vb. lafları görünce daha uzunca bir süre inanç özgürlüğünü gerçek anlamda elde edemeyeceğimizi fark ettim.

    duymakla dinlemek arasındaki fark gibi bir anlayışla terslenmek nedir ya. böyle saçma sapan bir düz mantık olabilir mi. madem öyle; aynı düz mantıkla ben gidip bi türbanlıya, "birkaç dakika çıkar şunu yahu nolacak" diyeyim. aynı kesim sen kimsin lan diye dere tepe dümdüz gitmez mi bana soruyorum size?

    ayrıca anlayamıyorum da, ezanı bu kadar çılgınca savunan bu kesimden kaçta kaçı ezan okunduğu vakit kalkıp camiye gidiyor da ibatedini yerine getiriyor? herkesin alarmının, cep telefonunun vs. olduğu bu dönemde ramazan davulu işlevini ne derece yerine getiriyorsa ezan da anca o kadar işe yarıyor bence. tıpkı kilise çanları gibi işlevliliği çoook uzun yıllar geride kalmış sembolik bir ritüel sadece. körü körüne bu kadar savunulacak ne var ki bunda? sen eğer tanrı'ya inanıyorsan, ister müslüman ol ister hristiyan fark etmez, inancının gerektirdiklerini kendince ve imkanların doğrultusunda yapıyorsan, ibadetin sen ve tanrı arasında kalıyorsa zaten böyle gerekli gereksiz her şeyi savunma ihtiyacı duymazsın. şov biznız.
    başka hiçbir şey değil.

    ve evet ben de rahatsız oluyorum sokakta dalmış yürürken beni kuyruğuna basılmış kedi gibi sıçratan desibel ayarı olmaksızın bangır bangır yayın yapan camilerden. bu inançla falan alakalı değil, nasıl deli gibi yüksek sesle müzik yayını yapan yerlerde duramıyorsam, bu ezan sesi de aynı şekilde rahatsız ediyor beni, malum nerdeyse her sokağa 1 caminin düşmek üzere olduğu memleketimde bu durum bir çok sesli müezzinler korosu oluşturuyor. pek hoşlaşmıyorum ancak kanonda oldukça başarılılar. inkar edemeyeceğim.

    kaldı ki içiniz rahat olsun sevgili muhafazakar kuzucuklarım, ezan konusunda bu başlık altında dertlerini anlatan kesim, ülkenin hal ve gidişatının, dolayısıyla ezan konusunda bırakın ezanın kaldırılmasını, makul düzenlemeler bile yapılamayacağının da yeterince farkında. maalesef.
  • sürekli duyulan ve belki istenerek belki de istenmeyerek alışılan sesler belli bir zaman diliminden sonra artık bünyeyi rahatsız etmezler. çünkü ilgiyi çeken* bir şey değilse bilinç altı bunun gereksiz olduğunu düşündürüp ilgiyi dağıtmaz , kişiye rahatsızlık verdirmez. ama yanlı düşünceler taşıyıp , bunun gereksizliğine kendine başka bir iş bulamayacak kadar takmış kimseler eminim her dinlediklerinde gene rahatsız olacaklardır. bu yüzden boşuna dert yanılmaması gereken sorundur. bir caminin tam karşısında 25 metre mesafede oturan biri olarak ben de sabah ezanlarında zıplıyordum ilk taşındığım 2-3 ay. şimdi noldu belki bütün gün hiç ezan duymadığımı hatırlıyorum. çünkü kendimi buna şartlandırmıyorum. aynı zamanda herkes bir sürü sesten şikayetçi olabilir ancak belli normları ve etkenleri olan bir yapıdır toplum ve herşeyi herkese göre 4 4'lük olamaz tabiki. bu arada beni de arabaların motor sesleri rahatsız etmektedir. ama bişi diemiorum ne yazık ki .ezan haricinde gerçek anlamda çok daha etkili ve zararlı gürültü ve sesler vardır. önce bunları çözzelim sonra günde en fazla 10 dakikamızı olan bir şey için kolları sıvarız.
  • inanç* adına yapılan herşeyin kanunlara uygun olduğu sanrısındaki insanların, günde 5 sefer, aynı anda, tüm şehirde "tanrı yoktur! tanrı yoktur! hayatınızı yaşayın, bilime felsefeye ve sanata yönelin! ibadet etmeyin!" gibi bir anons duymadan neden tastamam doğru olmadığını farkedemeyecekleri durum.

    ezan'ın gayri müslim vatandaşların hoşgörüsüne ve sevgisine dayandırılarak okunduğunun bilindiğini sanırdım ben ama öyle değilmiş meğer..
  • muhammed'in çağında bilgisayar, cep telefonu, kişisel bilgisayar, alarmlı saat vs. olsaymış, bugüne ezan mı kalırmış diye düşündüren komedi.
  • günümüzde arkalarından aldıkları rüzgârla bazı zihniyetlerin sapla samanı karıştırarak getirmeye çalıştıkları zorunluluk...
    halbuki bu işler zorla olmaz.
    allah ile kul arasına girmek iyi değildir.
    herkesin dini kendinedir.
    benim özgürlüğümün başladığı yerde senin özgürlüğün biter... ve onun özgürlüğünün başladığı noktada da benim özgürlüğüm sona erer...
    bunlar temel ahlaki kurallardır... anlamak için çok fazla zekaya gerek yoktur...

    bu olayın ayrıca atatürk ile hiç bir alakası olmamıştır... zorlayarak sırf hakaret edebilmek ya da yıllar önce aramızdan ayrılan önderimize laf sokuşturabilmek için bile bu denli köpükler saçarak saldırmaya uğraşmanın da gereği yoktur...

    sen gider ondört yaşındaki kıza tecavüz eden gazeteciyi kendine örnek alırsın, ben ise ata'mı örnek alırım, bu konunun da zorla ezan dinletmekle alakası olmaz...

    madem ki haklara saygı, madem ki demokrasi, madem kiazınlık hakları, o zaman bir yerlerde de satanist kilisesi kurma zamanı gelmiştir.
    kurban bayramlarında satanistlerin de kedi kesmelerine de ılımlı yaklaşmak gerekir...

    öfff fenalık geldi valla...
  • iran'da bulunmayan zorunluluk.

    (bkz: iran/#9598617)