şükela:  tümü | bugün soru sor
  • http://www.elestiri.org/…igi-ve-hoparlorlu-camiler/

    rahatsız olunmayacak gibi değil. evin 150 metre ilersindeki camiden (şu an minarelerini görebiliyorum oturduğum yerden-2 minaresi var) 8 tane hoparlör seçebildim.

    bebeğim var, küçük. her ezan vakti uyanıyor. camlar zangırdıyor sesten desem yeri... bugün sabah ezanında korku içinde sıçradı çocuk ve bi daha uyuyamadı tüm sabah.
    müftülüğe bildirdim, umarım önlem alırlar.
    sadece oturduğum apartmanda 1 bebek daha var. onun da ağlamasını duyduk bu sabah, ezana müteakip.. o da sıçramış yavrum..

    eziyet ya, yemin ederim eziyet!

    edit: ispiyonlanmış "zarar verici nitelikte dezenformasyon" içerdiğinden dolayı... linkteki makale mi rahatsız edici oldu bilmiyorum ama herhangi dezenformasyon içermiyor bu makale... yazdıklarım ise kendi deneyimim zaten.
    illa tanım: evde küçük bebeği olup da evi 8 hoparlörlü bir camiye yakın olanların içine düşecekleri durum.

    ayrıca muhafazakar çizgisiyle bilinen yeni şafak gazetesinden de bir yazı eklemek isterim konuya dair. belki "enformasyon" olur

    http://yenisafak.com.tr/…-sesine-suc-duyurusu/32424
  • önce öğrenelim;

    ezan, müslümanlığın yeni yeni yayıldığı, insanların müslümanlığı yeni tanımaya başladığı bir zamanda inananları camiye, namaza çağırmak için icat edilmiştir. gayet de güzel düşünülmüş yerinde bir karardır.

    fakat bu uygulamadan rahatsız olmak için illaki ultra laik, başka bir din mensubu, deist ya da ateist olmak gerekmiyor. o günlerin şartlarıyla zorunluluktan icat edilmiş bir şeyin hala uygulanmasından rahatsız olmak olabileceğini düşündünüz mü? asenkronize bir şekilde başlayan ve okumasa daha iyi olacak kişilerden (bet seslilerden bahsediyorum istisnaları tenzih ederim. misal salihli'de bir hocaya denk gelmiştim şarkı gibi okuyordu dinlemeye doyamazdınız) dinlemenin ne kadar rahatsız edebileceğini? günümüz inananları olarak yeniliklere tamamen kapalı bir din haline getirilen islam'ın aslında bilime ve teknolojiye ne kadar açık olduğunu kur'an-ı kerim'i anlayan herkes bilir(bakın okumak demiyorum). kolunda kol saati, kıçında cep telefonu vs vs bir dünya elektronik aksam taşıyan günümüz insanının 5 kere namaza çağrılmasının gereği nedir? öncelikle bunu sorgulamak lazım.

    "ezan adettendir, böyle gelmiş böyle gidecek" diyecek olursanız ortada fistanla, sakalla, cübbeyle gezen kişiler var... sorduğunuzda "hz. peygamberimiz(s.a.v) böyle gezermiş o yüzden böyle giyiniyorum, adettendir" diyenler var (birebir yaşanmış bir hikaye o da başka bir entrynin konusudur). onlara da "peygamber deveye biniyordu altındaki mercedes ne? deveye bin o zaman?" demek gerekir. (bu da yaşanmıştır) arabistan sıcağında ve o şartlarda (klima yok bak klima) tabi ki fistan giyecek kot icat olmuş muydu arkadaş?

    kısacası, hz. peygamberimiz ve sonrasında gelen halifelerin müslümanlığı ve kuran-ı kerim'in özünü bozmamak için gösterdiği çaba amacına ulaşmış, fakat bizim insanımız olayı yanlış anlayıp müslümanlık elden gidecek diye tüm yeniliklere kendini kapatmış ve körü körüne bağnazlığa doğru yelken açmıştır. işin ilginci artık kur'an'dan ve peygamberden ziyade başkalarının sözlerine ağlayıp başkalarını dinlemeye başlamışlar, allah'ın ve peygamberlerin en istemediği konuma kendileri düşmüşlerdir.

