şükela:  tümü | bugün
  • tdk daha sıhhatli bir örnek vermeyi dahi beceremeden her zaman yaptıkları gibi "ben söylüyorum oldu"culukla kelimenin zaten yanlış bilinen anlamını iyice perçinleştirmiş. bakıyorsun tdk sitesine, örnek kabilinden şöyle bir cümleyle karşılaşıyorsun: "başkan ezcümle şunları söyledi" dolmuş şoförünün mü, tdk başkanının halaoğlunun mu, ihaleye rüşvet karıştıranların mı, artık kimin cümlesiyse. bari oldu olacak "babamın ezcümlesi var" diyeydiniz!

    eski tüfekler bazen yazılarında "bu cümleden olmak üzere" diye bir tabir kullanır. genel bir şeyden bahsederken o geneli açımlamak, örneklendirmek, hususileştirmek maksatlı. ezcümle en genel anlamıyla budur. illa ki örnek isteniyorsa, misal google'da kısa bir arama ile öyle halaoğullarının kuzenlerin cümleleri değil türkçe üzerine hassasiyet göstermiş ediplerin yazdıklarından örnekler bulunabilir. sözgelimi yahya kemal'den şöyle bir cümle iş görür:

    "merhum ziya gökalp benim hilkatimin unsurlarını tenkit eder dururdu ve ezcümle derdi ki: vefadan mütehassis ve vefasızlıktan dilgir oluyorsun, hele dostlukla inkisar-ı hayallere duçar olduğun zaman yaralanıyorsun. halbuki vefa, dostluk, şahsi rabıtalar gibi hassalar hep eski alemin meziyetleridir; yeni alemde fert yalnız cemiyeti ve umumi mefhumları sever, ömrünü ve kalbini birkaç kişi için tüketmez, dostluk gibi dar ve havai ideallere kapılmaz, bir şahsın vefası gibi mahdut bir semereye gönül bağlamaz ve bir kimsenin vefasızlığı gibi mahdut bir zarardan inkisar-ı hayale uğramaz. amerikalılara bak! bu adamlar hakikaten yeni insanlar oldukları için dostlara ve dostluklara muhtaç değillerdir. lakin insanlar onlardan daha müterakki bir hale gelecekler ve yalnız cemiyeti ve yalnız fikirleri ve yalnız büyük iyilikleri sevecekler; böyle olacakları için de hiçbir zaman inkisar-ı hayallere uğramayacaklar. ilh... "

    üşenmeyip bütün alıntıyı yazdım, çünkü ezcümle eğer iddia edildiği gibi kısaca, özetle, özet olarak olsaydı yahya kemal'in bu muazzam uzunluktaki açıklaması öncesinde ezcümle kullanması son derece manasız olurdu! ama işte ezcümle, kısaca, özetle demek değil, mesele bu. ezcümle, bahsedilen mevzunun bir alt basamağına inme, onu örneklendirme aracı. yahya kemal'i sürekli eleştiren ziya gökalp bu eleştiri mahiyetinde misalen böyle böyle söylermiş demek için yararlanılan faideli bir dil vasıtası.

    "edipleri bırak, hukuk yok mu hukuk" deniyorsa hukukçulara daha çok hitap edebilecek bir başka örnek gelsin hukuk ders kitabından:
    "kira sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, ezcümle kira konusu evin teslimini talep hakkı ve kira bedelini ödeme borcu ilk planda kendisine geçer." (ezcümleden önceki kısım genel hak ve borçlardan, sonrası ise bunlara örnek teşkil edebilecek misallerden bahsediyor anlaşılacağı üzere)

    birisi "türkçe dil bilgisi takıntısı olan ruh hastaları" mı demişti?
  • tdk'ya göre anlamı "kısaca, özet olarak, özetle" imiş.

    ezcümle, ezcümleyi 'sözün özü' anlamında kullanmak yanlış olmaz sanıyorum.
  • ol tugedır, efenime sölüyüm, cümleten, hep beraber, barabar-barabar-barabar gibi manalara gelebilen yekun ifadesi.
  • (ezcümle): başlıca, örnek olarak.
  • memlekette bu lafı kullanan 100 genç mütefekkirden 90'ı yazılarının sonuna geldiği zaman "yani sözün özü" manasında olduğunu düşünerek yapıştırıyor bir tane ez cümle. hatta ez'i öz yapanı da görmüşlüğüm çok. yapmayalım, yapanları uyaralım lütfen.
  • (bkz: sadet)
  • (bkz: bilcumle) de 'ezcumle' ye yakın bir ifadedir aynı zamanda..
  • sözde değil özde manasına gelir:
    (bkz: in essence)
  • farsça-arapça sentezi olsa gerek. "ez" farsça -den, -dan demek. cümle arapça hep, bütün, cümbür cemaat demek. haliyle ez cümle de bütünün bir numunesi, özeti, örneği, çıkan kısmın özeti demek oluyor.