şükela:  tümü | bugün
  • son yıllarda duyduğum en rezil kelimelerden birincisi ilan ediyorum. ezeni değil de ezileni suçlayan, onu karikatürize eden, gülme nesnesi haline getirip ezilme ilişkisinin kendisi üzerine düşünmeyi ortadan kaldırmak gibi bir el çabukluğuna yol açan berbat bir kelime. ne gaddar, ne zalim, ne ahlaki sorumluluktan kaçan milletmişiz arkadaş, vay lele.
  • bu kelimeyi kullanan her 3 kişiden 2si komplekslidir.küçüklüğünde mahallenin büyükleri bu emirler vermiş o da harfiyen yerine getirmiştir.net.
  • yer yüzündeki en tiksinç kelime budur büyük ihtimalle. valla kullananlar ölümsüzlüğün sırrını da verseler gözümde zerre değeri olmuyor bu kelimeyi kullandıktan sonra. keşke silinse gitse literatürden.
  • ukalalık, bildiğini/ bilmediğini satmaya çalışma çabası ve kendini, geçmişini abartarak övmek bunun turnusol kağıdıdır.
    üstün görünmeye çalışırken itici oluverirsin. yazık.
  • dükkanda birşey alacakken 'ay bakıyım kocam bugün ne kadar para koymuş' diyen kadın gördüm ben ya..nasıl yani dedim 'ee bana parayı o her sabah verir cüzdanıma koyar' dedi. vay anasını sayın seyirciler demek istiyorum ben bütün gün it gibi çalışacağım maaşımı kocama vereceğim o da sabah bana harçlık verecek! bu aşk ,sadakat falan değil yahu külliyen eziklik!
  • ezilen değil de, kendini ezdiren kişi anlamını daha fazla barındıran, üstü örtülü hakaretimsi. sözcüğü kullanan kişi, ezik olduğunu düşündüğü kişinin yetersizliğini, cesaretsizliğini vurgulamaktadır güya... sözcüğü kullanan kişi, mesela, "pardon, siz kimin eziğisiniz acaba?" diye sorarken varsayalım kendi mahallesinde karşılaştığı ve tanıdık gelmeyen kişiye, biraz antisempatik, antiempatik olmuyordur da nedir...
  • lisede, üniversitede, çalışma hayatımda sık sık karşılaştığımı düşündüğüm bir güruhtur.

    mesala, lisede yatılı okurken, leş ezik bir arkadaşım vardı. yatakhane insanlarından olduğumuz için ergenliğin en çirkin zamanlarını birbirimiz üzerinde üstünlük kurup karşısındakini ezmeye çalışmakla geçirmiştik. işte bu acımasız doğal ortamda, bahsettiğimiz leş arkadaş da ezilen grubun içindeydi. adamın lakabı "mal" idi işte, düşünün.

    adam sıkıntıdan, bıkkınlıktan, üzüntüden ne yapacağını şaşırmıştı. fiziken pis bi adam haline gelmişti. 2 haftada bir duş alıyordu. yatağının üstü yatakta yediği yemeklerin artıkları ile dolu idi. bol bol sigara içtiği için, kendisi ile bir duman bulutu dolaşmaktaydı. küfürbaz bir adamdı. hele bir eşyası yere düşmesin, eşyanın küfür etmedik tarafını bırakmaz, gereksiz bir sinirle o eşyayı duvardan duvara atardı.

    arada bir yatakhaneye zil zurna sarhoş gelirdi. bir sefer yemekhaneye o şekilde geldi. ayakta duramıyordu. yemeğini zar zor aldı, döke saça getirdi masaya koydu. sandalyeleri devirdi gelirken. etrafa küfür savurup duruyordu. yemek yerken kaşığı çatalı doğru dürüst kullanamadığı için, hiç abartısız söylüyorum, elleriyle çorba içmeye çalıştı filan.

    o günlerde bu adamın yanında olabilen bir tek ben vardım. kimsenin sevmediği, herkesin üstüne gittiği birinin tek dert yandığı adam olmak nedir bilir misiniz? sık sık birileriyle tartışır, iş kavga haline gelmesin diye ben uğraşırım, kavga ederse ben ayırırım. arada konuşup kendisine bir çeki düzen vermesini ben söylerim. kendisiyle kimse top oynamadığı zamanlarda, basketbol oynamak için ben onu çağırırım. bir kızdan hoşlandığında gelir bana anlatır.

    işte şimdi pişman olduğum sözü de tam da o zamanlar söyledim:

    bu adam her hoşlandığı kızı bana anlatır oldu. bir de ayran gönüllü, sorma gitsin. tabii ki sevgi bekliyor birilerinden. bir gün gelir, "ya ben okulda bir kız gördüm, o kadar güzel ki. saçları çok güzel, gözleri çok güzel." ben birşeyler söylerim, "git kıza açıl, bir yerlere davet et" derim. tabii hüsranla sonuçlanır. iki gün sonra gelir, "hani yatakhanede (atıyorum) cansu var ya, ben onu çok beğeniyorum. ne yapayım sence? nasıl etsem de kızı tavlasam?" diyemiyorum ki "yahu senin hiç şansın yok." ben de artık bu durumdan sıkılmaya başlamıştım. her dakika her dakika kız muhabbeti. bir gün internette takılırken, bu bana mesaj attı. "abi, 2. sınıflarda (atıyorum) merve diye bir kız var. kız çok asil." biliyorsunuz işte, şöyle güzel böyle güzel... ben de o sıra uzunca bir ilişki yaşamaktayım, bu adam da beni bilir kişi belledi. bana sormaz mı, "abi nasıl bir taktik önerirsin?" o sıkılmışlıkla dedim ki:

    "3-5-2 oynuyorsun, kanatlardan saldırıp ayağa pas yapacaksın. ileride baskı yapıp topu kazanmaya bakacaksın."

    kim bilir adamı ne kadar kırdım, üzdüm. adamın tek yanında bildiği kişi, ona böyle bir cevap verdi. adeta alay etti. kim bilir ne kadar üzülmüştür. sonra bir daha bana hiçbir şeyini anlatmadı.

    aman çok da sikimde. ezik, sen de!!!

    yok lan, harbi üzüldüm. :(
  • duyduğum en aşağılık hakaret sözcüklerinden biridir. ezilenlerle duygudaşlık temel insani hasletlerdendir. erdemli olan, birisi eziliyorsa onun yanında durmaktır, "bak şu eziğe" diye alay etmek değil. ezilen birine 'ezik' diye hakaret etmek ancak sizin kişilik zafiyetinizi gösterir.
  • loser için bulunan ezik karşılık. olm zavallı falan desenize. allahın liselileri. 4+4+4'ün en sikko malzemeleri.