    dost meclislerinde bulunan karşıt görüşlü arkadaşlarla yaptığımız teatilerde arkadaşlarımız daha önce bunları sorgulamadıkları için büyük çoğunluğu hak vermektedir. hak vermeyen arkadaşlarımızla da birbirimize girmemekteyiz zira hoşgörü denen bir şey var islamın altın maddelerindendir.

    kıssadan hisse;

    olan olur, olmayan olmaz. sokaktaki mescit'in megafonu çok bağırıyor diye imamla anlaşma yapıp ezan okutmayan bir sokakta büyüdüğüm için olabilir belki böyle düşünmem ama kendimce dinim de imanım da yerinde. buradan sözlükteki bütün müslümanlara ve diğer arkadaşlara selam ederim.
  • içerikten bağımsız bir rahatsızlıktır şahsım adına. günde beş kez ateizm bildirgesi, hıristiyan ilahisi, beethoven'in ay ışığı sonatı, maria callas'tan carmen ya da ne bileyim rumeli türküsü, istiklal marşı; kısacası her ne olursa olsun, dünyanın en acayip şarkısı, en ulvi çağrısı; isterse cennet ilahisi olsun o kadar yüksek desibelli ve o kadar korkunç hoparlörden beni rahatsız etti, ediyor, edecek. ha bir de ezan son birkaç yıldır mı bu kadar yüksek sesli yoksa bana mı öyle geliyor?

    zöge: rahatsız olmamdan rahatsız olanların olması da güzelmiş, ezanın amacını öğrenin derim önce...

    2. edit: zamanın berisine geri geldi entarim.
  • aslında rahatsız olunan ezanın kendisi değil gürültülü ve kötü bir sesle okunmasıdır. son derece de doğal bir durumdur. güzel sesli bir imam tarafından megafon kullanmadan okunan bir ezan kulağa ne kadar hoş geliyorsa, kötü sesli bir imamın sonuna kadar açılmış cızırtılı hoparlörlerle bas bas bağırarak evinizin dibinde okuduğu ezan da o kadar rahatsız edici olur. birçok kişi de bunu eleştirmek yerine tepki çekmemek için konuşmamayı tercih eder. çünkü böyle bir eleştiride bulunduğunuz zaman "ezandan rahatsız olmak" kısmını cımbızla çıkarıp sizi dindiz ilan ederler.
  • bu rahatsızlığa istinaden "kulak tıkacı" tavsiyesinde bulunan insanlar acaba tecavüzcü ile karşılaştıklarında götlerine tıpa mı takıyorlar cidden merak ediyorum.
  • gayet normal bir durumdur. ezanı mikrofonla okumak neyin nesidir, nereden çıkmıştır, bilemiyorum. çıksınlar minareye, çıplak sesle okusunlar, hiçbir itirazım yok. lakin ben günde 5 beş sefer hoparlörlerden gelen bangır bangır sesleri duymak zorunda değilim. hem 50 metre arayla cami yapıyosunuz, hem hoparlör takıyorsunuz, anlamıyorum ki. sonra 3 ezan birbirine karışıyor, cam açıkken evde insanlar birbirini duyamıyor. kimse, ülkenin çoğunluğu müslüman , dinimize saygı falan da demesin. demokrasi yalnızca çoğunluğun istediğini yapmak anlamına gelmez. demokraside azınlık hakları da gözetilir. benim de namaz kılmayan biri olarak sabahın 5'inde uyandırılmama hakkım vardır diye düşünüyorum. ayrıca yaşadığımız çağda insanlar, zamanı ezan sesinden öğrenmiyor, böyle bir ihtiyaç kalmadı. aynı şeyler ramazan davulu için de geçerli mesela. her gece gümbür gümbür bir sesle uyanıyoruz. ben hasta olabilirim, yaşlı olabilirim, uykusuzluk sorunları yaşıyor olabilirim, uyanınca bir daha uyumakta güçlük çekiyor olabilirim. işim dolayısıyla çok erken kalkmak zorunda olabilirim. nedir bu dayatma anlamıyorum ki?
    edit: ezandan rahatsız olmayı, araba sesinden rahatsız olmaya benzetenler olmuş. "o zaman herkes deveyle gezsin" demişler. lakin ikisi aynı şey değil. ezanın hoparlörden bangır bangır okunmasında inanç dayatması var. araba sesinde teknoloji var. teşbihte de hata var.
  • :uzun zaman sonra gelen ekleme ==> bahsi geçen müezzin kalp krizi geçirip rahmetli oldu. yazdıklarımdan pişmanım :(

    evimizin 200 metre yakınında bir cami var. her ezana başladığında camlara kapılara saldırıyoruz kapatmak için. bu kadar yüksek desibel olmamalı kardeşim. üstüne üstlük müezzin güzel de okumuyor, okuyamıyor. çünkü burnunda et var. hayrına gidip bir tane çakıcam burnuna ciddi ciddi düşünüyorum.

    bu adamın okuduğu ezandan rahatsız olmak en doğal hakkım. bu şekilde okunması insanları maalesef ezandan soğutuyor. (bkz: nefs)

    not : elhamdülillah müslümanım.
  • ezandan rahatsız olmanın gayet net sebepleri olabileceği halde (bangır bangır hoparlör, hasta olma, zor uyuma, bebek uyutma halleri vs.) hala "ama ecdadımız, ama şehitler, ama vatan ehühühühü" diye ağlak yapanların tez vakitte geberip gitmesini istiyorum. neden mi?

    1- "vatan" dediğin nane dine göre belirlenmiyor. burası rumların, ermenilerin, ateistlerin de vatanı.
    2- işine gelince "şehit" diye üstünden ajitasyon yaptığın insanların bir çoğu da ateist, ermeni, yahudi, rum idi. esas herkesi müslüman farz ederek onların hatırasına ihanet eden ırkçı-dinci pisliklerden tiksiniyorum.
    3- kulağının dibinde bağıran hoparlörlerden nasıl bir "huzur" bulabilir bu ırkçı-dinci pislikler? herhalde onların kendi cinsine ait özel bir zevk bu.
    4- hastalıktan uyuyamadığı kırıldığı anlarda, bebeğini tam uyutmuş, gözünden uyku aktığı anlarda, evinin dibine cami yapıldığında, götünde hoparlör bağırırken de aynen "ama vatan ama ama şehitlerimiz :((" demeyeceklerini adım kadar iyi biliyorum, sadece "aman günah olur" diye korkacaklar.

    kısaca, malsınız, ırkçı-dinci bir ithalat-ihracat malı, kötü paketlenmiş, içeriği ise paketinden de boş, çöp mal.
  • kişisel tercihtir, inançlı olmayan biri için ezan süper mukaddes bir tını olmak durumunda değildir. zorla günde 5 kere üstelik sabahın körü dahil dinletilmek zorunda bırakılması karşısında en azından rahatsız olma hakkının olması gerekir. senin her boka alınganlığın, her boka saygı beklemen kadar doğaldır.

    (bkz: #30614951)
  • 'kulagi yok bunun' dedikleri turden icraat edenlerin ozellikle kamcilayacagi durum. ozellikle uzatma yari$ina girildiginde evet rahatsiz olunuyor. bi de eszamanli baslamayip kanonumsu gurultu seklinde devam ediyorsa evin etrafindaki onlarca camiden yayilan ezan, cok rahatsiz edicidir. zaten bir bolgeye bir cami neye yetmiyor ben bunu da anlamis degilim ama bu baska basligin konusu. 15 yildir alisilamadigina gore, cidden rahatsiz edici bir durum benim gibi bazilari icin.

    kibris'ta soyle basit bir cozumu var: sabah ezani okunurken yan komsu muftuyu arar ve

    - muftu bey mi
    - evet
    - uyandirmak icin aradim
    - nasil yani
    - hayir cami bizim eve cok yakin, sizin adamin sesi berbat. biz uyandik, siz de uyanin. bizim mahallede haci yagi satmasaniz diyorum.

    zamanin otesinden el salliyorum.